Skip Navigation Links
ANA SAYFA
DOSYALAR
MAKALELER
ŞİİRLER
MEAL/YORUM
PORTRELER
SİZDEN GELENLER
YAZI GÖNDERİN
::Haftanın Gündemi
...Şu kadarını söyleyebilirim. Darbeciler de demokrasi adına savaştı; onlara karşı savaş veren devlette... Bu iki gücün çıkar savaşıydı. Halk mazlumdu; onlar demokrasi adına değil; bedel ödememek adına çıktılar meydana. Ama kazanan demokrasi oldu yine; oyununu sağlam kurdu ve kazandı. Diyorum ki meydanda olanlara, bu zafer halkındır, bedel ödeyen halktır; demokrasiye teslim etmeyin. Zira düşmanınız, gerçekte demokrasidir sadece. ...

::Ziyaretci Defteri
statüko ne alemde
17.01.2016 18:48:07

4.5 yıldır siteye girmeyen statükocu sen de değişen ne var ne yok.Kızmışsın ya mutlaka dönüşmüş olmalısın anla tta dinleyelim

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




HAZAN
Yağmur şiddetini arttırmıştı. Sokaklarda kimseler yoktu. Hazan, elleri yağmurluğunun cebinde yavaş adımlarla yürüyordu. Boğazında bir düğüm vardı, yutkunamıyordu bir türlü. Gözlerinin bulanıklaştığını fark etti. Ağlayacaktı. Yağmurluğunun cebindeki ellerini yumruk yaptı. Kendini daha fazla sıkmak istemiyordu. Birkaç damlanın gözlerinden yuvarlanmasına izin verdi. Sonra durdu ve gökyüzüne baktı. Yağmur yüzünü ıslatıyordu. Derin bir nefes aldı ve gözlerini kapattı. Bulutun gözyaşları kendi gözyaşlarını gizlemişti. Hüzün, bütün bedenini ele geçirmişti. Dayanamıyordu artık. Anılarını asla silemiyordu. Hep yanındaydılar. Nereye giderse gitsin, ne yaparsa yapsın unutamıyordu. Özlemişti, hem de çok özlemişti. Çocukluğunu, gülüşlerini, ailesini özlemişti. En çok da ailesini özlemişti. Babasının ona ışıl ışıl bakan gözlerini, annesinin elini tuttuğunda hissettiği güveni özlemişti. Artık daha şiddetli ağlıyordu. Yüreğindeki ateş büyümüş, yangına dönüşmüştü.
Yazar : Ayşegül GÖRMÜŞ   Eklenme Zamanı : 27.11.2016 12:54:59 devamı >
SENİDE VURURLAR EY ACI
Senide bir gün vuracaklar ey zulüm! Dinle! Zafer yazacak yiğitler, susacak ölüm. Susacak ağlamaklı bebekler. ‘’Barış’’ diyecek gözü yaşlı gülüm. Senide bir gün vuracaklar ey zulüm! Serçeler yeniden dönecek bahçelere, Zafer şarkıları şakıyacaklar seherlere. Ve yalnız ona secde edecekler seherlerde. Senide bir gün vuracaklar ey zulüm! Bahçelerde çocuk sesleri, Sokakta yiğitlerin tekbirleri, Ve yükselir minarelerden ezan sesleri. Ona teslim imamlar, Ona teslim bütün kıyamlar. Ve narince bükülen boyunlar. Ve alınlar Onun için topraktalar.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 24.11.2016 11:56:29 devamı >
OLSAM
Olsam Bir bencillik ki, almış başını gidiyor, “Kardeş!, nedir bu yaptığın” diye sorsam, Dinlemiyor da, dînine ecdâdına küfrediyor, Duyururdum sesimi belki CEBRÂİL olsam. Ey bozulup yozlaşmış insan, ömrün geçiyor, Bir ilâhi güçle bunlara siper dursam, Üzülme boşuna, herkes ektiğini biçiyor, Güneşli günler sunardım MİKÂİL olsam. Dalda bir kuş ötüyor, kırda ceylan sekiyor, Kendimi böyle bir yerde bulsam, Bu ne dehşet!; zâlim mazlumu eziyor, Durmazdım bir-an, üflerdim sûra İSRÂFİL olsam.
Yazar : HARUN GÖRMÜŞ   Eklenme Zamanı : 24.11.2016 11:54:44 devamı >
MEZARLIK SOHBETLERİ
Dün, sevdiğim bir abiyi aradım. Halini hatırını sormaktı maksadım. Telefonu telaşla açtı; “korkuttun beni kardeş, dalmışım” dedi. “Uyuyor muydun?” diye sordum. “Hayır, uyumuyordum, Furkan suresini okumaya öyle bir dalmışım ki…” “Anladım abi, kusura bakmayın” dedim. “Yok canım, önemli değil. Yıllık izne ayrılmıştım bu hafta. Sabah erkenden mezarlığa gittim, gezdim dolaştım dört bir tarafı. Sonra annem ile babamı ziyaret ettim. Özlemişlerdir beni, bir görüneyim istedim, uzun uzun konuştum onlarla. Anlattım bir şeyler, sonra dinledim onları. Gerçek dünyadan haber ettiler bana. Sonra da vedalaşıp ayrıldım yanlarından. Yalan dünyaya geri döndüm. Eve geldiğimde yorulmuşum. Uzandım, uyku tutmadı. Açtım Furkan suresini okuyordum. Düşüncelere daldım gitmiştim. İşte o an telefon çalınca korktum velhasıl…” … Daha önceki günlerde bir arkadaşımla karşılaştık. “Geçen gelmedin” dedim. “İşim vardı” dedi. “Ne işin vardı akşam akşam” dedim. “Fırsat buldukça evin yakınındaki mezarlığa gidiyorum, küçük oğlum orada yatıyor, 2 yaşında iken ölmüştü, uyuyuncaya kadar korkmasın diye başında bekliyorum” dedi. “Seninle konuşuyor mu” diye sordum.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 13.11.2016 12:45:13 devamı >
DÎNİ VİCDANLARA HAPSETMEK
“Fitne kalmayıncaya ve dînin hepsi Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şâyet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Allah, yaptıklarını görendir” (Enfâl 39). Târih; “dîni hayâtta görünür kılmak ve vicdanlara hapsetmek” savaşının târihidir. Dîni vicdanlara hapsetmek isterler. Zîrâ dîni tamâmen yok etmek imkânsızdır. Bu nedenle din vicdanlara hapsedilmiştir ve oradan çıkması ihtimâline karşı da, diğer “din”ler olan; ideolojiler, inançlar, fikirler, yaşam-şekilleri ve modern îcatlar başına “nöbetçi” olarak dikilmiştir. Boynunu vicdandan hafif bir çıkarıp uzatacak olsa, hemen tokmağı yada balyozu yer kafasına. Bu durum belli bir zaman sürdürülünce de, dînin asıl yerinin orası olduğu zannedilmektedir. Hâlbuki Allah dîni, tüm hayat için, yâni yeryüzü dâhil kâinâtın tümü için indirmiş ve uygulanmasını istemektedir, emretmektedir. Dînin teorisini belirleyen vahiy, kâinât ile tam uyumludur. Zâten kâinât da, vahiyle aynı kaynağın irâdesiyle yaratılmıştır. O yüzden kâinâtta mükemmel bir işleyiş vardır: “O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutâbakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)’ın yaratmasında hiç-bir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ (tefâvüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?. Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir hâlde bitkin olarak sana dönecektir” (Mülk 3-4).
Yazar : HARUN GÖRMÜŞ   Eklenme Zamanı : 08.11.2016 11:20:14 devamı >
REMY’DE ŞİMDİ ELLERİM
Remy’de şimdi ellerim, Bir yanım burada ise, Bir yanım Ula’da, Vusta’da ve Akabe’de, Gecenin karanlığında Mina’da. Topla silahını bir bir hesapla, Dön geçmişe, kendine, Arın, uzaklaş içindeki ifrite, İfrite fırlat, bir taş da kendine. Kendine gel nefsim, işte ellerin, Ellerin titremesin coşsun seferin, Seferin Mina’da kalmasın, gelsin! Gelsin de gürlesin, işte burada hedefin.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 08.11.2016 11:17:21 devamı >
PATRON
Heyecanlı bir gündü. Ciddi bir şirkette bir günlüğüne çalışacaktım. Çalışmak bile denmezdi aslında; lise ikinci sınıfa giden bir öğrenciydim o zamanlar; sadece bir günlüğüne, şirket ofisinde çalışmakta olan bir arkadaşımın yerine emaneten duracaktım. Birkaç telefona bakacak, birkaç kez zili çalan misafirlere kapı açacak, birkaç kez çay servisinde bulunacaktım. Arkadaşım öyle anlatmıştı bana. Neticede anlatıldığı gibi de oldu. Sabah arkadaşımın verdiği anahtarla ofisi açtım. Çay demlemek için demliğe su koydum. Yerleri süpürüp masaları sildim. Ofis penceresinden soğuk kış gününün şehre nasıl çöktüğünü izledim. İnsanların telaşını, simitçinin satış gayretini, Paşa Caminin gururlu endamını izledim. Rafları dolduran dosyalara, duvardaki besmele tablosuna, boyu boyumdan uzun kauçuk ağacının geniş yapraklarına dokundum; bir bağ kurmak istercesine…
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 06.11.2016 10:23:58 devamı >
HAZAN MEVSİMİ
Hazan Mevsimi Dün “Sabur” ismindeki Afganistanlı bir arkadaşımla kısa süreli yolculuk ediyorduk. Türkçesini geliştirmesine yönelik özel bir gayret içindeydim. Şu köprü, bu ağaç, o bir bulut… Yol boyunca ne görsem hem Türkçesini hem İngilizcesini söylüyordum. (İngilizceyi ana dili gibi biliyordu) Hemen öğreniyordu; çok zekiydi Sabur. (Dört dil biliyormuş; İngilizce, Farsça….) Bir ara haftanın isimlerini sayıyordum. Hem Türkçesini hem İngilizcesini söylüyordum. Pazartesi-Monday, Salı-Tuesday, Çarşamba-Wednesday… Sonra mevsimlere geldik.Yaz-summer, sonbahar- …. Unutmuştum sonbaharın ingilizcesini. Çok çaba sarfettim ama hatırlayamadım. El hareketlerimle “yaz mevsiminden sonraki” diye işaret etmeye çalışıyordum. Sonbahar… Sabur’un gözleri parladı. Ne demek istediğimi anlamıştı.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 05.11.2016 15:15:08 devamı >
CÂHİLİYE
“Câhiliyenin hükmünü mü istiyorlar. Yakînen bilen bir kavim için Allah’tan daha iyi hüküm veren kim vardır?” (Mâide 50). İslâm’a göre sürekli olarak iki toplum bulunur: İslâm toplumu ve câhiliye toplumu. Fakat modern dünyâda; İslâm toplumu câhiliye toplumu, câhiliye toplumu ise İslâm toplumu olarak gösteriliyor ve müslümanlar da bunun gösterildiği gibi olduğunu zannediyor. Sonuçta ise müslümanlardan başka zarar gören yok. İşte bunu tersine çevirmenin yolu, hak ve bâtıl toplumun yâni İslâm ve câhiliye toplumunun ayrılmasıdır. Bu ayrılış, ilk başta vahiy/sünnet-merkezli bir zihnî-kâlbî ayrılışla başlayacak, daha sonra da eylemde görülecek bir ayrılışla devâm edecektir. En sonunda da Dünyâ-çapında hak ve bâtıl olarak açığa çıkmalıdır. Böylece hak ne imiş, bâtıl-câhiliye ne imiş herkes görsün.
Yazar : HARUN GÖRMÜŞ   Eklenme Zamanı : 03.11.2016 19:34:04 devamı >
NE OLUR DÖN BANA!
NE OLUR DÖN BANA! Ah! Çok suçluyuz biliyor musun? Seni hep mezarda gördük, Sanki mezara gömmek istedik. Bir suçlunun infazından kaçışı gibi kaçtık! Ve seni gizlice toprağa gömdük Utanıyor muyduk? Bilmiyorum ama, Ama hep kaçıyor, Ve hep uzaklaşmak istiyorduk. Ve en sonunda seni toprağa gömdük. Gizli, anlamsız bir abd ’la, Yalnız ölüye sunduk. Oysa yerin şehirdi, Sokak, cadde ve evdi, Masamızda ki yemek, Çantamızdaki azık, Yatağımızdaki dua idin sen! Dön şehrime affet! Görmeyen gözüme nur lütfet. Kalbimin tam ortasını fethet. Ne olur dön beni affet! Dön sokağıma affet! Çiçeklerimi renk renk donat, Çocuğumun, kadınımın dilinde dinlet. Ne olur dön beni affet!
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 29.10.2016 15:37:55 devamı >

 
::Bir Portre
[HyperLink1]
ORD.PROF. ŞEMSETTİN GÜNALTAY
devamı >
::Bir Ayet
(Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah’a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyle bilmektedir.) Maide-8

::Hikmetli Bir Söz
İnsan, nefsini terbiye etmeyip de akıl ve izandan yoksun kalırsa, tenkit edenlerin uyarılarından bir şey anlamaz! (Adiy b. Zeyd’in ahlak ve bilgeliğe dair)

::Ne Okuyalım
Şarkiyatçılık /Edward W. Said /Metis Yayıncılık



Ziyaret Edilme Sayısı : 001975684

iletişim : editor@kimokur.com