Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Fitne adam öldürmekten kötüdür. Zira bir kişi bir kere ölür; ama fitne binlerce adam öldürür. Son günlerde Halep ve Suriye meselesiyle ilgili gelişmeleri kaygı ile izliyorum. Yalan yanlış eksik ve taraflı haberlere, her zaman olduğu gibi, kapılan milyonlar görüyorum. Acıdan ders almayanlar, acıdan acı üretirler; daha sonra o acı döner dolaşır yine sahibini bulur. Mazlum ve mağdur Halepli kardeşlerimize canı gönülden acıyan ve destek verenler; lütfen yeni bir küresel oyuna alet olmayalım.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




MEHMET’İN FETHİ
Kuşatanları kuşatan bir şehir biliyorum, Her kuşatmada surlarının daha da sağlamlaştığı, Kendini almaya gelenlere; Yüzünü ekşiten mağrur bir şehir. Selamet yurdu mu bilmem, Seyrine doyulmaz bir güzelliği var, İşte onu iyi bilirim. İslam geldi; Batıl zail oldu derdi büyükler. Oysaki gelen insandı zail olan da... Bir tutku ki İslam, Türk’ün sinesini sardı; Kara sevdalara tutuşan nice bin Türk, Mahmuzlayıp doru atlarını, Türkistan’dan, Sonu olmayan bir yolculuk başlattılar.
Yazar : Mustafa CEMAL   Eklenme Zamanı : 25.4.2017 13:40:37 devamı >
PEYGAMBERİ ANLAMAK
Peygamber deyince ilk aklınıza gelen nedir? Sakal bırakmak, sarık sarmak, cübbe giymek, oturarak yemek yemek, misvak kullanmak ya da namazın sünnetleri, Öyle değil mi? Biz peygamberin sakal-ı şerifini, hırka-i saadetini, şemail-i şerifini öne çıkardık. Yeryüzünü, gökyüzünü mucizât-ı ahmediyye ile doldurduk. Lakin onun risaletini, getirdiği ölümsüz ilkeleri göz ardı ettik. İnsanlar hırkasını ziyaret için birbirlerini çiğniyor. Lakin onun Kur’an’ı uygulama metoduna, sünnet-i seniyyesine, sırtlarını dönüyorlar. Hz. Aişe annemize iftira atan, sonrada öldükten sonra peygamberin gömleği ile kefenlenmeyi tavsiye eden Abdullah b. Ubeyy’e halimiz ne kadar da benziyor. İslamı bin bir hurafe ve iftira ile dolduruyoruz, sonra da onun sakalını öperek paçayı kurtarmaya çalışıyoruz. Oysa O peygamber olmadan önce de sakallıydı. Kıyafetlerinin Ebu Cehil’in, Ebu Süfyan’ın kinden pek bir farkı yoktu. O, Allah şekillerinize bakmaz, amellerinize, kalbinize bakar diyordu. O temiz ve güzel giyinmeyi severdi. Temizlik imandan gelir derdi. Yeni bir elbise giydiğinde sevinir ve şükrederdi. Güzel kokular, parfümler kullanırdı. Misafiri geldiğinde en güzel elbisesini giyerdi.
Yazar : Gülhan KARATAŞ   Eklenme Zamanı : 25.4.2017 09:24:15 devamı >
SÖZ MÜ ÜSTÜNDÜR, KREDİ KARTI MI?
“Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir” (İsrâ 34). “Ahidleştiğiniz zaman, Allah’ın ahdini yerine getirin, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın; çünkü Allah’ı üzerinize kefil kılmışsınızdır. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir” (Nâhl 91). Modern zamanlar, artık sözlerin bir kıymetinin kalmadığı, “söz” ile bir işin yapılmadığı ve zâten sözün resmen de bir geçerliliği olmadığı için, insanlar artık birbirlerine güvenmez olmuşlar, çek-senet-noter-imzâ vs. gibi çeşitli şekillerde işlerini sağlama almaya(!) çalışmaktadırlar. Fakat bu kadar önleme rağmen bunlar da işe yaramamakta, mahkemeler; karşılıksız çekler, ödenmemiş senetler, kredi-kartı borçları dâvâları ile neredeyse kilitlenmiş ve tıkanmış hâle gelmiştir. O kadar modern ve resmî “garantiye alma” yöntemleri beş para etmiyor ve bu önlemler sağlam bir sözün yerini zinhar tutmuyor.
Yazar : Harun GÖRMÜŞ   Eklenme Zamanı : 21.4.2017 12:33:00 devamı >
SUSKUNLAR KÖYÜ
Sıcak bir gündü. Arabamla, geniş bir ovayı bölen asfalt yolda ilerliyordum. Tek başınaydım. Radyoda sevdiğim bir türkü çıkmıştı. Türküye eşlik etmeye başladım. Boğazımın kuruduğunu fark edip bir yudum su içtim. Pencereye uzanıp azıcık açtım. Pencereden içeriye gürültüyle dolan temiz ancak sıcak hava keyfimi bozmadı. Klimadan savrulan buz gibi havayı ancak bu sıcak hava ile dengeliyordum. Navigasyon ikaz sesi duydum. Yunus Emre’nin mezarının olduğu söylenen bölgeye yaklaşmıştım. Önümde geçmem gereken bir tek köy kalmıştı. Köyden 5 km sonra türbede olacaktım. Ancak türbeye geçmeden önce köye uğrayıp biraz dinlenebilirdim. Ayrıca birileriyle konuşup birazda bilgi alabilirdim. Zira, Yunus Emre’nin gerçek mezarın burası olup olmadığı bilinmiyordu. Bende bu konuyu araştırmak için uzun bir yoldan geliyordum
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 19.4.2017 13:01:11 devamı >
BİR ANLIK HAYAT (ÖYKÜ)
Dün gece saat bir buçuk sularında feryat edercesine çalan telefonumun sesine uyandım. Telefonun öbür ucundaki kayınbiraderim annesinin şiddetli ağrısı olduğunu söyledi ve acil servise bizi götürür müsün diye rica etti. Apar topar kıyafetlerimi giyindim ve eşimle vedalaşıp araba ile onlara gittim. Annemim sol kolunu aşağı doğru sarkmasından anladım ki kemik erimesine bağlı incelen kemikleri ağrıyordu. Hemen acil servise gittik. Kayıt işlemlerini tamamladıktan sonra geceni sakinliğine vurmuş koridordan geçip, koyu sohbete dalmış doktor ve sağlık memurunun yanına vardık. Doktor derdimizi dinledikten sonra bir iğne yaptırdı ve tomografi çektirmemiz için bizi tomografi odasına yönlendirdi. tomografiyi birkaç dakikada çektirdikten sonra teknisyen arkadaş doktordan sonucu alıp, durumumuzun ne olduğunu öğrenebileceğimizi söyledi. Ağır aksak sessiz koridoru adımlarken sadece kendi ayak seslerimizi duyuyorduk.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 17.4.2017 08:13:03 devamı >
VAHİY YADA KURAN (ŞİİR)
Vahiy Yada Kur’ân Bana bir şeyler söyle, İlle de vahiy olsun, ille de Kur’ân. Ne söyleyeyim diye bakma öyle, Fâtiha olsun ille de, Yâsin, Âl-i İmrân. Bana bir şeyler anlat, İlle de hadis olsun, ille de sünnet. Bağırabildiğin kadar bağır da, kulaklarımı çınlat, İlle de Firdevs olsun yerim, ille de Cennet. Bana bir bakış at, İlle de ışık olsun, ille de nûr. Atılacak olan her şeyi at, İlle de şahsiyet kalsın, ille de onûr.
Yazar : Harun GÖRMÜŞ   Eklenme Zamanı : 17.4.2017 08:06:51 devamı >
REFERANDUM DEĞERLENDİRMESİ
KİMSE KIZMASIN... Şu kısacık ömrümde birçok seçim ve referandum gördüm. Hatta fiili darbe görme zorunluluğum bile oldu. Türk halkı, seçimlerde partilerinin kazanması adına hassasiyetlerini, gayretlerini, niyetlerini, dualarını ve çabalarını hiç eksik etmediler. Halkımın bir kısmı sevindi bir kısmı da üzüldü. Sonuçlar bazen beklenen şekilde çıktı, bazen de beklenmedik. Partiler, isimler, hükümetler geldi geçti. Ama kaybolmayan tek şey umut oldu. Ülkemin ve halkımın geleceğine dair olumlu gelişmelerin olacağı umudu hep var olageldi. Refah, huzur, bereket, güvenlik… Ancak unutulan bir şey vardı. İktidarı değiştirerek ülkeyi kurtaracağını zannedenler yere tükürmeye devam ettiler. Çocuklarını insanca yetiştirmediler. Evlerine getirdikleri ekmeğin helal olup olmadığını sorgulamadılar. Garibana yoksula değer vermediler. Dürüst çalışmadı esnaf olan, görevini hakkıyla yapmadı memur olan, emeğinden yine çaldı işçi olan, dini doğru anlatmadı dinci olan, domatese ilaç kattı çiftti olan ve hepsi birden yere tükürmeye devam ettiler.
Yazar : Dilek BUZ   Eklenme Zamanı : 16.4.2017 21:40:58 devamı >
ŞEYTANLA PAZARLIK
ŞEYTANLA PAZARLIK -Birazdan bıçağımı kafanıza sokacağım. Yavaş yavaş oyacağım kafanızı, içinden beyninizi çıkaracağım. Böylece sizi düşünme derdinden kurtaracağım. Sonra bıçağımı kalbinize sokacağım. Böylece duygularınız yok olacak. Acı, keder, özlem sizin için hiçbir şey ifade etmeyecek. Bundan sonra başka bir işleme gerek kalmayacak. Eğer kalbiniz ve aklınız çalışmazsa gözünüzün, dilinizin, kulaklarınızın ve organlarınızın size yada bize hiçbir zararı olmayacak. Ne dersiniz? Bunu istiyor musunuz? -Bilmem, kulağa hoş geliyor. Ama canımın yanmasından korkuyorum. Böyle bıçakla oymak felan... Bunun başka bir yolu yok mu? -Var tabi var. İsterseniz bu işlemi bıçak ve kan olmadan da gerçekleştirebiliriz. -Peki bunun için ne yapmam gerekir?
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 15.4.2017 11:27:49 devamı >
CIZLAVİT
Uzun bir aradan sonra tekrar o taşlı yoldan yürüyorum, omuzlarımda yitip giden yılların ağırlığı ve hatıralarıyla. Taşlı yolun sonundaki iki katlı evimizin önündeyim. Girişteki ıhlamur ağacı " Baba ocağına hoş geldin " der gibi keskin kokusuyla karşılıyor beni. Her önünden geçişte durup kokusunu içine çekmeden içeri girilmez adeta. Patlamış betonların arasından; " Buralar zaten bizimdi ama siz gelip üstümüze ev yaptınız " dermiş gibi çıkan yaseminlere basmadan alt katın demir kapısına yöneliyorum. Rutubetli bir hava yüzüme çarpıyor. Kışın yakacaklarımızı ve bağ bahçe işlerinde kullandığımız eşyaları koyduğumuz odaya giriyorum. Ya biterse korkusuyla fazla fazla hazırlanıp yığılan ve kimseye yar olmayıp örümceklere yuva olan kurumuş odun dalları beni karşılıyor. Nasipte yoksa dayak bile yenmez diyorum ama nedir bu insanoğlundaki anlamsız gelecek kaygısı diye sormadan edemiyorum kendi kendime.
Yazar : EMRE ÖZER   Eklenme Zamanı : 13.4.2017 18:51:49 devamı >
İSLAMİ DÜŞÜNCE ÜZERİNE ELEŞTİREL BİR DENEME
İslam dünyası Endülüs Emevi’lerden bu yana düşünce dünyasında orijinal bir yer bulamamıştır. Belli bir zaman dilimine kadar hazırdan yerken belli bir zamandan sonra ise hazırı da tüketerek artık Batı’nın düşüncesine mahkûm olmuş bir vaziyette yaşamına devam etmektedir. Niçin düşünce dünyasında bu kadar başarısız olmuştur? İslami siyasal söylem müslümanlara ne tür bir seçenek sunmaktadır? Bu soruların cevaplarını bulmak zorundayız. Tarihten bugüne kuşkusuz yukarıdaki sorularımıza cevap arayan onlarca belki de yüzlerce ilim adamı çıkmıştır. Birçok eser vücuda getirilmiş ama sorular yine de yanıtsız kalmıştır. Kuşkusuz geçmişte ya da bugün bu soruların peşinde emek sarf etmiş kimseler hüsnü zanla düşünecek olursak İslamî siyasal söyleme katkı sunmak istemişlerdir.
Yazar : Bünyamin ZERAN   Eklenme Zamanı : 11.04.2017 12:34:03 devamı >

 
::Bir Portre
[HyperLink1]
ŞEHİT MURTAZA MUTAHHARİ
devamı >
::Bir Ayet
Fitne adam öldürmekten beterdir. Bakara/191

::Hikmetli Bir Söz
İnsan, nefsini terbiye etmeyip de akıl ve izandan yoksun kalırsa, tenkit edenlerin uyarılarından bir şey anlamaz! (Adiy b. Zeyd’in ahlak ve bilgeliğe dair)

::Ne Okuyalım
Mıchael Ende tarafından yazılan "MOMO" isimli çocuk romanı hem çocuklara hem de yetişkinlere tavsiye edilir.



Ziyaret Edilme Sayısı : 002147461

iletişim : editor@kimokur.com