Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




KARINCALAR VE YAŞAM
Toprağa bakarken ilk dikkatimi çeken o delik oldu. Nedir bu delik? Neden açılmıştır? Gibi soruları sorarken kendime iyice yaklaştım. Bir adım ve ikincisi derken tam tepesinde dikildim. Çapı yaklaşık olarak bir santim ya da biraz fazlası olan deliğin, karınca yuvası olduğunu fark ettim. Yüzlerce çeşit irili ufaklı karıncaların birisi deliğe giriyor. Bir diğeri dışarı çıkıyor. Sanırsın acil servisin koridorlarındaki kargaşa gibi; biri muayene olmak için girerken bir diğeri de çözüm bulmuş gibi geri çıkıyor. Başımı rükû edercesine eğilip de biraz daha yakından baktığımda işler biraz daha büyümeye başlıyor. Her giren karıncanın sırtında, nerede ise kendi kadar bir ekmek kırıntısı ya da bir tohum parçası var. Dur durak bilmeden giriyorlar içeriye birer birer… Bir de çıkanlar dikkatimi çekti. Her birinin sırtında nokta büyüklüğünde kum parçaları. Bazısı yuvalarını doldurma ile devam ederken diğerleri de boşaltmak ve yer açmak için uğraşıyorlar. Hepsi bir kanun ve belirli nizam ile gelgitlerini devam ettiriyorlar. Ve bu koşuşturma sabahın ilk ışıkları ile başlıyor ve benim gördüğüm kadarıyla akşama kadar sürüp gidiyor… Nedir bu koşuşturma diye soruyorum kedime? Sadece bildiğimiz; yazın çalış, kışın ye iç yat mesaisi mi? Yoksa ölüm, kalım; yaşam mesaisi mi? Yâda bir sonra ki kuşak için harcanan bir ömür müdür bilinmez ama toprağın altında ki gizli dünyada birçok sırları olduğunu düşünüyorum. Belki de kendi dünyamıza anlatmak istedikleri bir mesajları vardır. Öyle ya kendimi düşündüğümde, sadece karnımı doyurmak, çocuk sahibi olmak ve gelecek kuşaklara ya da yaşlılığımıza mal biriktirmek midir yaşam?
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 2.6.2020 11:09:45 devamı >
ÇOCUKLARIN BAYRAM GÜNLÜĞÜ
Bugün bayram… elleri kınalı çocuklar ellerinde şeker torbalarıyla mahallenin efsunlu taşlarını bir bir arşınlayarak o tahtadan avlu kapılarını gıcırdatıyorlar. Her gıcırdama sesi meskun ev için bir şenlik acaba Mıstık mı gelen yoksa Nurşen mi? Herkeste bir neşe ve yüzler güleç… Arif amca yeni taradığı sakallarını sıvazlarken gelen çocuklara dolabında sakladığı kuru üzüm ve leblebi ikram ediyor. Ayşe nine ise çocuklar için alıp sakladığı cam şekerlerinden, akide şekerlerinden ikram ediyor. Çocuklar neşe içinde kendilerine ikram edilen şeyleri hızlıca alıp makarnadan boşalmış poşetlere indiriveriyorlar. Gökyüzü açık ve sema neşe içinde çünkü çocuklar mutlu bu köyde.
Yazar : Bünyamin Zeran   Eklenme Zamanı : 24.5.2020 15:35:33 devamı >
BAYRAM TEBRİGİ
İnsan beden ve ruhtan meydana gelmiştir. Corona önlemleri sebebiyle bedenleri korumaya çalıştık. Hem de evlere kapalı kalarak, işyerlerini kapatarak, maskeli ve eldivenli gezerek hatta bayramımızı bile baba ocağından uzak geçirmeyi göze alarak... Peki ruhları korumaya bugüne kadar, devlet ve millet olarak ne kadar özen gösterdik/gösteriyoruz? Ruhumuz hasta oldu mu yada bundan sonra hastalanırsa ne yaparız diye endişelendik mi acaba? Ruhumuzu farkına bile varmadan öldürmüş isek bedenimizin nasıl bir anlamı kalır mı sizce? Aslında, Ramazan ayında tutulan oruçlar, ruhu tanıma ve onu korumaya dönük bir eylemdir/emirdir.
Yazar : EDİTÖR   Eklenme Zamanı : 24.5.2020 00:07:14 devamı >
GÜMÜŞ RENGİ AĞAÇ VE TAHTA KURTLARI
Bugünkü doğa yürüyüşümüzde setin tam kenarında duran kurumuş ceviz ağacı dikkatimi çekti. Açık griye çalan bir renkte idi. Doğanın yeşille boyandığı bu günlerde ben buradayım diyordu adeta. Heybetli duruşunu kurumuş kolları tamamlıyordu. Ama bir yandan da mazlum bir duruşu vardı. Sanki yaratıcıdan yardım ister gibiydi. Belki de şükrediyordu hala ayakta durabiliyorum diye… Sahi neden ayaktadır diye düşünmeden edemedim. Bir sahibi vardı mutlaka. Ya sahibinin yakacak ihtiyacı yoktu ya da vakti yoktu bu hayata veda etmiş ağacı kesmeye. Bir iki adım daha attıktan sonra üzerindeki oyukları fark ettim. Bunlar gümüş renginin içinde güneş ışıklarının doğadaki raksına bağlı olarak siyah ve irili ufaklı oyuklardı. Bu oyuklar kuzey batı istikametine doğru bakıyordu. Derine inen oyuklar nedir diye sormadan edemedim.
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 19.5.2020 20:57:45 devamı >
İSLAMİ DÜŞÜNCENİN SERÜVENİ
Osmanlı’nın modernleşme süreciyle birlikte İslam savunmacı bir moda geçmiş ve düşünce dinamiklerini temelden değiştirme yoluna girmiştir. Modernleşme yalnızca devletin kurumlarında olmamış aynı zamanda dini düşüncenin teşkkülünde de olmuştur. Osmanlı bürokrasisi Kanuni döneminde yapmış olduğu faaliyetlerde dine yani onu temsil eden alimlerin yetiştiği medrese kültürüne yaslanarak, ondan güç devşirerek iş yapmaktaydı. Modernleşmeyle birlikte bürokrasi medresenin ilimde geri kalması ile birlikte yüzünü batıya çevirmiştir. Medrese ve bürokrasi arasındaki makas giderek açılmış ve Osmanlı bürokrasisi nerdeyse tamamen batıcı bir zihniyetle inşa olmuştur. Mustafa Reşit Paşa ile başlayan batılılaşma tercüme odaları vasıtasıyla hem bürokraside hem de aydınlar içinde hızlı biçimde kurumsallaşmıştır. Her ne kadar Ahmet Cevdet Paşa gibi medrese kültüründen alimler zamanla ön plana çıksa da vaziyeti kurtarmaya yetmemiştir.
Yazar : Bünyamin ZERAN   Eklenme Zamanı : 11.5.2020 10:39:04 devamı >
SENİ ANDIM YİNE
Kuytu bir sahilken akşamlar, Kitabım ellerimde seni andım yine. Seherin ışıkları kıskıvrakken, Sabahları düşünüp seni andım yine. İlmek ilmek nakşederken hayatı, Doğayı okudum seni andım yine. Uzarken bakışlarım semanın engininde, Fersah fersah seni andım yine. Ne bir noksan nede fazla, Gezindi bakışlar tüm evreninde, Döküldü yaşlar gönül pencereme, Bir damla yaşta seni andım yine.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 11.5.2020 10:35:52 devamı >
BİBER DOLMASI (ÖYKÜ)
Akşam yemeği için sofra kurulmuştu. Baş köşeye oturup çocukları sofraya çağırdım. Tek tek geldiler isteksizce. Hepsi kendi yerine oturdu. Büyük kızım, burun kıvırarak, cevabını bildiği bir soruyu sordu annesine; -Anne yemekte ne var? -Biber dolması kızım. -Başka bişey var mı? -Salata ve yoğurt var kızım. -Ama anne, dolmadan nefret ediyorum. Ne yiyeceğim şimdi ben? Eşim bıkkınlık ifade eden bir yüzle; -Size de birşey beğendiremiyorum kızım! Ne pişireceğimi şaşırdım vallahi, dedi. Sofrada herkesin yüzü asıldı. Bir sessizlik oluştu. Bense gözlerimi dolmalardan alamıyordum. Dolmalara bakar halde; -Size bir hikaye anlatayım mı? dedim. -Eveet, dedi küçükler. Eşim ve büyük kızımda şaşkın gözlerle beni izlemeye başladılar. "Çocuktum. Çocuklarım okula gidecek diye babam köyden şehre getirmişti bizi. Çiftçilikten başka şey bilmeyen babam, şehirde çok iş aramış ama bulamamıştı. Sonunda çaresiz kalmış ve yurtdışına işçi olarak gitmek için birileriyle anlaşmıştı. Bu kişiler, babamı işçi olarak Almanya’ya götürmek için onbin lira istemiştilerdi. Babam bir akrabadan kısa süreliğine onbin borç istemiş. Önce olmaz diyen akrabamız, üç ay içinde yirmibin olarak geri ödenmek kaydıyla verebileceğini söylemişti. Açıkça faizli borç vermek istemişti. Babamda çaresiz kaldığı için bunu kabul etmişti
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 10.3.2020 00:18:16 devamı >
TANRIDAN PAY KAPMAK
Tanrıdan Pay Kapmak İnsana biçilen ömür, mal ve evlat biriktirmek için midir? Altın ve saltanat... Para ve iktidar.... Hisse senedi ve şöhret.... Araba, villa, nakit ve asker... Tabi ki öyledir!; insanlık tarihi bunun isbatıdır. Süreç ilk insan olan Adem ile başlamış, bugüne kadar aralıksız devam etmiştir. Bundan sonrada devam edecektir. Bu düzen birey ve toplum olarak kusursuz işletilmiştir. Adı bazen ben/ego olmuş, bazen Firavun, bazen Karun, bazen krallık, bazen demokrasi, bazen cumhuriyet, bazen kapitalizm bazen de komünizm... Ve daha birçok isim kullanılmış. Ama özü hiç değişmemiş. Acı, zulüm, katliam, savaş, fitne, esaret, uyuşturucu, hırs, intikam, tahakküm gibi uygulamalar mal ve istikbal edinmenin en meşru yöntemleri olmuş.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 27.2.2020 00:14:35 devamı >
BİZİ CESUR KILAN KELİMELERİMİZ VAR
Dünyayı değiştirecek kelimeler aslında benim kendimi değiştirdiğim ölçüde değişen koşulları gösterdi bana. Tıpkı resulün Hira’dan çıkıp Mekke sokaklarına koşarak indiğinde dünyayı değiştirecek kelimeleri de yanında taşıması gibi..
Yazar : Bünyamin Zeran   Eklenme Zamanı : 17.2.2020 23:17:43 devamı >
HAYATI YAŞAYARAK GEÇ; KOŞARAK DEĞİL
Bir arkadaşımla beraber puslu ve soğuk bir günde eve ulaşmaya çalışıyorduk. Hava kararmaya yüz tutmuş, tanıdığımız yollar tanınmaz olmuş, takatimiz iyice azalmıştı. Sanki biz yürüdükçe yollar uzuyor, evimize yaklaşmak bir yana sanki daha da uzaklaşıyorduk. Sıcak yuvamız, karnımızı doyuracak çorba ve ekmeğimiz bir adım ötemizde olmalıydı ama gizemli birşey bizi hedefimize yaklaştırmıyordu. Labirentte dönüp duruyorduk sanki. Buma benzer hislere sahiptik ikimizde. Derken arkadaşıma dönüp; -Bu böyle olmaz, bu gidişle evimizi bulamayacağız. En iyisi farklı yollardan gidip arayalım. Kader bizi ayırmayı deniyor. Bir fırsat verelim kadere; yoksa ikimizde helak olacağız. -Tamam, ben bu sokaktan dönüyorum öyleyse. Sen de şu önümüzde yürüyen kişiyi takip et. Belki o yolu biliyordur. Kaybolma sakın. Havlayan köpeklere dikkat et. Onlarla karşılaşma sakın...
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 6.2.2020 10:51:24 devamı >

 
::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003306575

iletişim : editor@kimokur.com