Skip Navigation Links
ANA SAYFA
DOSYALAR
MAKALELER
ŞİİRLER
MEAL/YORUM
PORTRELER
SİZDEN GELENLER
YAZI GÖNDERİN
::Haftanın Gündemi
...Şu kadarını söyleyebilirim. Darbeciler de demokrasi adına savaştı; onlara karşı savaş veren devlette... Bu iki gücün çıkar savaşıydı. Halk mazlumdu; onlar demokrasi adına değil; bedel ödememek adına çıktılar meydana. Ama kazanan demokrasi oldu yine; oyununu sağlam kurdu ve kazandı. Diyorum ki meydanda olanlara, bu zafer halkındır, bedel ödeyen halktır; demokrasiye teslim etmeyin. Zira düşmanınız, gerçekte demokrasidir sadece. ...

::Ziyaretci Defteri
statüko ne alemde
17.01.2016 18:48:07

4.5 yıldır siteye girmeyen statükocu sen de değişen ne var ne yok.Kızmışsın ya mutlaka dönüşmüş olmalısın anla tta dinleyelim

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




KUL HAKKI MESELESİ
22 Nisan 2016 akşamı, Bursa Birlik Vakfı’nın rutin Cuma Sohbetlerinden birisisindeydik. Kürsüde moderatör olarak bulunan vakfın Bursa Şube Başkanı, misafir konuşmacıyı takdim etti. Bu kişi, Tüketicilerin Korunması Ve Piyasa Yönetimi Genel Müdürü Sn. Ramazan Ersoy Bey’di. Konuşmasına eski Bakan Ali Coşkun Bey’in ‘Tüketici hakkı kul hakkıdır.’ sözlerini girizgâh yaparak başladı. Bununla tüketici haklarına verdikleri önemi belirtmek istemişti; birkaç defa tekrar etti. Siyasal mezunu bir İmam Hatip’li olan Sn. Genel Müdür, belki de görevlerini nasıl bir dini hassasiyet içerisinde ifa ettiklerini ihsas etmek için olacak “Allah-u Teala, bana kul hakkı ile gelmeyin ne ile gelirseniz gelin; buyurmaktadır.” deyince, yerimden gayrı ihtiyari “Hayır öyle bir şey yok!” diyerek tepki gösterdim. Ramazan Bey konuşmasını kesti, “Anlayamadım!” dedi; cümlemi tekrarladım. Bu defa “Doğrusu nasıl?” diye sordu. Yerinden konuşmak gibi bir usul yoktu. Sohbetin sonunda sorular olursa o dahi yazılı olmak zorundaydı. Kısa bir cevap verip geçiştirmek istedim. Israrla açıklama istedi; “Öğrenmek için soruyorum.” dedi.
Yazar : SERVET OĞRAK   Eklenme Zamanı : 26.08.2016 12:52:49 devamı >
YASAK ELMAYA UZANAN ADEM’E SERZENİŞ
YASAK ELMAYA UZANAN ADEM’E SERZENİŞ Yapma, koparma o elmayı. Ne olur uzanma o dala, seni kandırıyor birisi; bilmiyorsun. Bilmiyorsun bunun vebalini, dökülecek evlatlarının kanı. Durmayacak bu kan, bitmeyecek acısı; sürecek nesiller boyu. Savaşlar olacak, ağıtlar yakılacak, mezarlar masumlarla dolacak, çocuklar yetim öksüz kalacak. Çocuklarda ölecek; kimisi başlarında patlayan bombalarla, kimisi sırtlarından giren mermilerle, kimisi kaçış yolunda denizde boğulacak. Yapma, ne olur… Sana bir şey kazandırmayacak o elma. Her şeyin var; yeter ki bak etrafına. Denizler göller, nehirler ormanlar, balıklar kuşlar, üzümler incirler, ipekler atlaslar… Hepsini al, hepsini kullan. İster uç ister koş, ister zıpla ister yüz. Sev, gül, aşkeyle… Ama yeter ki dokunma. O bir sınav, o bir sınır, o bir tuzak…
Yazar : Dilek BUZ   Eklenme Zamanı : 21.08.2016 23:32:42 devamı >
BİR MELEK
Acıyı çağırdı bir melek. Acı geldi hiç istemeyerek. Bindi de göğsüne üzülerek. Kahrından gözyaşı düştü süzülerek. Zulmü çağırdı bir melek, Zulüm geldi titreyerek. Ezdi de geçti yüreğini üzülerek. Bir nokta al düştü zulmün yanağına, boynunu bükerek. Ve yine bir melek, Bir melek yine gelerek, Hep geldi, katar katar deneyerek, Kapısını çaldı, ama isteyerek!
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 21.08.2016 23:30:02 devamı >
KAFİRE "KAFİR" DENİR Mİ?
Kâfire “Kâfir” Denir Mi? 1839 Tanzimat Fermânında; "Bundan gayrı mülk-i osmâni dâhilinde gâvura gâvur denmeyecek" diye yorumlanan söz ile birlikte, artık müslüman olanların ayrıcalığı kalkıyor ve tüm Osmanlı sınırları içindeki gayr-i müslimlere, müslümanlarla aynı haklar veriliyordu. Yâni artık gayr-i müslimler de her alanda mêmur ve âmir olabilecekler, her türlü haklardan müslümanlar gibi yararlanabilecekler ve hattâ kânun koymada ve hüküm vermede söz-sâhibi olabileceklerdi. Bu fermânla birlikte, “millet sistemi” kaldırılmış, bütün din topluluklarına eşit vatandaşlık hakları verilmiş, müslüman ve gayr-i müslim Osmanlı tebâası arasında tam bir “eşitlik” sağlanmıştır.
Yazar : Harun GÖRMÜŞ   Eklenme Zamanı : 21.08.2016 23:27:06 devamı >
BANA VE SANA
Varlık sebebimiz sebeplerin sahibi olan ALLAHa raicidir. O’na dır hep yüzümüz. O’ndan geldik. Sayılı günlerimizi tamamlayıp bizden öncekiler gibi, gideceğiz. Giderken bu dünyadan sadece kendi yazdıklarımızı götüreceğiz. Varlığıyla âlemi şenlendirenler. Yokluklarıyla da özlenirler. Ne kadar özleniyorsan o kadar büyüksün. Ne kadar aranıyorsan o kadar değerlisin. Yüzü O’na dönük olanlar mutlak doğruya tabidirler. Yanlış içinde bile olunsa er geç hak’la buluşulacaktır. Müslüman olmaktan onur duyanlar. Zor olana tabi olmuşlardır. Bu yol günlük, haftalık, yıllık değil bir ömür yürünecektir. Yılgınlık olsa bile, geri dönmek yakışmaz inanan bir kula.
Yazar : ERHAN TOPRAK   Eklenme Zamanı : 19.08.2016 00:41:17 devamı >
HZ. MUHAMMED’SİN SEN
Olmasan da bu çağda, sen her-an bizdesin, Sen en güzel seste ve hep en güzel sözdesin, Güller içinde en güzel, Hak katında gözdesin, Sen Allah’ın Resûlü, Hz. Muhammed’sin sen. Duyur mübârek sesini, herkes seni dinlesin, Seni duyan ağlar mı, mazlum niye inlesin?, Vur bu çağa yumruğu, yer de gök de inlesin, Sen Allah’ın Resûlü, Hz. Muhammed’sin sen. Sen en yüksek şuurda ve en yüksek “tin”desin, Üç ilâhi kitapta ve üç ilâhi dindesin, Gönlün en aziz yerinde, kâlpte ve zihindesin, Sen Allah’ın Resûlü, Hz. Muhammed’sin sen. Sen Kur’ân’da, Tevrat’da, Zebur’da İncil’desin, Bâzı yerde “şın” dasın, bâzı yerde “sin” desin, Herkes tükenip bitmişken, sen ise hep zindesin, Sen Allah’ın Resûlü, Hz. Muhammed’sin sen.
Yazar : Harun GÖRMÜŞ   Eklenme Zamanı : 18.08.2016 23:25:51 devamı >
CİNAYET GECESİ
CİNAYET GECESİ Yıllar önceydi. Sivas’ta yine soğuk bir kış yaşanıyordu. Akşam ezanından hemen sonra evden çıktım. Yerde yirmi santimi geçen kar vardı. Güçlü adımlarla sokağın ortasında yürümeye başladım. Gidecek yolum uzundu, otobüse binebilirdim askında, öğrenci biletimde vardı yanımda. Ama ben yürümeyi seçtim. Kendimi cezalandırıyordum sanki. Belki de yapmaya kalkıştığım iş için cesaret topluyordum. Attığım her adımla yerde kocaman izler bırakarak yürümeye devam ettim. Yüzüme çarpan tipi hırsımı artırıyor, öfkeleniyor, adımlarımı daha da hızlandırıyordum. Şehir merkezini geçerek gideceğim yere ulaştım. Merkeze yakın bir mahalleydi burası. Üç katlı bir evin ikinci katını gözlerimle yokladım. Işıkları yanıyordu; perdeleri de çekiliydi. Dış kapıda eğreti duran isimsiz zile bastım. Biraz sonra “zarrr” diyerek açıldı otomatik kapı. Eldivenli elimle kapıyı iterek açtım. Yüzüme apartman boşluğunun sıcağı vurdu. Ayaklarımı yere vurarak botlarımı kardan arındırdım. Sonra içeri girip üst kata çıktım. Kapı açıktı ve bir tebessüm abidesi olan, merhamet deryası, letafet, zarafet timsali kişi kapıda bekliyordu. Yüzünde huzur, üzerinde deri bir yelek vardı. Yaklaştım ona; -İçeri girebilir miyim abi? -Tabi canım, dedi. Kapıda bekledim, üzerimdeki karları çırparak öyle içeri girdim.
Yazar : Dilek BUZ   Eklenme Zamanı : 18.08.2016 00:54:30 devamı >
EN YALNIZ KİMDİR?
En Yalnız Kimdir? Bir gün bir abiye dedim ki; -Abi ne çok şanslısınız! -Neden? -Ne çok seveniniz var sizin! Misafiriniz hiç bitmiyor, yalnız geçirdiğiniz bir gün bile olduğunu sanmıyorum. Alaycı bir tebessüm bıraktı ortaya. Şüphe uyandırdı bu hali bende. -Yanlış bir şey mi söyledim, diye sordum. -Yanlış diyemem elbette, birçok misafirim oluyor, birçok arkadaşım var; hepsi de güzel insanlar. Yine de bunlar bir insanın yalnız olmasına mani değil maalesef, dedi. -Nasıl, nasıl olur? Yalnızlıktan mı şikâyet ediyorsunuz? diye sordum şaşkınlıkla.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 15.08.2016 12:45:12 devamı >
MAİ VE NUR
MAİ VE NUR Ben sendeyim uzun gecelerde, Geceler bende, gerçek olmuş düşlerde, Düşler de gökte mai derinliklerde, Kaybolup gitmiş düşüncelerde. Düşün karanlığın ortasında ışır gibi, Yay dört bir yana ışığın dağılsın. Sakın düşürme göz kapaklarını, Hep parlasın gözlerin mai derinlerde. Parlasın gözlerin zulme inat. Mazlum sana hasret, Bekliyor koca bir vuslat. Bir la çıksın o ıtır dillerden, Zulmün karşısına dikilsin, hey hat!
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 13.08.2016 17:20:18 devamı >
UCUNDAN-KIYISINDAN ÎMAN ETMEK
“İnsanlardan kimi, Allah’a bir ucundan ibâdet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isâbet edecek olursa yüzü-üstü dönüverir. O, Dünyâ’yı kaybetmiştir, âhireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır” (Hac 11). Müslüman doğmak ile müslüman olmak arasında çok büyük fark vardır. İnsanlar müslüman bir ana-babadan doğduklarında otomatikman kendilerinin de müslüman olduklarını sanıyorlar. Gerçi her insan İslâm fıtratı ile doğar, ancak fıtrat, İslâm’ı seçmeye uygun olan potansiyeldir sâdece. Hâlbuki müslüman olmak bir “seçim” işidir ve bu seçim bulûğ çağında başlar tercihini yapmaya. Doğuştan müslüman olunmaz yâni. Fakat müslüman bir ana-babadan doğup İslâm’i bir ortamda yaşamanın potansiyel avantajları vardır.
Yazar : HARUN GÖRMÜŞ   Eklenme Zamanı : 10.08.2016 08:33:00 devamı >

 
::Bir Portre
[HyperLink1]
ORD.PROF. ŞEMSETTİN GÜNALTAY
devamı >
::Bir Ayet
(Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah’a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyle bilmektedir.) Maide-8

::Hikmetli Bir Söz
İnsan, nefsini terbiye etmeyip de akıl ve izandan yoksun kalırsa, tenkit edenlerin uyarılarından bir şey anlamaz! (Adiy b. Zeyd’in ahlak ve bilgeliğe dair)

::Ne Okuyalım
Şarkiyatçılık /Edward W. Said /Metis Yayıncılık



Ziyaret Edilme Sayısı : 001881486

iletişim : editor@kimokur.com