Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




TEKAMÜLÜN ENGELLERİ
Ezberbozan




Tekâmüle doğru yol alan insanın önünde sayısız engeller vardır. Bu engellerin bilinmesi onları bertaraf etmenin ilk adımıdır. Problemin çözümü yolundaki ilk adımın, problemin sahih bir şekilde tanımlanması olduğu gibi… Bu engeller, çelişkiler, açmazlar, dengesizlikler ve uçurumların tanımlanması ve somut verilerle ortaya konması, tekâmüle doğru yol almak isteyen insan için hayati önem arz edeceği kanaatindeyim:

Tekâmülün önündeki engellerin başında “söylem ile eylem arasındaki çelişkiler” gelir. Elbette bu çift boyutlu bir sorundur. İlk olarak söylemlerin gür ama eylemlerin cılız oluşu olarak algılansa da, zaman zaman söylemin yetim ve kültürel donanımın yetersiz olmasıyla beraber katı bir eylemlilik sürecine atılmak da kocaman bir çelişki olarak karşımıza çıkar. Burada mahkûm edilmesi gereken sadece sözsel propaganda, yazınsal edebiyat ve nutuksal haykırışlara eşlik etmeyen zayıf eylemlilik değil, fakat aynı zamanda malın ve canın dahi ortaya konduğu fedakârlıklara varan samimi eylemliliğe eşlik etmeyen ilmi ve entelektüel yoksunluktur da. Söylemi olanın örneklikten uzak yaşantısı, normlarca etik kabul edilmeyen tutum ve davranışları, toplumda kendini ifade etmedeki özgüven yetersizliği, sempatik olmayan duruşu, ailesel ve toplumsal muaşerette kabul görmeyen kabalık ve nezaketsizlikleri ile bireysel yaşamında “salih amel” olarak ifadesini bulan erdemli yaşayışa sığmayan sireti söz konusu çelişkinin ön yüzü iken; hakikatini ve membaını bilmediği her ses ve kalabalığa koşması, cübbeli uzanan her eli öpüp alnına koyması, nakille desteklenip pohpohlanan her janjanlı sloganla sipere yatması, kitapsız demiri omuzlaması, körü körüne ve mutaassıpça savunma ve saldırıya geçmesi de bu kocaman çelişkinin arka yüzüdür.

Tekâmüle giden yolda yürüme azminde olan insanın engellerinden bir diğeri de; kapasitesi, emelleri, duyguları ve yüreğindeki asırlık programları ile içinde bulunduğu maddi ve manevi fakirliği/yetimliğidir. Ölümsüzleşmek uğruna tekâmüle doğru yol alırken havsalasındaki bakir defineler, ateşlenmeyi bekleyen potansiyel güçler, uçsuz-bucaksız yaratıcı hayaller, yıllarca yutkunan emeller, yaralanmış ve dağlanmış duygular, bir ömrün içine sığdırılamayacak kadar sıkı ve içi dolu programlar çok ciddi bir maddi ve manevi birikim gerektirirken, insanın gereken maddi ve bilgelik için daha önemlisi olan manevi ve ilmi donanımdan uzak bir yoksunluk ve sefalet içerisinde olması elbette tekâmül yolundaki önemli engellerdir.

Bireysel yaşam ile kominal yaşam arasında bocalanmak da önemli engellerdendir. Her türlü kalabalığı muharref kabul etmek, azadeliği kısıtlıyor diye sahih/batıl tüm çevrelere sırt çevirmek ve en nihayetinde de korkak, pısırık, pasivize olmuş bir kirli yalnızlık sürecine girmek yaman çelişkilerdendir. Ortak aklın kabul ettiği ortak paydalar etrafında herkesle bir araya gelebilecek cesarette ve dinamizmde olmak varken her gördüğü gölgeden kaçarak otistik bir hasta durumuna düşmek makul bir duruş olmasa gerek. Fakat aynı zamanda her türlü birlikteliği rahmet ve bereket belleyip bilmediği bir yolda yolculuğa koyulmak da hekimane değildir. En nihayetinde yalnızlık ve bencillik gibi katmerli bir karalık ve boşluktan kurtularak afif bir muhabbet halkasıyla oturup kalkmak tekâmül için şarttır.

Kimlik ile kültür arasındaki dengesizlik de tüm insanlık için önemli bir sorunsallık ve ikilemdir. Sözgelimi Müslüman bir insanın Arapçayı ve bu bağlamda Kuran’ı tahkik derecesinde bilmemesi; felsefesiyle, fıkhıyla, irfanıyla, tarihiyle, ibadet ve ahlakıyla kapsamlı bir İslami temel malumattan habersiz din adına söz söylemesi, edebiyatçının edebi ve kültürel çalışmalardan bigâne edebiyat yapması, Demokrat’ın, Laik’in, Sosyalist’in, Existansiyalist’in… kendi felsefesi ve kaynağından bihaber konuşması, mesnetsiz ve delilsiz savunma ve tebligat yapması, davasını bilmeden ve liderini tanımadan sipere yatan ve kurşun sıkan bir militanın durumu gibi yaman çelişkilerdendir.

İçeri hayatı ile dışarı hayatı arasındaki başkalaşım ve ikilem de kişioğlunun insanlığını yontan önemli tekâmül engelleridir. Erdemin ve asaletin yansımaları yakından uzağa dalga dalga yayılmalıyken, aile fertleri ve yakın dostları içerisinde kaba ve itici bir reftarın/muaşeretin sergilenmesi ve uzaklara melek kanatlarıyla deneme uçuşlarının yapılması insanlığın tekâmülü önündeki büyük ayıplarındandır.

Ömrün bunca kısalığına rağmen insanın içinde bulunduğu rehavet ve boşluk/başıboşluk bir aydını derinden sarsan çelişkilerdendir. Hayatın en verimli, üretici ve yaratıcı dönemi olan gençliğin alelade meşgalelerle tüketilmesi, nafaka temini için harcanan iş saatleri dışında kalan tüm zamanın “boş vakit” diye adlandırılarak tüketilmesi ve insanın günbegün kendini yiyip bitirmesi insanlığın en büyük kaybıdır. Hâlbuki “boş zaman” diye bir kavram yoktur, tersine boşa geçen, boşa harcanan ve tüketilen zaman vardır. Hâlbuki en verimli ve yaratıcı zaman, insanın “boş zaman” diye tabir ettiği zamanlardır. Çünkü insanın özsel kimliğinin, içsel hobilerinin ve gerçek endişelerinin deşifre olduğu ve kişiliğin tüm çıplaklığıyla afişe olduğu zamanlar, boş zamanlardır. Bu denli kısa bir ömrün bu kadar duyarsızca rehavet ve eğlencede israf edilmesi üzerinde çokça düşünülmesi gereken insanlık handikaplarındandır.

Asri yaşamak ile ilkesiz yaşamak arasındaki uçurum da önemli dengesizliklerdendir. Aktüaliteden habersiz bir aydın düşünülemez ve fakat hiçbir ilkesi olmayan aydın da düşünülemez. Televizyonuyla, dijitaliyle, internetiyle evini rengin bir modernizme boğmuş insanın ölçüsüz ve fütursuz bir azadeliğe sürüklenmesi, kendini ve ailesini cinsellik pompalayan maddeci bir zihniyetin programlarına emanet etmesi insanlığın büyük dramıdır.

Sosyal yaşam ile münzevi yaşam arasındaki uçurum da tekâmüle giden insanın önündeki önemli handikaplardandır. Tekamül yolunda olan bir insanın marjinal, mücerret ve münzevi yaşaması ölümdür. Etrafına iplik ören ve kozasında ölen ipek böceği gibi asosyal ve kapanık yaşamak terakkinin baltalanmasıdır. Halkın içerisinde ama hakla yaşayan, sempatik ve asil bir duruşla çevresine dalga dalga erdem, asalet, ahlak, moral ve maneviyat yayan ve fakat sadece kendisine ayırdığı özel münzevi zamanı olan, bu özel vakitlerini okuma, yazma, araştırma ve tefekkürle geçirirken bunu da ibadet algılayan insan bu zindandan kurtulmuştur…



www.lamucim.com

YORUMLAR
Doğru şeyler söylenmiş ama yazı sempatik değil.Ağır eleştirel dil yazının bütünlüğünü baltalamış.Bir yazının okunur olması akıcılık gerektirir.
anonim 04.02.2010 08:03:26

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002721661

iletişim : editor@kimokur.com