Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Fitne adam öldürmekten kötüdür. Zira bir kişi bir kere ölür; ama fitne binlerce adam öldürür. Son günlerde Halep ve Suriye meselesiyle ilgili gelişmeleri kaygı ile izliyorum. Yalan yanlış eksik ve taraflı haberlere, her zaman olduğu gibi, kapılan milyonlar görüyorum. Acıdan ders almayanlar, acıdan acı üretirler; daha sonra o acı döner dolaşır yine sahibini bulur. Mazlum ve mağdur Halepli kardeşlerimize canı gönülden acıyan ve destek verenler; lütfen yeni bir küresel oyuna alet olmayalım.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




KAYBETTİKLERİNİ BULMAK
KAYBETTİKLERİNİ BULMAK Kayıp kelime olarak kayıp bulunan yitik, zayi, yitmiş anlamlarına gelmektedir. Bulmak ise arayarak elde etmek, rastlamak, kaybettiği şeyi bulmak, kaybettiği şeyi tekrar ele geçirmek, keşfetmek, ulaşmak, varmak, idrak etmek, sağlamak, temin etmek anlamlarına gelmektedir. O zaman bu iki kelime bir araya gelince kaybettiği şeyi tekrar bulmak anlamı ortaya çıkar. Bu günümüz insanının temel problemi gibi görünse de aslında problemi değildir. Çünkü kaybettiğini bulan aslına rücu eder. Aslı bozuk olan aslı neyse oraya geri dönmüş olur. Bunu örnekleyecek olursak, mesela önceden kapitalist olan bir kişi sonradan Müslüman olmuşsa, kaybettiğini bulursa kapitalizme geri dönmüş olur. Yani kaybettiğini bulmuş olur. Kalemini kaybeden kalemini bulunca da kaybettiğini bulmuş olur. Düşünsel şeylerde tıpkı kalem örneği gibidir. Şimdi Osmanlının dönemine gidelim, islamı yaşadığı varsayalım osmanlı aslında islamı kıyısından köşesinden değişmiş haliyle yaşamaya çalışmıştır.
Yazar : Necdet DALYAN   Eklenme Zamanı : 22.6.2017 14:34:56 devamı >
HAYAT YAĞARKEN OMUZLARA
Bazen hayat parça parça yağıyor insanın üstüne Bazen sanki çamur da yürümek gibi ayaklar ağır geliyor Arkandan çekiyor, omuzlarına basıyor, ağırlık veriyor Hayat bazılarını gök kuşağı altında yürütürken, bazılarına sarp yokuşları reva görüyor Sarp yokuşta yürüyen yanındakine el verirken, gök kuşağı altında yürüyen yanındakine tekme atıyor Ya biz hayata yanlış yerden bakıyoruz, ya da hayat bizi başka bir yere koyuyor. Sert esiyor sarp yokuşta yürüyen rüzgarı, sarp olması yetmiyor, karı yağmuru da eksik olmuyor o yolun, hiç benzemiyor gök kuşağı altında yürüyenlerin yoluna.
Yazar : OKTAY ÜNAL   Eklenme Zamanı : 21.6.2017 14:03:45 devamı >
MÜSLÜMANLARIN GÖRÜŞ AYRILIĞINDAKİ AŞIRILIK
“Hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın üzerinizdeki nîmetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kâlplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O’nun nîmetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidâyete erersiniz diye, Allah, size âyetlerini böyle açıklar” (Âl-i İmran103). “Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, parçalanıp ayrılan ve ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır” (Âl-i İmran105). Modernizm ile birlikte müslümanlarda o kadar çok farklı düşünüşler, anlayışlar ve davranışlar gelişti ki, hiç-biri diğerine uymadığı gibi, düşmanlık derecesinde ayrılığa neden olacak seviyeye geldi. Öyle ki; artık tefrikalaşanlar birbirlerini dinleyemiyorlar ve birbirlerine katlanamıyorlar bile. Aynı Allah’a inandıkları, aynı Peygamberin ümmeti, aynı kitabın mü’mini ve aynı İslâmî târihe sâhip oldukları hâlde, oluşan aşırı farklılık aşırı ayrılıkları da yanında getiriyor. Bunun ana-nedeni vahiy-merkezli olmamaktır. Vahiy-merkezli olunmadığında, yâni Kur’ân bilincin, sünnet de eylemin kaynağı olmadığında, kişiler arasında herkesin aklı farklı-farklı çalıştığından aşırı farklılıklar meydana çıkıyor. Hâlbuki Allah, Kur’ân’ı vahyederek ve Peygamber göndererek, akılların Kur’ân ve sünnet baz alınarak işletilmesini emreder. Zâten ancak bu şekilde ümmet dağılıp ayrılmaz ve birbirine düşman olmaktan korunabilir. Aksi-hâlde ayrılıp dağılırlar ve bu dağılma, yanında doğal olarak güçsüzlüğü de getirir ve günümüzde bâriz şekilde yaşandığı gibi şeytânî güçlerin kontrôlüne girilir. Kur’ân bundan şöyle bahseder:
Yazar : Harun GÖRMÜŞ   Eklenme Zamanı : 16.6.2017 10:15:17 devamı >
PEYGAMBERİMİZİN SECDE ANLAYIŞI
Hz. Peygamber Ebu Zer’e gel ey Ebu Zer deyip onun elinden tutarak Güneşin batışını seyretmeye götürdü. Güneş battıktan sonra Peygamberimiz sordu? Güneş nereye gitti ey Ebu Zer diye. Ebu Zer de Allah ve elçisi daha iyi bilir diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamberimiz, ey Ebu Zer Güneş Allah’a secde etmeye gitti diye cevap verdi. Aslında bununla Güneşin uyduğu kozmik kanunu hatırlarmıştı Peygamberimiz. Güneşin bir şuuru olduğu ve müslüman olduğunu teslimiyette kusur işlemediğini, onun kendisi için konulan yasaya uyduğu ve bütün bunların Güneşin secdesi olduğunu anlatmıştı peygamberimiz. Her halde bu şu anlama gelir, dünya insanla sınırlı değil, Güneş, Ay, Dağlar, ateş, su ve denizler de Dünyanın bir parçasıdır. Bütün bunlarda İslami hareketin bir parçasıdır. Hz. Nuh’un su kardeşi olmuştur. Hz. İbrahim’in ateş kardeşi olmuştur. Demek ki etrafımızda sayısız okunacak ayetler vardır. Ders almak isteyene etrafımızda ki her şey ders vermektedir. Hayatımızı bir okula çevirebilirsek LA silgimiz yani sildiğimiz olur. İLLA ise kalemimiz olur. Silip yazmak lazım LAİLAHE deyip pislikleri temizlemek gerekmektedir. İLLALLAH diyerek yerine doğru olan kaynağı kati olan KUR ‘AN ı koymak lazım. Onun bize verdikleriyle hayata bakmak lazım ki öğreten doğruyu öğretenler olmamız lazım. Yani elimizi yetimlere, öksüzlere, kimsesizlere, itilmiş-kakılmış olanlara, zulme uğrayanlara uzatmalıyız. Onlara ve kendimize hayatı okumayı, ölümü okumayı, baharı, kışı, yazı, yükselişleri, yıkılışları, varlığı ve yokluğu, bolluğu ve darlığı, acıyı ve sevinci, güneşi ve ayı, geceyi ve gündüzü, şimdiyi ve sonrayı nasıl okuyacağımızı öğretmeliyiz.
Yazar : Necdet DALYAN   Eklenme Zamanı : 16.6.2017 10:09:41 devamı >
NAMAZ NEDİR?
Namaz deyince anlaşılması gerekenler günümüzde maalesef anlaşılamamaktadır. Sebebine gelince birçok nedeni var elbette. Öncelikle skolastik inançların tesiri altında kalan müslümanlar her şeyde olduğu gibi bu husustada atalarının tesiri altında kalmışlardır. Atalar ise yıllarca dış etkenlerin kendilerine oynadığı oyunların etkisinde kalmışlardır. Dış etkenler müslümanları Kur’an dan uzaklaştırmak için ellerinden gelen herşeyi yapmışlar ve geleneksel etkenlerin, ayrıca da Kur’an ın dışında ne kadar kaynak varsa o kaynakları değiştirerek işe başlamışlar ve de başarılı olmuşlardır. Velhasıl kelam uyutulmuş bir ümmetin namaz anlayışının nasıl olması beklenebilirki. Peygamberimiz kendisine gelen namaz emri gereğince namaz kılıyor kıblesini ve şekillerini kendisi uyguluyor bu durum taki Kur’an ın yani Allah ın emirleri gelinceye, kadar devam ediyordu. İşte Allah nasıl namaz kılacağını Kur’an da nebisine tarif ediyor ve rukuyu, secdeyi, kıyamı ve kıbleyi Allah belirliyor ve tayin ediyordu. Burada bir husus varki vakitlerin beş veya üç oluşu hususu bu konuda benim kanaatim odurki vakitler ilk başta üç olarak belirlenmiş ve uygulanmış Kur’an ise bu üç vakte kesin ve net olarak vurgu yapmıştır. Fakat peygamberimiz zaman zaman namazı kılarken beş vakit belkide daha fazla olarak icra etmiştir. Ama bu arada kıldığı namaz lar bazen önemli bir olaya karar namazı, bazen şükür namazı bazende tefekkür namazı olmuş olma ihtimali oldukça yüksektir.
Yazar : Necdet DALYAN   Eklenme Zamanı : 13.6.2017 10:10:35 devamı >
NUH GİBİ
Bir Ramazanda bir oruca niyetlenmeliki, o niyet bir çok imanı güzelliği insanda buluştursun, tıpkı aşağıdaki bazı örnekler gibi. Nuh gibi olup iman etmiş fakirleri yanına alıp kibirli zenginlere, sizin sınırlardan taştığınız gibi yakında sular da taşacak ve malınız size hiç bir fayda vermeyecek diyebilmek, imanı uğruna tek bir uyarıya oğlundan vazgeçebilmek, İbrahim gibi olup toplumun putlarına karşı durabilmek, o putları kırabilmek, otoritenin karşısına çıkıp, her şeyi yaratan ve senin dahil her şeyin sahibi sadece Allah’tır ve sen hem taşkın birisin hem de yalancısın diyebilmek, imanı uğruna vatanı terk edebilmek, Lut gibi olup toplum sapıkken, o toplumun için de temiz kalıp ve durmadan bu yapılanların pis olduğunu söyleyebilmek, karısını azabın içinde bırakıp arkasına bile bakmadan hicret edebilmek, Yusuf gibi olup namusuna kimseyi dokundurmamak ve kimsenin namusuna bakmamak ve ben Allah’tan korkarım diyebilmek. İmanı uğruna zina yerine, içinde farelerin dolaştığı karanlık zindanı dilemek,
Yazar : OKTAY ÜNAL   Eklenme Zamanı : 3.6.2017 13:35:19 devamı >
SON KAYAN YILDIZ: AKİF EMRE
Sanki ‘güzel bir ölüm’ dedikleriydi, Akif Emre’ninki. Sessiz sedasız, çalışma odasında Rabbi ile tek başına iken, masasındaki çalışma notları haricinde poğaçasını, çayını ve suyunu yarım bırakarak, aynı sessizlikte çekip gitti buralardan. Hayatını da yarım bıraktı mı? Bunu kimse söyleyemez işte. Çünkü Akif’in hayatının tamı hangisiydi, yarımı hangisiydi, bunu hiçbir insan bilemez. Bütün hayatlar gibi Akif’in hayatının da yarım kalmadığına, ona tahsis edilen sürenin ne bir fazla, ne bir eksiğiyle tamamlandığına inanmamız gerekmektedir. Akif Emre’nin ölümü, su testisinin su yolunda kırılmasının güzel bir timsali olmuştur. Belki de duası hep oydu ve rabbi duasını kabul etmiştir. Kuşkusuz her ölüm haberi insanda hep aynı tesiri meydana getirmiyor. Kimi ölümler daha bir etkiliyor insanı. Ama aslına bakılırsa, ölüm haberleri müminleri üzmemelidir. Çünkü ölüm, herkesin kendi sırasını savmasıdır. Nasıl olsa herkes bu dünyadan bir gün bir şekilde ayrılacaktır. Erken gidenler ahireti erken başlatmakta değildirler; bütün insanlık ahreti birlikte idrak edeceklerdir.
Yazar : Mehmet DURMUŞ   Eklenme Zamanı : 25.5.2017 15:45:05 devamı >
BİR YOLCUYU UĞURLARKEN (ŞİİR)
Bir yolcuyu uğurlarken Vakit bir adım geride kaldı. Bir yaprak daha düştü, bilgelik çınarından. Sessiz sedasız çekildi kara bulutlar, Rahmet yağmurunun ardından. Anlamadı belki hiç kimse, Bilmedi hangi sevdalara daldığını, Garipsedi mağrur duruşunu, Acemi gibi görüldü, Kapitalin sürdüğü telaşlı sürüde… Oysa hak birdi, Söz bir! Sözün olduğu yerde, Susardı diller amade, Kulaklar işitir, kalp koşardı. Ve ruh mest olurdu, yüreğin çarptığı yerde. Ve katar katar düşlerimiz vardı, Bir gün nev bahar gelecek diye. Tohum filize, filiz fidana erecekti. Ve sevdamız dimdik duracaktı. Bir kelam, bir salat eşliğinde. Ve cennet-i ala yere inecekti, İnsan yeniden düşündüğünde…
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 24.5.2017 19:06:37 devamı >
ÇEREZCİ VE DUA
Ayağı takılan yaşlı adam dizleri üzerine düşüverdi. Canı çok yanmış olacak ki kırmızı sevecen yanakları birden karardı, kırış kırış oldu. Bir süre öyle kalakaldı. Kalkamıyordu yerden. Hemen yanına yaklaştım. Koltuk altından tutarak ayağa kaldırmak istedim. Bir yandan da durumunu anlamak için konuşturmak istedim. -Amca geçmiş olsun, bir şeyin yok ya? Birden yüzünü tebessüm kapladı. Kırmızı sevecen yanakları yeniden ortaya çıktı. -Ahhh yavrum ahh, yaşlılık işte. Göremedim yerinden çıkmış kaldırım taşını. Ayağımızı sürüyerek gidiyoruz zaten, bir tümseğe de denk gelince, işte böyle… -Hadi yardım edeyim de ayağa kalk amca. -Allah razı olsun senden, Allah seni düşürmesin evlat, düşersen ayağa kalkacak yardım göndersin, yardım gelmezse kuvvet versin, kuvvetin olmazsa toprak hürmet etsin kaldırsın seni.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 18.5.2017 11:53:34 devamı >
DİLRUBA (ŞİİR)
Zambaklar solgun açardı bu topraklarda. Bir derin sessizlik. Bir serin rüzgâr oynatırdı çimenlerin boylarını. Ne bir ah nede çığlık duyulurdu. Bir nemli göz uğurlardı sevgiliyi Ve derinden kaynayan yürek çarpıntısı olurdu dinlenen. Hep orada idi, Yaşlı Fatma teyze, bebeğini doğuran anne, Namusu, imanı için çarpışan kahraman. Daha baharında mor sümbüller koklayan! Ve kucağında agular bağıran Mihrican…
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 14.5.2017 09:45:02 devamı >

 
::Bir Portre
[HyperLink1]
ŞEHİT MURTAZA MUTAHHARİ
devamı >
::Bir Ayet
Fitne adam öldürmekten beterdir. Bakara/191

::Hikmetli Bir Söz
İnsan, nefsini terbiye etmeyip de akıl ve izandan yoksun kalırsa, tenkit edenlerin uyarılarından bir şey anlamaz! (Adiy b. Zeyd’in ahlak ve bilgeliğe dair)

::Ne Okuyalım
Mıchael Ende tarafından yazılan "MOMO" isimli çocuk romanı hem çocuklara hem de yetişkinlere tavsiye edilir.



Ziyaret Edilme Sayısı : 002228835

iletişim : editor@kimokur.com