Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




FARKEDEBİLİYOR MUYUZ?
Bünyamin ZERAN
Fark etmek duygusu üzerine hiç düşündük mü? Hayatınızda fark ettiğini sandığınız ama uzunca bir yaşamın sonunda fark edemediğinizi gördüğünüz şeyler olmadı mı? İnsan, gözüyle tüm evreni görebilir ama tümüyle fark edemez. Fark etmek psikolojik olarak algıda seçicilikle alakalı bir durum olduğunu düşündüğümüzde bizim fark edebildiklerimizde algılarımızın ne yönde çalıştığı ile ilintilidir. Bir sinemanın içine bir grup insan yerleştirelim. Sinema perdesinin önünde ani görülemeyecek kadar hızlı bir cisim hareket ettirelim ve sinemadaki insanlara ne gördünüz diye soralım. Kuşkusuz aldığımız cevaplar o an için kişinin ihtiyaç hissettiği şeyler olacaktır. Aç ise ekmek görmüştür, susuzsa suyla ilgili bir şey görmüştür. Fark edebilme duygumuz aynı zamanda bizim hayatı nasıl algıladığımızı da gösteren birer belge özelliğini taşımaktadır.

Allah, Kur’an’ın ilk suresinde insana fark etme duygusunu veriyor: “Yaratan Rabb’in adıyla okumak…” tüm evreni, insanın kendisini, yaptığı ve yapacağı eylemleri terbiye eden bir Rabb’in adıyla okuyabilmeyi fark edebilme. İşte konunun en başına dönüyoruz böylece. Bizim fark ettiklerimizle fark etmemiz gereken ama bir türlü fark edemediğimiz şeylerin ayırdımını yapabilmeye dönüyoruz. Çağımızın Müslüman portresinin sınıfta kaldığı konulardan biri de fark etme duygusudur maalesef. Modernizm, bireyi tüketim köleliği içine hapsedip değerlerinden arındırırken ve bireyde sorumluluk duygusunu yok ederken Müslüman bireylerin çoğunluğu maalesef bu savaşıma kayıtsız kalmaktadır. Allah’ın adıyla hayata gereğince bakabilme yetilerinden uzaklaşmaktadırlar. Haliyle bu durum giderek kayıtsızlığa ve çağın popüler kültürüne angaje olmaya yol açmaktadır. Oysa farkında olmak duygusu bireye ilahi sorumluluklarını hatırlatır. Çağın popüler kültürüne karşı değerlerinle ayakta durmayı, tağutlarla her kulvarda savaşım verebilmeyi zorunlu hale getirir. Farkında olmak bireye hangi safta durduğunu ve safın neresinde olduğunu hatırlatır.

Çoğu zaman kendimizi İslami bir yaşam içinde en ön safta olduğumuza ya da en azından İslamın safında olduğumuza inandırırız. Bu durum, İslami belli bir ritüel kalıplarda düşünmemizden ileri gelir. İslam belli kalıplara sığmayan ve hayatın her alanında söyleyecek sözü olan bir yaşam şeklidir ki teorisini Kur’an oluşturur pratiğini ise Müslüman. Enfal suresini hemen göz önüne getirecek olursak yerinden yurdundan edilmiş hicrete zorlanmış ashab, başlarında Allah’ın resulü olduğu halde bedir savaşına girişirler ki bu savaş müminlerle tağuti güçlerin ilk savaşıdır. Onca sıkıntı, onca darlıktan sonra ilk defa masaya yumruklarını sertçe vurduğu ve talihin Müslümanlardan yana döndüğü bir savaşı yaşarlar ve bilindiği gibi savaş müminlerin üstünlükleriyle son bulur. Öncelikle mümin karşısındaki gücün tağuti bir güç olduğunun ve kendilerinin de Allah’ın mümin kulları olduklarının farkındadırlar. Ne var ki fark etme duygusunu ganimet paylaşımı sırasında unutmuşlardır. Sermayeyle tanışma, refahla yüzleşme durumunda o İslam’ın ilk çekirdeği dediğimiz, Allah resulüyle birlikte birçok işkence ve zulümden yüzünün akıyla çıkmış müminler bir anda hangi safta olduğunu unutmuşlardır. Onun içindir ki Allah müminleri ganimet konusunda uyararak ganimetlerin tamamının Allah ve Resulünün olduğunu bildirmiştir. Öyleyse farkında olmak iman ettim demekle bitmiyor aksine iman ettim demekle fark etme duyumuzu daha da keskinleştirmemiz gerekiyor ki Bedir savaşındaki müminlerin pozisyonuna düşmeyelim.

Her insan kuşkusuz hayata farklı pencerelerden bakar. Kimisi ideolojik bakar kimisi ideolojilerden arınmış yalın halde bakar. Kimisi dinsel içerikli bakar kimisi dinin halkları sürüleştirmek için bir afyon olduğunu düşünerek bakar. Birde hayata bakamayanlar vardır. Fark etme duygusunun kendilerine katacağı zenginlikten bi-haber kimseler vardır. Bunlar hayatı sorumluluk almadan gündelik yaşarlar. Ne kendilerine, ne ailelerine ne de dünyaya dair hiçbir kaygıları bakış açıları yoktur. Duyularını kaybetmiş bir güruhtur.

Descartes gibi “düşünüyorum öyleyse varım” veya Camus gibi “başkaldırıyorum öyleyse varım” cümlelerini kurabilmek varlığını fark edebilmekle ilgilidir. Eğer insan hayatında bir devrim ya da hicret yapacaksa kendisini devrime veya hicrete sürükleyen unsurları fark etmesi lazım. Bir şeylerden rahatsız olmalısınız ki kendinizi rahat ve huzurlu hissedeceğiniz bir hayata adayabilesiniz. Yani çirkinlikleri fark etmelisiniz ki güzelliklerin peşine düşebilesiniz. Allah, toplumlara tevhidi deklare ederken putları ve tağutları fark ettiriyor. Onların ne kadar güçsüz, ne kadar çaresiz ne kadar kibirli, ırkçı, toplumları sınıfsal tabakalara ayıran ifsadçı, şehvet düşkünü, toplumların kanını emerek kendilerine hayat bahşeden aşağılık birer yamyam oluşlarını fark ettiriyor. Sonra da tevhidin insanı nasıl özgürleştirdiğini, toplumsal dengeyi nasıl kurduğunu, insanların etnik ve sınıfsal farklılıklarından dolayı birbirlerine hiçbir üstünlüklerinin olmadığını, olamayacağını deklare ediyor. Allah, müminlere buyuruyor ki içinde Allah’ın adının anılmadığı her şeyden uzak duracaksınız. Yani Allah’ın yüceltilmediği, Allah’ın yüceltmediği her türlü eylem haramdır. Çünkü Allah’ın adının yüceltildiği her eylemde denge unsuru söz konusudur. Vasat ümmet dediğimiz unsur söz konusudur. En ideal toplum ancak Allah’ın isminin yüceltildiği toplumdur. Her an için Allah’ın isminin eylemlerimizde ve düşüncelerimizde tarafımızca yüceltilip yüceltilmediğini görebilmemiz için fark etme duygumuzu sürekli açık tutmak zorundayız.

Fark etme duygusu insana verilmiş bir sorumluluktur. Yola çıkmadan önce yolu fark etmek zorundayız, yola çıktıktan sonra da yolun dosdoğru olup olmadığını. Fark edebilme algımızı bir kontrol edelim sağlıklı çalışıyor mu yoksa çalışmıyor mu diye. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bazen fark ettiğimizi sanırız ama fark etmemişizdir. Yolda olduğumuzu sanırız ama yoldan çıkmışızdır. Yolu fark ettiğimizi sanırız ama yolsuzuzdur.


YORUMLAR
Eee kardeşim
yol yok,
iz yok.
yola çıktık haberimiz yok,
yoldamıyız değilmiyiz bilmiyoruz,
yol varmı bilemiyoruz,
yolcumuyuz değilmiyiz belli değil,
Allahını seversen
senin yolun ne anlatta bir anlayalım,
bu kadar olumsuz bakışla
yol kim, yolcu kim
hepsi birbirine karıştı....
Yada ben bir şey anlamadım
anonim 01.01.2010 15:09:52
Allah kendi yolunda mücadele edenlere doğruyu yanlıştan ayıran ince bir anlayış vereceğini vaad ediyor
değil yarının anımızın sapmasından dahi bizi kim korur O’ndan başka....
farketmek yetmez bazen...
işittik ve isyan ettik diyen yahudiler de fark etmişlerdi....
benim duam odur ki....
işitmemize yardım eden Rabbim,itaatimize de yardım etsin....
O’nun ülkesinde,doğruların safında O’na kavuşuncaya dek....rabia sivas
anonim 01.01.2010 22:31:44
"biz ona (insana) iki yolu gösterdik" beled/10
"biz ona yolu gösterdik, ister şükredici olsun ister nankör" insan/3
"rabbimiz, bizi doğru yola ilet"fatiha/6
"ey iman edenler, iman ediniz"nisa/136
benzer birçok ayet verebiliriz. allah yolu göstermiş, tercihe sunmuş, tercih edenlerden de ciddiyet istemiş.
yol belli, iz belli. önemli olan bizim nerede olduğumuz! gerçekten yoldamıyız, yolun neresindeyiz? "o sarp yokuşu göze alamadı"beled/11
eğer yola çıktığımızı düşünüyorsak (islam olduysak) sarp yokuşu göze alabilmeli ve iman basamaklarını tek tek çıkmalıyız.
"durum değerlendirmesi" ve "otokontrol" anladığım yazınızdan faydalandım. teşekkür ederim. elinize sağlık bocek58
anonim 01.01.2010 23:26:57
Uzun bir yolculuğun imgeleri yazısından sonra bu yazı devamı niteliğinde olmuş. Önceki yazıda uzun bir yolculuğa çıkılmalı ama sağlam bir duruşla olmalı bu yolculuk derken şimdi bu çıkılan yolda her an uyanık olma ve yanlışları farkedecek bilinçleri sürekli zinde tutma gerekliliği üzerine durmuşunuz. Farkındalık duygusuna bilinçli olmayı elden bırakmamada diyebiliyoruz.
yazılarınızı genel olarak değerlendirdiğimde hep kaliteli mümin bireylerden örülü kaliteli bir toplum inşasını arzuluyorsunuz. Umarım bu arzunuz gerçekleşir. Zira müminler ne çektilerse kalitesiz oluşumlardan çekti. Haklısınız bu yol uzun ve yorucu insanların durup dinlendiği kendilerini yenilediği istasyonları olmalı ve yolculuk boyunca sürekli farketme duygusunu canlı tutması gerekli. Aksi takdirde yol da yolcuda bir anda değişiveriyor. Selametle kalın. Hakan Yeşilyurt/izmir
anonim 01.01.2010 23:41:43
Esselamün Alaeyküm
Farkedebilmek
Çok güzel bir konuya değinmişsiniz ALLAH razı olsun sizden
Gerçekten de çok doğru söylüyorsunuz biz insanlar bize verilen bilgileri tıpkı bir bilgisayar gibi aklııza yazmaya çalışırız mümkün olursa hayatımıza geçirmeye çalışırız.Ama bize verilen bilginin nekadar doğru ne kadar geçerli olduğunu kaynağının ne olduğunu kendimize sorma farkındalığına sahip değiliz.
Bu sorun da haliylen bu sorunu yaşayan toplumun azber bir hayat ezber bir inanç ve ezber bir yaşantı yaşamasına sebeb olacaktır.
Biz atalarımızı bu şekilde yaşadıklarına inandıklarına şahit olduk bu sebeble bizde atalarımızın yolunda gideceyiz düşüncesine kapılmamak için
araştıran dikkatli olması gerektiği kanaatine varmasının gerekli olduğuna yönelik yazmış olduğunuz bu güzel yazı için ALLAH siden razı olsun
Recep gün
anonim 02.01.2010 12:21:50
"Bu Rabbinin dosdoğru yoludur. Şüphesisz düşünüp öğüt alacak bir toplum için ayetleri ayrı ayrı açıkladık" (En’am:6/126) ve "Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız O size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış (Furkan) verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir"(Enfal:8/29) Ayetleri ve bunun gibi birçok ilahi yasalarıyla yolumuzu çizmiş ve bizim farkındalığımızla imtihan olduğumuzu bildirmiştir.Yol, muttakiler için hidayet rehberi olan Kur’nın okunup anlaşılması ve hayatımızda şahidleştirilmesidir. Rahmanın yolunu fark ederek sonsuz mutluluk olan yolun sonuna ulaşmak dualarıyla. Allah sizden razı olsun yolun açık olsun kardeşim. M.Kantar
anonim 02.01.2010 14:05:02
Çağımızın Müslüman portresinin sınıfta kaldığı konulardan biri de fark etme duygusudur maalesef...........Bu tespit harika.Amma!Sınıfta kaldığını FARK EDEMİYEN talebeler çoğunlukta.Velileri de talebelerin haklı olduğunu iddia ediyor.Yönetim ne yapsın.Fark edemi-YORUM.
anonim 03.01.2010 09:15:16
midemizin açlığını beynimize haber veren enzimler vardır. bu enzimler organizma ile beyin arasında bir elçi işlevi görürler. Bu elçilerin getirdiği haberle, insan açlığını farkeder ve yiyecek arayışına yönelir. işte hayatın devamı için karın doyurma süreci böyle gelişir. nasıl ki mide ile beyin arasında elçilik görevi yapan enzimler varsa allah ile kul arasında da elçilik görevi yapan peygamberler, uyarıcılar, kitaplar, ayetler, sahifeler vardır. Allah, ne zamanki insanlar nereden gelip nereye gittiklerini ve ne amaçla yaratıldıklarını unutmuş Allah’ı bırakıp başkalarına kul olmuş; kısaca allah’ın belirlediği sınırlardan dışarı çıkmış, işte o vakit elçilerini göndermiştir. Ki insanları niçin yaratıldıkları konusunda uyarsın. dosdoğru yola iletsin. Yani nereden gelip nereye gittiklerini onlara farkettirebilsin. İşte gerçek hayat bunu farketmeyle başlar.
anonim 05.01.2010 15:35:01

insanların kimisi içerisinde oldukları çirkinlikleri farkedip doğru yola yönelir. kimisi de farkettiği hayat tercihinde zorlanır. "onlar ellerinin önden takdim ettikleri sebebiyle hiçbir zaman ölümü dilemezler. herbiri ister ki bin yıl yaşatılsın." bu insanlar bilgisizlik içinde olmayıp bilinçli bir şekilde (farkında) çıkar tercihinde bulunmuşlardır.
rabbim farkında olmayı nasib etsin. teyfik çelik
anonim 05.01.2010 15:36:46
güzel bir yazı kardeşim elinize sağlık.bazen duygularımıza tercüman oluyor kaleminiz...
Selim IRMAK SAMSUN
anonim 11.01.2010 18:33:03

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 002797448

iletişim : editor@kimokur.com