Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Fitne adam öldürmekten kötüdür. Zira bir kişi bir kere ölür; ama fitne binlerce adam öldürür. Son günlerde Halep ve Suriye meselesiyle ilgili gelişmeleri kaygı ile izliyorum. Yalan yanlış eksik ve taraflı haberlere, her zaman olduğu gibi, kapılan milyonlar görüyorum. Acıdan ders almayanlar, acıdan acı üretirler; daha sonra o acı döner dolaşır yine sahibini bulur. Mazlum ve mağdur Halepli kardeşlerimize canı gönülden acıyan ve destek verenler; lütfen yeni bir küresel oyuna alet olmayalım.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




SON KAYAN YILDIZ: AKİF EMRE
Sanki ‘güzel bir ölüm’ dedikleriydi, Akif Emre’ninki. Sessiz sedasız, çalışma odasında Rabbi ile tek başına iken, masasındaki çalışma notları haricinde poğaçasını, çayını ve suyunu yarım bırakarak, aynı sessizlikte çekip gitti buralardan. Hayatını da yarım bıraktı mı? Bunu kimse söyleyemez işte. Çünkü Akif’in hayatının tamı hangisiydi, yarımı hangisiydi, bunu hiçbir insan bilemez. Bütün hayatlar gibi Akif’in hayatının da yarım kalmadığına, ona tahsis edilen sürenin ne bir fazla, ne bir eksiğiyle tamamlandığına inanmamız gerekmektedir. Akif Emre’nin ölümü, su testisinin su yolunda kırılmasının güzel bir timsali olmuştur. Belki de duası hep oydu ve rabbi duasını kabul etmiştir. Kuşkusuz her ölüm haberi insanda hep aynı tesiri meydana getirmiyor. Kimi ölümler daha bir etkiliyor insanı. Ama aslına bakılırsa, ölüm haberleri müminleri üzmemelidir. Çünkü ölüm, herkesin kendi sırasını savmasıdır. Nasıl olsa herkes bu dünyadan bir gün bir şekilde ayrılacaktır. Erken gidenler ahireti erken başlatmakta değildirler; bütün insanlık ahreti birlikte idrak edeceklerdir.
Yazar : Mehmet DURMUŞ   Eklenme Zamanı : 25.5.2017 15:45:05 devamı >
BİR YOLCUYU UĞURLARKEN (ŞİİR)
Bir yolcuyu uğurlarken Vakit bir adım geride kaldı. Bir yaprak daha düştü, bilgelik çınarından. Sessiz sedasız çekildi kara bulutlar, Rahmet yağmurunun ardından. Anlamadı belki hiç kimse, Bilmedi hangi sevdalara daldığını, Garipsedi mağrur duruşunu, Acemi gibi görüldü, Kapitalin sürdüğü telaşlı sürüde… Oysa hak birdi, Söz bir! Sözün olduğu yerde, Susardı diller amade, Kulaklar işitir, kalp koşardı. Ve ruh mest olurdu, yüreğin çarptığı yerde. Ve katar katar düşlerimiz vardı, Bir gün nev bahar gelecek diye. Tohum filize, filiz fidana erecekti. Ve sevdamız dimdik duracaktı. Bir kelam, bir salat eşliğinde. Ve cennet-i ala yere inecekti, İnsan yeniden düşündüğünde…
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 24.5.2017 19:06:37 devamı >
ÇEREZCİ VE DUA
Ayağı takılan yaşlı adam dizleri üzerine düşüverdi. Canı çok yanmış olacak ki kırmızı sevecen yanakları birden karardı, kırış kırış oldu. Bir süre öyle kalakaldı. Kalkamıyordu yerden. Hemen yanına yaklaştım. Koltuk altından tutarak ayağa kaldırmak istedim. Bir yandan da durumunu anlamak için konuşturmak istedim. -Amca geçmiş olsun, bir şeyin yok ya? Birden yüzünü tebessüm kapladı. Kırmızı sevecen yanakları yeniden ortaya çıktı. -Ahhh yavrum ahh, yaşlılık işte. Göremedim yerinden çıkmış kaldırım taşını. Ayağımızı sürüyerek gidiyoruz zaten, bir tümseğe de denk gelince, işte böyle… -Hadi yardım edeyim de ayağa kalk amca. -Allah razı olsun senden, Allah seni düşürmesin evlat, düşersen ayağa kalkacak yardım göndersin, yardım gelmezse kuvvet versin, kuvvetin olmazsa toprak hürmet etsin kaldırsın seni.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 18.5.2017 11:53:34 devamı >
DİLRUBA (ŞİİR)
Zambaklar solgun açardı bu topraklarda. Bir derin sessizlik. Bir serin rüzgâr oynatırdı çimenlerin boylarını. Ne bir ah nede çığlık duyulurdu. Bir nemli göz uğurlardı sevgiliyi Ve derinden kaynayan yürek çarpıntısı olurdu dinlenen. Hep orada idi, Yaşlı Fatma teyze, bebeğini doğuran anne, Namusu, imanı için çarpışan kahraman. Daha baharında mor sümbüller koklayan! Ve kucağında agular bağıran Mihrican…
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 14.5.2017 09:45:02 devamı >
USTA (ÖYKÜ)
-Vurduğum yere niye gitmiyorsun, diye bağırdı. Çividen ses çıkmadı. Usta kızmıştı, sert bir keser darbesi daha vurdu. Çivinin başı biraz daha yana eğildi. Bu haliyle çivi, ağaç direğe yan girmiş oluyor, işe yaramıyordu. Usta tam üç defadır çaktığı çiviyi söküp yerini değiştiriyor, sonra yeniden çakıyordu. Ama çivi yine eğri gidiyor, usta da çileden çıkıyordu. Yaşlanmıştı usta. Saçlarına, sakallarına, bıyık uçlarına kadar kır düşmüştü. Yeleği yıpranmış, gömleğinin boyun kenarı terden lime lime olmuştu. Elleri, keserle çalışmaktan nasır tutmuş, dizleri yerde sürünmekten aşınmıştı. İyi bir ustaydı aslında. Namı bütün komşu köylerde bilinirdi. Eline aldığı işi bitirmeden bırakmaz, bitirdiği işe de ömür boyu sağlamlık garantisi verirdi. Birçok iş yapmıştı oralarda. Çok çalışmıştı bugüne kadar.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 10.5.2017 12:25:28 devamı >
ŞİRKİ TÂMİR ETMEK
Modernizm, sekülerizm ve demokrasi, bâtılı yâni “şirki Dünyâ’ya hâkim kılmak için” oluşturulmuş sistemlerdir. “İnanıldığı gibi yaşanmadığında yaşanıldığı inanılır” sözü gereği ilk başta batı’lılar, bu ideolojilerin doğrultusunda ve emrinde, yaşadıkları gibi inanmaya başladılar. Fakat bu yaşayış şekli bir zaman sonra “kaynak ihtiyâcı” doğurdu. Çünkü bu yaşayış şekli “tüketim-merkezli bir yaşayış şekli”dir. Kendi coğrafyalarında bulunmayan ve yeterli olamayan kaynakları sağlamak için batı-dışı coğrafyalardan bu bâtıl yaşayış biçimlerini sürdürmek için kaynak edinme yollarına başvurdular. Lâkin bunu saldırganlıkla-kolonyâlizmle yapmak hem karizmayı düşürüyor, hem de masraflı oluyordu. Bu nedenle sömürgeyi “tereyağından kıl çeker gibi” yapmaları şart oldu. Bunun için de o coğrafyaların insanını kendi düşüncelerine alıştırmaları gerekiyordu. Zîrâ kendileri gibi düşünmediklerinde kendileri gibi tüketmiyorlardı. İşte bunu yapmanın yolu olarak sekülerizm-demokrasi-liberâlizm üçgenine başvurdular.
Yazar : Harun GÖRMÜŞ   Eklenme Zamanı : 10.5.2017 12:22:45 devamı >
TARLADA YATAK YORGAN
Yıl 1978. Ben sekiz yaşındaydım o zamanlar. Bir anne babanın, altı oğlundan biriydim. Bir sabah şafak sökerken köyden şehre; umuda, işe, ekmek kapısına doğru yola çıktık. Bizimle beraber birçok aile daha bindi kamyonun üzerine. Evet, bir otobüse değil, hatta mütevazı bir otobüse bile değil, kamyon kasasına binmiştik. Ve bir daha dönmemek üzere umuda doğru yola çıktık. Umut, çok güçlü bir şeydi; biz bağımlılarını da güçlü kılıyordu. Bu nedenle olacak ki; aç karnımıza hem de hiç yüksünmeden, saatlerce yolculuk ettik. Sonunda şehrin bir kenar mahallesinde durdu aracımız. Şoför, “hadi geçmiş olsun, böyük şehre geldik işte” demişti. Gururluydu o; biz ise heyecanlı. Yeni evimize, büyük şehre, fırsatlar diyarına gelmiştik. Hem de arkamızda en güzel ineğimiz “Sarıkızı” bırakarak, baharda en son doğan “Sakar kuzuyu” bırakarak, emektar köpeğimiz “Karabaşı” bırakarak, çayırları, tavukları, ağaçları, kızlar çeşmesini, değirmen deresini bırakarak ışıklar diyarına gelmiştik. Göz alıcı ışıklar, her yerden fışkıran ve gökteki yıldızları kaybeden yerdeki yıldızlar gibi duran şehir ışıklarına gelmiştik. İnsanın doğaya üstün geldiği, bir şey yetişmediği halde daha çok doyurucu olan şehre gelmiştik. Işıklar beni büyülemişti. Bugün bile bir şehrin beni en çok etkileyen yanı, göz kamaştıran ışıklarıdır.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 6.5.2017 19:50:31 devamı >
BEKLER (ŞİİR)
BEKLER Düşmanlığın kimeydi ey aczi beşer, Yüklendin her şeyi teker teker, Bir yürüyüp, bir afakî bekler, Bekler de durursun, kıyametin söyler. Sürdü sürüsünü nazlı bir rehber, Hep yürüdü, işitti kulak, şahitti yürekler, Kaldır kıyama pas tuttu küskün bilekler, Yürü! Geride seni kıyametin bekler.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 5.5.2017 12:50:50 devamı >
SEVGİ VE MERHAMETİN YOKLUĞUNDAKİ DAVRANIŞ BOZUKLUĞU
“Rabbin, O’ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle-davranmayı emretti. Şâyet onlardan biri veya ikisi yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: “Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara acıyarak alçak-gönüllülük kanadını ger ve de ki: “Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse Sen de onları esirge” (İsrâ 23-24). Allah, ana-babaya o kadar çok değer veriyor ki, “Kendisinden başkasına kulluk etmeme” emrinden sonra ikinci sıraya, “ana-babaya iyilik yapma”yı koyuyor. “Şirke düşürecek sözleri ve tavsiyeleri hâriç, onlara tam itaat edilmesini emrediyor: Esma Bintu Ebî Bekr anlatıyor: “Henüz müşrik olan annem yanıma geldi. (Nasıl davranmam gerekeceği hususunda) Hz. Peygamber’den sorarak: “Annem yanıma geldi, benimle (görüşüp konuşmak) arzu ediyor, anneme iyi davranayım mı?” dedim. “Evet” dedi, ona gereken hürmeti göster” (Buhârî, Hibe 28, Edeb 8; Zekat 50 (1003); Ebu Dâvud, Zekât, 34, (1668). Çünkü yaratmayı tabî ki Allah yapar fakat bu yaratma, ana-baba vesilesiyle olur. Anne-baba, tüm hayatları boyunca çocuklarına olağan-üstü bir sevgi ve merhâmet gösterir ve bu uğurda çocukları için her-şeyi göze alır ve tüm fedâkârlıklara katlanabilirler. Daha doğduğu andan îtibâren canlarından bir parça olan çocukları için onların her türlü ihtiyaçlarını, hem de büyük bir zevkle yerine getirirler.
Yazar : Harun GÖRMÜŞ   Eklenme Zamanı : 5.5.2017 12:41:52 devamı >
MEHMET’İN FETHİ
Kuşatanları kuşatan bir şehir biliyorum, Her kuşatmada surlarının daha da sağlamlaştığı, Kendini almaya gelenlere; Yüzünü ekşiten mağrur bir şehir. Selamet yurdu mu bilmem, Seyrine doyulmaz bir güzelliği var, İşte onu iyi bilirim. İslam geldi; Batıl zail oldu derdi büyükler. Oysaki gelen insandı zail olan da... Bir tutku ki İslam, Türk’ün sinesini sardı; Kara sevdalara tutuşan nice bin Türk, Mahmuzlayıp doru atlarını, Türkistan’dan, Sonu olmayan bir yolculuk başlattılar.
Yazar : Mustafa CEMAL   Eklenme Zamanı : 25.4.2017 13:40:37 devamı >

 
::Bir Portre
[HyperLink1]
ŞEHİT MURTAZA MUTAHHARİ
devamı >
::Bir Ayet
Fitne adam öldürmekten beterdir. Bakara/191

::Hikmetli Bir Söz
İnsan, nefsini terbiye etmeyip de akıl ve izandan yoksun kalırsa, tenkit edenlerin uyarılarından bir şey anlamaz! (Adiy b. Zeyd’in ahlak ve bilgeliğe dair)

::Ne Okuyalım
Mıchael Ende tarafından yazılan "MOMO" isimli çocuk romanı hem çocuklara hem de yetişkinlere tavsiye edilir.



Ziyaret Edilme Sayısı : 002193318

iletişim : editor@kimokur.com