Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Sayın kimokur.com okurları; mevcut yazarlarımız bir süredir yazı gönderemiyorlar. Alıntı yazı/makale bulmakta/seçmekte zorlandığımız için önemli gördüğünüz, "okunmalı" dediğiniz yazı ve makaleleri bizimle paylaşmanızı rica ediyoruz. Vereceğiniz destekten ötürü şimdiden teşekkür ederiz. EDİTÖR

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




SEZAİ KARAKOÇ’TA DEVLET FİKRİ
İslamcı Dergiler, Türkiye kültür ve yayıncılık tarihinde zengin bir birikimi temsil ediyor. İslamcı Dergiler Projesi kapsamında çok sayıda dergi taranıp araştırmacıların hizmetine sunuldu. Biz de bu yazımızda Sezai Karakoç’un Diriliş dergisinde Devlet hakkındaki görüşlerini el aldığı yazı dizisini değerlendireceğiz. İnsanlar, kimi zaman kurtarıcı kimi zaman cellat olarak düşündüğü devlete tarih boyunca çeşitli anlamlar yüklemişlerdir. Çağlara anlam veren inançlar ve düşünce sistemleri, ister istemez devletle ilişkiye geçmiş ve onunla ilgi olarak kendi değer dünyası zaviyesinden değerlendirmelerde bulunmuş, onun mahiyeti hakkında sorgulamalar yapmıştır. Devlete tarihi düşünce sistemleri açısından bakıldığında atfedilen anlamın çoğunlukla ifrat ve tefrit arasındaki dengeyi tutturamamaktan kaynaklandığı görülmektedir. Tarih boyunca devlet, ya sonuna kadar kutsallaştırıp ona tanrısal bir değer atfedilmiş ya da topyekün reddedilip şeytanlaştırılmıştır. Karakoç’a göre insanların ve toplumların huzuru bu ikisi arasındadır.
Yazar : Değerlendiren: M. Ziya Sarı, İDP Araştırma Stajyeri   Eklenme Zamanı : 13.2.2018 13:11:06 devamı >
ZAMAN (ŞİİR)
Aslında tutamadığım tek şeydi zaman. Acıyışlarım, Haykırışlarım boşuna! Yakıp geçmişti Timur misali, En derinden en incesine… Uzatırdım ellerimi çarpıklaşmış düzenin pençesinden kaçarken uzaklara, Bir damla sevgi, Ve ana kucağı gibi şefkatti özlediklerim. Yaktı zaman küllerini, Bir daha, Bir daha verdi saman alevlerini, İnceden inceye eskitti sevdiklerimi.
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 6.2.2018 10:57:45 devamı >
KUR’AN VE BİLİM AKLEDEN KALP (ZİHİN/GÖNÜL)
Görünmeyen hakikatin, gaybın gerçekliği, pozitif bilimlerle uğraşanların son yıllarda önemli ilgi alanlarından birisi haline gelmiştir. Önceden sadece, sınanabilen ve test edilebilen bilgiler gerçek kabul edilirken, günümüzde görünmeyen bir düzenin var olduğuna inanan bilim adamları artık görünmeyeni de gerçek olarak tanımlamaya/anlamaya başladılar. Günümüzde mevcut kâinatın henüz sadece %4’ünün tesbit edilebildiğini, geri kalan %96’sının ise ne olduğu bilinmediğine göre, bu görünmeyen/gaybın aslında belki de hakikate işaret ettiğine inanan bilim adamları şu anda hala mevcut bilinen %4’ün sınırlarına ulaşmaya çalışıyorlar. Evrenin sırlarını beş duyu ile açıklamak zordur. Bu yüzden insanlar farklı kanallardan gerçeklere ulaşmaya çalışırlar. Kişiyi gerçeklere götüren birinci yol, deney-gözlem, ampirik yaklaşımdır. Nöropsikiyatrinin ve pozitif bilimin ilgi alanıdır. İkinci yol, akıl yürütmedir. Teorik pozitif bilim ve din biliminin, sosyal bilimler ve psikiyatrinin ilgi alanıdır. Gerçeğe götüren üçüncü yol önsezi ve sezgi’lerdir ki bunlar din bilimlerinin dışında bugün nöropsikiyatri’nin de ilgi alanı olmuştur. Dördüncü yol, inançtır. Diğer üç yolla açıklanamayan durumların açıklanmasına yardımcı olur, örneğin nöro-psikoloji de artık bu alanla ilgilenmektedir. İnsanın beş duyusu dışındaki ikinci algılama mekanizması, zihinsel beyindir (akleden kalp/gönül). Sinirbilimin önde gelen dünyaca ünlü otörlerinden kognitif (yüksek bilişsel/zihinsel fonksiyonlar) sinirbilimci Prof.Dr. Marsel Mesulam insan beyninin %90’ının duygu, düşünce ve davranış işlemlediğini, beş duyu ile ilgili işlemlerin ise beynin sadece %10’unu meşgul ettiğini söylüyor.
Yazar : Nörolog Dr. Ömer Hakan YAVAŞOĞLU   Eklenme Zamanı : 4.2.2018 20:57:48 devamı >
HERKESE BAHSET: SENDEN, BENDEN, BİZDEN
İstatistikler Türkiye’de evcil hayvan sahiplenme oranı her yıl ciddi bir ivmeyle arttığını gösteriyor. Geçen aylarda Alper Görmüş serbestiyette yazdı. Yazının başlığı "Hayvan sevgisi insanın birbirinden uzaklaşmasının ifadesi mi?" (http://www.serbestiyet.com/yazarlar/alper-gormus/nsanin-insandan-uzaklasmasi-ve-giderek-buyuyen-hayvan-sevgisi-811599) Güzel bir soru... Modern hayatın insanı insandan kopardığı hep söylenir. Aslında bir yönüyle bu hal doğaldır ve aslında yine "modernizm" (?) üzerine tüm kötülükleri isnat edip kafa ağrısından kurtulmak açısından iyi bir enstrümandır. Doğaldır, çünkü artık kendisine yabancılaşacağımız kalabalıkların içinde yaşıyoruz. Önceleri köyümüzde/kasabamızda yabancılaşacak kadar çok insanla bir arada değildik. Barınaklarımız azdı, mesai saatlerimiz yoktu ve yaşamanın en basit koşulu aile dayanışması idi. Tüm suç çağın değildir, çünkü kadim zamanlarda insanlar arasındaki ilişkilerin mahza barışçı, mahza samimiyet örülü olduğu söylenemez.
Yazar : Aydın TÜRK   Eklenme Zamanı : 2.2.2018 15:47:33 devamı >
MEAL/YORUM DENEMELERİ - 14 (101 /KARİA SURESİ)
101/KARİA SURESİ Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile; 1- Çarpıcı (gerçek)! (1) 2- Nedir o çarpıcı (gerçek)? 3- Çarpıcı (gerçeğin) mahiyeti nedir? 4- O gün insanlar etrafa dağılmış kelebekler gibidirler. (2) 5- Dağlar ise dağınık yün gibi olur. 6- Evet (hasıl-ı kelam o gün) tartısı ağır gelen, 7- Huzurlu bir yaşam içindedir. 8- Tartısı hafif gelen ise, 9- Belirsizliğin kucağındadır. (3) 10-Onun mahiyetini bilir misin? 11- Dağlayan bir ateş! (M.Esed) (4)
Yazar : Barış CAN   Eklenme Zamanı : 31.1.2018 22:33:59 devamı >
HAKKIN RAHMETİ (ÖYKÜ)
Yumuk gözlerini yavaşça aralamaya başladı. Gök mavisi gözleri ışıl ışıl parlıyordu. Küçük bir tebessüm fırlattı, bembeyaz yüzü, gündüz vakitlerinde görünen dolunay kadar güzeldi. Masumdu bakışları, sanki acele yardıma ihtiyacı varmış gibi bakmaya başladı. Önce sola kaydırdı bakışını ve birden sağa çevirdi. Minik elleri ile üzerindeki battaniyeyi kaldırmak için bütün gücünü harcadı. Ihladı, yüzünü buruşturdu, kimsesizliğin ve çaresizliğin verdiği acı, ızdırap ile çığlığı bastı. Bütün oda minik bebeğin ağlamaları ile yankılandı. O kadar çaresiz ve o kadar masumdu ki, ağlamaları alttaki komşunun mutfağına kadar gidiyordu. Bebeğin ağlamasını fark eden Firdevs Hanım televizyonun sesini biraz kıstı ve bebeğin ağlamasına dikkat kesildi. Uzun uzun ağlayan bebeğin sesi kesilmiyordu. Kanepeden ayağa kalkan Firdevs Hanım mutfağın kapısını tam açacaktı ki, ses birden kesildi. Bebek biraz daha ağlasa yukarıya çıkıp annesi Handan hanımın yanına gidecekti. Masanın üzerine koyduğu kumandayı yeniden eline alan Firdevs Hanım kanepeye oturdu. Televizyonun sesini açtı.
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 31.1.2018 22:32:29 devamı >
EN MESUT KİMDİR?
Doksanlı yılların başlarıydı. Konya’dan yola çıkan Ford marka kırmızı bir minibüs, Taşkent ilçesine yolcu taşıyordu. Mevsim kıştı; arazide her yer karla kaplıydı, ancak bereket versin, havalar üç gündür iyi gidiyordu. Bunu fırsat bilen karayollarına ait eski bir greyder, yolları gide gele gide gele ancak açabilmişti. Yoksa Toroslara giden bu yolu, kışın ortasında açık bulmak pek mümkün değildi. İçi tıka basa dolu minibüs tam gaz yol alıyordu; akşam olup, hava ayaza çekmeden yetişmeliydi ilçeye. Şoför sigaranın birini söndürüp, birini yakıyordu. Sigara dumanını, azıcık açık bıraktığı camdan dışarı efkarla üfürüyordu. Teypte o zamanların çok bilinen bir şarkısı çalıp duruyordu. Yolcuların hepsi birden konuşuyordu. Memleket meseleleri; siyaset, terör, ekonomi… Son zamanlarda azalan yeraltı suları… Tarlada yetişen mahsulün değerinde alıcı bulamaması… Gençlerin büyüklere karşı saygısının gitgide azalması… Taze gelinlerin bitmek bilmeyen kaprisleri… Dinin, irfanın, ahlakın para, şan, şöhret karşısında değer kaybetmesi... Herkes, yanındaki yol arkadaşıyla bir meseleyi didikliyor, kendisine kayıtsız şartsız haklılık arıyordu.
Yazar : Dilek BUZ   Eklenme Zamanı : 25.1.2018 01:09:59 devamı >
KİMOKUR.COM OKURLARI DİKKATİNE
Sayın kimokur.com okurları; mevcut yazarlarımız bir süredir yazı gönderemiyorlar. Alıntı yazı/makale bulmakta/seçmekte zorlandığımız için önemli gördüğünüz, "okunmalı" dediğiniz yazı ve makaleleri bizimle paylaşmanızı rica ediyoruz. Vereceğiniz destekten ötürü şimdiden teşekkür ederiz. EDİTÖR
Yazar : EDİTÖR   Eklenme Zamanı : 24.1.2018 22:07:58 devamı >
MUHAFAZAKARLIK-II
Bu tanımı açacak olursak, bir muhafazakar, her şeyden önce, mütevazı bir insan tahayyülüne sahiptir. Ona göre insan, yaratılışı veya doğası gereği sınırlı bir varlıktır. Bu kavrayış, özellikle Aydınlanma ile gelen insan anlayışına duyulan bir tepkiyi ifade etmektedir. Bilindiği gibi Aydınlanma, insana olağanüstü bir iyimserlikle bakmış, insana ve insan aklına temel, kurucu bir rol atfetmiş ve “aydınlanmış akla” sahip insanın dünyayı anlama ve dönüştürme potansiyelini alkışlamıştır. Ancak XVIII. yüzyılın filozoflarının pek çoğunun hararetle savunduğu bu yaklaşım, özellikle sonraki gelişmeler ışığında, bir tepki birikimini de beraberinde getirmiştir. Fransız Devriminden sonra, özellikle Aydınlanma fikirleriyle beslenen ve kendilerinde, şu veya bu yönde, bütün bir toplumu ve dünyayı dönüştürme kapasitesi gören lider ve kadroların insanlığı içine sürükledikleri felaketler ve bu süreçlerde yaşanan acılar, zaman içinde belirginleşecek olan muhafazakar bir insan tasavvurunun da zeminini oluşturmuştur. Bu bağlamda bir muhafazakar, insana tarihten, gelenekten, dinden ve ona kimliğini veren diğer kurumlardan bağımsız bir biçimde bütün bir dünyayı anlayabilecek ve dönüştürebilecek kurucu bir özne gözüyle bakmaz. Tersine, ona göre insan mükemmel olmayan ve hiçbir zaman da olamayacak bir varlıktır ve ancak bu kurum ve değerlerle desteklendiği zaman güçlü olabilir. Edmund Burke’ün, “birey değil, tür bilgedir” derken kastettiği budur. Muhafazakarlığın bu insan tasarımının dini olan ve olmayan kaynakları vardır. Ona göre din, örneğin Hristiyanlığın “ilk günah doktrini”, insanın mükemmelleştirilemeyeceğini vurgular. Dindar olmayan veya ateist muhafazakarlar ise aynı sonuca, tarihi ve siyasi pratikten yola çıkarak ulaşırlar.
Yazar : Bünyamin ZERAN   Eklenme Zamanı : 1.1.2018 17:58:20 devamı >
YASAL AMA HARAM!
İlk önce Alev Alatlı’nın protokole sunumundan işitti kamuoyu bu ifadeleri… Şimdi de diyanet işleri başkanından… ‘Yasal ama haram’! Aslında terkibi öncelikler ve ehemmiyet açısından ‘haram ama yasal’ diye kurmaları daha mantıklı olabilirdi. Lakin ne olursa olsun sonucu değiştirmiyor ve murad hâsıl olmuş oluyor. ‘Ama’ ifadesi esasında bağlama da pek uygun düşmüyor denebilir. ‘Maalesef’, ‘ne yazık ki’, ‘ve fakat’ gibi kullanımlar en azından bir hatayı, yanlışı mimlemesi anlamında daha uygun olurdu. Zira bu yalın bir kullanım olarak pek renk vermiyor ve taraf izhar etmiyor. Nötr bir kullanımla, o da olur, bu da tarzında bir normallik, bir şikâyetsizlik içeriyor gibi… Tamam vakıa bu, olup biten böyle amma velakin en azından bir taraf adına bunu ifade ederken dahi insanın, özellikle diyanet yetkililerinin içinin sızlaması gerekmez mi?! Bu öyle sıradan bir durummuş gibi deklare edilebilir mi?! Bu tarz kullanımlar ‘serzeniş’ gibi görünse de gerçekte durumun kanıksanmasına, meselenin normalleşmesine yol açmaktadır. Bu dile özellikle dikkat etmek gerek!
Yazar : Mustafa Bozacıoğlu   Eklenme Zamanı : 1.1.2018 17:55:03 devamı >

 
::Bir Portre
[HyperLink1]
ŞEHİT MURTAZA MUTAHHARİ
devamı >
::Bir Ayet
"Kur’an’dan mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz" İSRA/82

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Edward W. Said tarafından yazılan Şarkiyatçılık/Oryantalizm isimli eser, “Batı“nın “Doğu“ya bakış tarzını büyük bir zihinsel güçle sorgulamıştır. Tavsiye edilir.



Ziyaret Edilme Sayısı : 002541841

iletişim : editor@kimokur.com