Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




HEPİMİZ ÖLÜYORUZ
HEPİMİZ ÖLÜYORUZ Hemşire elinde tansiyon aleti, kalem ve serumla hasta odasına girdi. Hasta yatağında yatmakta olan yaşlı kadının ilaç ve kontrol saati gelmişti. Kadının yanıbaşında kocası durmaktaydı. Elleriyle ağlamakta olanın kadının elini tutmuş, onu teselli ediyordu. Ona naif bir sesle sesleniyor, sakinleştirmeye çalışıyordu. Hemşire, akşama kadar yüzlerce hastaya bakıyor, ilaçlarını veriyor, tansiyon ve ateşlerini ölçüp dosyalarına kaydediyordu. Bu esnada birçok hasta yakınıyla karşılaşıyordu; kimisi doktora sorup da alamadığı cevapları almaya çalışıyor, kimisi saygıyla kenara çekilip hemşireye yol açıyor, kimisi de hemşireyi görmezden gelip hastayı teselliye devam ediyordu. Bu hasta yakınları çok farklı insanlardı; bazıları gerçekten hastaya üzülüyor, bir şeyler yapabilmek için çırpınıyordu, bazıları da sıkılıyor, usanıyor, mecburiyetten orada bulunuyordu. Hastalardan bunun farkında olan da vardı olmayanda… Hemşire yaşlı adama baktı. Sakalları ağlamaktan ıslanmış adamın, hasta eşine doğru eğilerek ve elini tutarak konuşmasını çok romantik buldu. İlginç bir sahne izliyordu ve bunu kaçırmak istemedi. Elindekileri bir kenara sessizce bırakıp cep telefonunun kamerasını açıp videoya almaya başladı. “Yaşlı ve Romantik” başlığı ile sosyal medyada paylaşım yaptığında gelecek beğenileri, tıklamaları, yorumları düşünerek heyecanlandı. Yaşlı çiftin kendini fark etmediğine sevindi, usulca hem kayıt almaya hem de dinlemeye başladı. -Sezai, canım acıyor, tam şurası...
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 4.11.2018 12:17:22 devamı >
PEŞİMDEN GELEN ŞEY (ÖYKÜ)
Caddeye inen yolda bisiklet sürüyordum. Bir şeye vazifeli olduğumu hissediyor; ama bunun ne olduğunu bilmiyordum. Sadece sorumluluk sahibi birinin hissiyatıyla hareket ediyor, gitmem gereken yere doğru gidiyordum. Bisikletin tekeri aniden patladı. Düşmekten son anda kurtuldum. Bu kurtuluşa kendim bile şaşırdım. Ancak bir akrobatın yapabileceği çeviklikle zıplayıp, yerde yuvarlanmaktan kurtardım kendimi. Etrafta tamirci görünmüyordu. Bisikleti yoldan çekip bir duvar dibine bıraktım. Hiç vakit kaybetmeden caddenin önündeki kayalık alana tırmandım. Keskin ve sert kayaları çıkması kolay olmuştu. Ama inişe geçtiğimde, düz yoldan gitmek varken bu kayalık alanı tercih etmenin ne derece tehlikeli bir iş olduğunu anladım. Yine de üzerine çok düşünmedim. Hatta içimden bir “tövbe estağfurullah” çektim. Görevimi ifa etmemde ihmal, şüphe, pişmanlık, korku olmamalıydı. Ve yoktu da…
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 17.10.2018 11:10:36 devamı >
ELEŞTİRİ AHLAKI ÜZERİNE
Kur’an’ın bizlere öğrettiği eleştiri kültürü kuşkusuz hakikati yakalamaya dönüktür. Senlik benlik kavgası egolar üzerinden yürütülemez. Kur’an bir insan eleştirisinden ziyade insan tiplemesini ele alarak eleştirir. Önemli olan insanın kendisi değil ortaya konan eylemin kendisidir. Eylemin niteliğine göre insan bir sınıfa ait olur. Bu sınıf Batı’nın tanımladığı biçimde efendi-köle gibi piramidal bir sınıf olmayıp yatay düzlemde oluşan sosyal bir sınıftır. Bu sınıflama toplumlar arası hukukun belirginleşmesi için esastır. Aynı zamanda Carl Schmitt’in dost ve düşman ayrımı için elzem olan bir sınıflamadır. Her dinin ve ideolojinin bir ötekisi olduğu gibi İslam dininin de ötekisi mevcuttur. İslam “ötekini” ıslah etme yoluna gider. Eğer “öteki” ıslah olmaz ise bozgunculuk çıkarmadığı sürece kendi inancında yaşamasına, üretmesine müsaade eder. İslam eleştiriyi hak ve batıl üzerinden sürekli canlı ve diri tutar. Küfredenlerin de iman edenlerin de delilleriyle birlikte küfretmelerini yahut iman etmelerini emreder. Kur’an’a baktığımızda Allah açıkça meydan okur: “Göğe bakmaz mısınız? yağmuru kim yağdırıyor?...” vs diye. Yani tartışmadan kaçmaz aksine insanı düşünmeye zorlayan ayetlerle onun iman etmemesinin ne kadar tutarsız olduğunu ona ispatlar. Öyleyse Müslümanların hak ve batıl üzerinden tartışmayı hayatlarında hep diri tutma zorunlulukları olduğunu görürüz. Eleştirmek, eleştirilere kulak vermek ve eleştirinin gereğini yapmak gibi yükümlülüklerimiz vardır.
Yazar : Bünyamin ZERAN   Eklenme Zamanı : 12.10.2018 11:11:53 devamı >
SOR BİR KERE
Sor bir kere ey insan! Satır satır yazılanlara, Dağlardan hışımla yuvarlananlara, Sor bir kere toprağı alt üst edip karıştıranlara! Hangi sevdaydı pınarlardan buz gibi aktı, Hangi yürek çarpıntısıydı kafesine sığmadı, Ve doldu taştı, Ruhumun gamı söndü; Ufukta uzunca bir ışık gördü…
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 10.10.2018 12:15:08 devamı >
YA ÇOKTAN GİTMİŞSE ZAMAN ((ŞİİR)
YA ÇOKTAN GİTMİŞSE ZAMAN Ya çoktan geçmişse zaman! Kapısını aralayıp geçtiğim koridor, Ve zeminden su taşmışsa yüreğe, Düşünmek bile çok zor, Çaresiz kalmış küçük ellerime. Aramalı yüreğin ince tellerini ey zaman! Bir köşesinde saklı kalmış sevgileri. Unutulup yitik kalmış özlemleri, Kendimizin, özümüzün, anlamlı hazineleri… Ya çoktan geçmişse zaman! Bir Taha uyanmışsa uykudan, Ya gitmişse aralı kalmış kapıdan, Sen yatağından kalkamadığın zaman…
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 26.9.2018 13:03:54 devamı >
YİNE BİR SONBAHAR YAZISI
Yine bir sonbahar yazısı ile karşınızdayım sayın dostlar. Havalar sıcak, henüz gelmedi sonbahar demeyin; zira mevsimler sıcaklıkla ölçülmez, gönülle ölçülür, hisle ölçülür. Hislerim, gelen sonbaharı haber verdiler bana. İlk kez bu gece bir üşüme geldi bana. Yine bu gece rüyamda ekin tarlasındaydım, her sonbaharda olduğu gibi. Sabah kalktığımda belim ağrıyordu. İş yerine gelirken bir simit aldım. Sonra en sevdiğim türküyü dinledim. En sevdiğim türkü de bir hüzne boğdu beni. İşte o zaman anladım sonbaharın geldiğini. Sonbaharı, ömrün son zamanları gibi algılarım. İlkbaharın dünyaya getirip can verdiği ne varsa, yazın büyüyüp canlandırdığı ne varsa, yorulup takatsiz düşenleri usulca sona hazırlayan aydır sonbahar. Sararmaya başlayan yapraklar, kuruyan çayır çimenler, meyve sebzesini verip solan bitkiler, büyüyüp yuvadan ayrılan yavru kuşlar, okul önlükleri, turşuluklar, yakacak odun kömür… ilkokul hayat bilgisi kitabında bile yazar bunlar. Ama yazmayan şeylerde vardır. Kış mevsimini romancıların, hikayecilerin mevsimi olduğunu düşünüyorum ben. İlkbaharı ressamların, yaz aylarını müzisyenlerin, sonbaharı da şairlerin mevsimi…
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 8.9.2018 11:58:33 devamı >
HALKININ İSLAM OLDUĞU İDDİA EDİLEN ÜLKEDEN NOTLAR
Reel siyaset ile değer temelli siyasetin kıyasıya savaşında reel siyaset, yarışı kazanmış görünüyor. Her şeyin rakamlar üzerine kurulduğu bir düzlemde hakikat buharlaşıveriyor. İslami değerlerin hiç bir değerinin olmadığı bir düzlemde hayat akıp gitmektedir. İnsanların gündelik telaşı ABD ile olan gerginliğin bir yandan ekonomik düzlemde oluşturduğu sıkıntılar diğer yandan bu sıkıntıların giderilebilmesi için Rusya ve Çin ile yakınlaşmanın doğurduğu olumlu etkiler üzerinedir. Varsa yoksa ekonomi nasıl düzelecek ve düzelmesi için lazım gelen tedbirlerin millilik duygusuyla bir an önce sonuçlanabilmesi. Bunun için bir yandan ABD mallarını boykot ve Amerika düşmanlığı diğer yandan ise Rusya ve Çin sevgisinin yükselişi. Oysa çok değil iki sene öncesine kadar Rus uçağı düşürüldüğünde aynı milli duygularla Rusya’ya karşı diklenmemiş miydik? Neyse ki Devlet-i Aliyye’nin en üst mertebesince Rusya’dan özür dilenmiş ve ilişkiler tatlıya bağlanmıştı. Biraz daha geriye gidecek olursak Uygur müslümanlarına Çin Devleti’nin yapmış olduğu zulümler TV ekranlarında gırla giderdi. Ramazan ayında oruç tutulmasına müsaade edilmeyen, namaz ve türban yasağı getirilen uygurlu müslümanları göz yaşları içinde okur ve seyreder aynı zamanda Çin Devleti’ne lanetler okurduk. Oysa şimdi Çin Devleti’nin ABD’ye karşı ekonomik savaşta yanımızda yer alışından mıdır nedir bilinmez hiç bir Uygur müslümanı bizi ilgilendirmez oldu ve TV ekranlarımızda da onları göremez olduk. Galiba son ekonomik gerginlikten sonra laf aramızda Çin Devleti’ni de sever olduk.
Yazar : Bünyamin ZERAN   Eklenme Zamanı : 19.8.2018 09:31:22 devamı >
BOYACI
BOYACI Boyacıyım ben, Boyarım ayakkabıları, Kiri tozu kaybederim, Göstermem ayıpları. Boyacıyım ben, Neşeli ve mutluyum, Ekmeğimi kazanırım sanatımla, Fakir ama işime hayranım ben. Sabah erkenden düşerim yollara, İşe gidenleri karşılarım, İşsiz olup iş arayanları, Acelesi olanları, aşıkları, Mutlu ve mutsuzları, Edepli ve edepsizleri, Paralı ve parasızları, Hepsini tebessümle karşılarım ben, Hepsini boyamak isterim ben.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 4.8.2018 13:09:04 devamı >
GERÇEK ŞAİR
GERÇEK ŞAİR Şair, sordu bana; Şiir yazar mısın? Hayır dedim, şair değilim Süslü laflar bilmem. Üzülme, dedi, bir şey kaybetmiş sayılmazsın, Güldü, zaten kaybedecek bir şeyin kalmamış. … Utançla, öğret bana, dedim Şiir yazmayı, Çirkini güzel yapmayı, Aşkları büyütmeyi, Kaybetmişken kazanmayı, Bir gönlü çalmayı, Bir zaferi katlamayı, Kalem tutmayı, Öğret bana. … Şair kızdı, bre ahmak, Şiirin ne olduğunu bilmiyorsun; Şiir, evvela gönülde yazılır, kalbin ritmiyle ahenk bulur, Dille söylenir, ellerimizde hayata akseder, Susuz çiçekler bile nasibini alır şairin elinden, Kırık kalpler düzeltilir şiirle, Esir asker güç bulur şiirle, Fakirin karnı doyar şiirle, Aşklar terbiye edilir şiirle, Şiir demek, hayat demektir, süslemek değil. …
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 26.7.2018 11:29:26 devamı >
ÇOCUKLAR MASUM DEĞİLDİR!
Mahallenin küçük oyun parkında çocuklar oyun oynuyordu. Çığlıkların, koşturmaların, ağlaşmaların arkası hiç kesilmiyordu. Demlikteki çay suyunun kaynaması gibi; parkın ortası çocuklarla bir iniyor bir çıkıyordu. Bununla beraber, parkı çevreleyen banklarda oturan yaşlı kadın ve erkeklerde ise tam bir sükunet hakimdi. Hareketler yavaş, sözler hafif, bakışlar yorgundu. İçlerinden biri bir şey söylüyor, diğerleri düşünüp anlamaya çalışıyor, sonra varsa bir cevapları tane tane dile getiriyorlardı. Bazen “olmaz efendim” diyerek bir itiraz gelebiliyordu içlerinden ama bu düşük bir ses tonuyla ve kibarca oluyordu. Bir ara uzun sakallı, cami cemaatinden olduğu her halinden belli olan bir ihtiyar söze girdi; -“Efendiler, görüyorsunuz değil mi? Allah ne güzel yaratmış çocukları, masum ve sevimli…” -“Haklısın hacı abi, onları seyretmekten hiç usanmıyorum. Hepsi hayat dolu ve neşeli” dedi bir diğeri. -“Birbirlerinden farklılar, cinsiyetleri farklı, boyları posları, biri salıncak ister biri kaydırak ama hepsi masum, hepsi temiz. Biz de bir zamanlar çocuktuk, ama hayat kirletti gün be gün. Keşke böyle kalabilseydik” dedi bir başkası. -“Allah, insanı İslam fıtratı üzerine yaratır. Bu nedenle her doğan çocuk temiz, pak ve masumdur” dedi emekli imama benzeyen, fikrine güvenen bir başka ihtiyar. Muhabbet bu şekilde sürüp giderken, o vakte kadar sessiz sedasız, en kenarda oturan kır saçlı, sakal traşlı, mahallede yabancı olan adam söze girdi;
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 22.7.2018 12:10:11 devamı >

 
::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 002797478

iletişim : editor@kimokur.com