Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




DOKTOR VE RÜYA GÖREMEYEN ADAM (ÖYKÜ)
-Anlat evlat, şikâyetin nedir? -Rüya göremiyorum artık doktor bey? -Şikâyetin bu mu gerçekten? -Evet! bu ciddi bir durum değil mi sizce? -Bilmem, hiç fikrim yok! -Peki siz rüya görüyor musunuz doktor bey? -Çok nadir rüya görürüm ama hiçbirini hatırlamam sonrasında. -Bence sizde bir doktora görünmelisiniz doktor bey! Doktor güldü. Tekrar hastaya dönerek sordu; -Bunu bir düşüneyim küçük adam. Ama merak ettim; rüya sorunlarınız için neden bana geldiniz? Bir göz doktoruna…? Doktor bunları derken gözlerini faltaşı gibi açmış, sonrada yuvalarının içinde teker gibi döndürmeye başlamıştı. Aynı anda işaret parmağını da gözleri gibi havada çevirerek döndürüyordu. Hasta cevap vermek için bir süre düşündü. Sonra koltuğunda geriye doğru yaslandı. Bir rahatlık çökmüştü; -Aslında size gelirken göz doktoru olduğunuzu bilmiyordum. Siz doktor felan değilsiniz zaten! -Kimim öyleyse? -Sizi üç gün önce çöpten karton toplarken görmüştüm. Karton naylon teneke felan toplayıp satarak geçiminizi sağlıyor olmalısınız. Size “kolay gelsin amca” demiştim, sizde bana “benim işim zaten kolay, kartonları, naylonları, tenekeleri çöpten seçip el arabama yükleyip satıyorum. Ama işim şimdi daha kolaylaştı, çünkü bana selam verdiniz” “neden böyle söyledin? Kimse selam vermez mi sana” dedim. Sende “hiç kimse…” diye cevap verdin. -Peki küçük adam, madem önceden çöpçüydüm şimdi nasıl doktor oldum?
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 19.5.2019 12:52:11 devamı >
YABANCI
-Merhaba, benim adım çatal, salatalar, tatlılar ve doğranmış gıdalar benim sayemde yenir. Çok kibar ve becerikli bir aletim. İnsanlar ben olmadan sofraya oturmazlar. -Merhaba, benim adım kaşık, çorbalar, hoşaflar ve birçok sıvı gıda benim sayemde tüketilebilir. Çatala göre biraz kabayım ama bende sofranın en temel parçalarından biriyim. -Merhaba, benim adım su bardağı, su, süt, çay, meyve suyu gibi içeceklerin içilmesini sağlarım. Her sofrada yerim vardır. -Merhaba, benim adım peçete, bende sofraların bir parçasıyım artık. Çocukların yakasındayım, kirlenen masaların kurtarıcısıyım, çatalıda, kaşığıda, bardağıda, agızlarıda ben siler temizlerim. -Merhaba benim adım corba kasesi... -Merhaba benim adım tuzluk...
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 12.5.2019 01:05:46 devamı >
İSTANBUL SEÇİMLERİ
İstanbul seçimleri yenilenecek. Memleketin yarısı, akpartili ve mhp li olanlar memleket için ve türk töresi için beka meselesi olarak bakıyorlar bu seçime. Karşı taraf ise yitirdikleri yüzyıllık saltanatlarını yeniden kazanma fırsatı olarak görüyorlar. Şair diyor ki; Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya... Ben de olaya işte böyle bakıyorum. Memleketimde, çivisi çıkmamış sağlam bir direk kalmamış. Din, vicdan, huzur, adalet ve bunlara sahip çıkacak genclikte kalmamış. Ne sanat ne helal kazanç ne dertli bir yürek... Ne komşuluk ne akrabalık...
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 8.5.2019 04:49:52 devamı >
BERAAT KANDİLİ, MESAJLARI...
Eyvah! Bugün Berat Kandiliymiş Kandil gecelerinden bir geceymiş bu gece, berat kandili gecesi. Nice mesajlar gelecek, nice paylaşımlar yapılacak, nice beraat talep ve dilekleri dilden dile dolaşacak. Ama kaç kişi, Allah’tan beraat dilemeye yüzü olacak bir iş, bir hayr, bir infak, bir iyilik yapacak bugün? Böyle bir gecenin
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 19.4.2019 08:46:31 devamı >
ŞAİRİN ÖLÜMÜ
ŞAİRİN ÖLÜMÜ Bakma bana öyle Ben şiirden anlamam Şiir yazmak büyük bir iştir ve şair işidir Kocaman bir yürek ister, ötesi, yürekten de büyük dert İşte o derttir şaire yazdıran Yazdıkça döker içini Yine de bulamaz huzuru şair Aradığı huzur değildir zaten, huzur zayıflar içindir. Onlar dertlerini anlamak ve büyütmek için yazarlar Anlamak ve büyütmek derdi bir yerde toplar; Şairin yüreğinde O yürek ki derdin yegane zindanıdır. Şair ister ki derdin cümlesini hapsetsin sinesine; Böylece kimseye dert kalmasın
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 10.4.2019 18:35:38 devamı >
SADECE BİR RÜYA
Sizi korkutmayayım, bu anlatacaklarım bir rüyadan ibaret. Bu gece gözlerimi rüyama açtığımda doktorlar ile karşı karşıya idim. Hepsi ümitsiz, üzgün ve hatta acıyarak bakıyorlardı bana. İçlerinden kıdemli olduğu her halinden belli olan yaşlıca bir doktor, elindeki raporları, filmleri göstererek; -Maalesef çok hastasınız, veremin bilinmeyen bir türüne yakalanmışsınız. Hiçbir tedavi yöntemi yok. Öleceksiniz. -Verem mi? Veremden bu zamanda adam mı ölür doktor bey? Bari “kansersin” deyin. -Hayır, kanser hastası olsan “kansersin” derdik ama verem olmuşsunuz. -Ne kadar yaşarım? -En fazla bir yıl. Ağır bir mevzuyu sükunetle karşıladım. Zaman kısaydı. Yapmam gereken şeyler vardı ölmeden önce. Hemen eve gidip bir valiz hazırladım. Memlekete gidecektim, amacım; çocukluğumdan bu güne kadar tanıdığım tanıdığım kim varsa hepsini tek tek ziyaret edip, helallik almaktı. Bununla beraber onlara kısa kısa da nasihatta bulunmak niyetindeydim. “fani dünyaya aldanmayın, kalp kırmayın, huzur ve sükunetle yaşayın, tövbe edinin” gibi şeyler diyecektim. Aklımda güzel şeyler tasarladım. Önce otobüsle gitmeyi düşündüm memlekete ama bunun zaman kaybı oluşturacağını düşünüp kendi aracımla gitmeye karar verdim. Yola çıktım ve kendimi biranda eski dostların arasında buldum. Kimseye öleceğimden bahsetmedim ama tek tek kolayca helallik aldım hepsinden. Yanaklarda hafif bir tebessümle yolcu ettiler en sonunda beni. Son olarak anne babamla helalleştim. Eşim en başından beri yanımdaydı.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 8.4.2019 09:46:14 devamı >
GÜZEL İNSAN, AZ KALDINIZ!
Kalabalık bir ihtiyar ekibi, “Yeryüzü parkında”, büyükçe bir salkım söğüt ağacının gölgesindeki banklara oturmuş sohbet ediyorlardı. Parkın içinde bulunan ve tarihi bir eser olan “Miskinler” isimli camide namaz kılmak için gelmiştim; öğlen ezanının okunmasına biraz daha zaman olduğunu düşünerek ihtiyarların yakınına oturdum. Onlarında ezanı beklediği her hallerinden belliydi. Oturduğum yer gölge ile güneş vuran yerin tam sınırıydı. İhtiyarların hepsinin beyaz bakımlı sakalları, yuvarlak göbekleri, kostaklı saatleri, desenli bastonları vardı. Bu halleriyle masallardaki tonton dedelere benziyorlardı. Ben yanlarına geldiğimde hararetle birşeyleri tartışıyorlardı. Kendilerini tartışmaya öylesine kaptırmışlardı ki; selam verdiğimi bile duymadılar. Biri diyordu ki; -Efendiler!, memleket meselelerine kafa yormak elbette herkesin olduğu kadar benimde hakkım ve vazifemdir. Bence en büyük memleket meselesi ekonomidir. Zira toplumun idare ve ikamesi ekonomi ile olur. Ekonomi bozulursa herşey bozulur. Ne demiş Adıgüzel Peygamberimiz “bir kapıdan fakirlik girerse din öbür kapıdan çıkar, gider”
Yazar : Dilek BUZ   Eklenme Zamanı : 19.3.2019 09:42:56 devamı >
KARANLIKTAKİ GÖLGELERDEN AYDINLANMIŞ RUHLARA YA DA ZULÜMATTAN NURA
‘’Cehaletle’’ uğraşmak zor.Adı üstünde ‘’cahil’’.Neyin cahili?Aslında ,öncelikle kendine,iç dünyasına yabancı.Duygu ve düşünce dünyasından bi-haber.Duygu atmosferinden korunaksız.Kalbe hücum eden zararlı ışınlara-karanlıklara-karşı (koruyan)katmanları vardı.Bilseydi kıymetini... Tıpkı anne rahminde korunduğu gibi... Şefkat kalkanını darmadağın etti bilmeden ya da kasten, belki de planlayarak- planlanarak. Sevgi- aşk sığınağını parçaladı. Yok etti savunma sistemini. Zaten canavarlarda pusudaydı...saldırdılar... Neyin cahili? Kendini- iç dünyasını- hale hale kuşatan nur halkalarını dağıttığını,farkındalığını unuttu(ruldu). “ Cahili Toplum Devri” ile uğraşmak mı? O daha eşed! Düşünce iklimini yitirmiş, karıştırmış kalabalık, güruh. Beyninde,aklın derinliklerinde fırtınalar kopuyor. O ise yazın sıcağından şikayet ediyor. Evrendeki zerre- kürreler temaşa et diyor her bir hücresine ve fokur fokur kaynıyor göz, kulak ve beyin kıvrımları. Bizimki üşüdüğünün derdinde. Ne yaman çelişki.
Yazar : BARIŞCAN   Eklenme Zamanı : 18.3.2019 10:57:47 devamı >
SESSİZLİK NE KÖTÜ BİR HASTALIKTIR…
Sessizlik dedi babam en kötü hastalıktır… Ne demek istediğini anlayamamıştım. O çocuk aklımla anlamam da zor idi. Sessizlik neden bir hastalıktır üstelikte en kötü hastalıktır baba diye sordum. Çünkü bizler biraz yaramazlık yapsak susun, sessiz olun bakiim diyerek kaşlarınızı bize çatmaz mısınız? Sessizlik her zaman kötü bir hastalık değildir o zaman dedim içimden. Babam ne demek istediğimi anlamış olmalı ki evet evlat dedi sessizlik her daim kötü bir hastalık değildir. Lakin susmasını bildiğin yerde derdin devası da olur. Peki öyleyse nerde susacağımızı ya da susmamız gerektiğini neye göre bileceğiz? Ölçümüz ne olacak, diye sordum. İşte dedi cevaplaması en güç sorulardan birini sordun. Zira toplumların ve bireylerin çıkarlarına hizmet ettiği bir dünyada hakikat buharlaşıverir. Hakikatin kaybolduğu bir yerde de susmak ve çığlık atmak ölçüyü kaçırabilir dedi. Yaşım itibariyle babamın söylediklerini anlamam zor gibi görünüyordu.
Yazar : Bünyamin ZERAN   Eklenme Zamanı : 24.2.2019 12:43:23 devamı >
BEŞ DUYU ORGANIMIZ (ÖYKÜ)
Eski bir çay ocağının, kendisi gibi eskimiş taburesine yalnız başına oturmuş gazete okuyordum. Beklediğim biri yoktu, yapacak işimde; sıkılmış bunalmış soluğu çay ocağında almıştım. Böyle zamanlarda bu çay ocağı kurtuluşum oluyordu. Duvarları eski kilimlerle, masaları hasır örtülerle kaplıydı. Tavandan asılı sallanan eski ev eşyaları vardı. Şehrin mazisinden fotoğraflar, motifli desenli çaydanlıklar, üç oklu bir yay, birkaç hançer, kılıç… Loş bir ortam oluşturacak kadar aydınlatma… Dikkat dağıtmayacak kadar radyo yayını… Modern kafelere inat, maziyi çağrıştıran bir çay ocağıydı burası. Müşterileri de bir o kadar eskiydi; hepsi orta yaş üzeri insanlardı. Belki de en gençleri ben idim. Gerçi bende pek genç sayılmam artık. Gazeteyi evirip çeviriyordum. Okuyasım pek yoktu aslında. Resimlerine bakınıyor, kenarlarını katlıyordum; bir yandan da okuyor gibi elimde dolandırıp duruyordum. O kadar insan içinde boş boş oturamazdım ya!
Yazar : Dilek BUZ   Eklenme Zamanı : 21.2.2019 09:30:01 devamı >

 
::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 002940032

iletişim : editor@kimokur.com