Skip Navigation Links
ANA SAYFA
DOSYALAR
MAKALELER
ŞİİRLER
MEAL/YORUM
PORTRELER
SİZDEN GELENLER
YAZI GÖNDERİN
::Haftanın Gündemi
Fitne adam öldürmekten kötüdür. Zira bir kişi bir kere ölür; ama fitne binlerce adam öldürür. Son günlerde Halep ve Suriye meselesiyle ilgili gelişmeleri kaygı ile izliyorum. Yalan yanlış eksik ve taraflı haberlere, her zaman olduğu gibi, kapılan milyonlar görüyorum. Acıdan ders almayanlar, acıdan acı üretirler; daha sonra o acı döner dolaşır yine sahibini bulur. Mazlum ve mağdur Halepli kardeşlerimize canı gönülden acıyan ve destek verenler; lütfen yeni bir küresel oyuna alet olmayalım.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




KALEM KIRILDI
Ve kalem kırıldı. Masada oturan hâkim son sözlerini söylerken derviş artık duyamıyordu. Vücudu ısınmaya başlamıştı. Kulağındaki tek ses gittikçe artan kalbinin çarpma sesleri idi. Beden durmuş, dil susmuş, gözlerde kör olmuştu. Duyacağı haberden öte o anı düşlemeye başladı. Günlerden Cuma idi. Her zaman ki gibi sabah kahvaltısını yaptıktan sonra dışarı çıktı. Çıkarken kapının kapalı olup olmadığını iterek kontrol etti. Dik yapılmış mermer merdivenlerden inerken ayağının takılmamasına özen gösterdi. Dış kapıyı araladı. Bir anda burnunu ve akciğerlerini uyaran enfes ıhlamur kokuları ile kendinden geçti. Kapının elli metre kadar ilerisindeydi o ıhlamur ağacı. Ona derviş, cennet ismini vermişti. Kalınlaşan ve kurumaya yüz tutmuş gövdesine inat her sene o enfes kokuları ile insanları mest ederdi.
Yazar : Necati Ün   Eklenme Zamanı : 27.03.2017 16:15:16 devamı >
KORKU CUMHURİYETİ
Disipline edici iktidarın giderek mutlak iktidara dönüştüğü zamanlardayız. İktidar kendi gibi düşünmeyenleri “normalleştirme” çabası içine girmiştir. Artık hapishaneler, gözaltılar, işkenceler ve sürekli izlenmeler mevcut iktidarın kendi erkini sağlamlaştırmak için kullandığı yöntemler olmuştur. Devlet belki de cumhuriyetten bu yana bizzat kendi eliyle toplumu ötekileştirici bir dili bu kadar kullanmamıştır. Hani kötü biri ölür onun yerine gelen ölene rahmet okutur ya şimdiki iktidar cumhuriyet dönemi ve milli şef dönemi iktidarlara rahmet okutacak cinsten.
Yazar : Bünyamin ZERAN   Eklenme Zamanı : 15.03.2017 13:22:31 devamı >
UTANSIN
Hep aynı yüzler ve aynı sahte gülüşler. Zavallılığın simgesi yalan sözler. Ya o her yerde gördüğüm boş kimlikler, Yitirmişti kendini insanca kişilikler. Bir ahit vardı sözlerin üstünde olan, Bir yemin vardı sokakları cennet yapan, Ve bir vefa vardı onurlara onur katan, Ama çok azdı vefalı olan. Kır kalemini hâkim, yak kitapları, Bu dava sende solsun, söndür kıvılcımları, Kalk ayağa! Kararlar kırsın kürsüleri, Kürsünün ucundaki insan utansın!
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 15.03.2017 13:20:06 devamı >
KULAKLARI YANAN İNSANLAR
Bulutlar sebebiyle tam aydınlanmamış bir günde şehir meydanında yürüyordum. Her yerde her cinsten insan vardı. Bir telaş eşliğinde yürüyor ama kimse kimseyle konuşmuyordu. En ilginç olansa, insanların kulakları tutuşmuş yanıyordu. İnsanların yüzlerinin iki kenarında yer alan kulakları, kulak memelerinden başlayarak yükselen ve yüksekliği 15 cm bulan alev huzmesi ile çepeçevre kuşatılmıştı. Ama kulaklar bundan etkilenmiyor; gayet normal görünüyorlardı. İçinden sarı alev çıkaran ama yanmayan kulaklara sahip olan insanlar karşısında dehşete düşmüştüm. Başımı sağa sola çevirip işin aslını anlamaya çalışıyordum. Birden aklıma kendi kulaklarım geldi. Korka korka ellerimi kulaklarıma yaklaştırdım; ateş var mı yok mu kontrol ettim. Ohhh, çok şükür, en azından benim kulaklarım yanmıyordu. Bir bendim kulakları yanmayan.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 11.03.2017 10:37:03 devamı >
KUŞLAR KADAR ÖZGÜRDÜ (ÖYKÜ)
Acıkmıştı, ayazın buza kestiği, ağaçsız arazide birkaç adım daha gidebildi. Ayaklarındaki halsizlik bedenini sağa sola doğru sallarken artık daha fazla gidemeyeceğini anladı ve çorak topraklara salıverdi kendini. Göğsünün hızlı bir şekilde inip kalkmasını izlerken aklına annesi geldi. Küçülen gözlerinden bir damla yaş düştü. Ve damla toprakla birleşip özüne döndü… Minik Mahmut çok mahzundu, biraz öfkeli, birazda üzgün. Çaresizce bedenini izliyordu. Annesini görmeyeli aylar olmuş, merhametli kollarında uyumayı dahi unutmuştu. Haziran ayında koparmıştı onu karakuşlar. Onlar her yerden geliyor ve ateş saçıyorlardı. Oysaki kuşlar uçmak için yaratılmışlardı. Yükseklerde süzülüp rüzgâra başkaldırırlardı. Özgürlükleri bir kanat ile başlar, yeşil dağların üzerinden derin vadilere iner ve bir damla su çalardı derelerin mahreminden.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 08.03.2017 13:25:39 devamı >
İKTİDAR VE MUHALEFET OLMAK!
İktidar ve Muhalefet Olmak… İktidar… Gücü elinde bulundurmak… Doğrunun temsilcisi ve onun tek uygulayıcısı olarak kendini görmek… Özelde ise menfaatini korumak, hazzını tatmin etmek, egosunu şişirmek… Halkın ve/veya muktedir olduklarının üzerinde tam otorite kurmak… Sorgulanamazlık… Hesap vermemek… Buna teşebbüs edenleri terörist/hain/öteki ilan edip yasal/gayrı yasal yok etmek… Süslü yalanlarla büyücülük yapıp kitleleri manipüle etmek… Dini, kültürü, sanatı tahrip etmek ve çıkarları için bozdurup bozdurup harcamak… Masum, mazlum ya da aptalların canını yakmak… Yeryüzünü yaşanmaz hale getirmek… Tüm bunları sükunet içinde yapmak istemek… Muhalefet; İktidarın ikinci adayı olmak… Gücün tekeline sahip olamamak ama bunun için çalışmak; hem de her yolu mübah görerek… Yalakalık, çıkarcılık, aracılık, çirkinlik… İktidar kadar olmasa da bilgiyi ve doğruyu manipüle etmek; halkı ve herkesi kandırmak, yanlış yönlendirmek… Doğruya ve hakka düşmanlık… Gerçek terörizm, saldırı, kan sevicilik… İktidara düşman olmak; yine de onun halefi sayılmak… Düşmanlık ve fitne üreticilik…
Yazar : Dilek BUZ   Eklenme Zamanı : 05.03.2017 09:13:48 devamı >
KUL VE VATANDAŞ
“Göklerde ve yerde olan (herkesin ve her şeyin) tümü Rahman (olan Allah)a, yalnızca “kul” olarak gelecektir” (Meryem 93). “Hayır, artık (yalnızca) Allah’a kulluk et ve şükredenlerden ol” (Zümer 66). Türkçede “kul” denilen “abd” kelimesi; “Kul, köle, Allah’ın kulu, mahlûk, insan, hizmetçi” anlamındadır. Allah’ın istediği kulluk “sâdece Allah’a yapılan kulluk”tur. Kulluk Allah’tan başkasına yapıldığında şirk olur. Allah’a “sınırlı kulluk” da yapılamaz. Sınırlı kulluk, “sâdece Allah’a olan kulluk” olmaktan çıkar ve kulluk paylaştırılır. Bir kâlpte iki sevgi olmaz. Hiç-bir şey Allah gibi sevilmemelidir. Allah’tan başkaları ”Allah gibi” sevildiğinde o sevilen şeyle Allah’a şirk koşulmuş olunur. Bu bağlamda; insanların yaşadıkları yer olan vatan bile Allah gibi sevilemez. Zâten böyle bir sevgi olduğunda o kişi Allah’a kul olmaktan çıkar ve “vatana kul” olur. Vatana kulluk vatandaşlık olarak isimlendirilmiştir. “Sıkı vatandaş” anlamında bâzıları çocuklarına “Yurdakul” ismini vermişlerdir ki câhilcedir. Yurt sevilebilir, korunabilir, vatan için savaşılabilir fakat ona kul olunamaz.
Yazar : HARUN GÖRMÜŞ   Eklenme Zamanı : 04.03.2017 14:52:31 devamı >
İKTİDAR KAVRAMI ÜZERİNE BİR KRİTİK
İktidar kavramını yönetme gücünü elinde bulundurma halidir diye tanımlarsak yanlış bir tanım yapmış olmayız. İktidar kavramı yalnızca devleti yönetmek olarak algılansa da aslında her yerde karşımıza çıkmaktadır. Bir kere iktidar kelimesinin sözlüklerdeki anlamı çeşitlilik arz eder. Türkçe’de, “bir işi gerçekleştirmek için gereken kuvvet, muktedir olma, yapabilme, takat, kudret, kabiliyet, bir toplulukta veya kuruluşta idareyi elde bulundurmak, hükümet etmek” anlamına gelen iktidar sözcüğü, İngilizce’de de aynı çeşitliliği gösterir. İktidar kelimesinin İngilizce karşılığı olan “power” sözcüğü, halkı ve olayları kontrol etme yeteneğini, doğal bir hüneri, gücü, gücü kontrol eden kişiyi ve resmen sahip olunan hakkı ifade eder. Güce iktidar adını verebilmek için, bir başka öğeyi, rızayı devreye sokmak şarttır. Çünkü güç tek başına bir şey yapamaz. İktidar, varlığını ispat etmek ve isteklerini gerçekleştirebilmek için, tehdit altında olmadıkları zamanlarda bile, kendisine itaat etmeye hazır insanlara ihtiyaç duyar. İktidar ilişkiden başka bir şey değildir. İktidar basitçe baskılayıcı değil üreticidir. Sa
Yazar : Bünyamin ZERAN   Eklenme Zamanı : 22.02.2017 10:46:02 devamı >
KAYIP ARANIYOR!
Geçenlerde, Konya’nın Karapınar İlçesi’nde besicilik yapan bir abimize eskiden ziraati nasıl yaptıklarını, yerli tohum ve suni gübre kullanıp kullanmadıklarını vb. sordum, buyurdu ki: -Evet, eskiden “yerli tohum” kullanırdık ve her sene harmandan sonra düzenli olarak tohumluk ayırırdık, az olurdu ama öz olurdu bununla birlikte “suni gübrenin” adını bile bilmezdik bu manada hayvanlarımız vesilesiyle elde ettiğimiz “doğal gübre” bize yetiyordu nitekim bu buğdayı kepeğiyle beraber öğütürdük, mayamız da “ekşi maya” idi, bu undan yapılan ekmeklerin kokusu bütün mahalleyi alır, tadına da doyum olmazdı ama şimdi maalesef değil ekmeğin kokusunun bütün mahalleyi alması, neredeyse yapan kişiler bile bundan mahrum, lezzet ve işlevini ise anlatmama bile gerek yok sanırım… -Gıda çeşitliliği bu kadar çok muydu?
Yazar : HASAN BAKIRCI   Eklenme Zamanı : 18.02.2017 09:11:50 devamı >
MÜSLÜMAN İLE MÜMİN ARASINDAKİ FARK NEDİR?
İslamı kabul eden ve ettiğini ifade eden her keze Müslüman denilebilir. Mümin ise İslamı kabul ettiğini söyleyen ve İslam’ın gereklerini Allah’ın öngördüğü şekilde Kur’an dan öğrenip kalben ve ibadeten yerine getiren kişiye denir. Müslüman’ım diyen her kez Müslüman olabilir fakat Allah’ın Kur’an da istek olarak belirtikli yerine getirenler ancak mümin olabilirler. Bu meyanda bütün şartları yerine getiren ve ömür boyu bunlara sadık kalan insanlar ancak mümin olabilir. Yani imana eden kişiye Müslüman denilirken imana eren kişiye ancak mümin denilir. Yani Müslüman dil ile iddia ederken mümin davranışı ile iddia ettiğini ispat eder. Müslüman ile mümin arasındaki fark, bilmek ile ermek arasındaki fark kadardır. O yüzden her mümin Müslüman dır fakat her Müslüman mümin değildir. Tüm bunlardan sonra Kur’an da müminin özelliklerine gelince kısaca şunları sıralayabiliriz. Onlar Allah’ın adı anıldığında kalpleri ürperir. ENFAL SURESİ 2 Bunlar mümin olanlardır ve Kur’an daki vasıflarından birçoğu aşağıdaki ayetlerde mevcuttur. 1 onlar namuslarını ırzlarını korurlar. Furkan 68 2 onlar Allah’a asla şirk koşmazlar. Furkan 68 3 onlar: (her türlü)zinaya asla yaklaşmazlar. Mu’minun 5 4 onlar: namazlarını huşu içinde ve doğru olarak kılarlar. Muminun 2,9
Yazar : Necdet DALYAN   Eklenme Zamanı : 15.02.2017 18:33:52 devamı >

 
::Bir Portre
[HyperLink1]
ŞEHİT MURTAZA MUTAHHARİ
devamı >
::Bir Ayet
Fitne adam öldürmekten beterdir. Bakara/191

::Hikmetli Bir Söz
İnsan, nefsini terbiye etmeyip de akıl ve izandan yoksun kalırsa, tenkit edenlerin uyarılarından bir şey anlamaz! (Adiy b. Zeyd’in ahlak ve bilgeliğe dair)

::Ne Okuyalım
Mıchael Ende tarafından yazılan "MOMO" isimli çocuk romanı hem çocuklara hem de yetişkinlere tavsiye edilir.



Ziyaret Edilme Sayısı : 002116498

iletişim : editor@kimokur.com