Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




GELİŞİM Mİ BAŞKALAŞIM MI?
Bünyamin ZERAN


Her sabah uyandığında yeni bir başlangıç yapmak lazım hayata. Eskileri sorgulayıp yeniye dair ne varsa doğru olan, onlarla yürümeli hayata. Çoğu insan yenilikten korkar, değişimden korkar. Kimileriyse değişim ve dönüşüm çizgilerini karıştırır. İnsan hayra doğru değiştiği gibi şerre doğruda değişebilir. Ben olumsuz anlamda değişime başkalaşım adını vereceğim olumlu anlamda değişime ise gelişim adını vereceğim. Bizlerin değişmesine ve başkalaşmasına sebep yaşadığımız dünyanın yönelişimize göre bizi şekillendirmesidir. Korkularımız, umutlarımız, beklentilerimiz ve varmak istediğimiz menzillerimiz bizleri şekillendirir. İnsan sürekli gelişmeye müsait bir varlıktır. Hayvanlardan farklı olan yanlarından biride budur. Hayvanlar içgüdüsel olarak kendilerine yüklenilen vahyi yaşarlar. Bu vahyin ne az bir şey dışına çıkar ne de az daha derinliğine girer. İnsanoğlu ise kendisine verilen vahiyle hayır ve şer üretmede olabildiğince seçme hakkına sahiptir. Eğer korkup sakınırsa ve iman ederse doğruyu yanlıştan ayıran bir zihniyetle sürekli gelişim gösterecek eğer surat asar ve sırtını dönerse başkalaşacak.

Allah, insanların gelişmesini sağlayacak her türlü etkeni kendisine vermiş durumda ve onu başkalaştıracak hertürlü etkenide ona bildirmiş durumdadır. İnsanlar belli inanış ve kalıplarda yaşıyorsa kendilerinin zamanla inandıkları dairelerden çıktıklarını farketselerde bu değişimi gelişim olarak algılarlar. Asla bir dönüşüm olduğunu kabullenmezler. Yoldan çıkmadan yolda mesafe aldıklarını düşünürler bunun için kendilerine teolojik kanıtlar icat ederler. Yolu tanımlayan kitabın yerine yolun yeniden tanımlattırıldığı başka kitaplar veya şahsiyetler türetilir. Bu durumda yol değiştiği gibi yolcuda başkalaşıma uğramış dolayısıyla yolcu da değişmiştir. Eski Yunan felsefesinde Herakleitos’un “bir ırmakta ayağının birini yıkıyan ben ile diğerini yıkarken ki ben farklıdır ve ikinci ben değişmiştir” söylemiyle yolcu ve yolculuk başkalaşıma uğramıştır. İnsan nefsine şahittir der Allah. Öyleyse insan, gelişmek derdinde midir yoksa başkalaşmak derdinde midir bunu pekala bilir. Peki biz gelişenle başkalaşanı bilebilir miyiz? Böylebir şeye neden gereksinim duyuyoruz? Bize ne ki başkalarının gelişmesinden veya başkalaşmasından? Eğer bir yolu tek başıma yürüyecek olsaydım laik bir anlayışla ve yalnızca belli ritüel ibadetlerimi yapmakla yetinen bir insan olsaydım kuşkusuz bununla ilgilenmezdim. Her ne kadar eğer siz iman edip sakınırsanız sapan size hiçbir zarar veremez uyarısı kulaklarımda çınlasa da bu uyarı benim yürüyüşüm konusunda yoldan çıkmamı engelleyen bir uyarı levhasıdır. Ama yolculukta yanımda birileri varsa yoluda yolcuyuda takip etmem gerekli. Yani yolcular bir binanın tuğlaları gibi birbirine kenetlenmiş olmalı. Binanın dışında moloz yığıntısına dönüşmek üzere olan tuğlalar varsa onlar uyarılmalı ve binanın sağlamlığına halel getirlmemelidir. İşte bu yüzden yolcuların gelişimi ve başkalaşımı bizi pekala ilgilendirmelidir.

Yol oldukça uzun olduğu için tahammülü zordur. Çünkü bu yolda ilerleyen her yolcu her an kapılıp götürülme korkusu içinde yaşar. Yolculuk esnasında kimi yamyamlar yola kadar gelip belli vaadler karşılığında yoldan vazgeçmenizi öğütlerler. Çünkü bu yolculuk amacından sapmadan dosdoğru bir şekilde devam edecek olursa yamyamların ve vahşilerin oyunları bozulacak kendi pislikleri içinde kendileri yokolacaklardır. Haliyle onlar yolun değişmesi ve yolcunun başkalaşması için mallarını harcayacaklar ve gecelerini güzdüzlerine katarak plan program yapacaklardır. Eğer vaadlere kanmayıp yolculuğunuz sürecekse o zaman tehditler, öldürmeler, gözaltıları, işkenceler vs. ile sizi saptırma gayretinde olacaklar. Uyanık olmak ve bu oyunları çözebilmek için yolun sahibiyle dostluğu artırmak ve yolun sahibinin öğretilerine candan kulak vermek gerek. Bazı masal kahramanları çıkar. Ya da birileri sizin gördüğünüz düşün, hayal ettiğiniz masalın kahramamanları yapılır. Sizin içinizden haykırmak istediğiniz ama konjoktür gereği haykıramadığınız her bir cümleyi alenen haykırır: “siz insan öldürmeyi çok iyi bilirisiniz… siz zalimsiniz… biz zulme asla sessiz kalmayacağız… “gibi küresel canavarlara verip veriştirir. Sizin yol arkadaşınız sanırsınız. Aslında sizi yoldan çıkarıp başkalaşmanızı sağlayacak mekanizmalardan biri olduğu gerçeğini atlarsınız. Çünkü olayları bir bütün olarak görme ferasetinden sizleri alıkoyacak bir dizi manipülasyonlarla ve enformasyonla karşı karşıyasınızdır. Sizin söylevleriniz ve sizin kaygılarınız bir anda birlerinin dillerinde cümleye hatta haykırışlara dönüşmüştür. Ama atlanılan bir nokta vardır. Nedir o? Nedense masal kahramanı düşmanını uzaktan seçmiş dikkat yanılması ve dağılması yapmış içerdeki zulmü pas geçmiştir. Oysa içerdeki zulüm aşılabilse zaten dışarısı bir şekilde aşılabilir düzeydedir. Ama içerdeki zulüm mekanizmasının başında bizim masal kahramanımız bulunduğu için kimse içerideki zulüme karşı dik duruş ve hakların gaspı konusunda talepkar değildir. Bir masal kahramanı yolcuları peşine takarak yolun taa uzağındaki uçuruma doğru sürüklemektedir. Hem de yolcular kendilerinin geliştikleri iddiasında olarak. Haliyle yolcularda yolculuğun seyride bizleri ilgilendiriyor o zaman.

Yolculuğun kendine has aşamaları vardır. Bir aşamayı başarıyla geçmeden diğer bir aşamayı geçmek nerdeyse imkansızdır. Bunu çok iyi bilen müstekbirler yolcuları ayartarak (yolcu kimi zaman ayartıldığını farketmez) bu aşamaları geçmeden geçtiğine inandırarak üst perdeden beklentilere sokmak ister. Bir zamanlar 80’li yıllarda islami devrim beklentisi içinde olan şahsiyetler gibi. Ya da eylemlerle başörtüsü sorununu çözeceğine inanan kimseler gibi. Bu yolculukta neyi zora sokar? İnsan yapabilirliklerini öncelemezde gücünün ve yapabilirliğinin üzerinde şeyler isterse hayal kırıklığı yaşadığı gibi yolcularıda demoralize eder. “Olmuyor kardeşim bak denedik işte böyle olmuyor bunun yolu bu değil farklı yollara başvurmak gerekli siyasete politikaya atılmak gerekli filanca parti içinde hareket etmeliyiz” gibi yolun bir anda sonunu getirecek yolcuları başkalaştıracak, sistemin kucağına atacak bir eylemlilik içine sokmaktadır. Bundan dolayıdır ki yolculuğun her aşaması dikkatle takip edilmeli ve yolcular sürekli gelişim göstermelidirler. Bu yolculuk bir yanıyla siyeset bir yanıyla ilimdir. Ama siyesetten kastımız bugünkü politik siyeset yada partileşme değildir. İslamın kendine has çizgisi içinde devam eden eğilmeden, bükülmeden, taviz vermeden sizin yaptıklarınız size benim yaptıklarım banadır ben sizin taptıklarınıza tapmam sizde benim taptıklarıma tapacak değilsiniz netliğindeki bir siyesettir kastedilen. Yolcu kendini iliml ve ahlakla donatırken bu ilmi siyaset sahnesine dökecek bir beceriyide kuşanması gerekiyor. Siyasetsiz ilim ve ilimsiz siyeset hep eksik kalıyor ve yolcunun mesafe almasını zorlaştırıyor. Dahası siyasetsiz ilim yolcuyu bireyselliğe mahkum ederken, ilimden yoksun siysette yolcuyu başkalaşıma doğru sürüklemektedir.

Sürekli gelişime odaklanmak vahyin insana yüklediği bir sorumluluktur. İnsan kendi kapasitesinin yapabilirliğini tespit etmeli ve yapabileceğinin en iyisini yapmalı ki Allah o bireyde yenibir kapasite artışı yapsın. İnsan kendisine ayrılan kapasiteyi kullanmaz ise Allah onun kapasitesini artıracak değildir. “Siz bildiklerinizle amel ederseniz Allah size bilmediklerinizi öğretecektir” uyarısı bu anlama gelmektedir. Bildikleriyle amel etmeyenler başkalaşmaya mahkumdurlar. Gelişmek işte bu kapasiteyi sürekli artırmaktır. Dosdoğru bir şahitlik için bu elzemdir. Her insanın yapabilirliği farklıdır. Kimisi kimine göre daha az şeye gücü yetebilir ama kendi gücünün yettiği şeyi en güzel şekilde yaparsa enbüyük şeyi yapan şahsiyetle alacağı mükafatta kuşkusuz aynıdır. Çünkü her ikiside Allah için yapabilecekleri en güzel şeyi yapmışlardır. Köle Bilal’le Haife Ömer’in mükafatı da aynı değil midir?

Gelişim mi! Başkalaşım mı! Neyi istediğimizi iyi ayırt etmemiz gerekiyor. Zira biri bizi hakka ulaştıracak bir yola iletecek diğeri ise bizi sahte ilahların pençesinde yem olmaya iletecektir. Biz değiştik diyenler kendilerine ve değiştik dedikleri yola ya da yollara iyi dikkat kesilmelidirler. Bu değişim gelişmekten yana olan bir değişim mi yoksa başkalaşmaktan yana olan bir değişim mi? Bizim korkumuz sırati müstakiym kaygısıyla yola çıkmış kimi yolcuların yolunu kaybedeceği korkusudur. Ya kendimizi sürekli geliştirip bir binanın tuğlaları olmayı becerebileceğiz ya da başkalaşarak binaların işe yaramaz moloz yığıntıları haline geleceğiz. Bunun için gelişmeyi önemserken başkalaşma tehlikesine karşıda uyanık olmak zorundayız. Kendimize masal kahramanları oluşturmak yerine, kendimizi masaldan arınmış olması gereken bir dünyanın aktörleri konumuna sokmalıyız. Buda ancak vahyin ışığında sürekli kendimizi geliştirmekten geçer. Su nasıl ki durduğu yerde kokmaya başlarsa ve illa akması gerekiyorsa bizde aynı şekilde sürekli gelişerek her geçen sürede durduğumuz noktadan daha ileri de olmak zorundayız. Sabit kalmakta zamanla başkalaşabileceğimize delalettir.


YORUMLAR
iki günü eşit olan ziyandadır....sadakarasulallah...
heva ve hevesinden asla konuşmayan,
en derin anlamları birkaç kelimeye sığdıran o kutlu ağızdan,
tüm insanlığa çizilen ufkun özeti....rabia sivas
anonim 06.06.2010 15:22:39
’’Düşüncenin her korkudan azad olduğu bir ülke
Bir ülke ki insanları dimdik
Dünya duvarlarla bölünmemiş
Kelimeler gönlün derinliklerinden fışkırır
Emek kemale uzatır kollarını
Aklın ırmağı alışkanlıkların karanlık çölünde kuruyup gitmemiş
Ne olurdu tanrım! Benim yurdum da böyle bir ülke olsaydı.’’(Tagor)
MÜSLÜMAN’ların onurlu yaşadığı
Katsayı zulmünün olmadığı
anonim 07.06.2010 14:59:52
İnsanların açlıktan ölmediği
Önlük parası parası bulamayıp intihar eden insanların olmadığı
Müslümanım deyipte kafirlerin saflarında duranların olmadığı
Zengin ile fakir’in birarada yaşadığı
insan olmanın sadece mide, güzel giyinme, en iyi araba, ev, iyi bir gelir vs olmadığı
anonim 07.06.2010 15:09:48
Müslümanların bir binanın tuğlaları gibi olduğu
siyasetçilerin yalan söylemediği
Alimlerin, peygamberlerin, paranın, kadının, avm’lerin vs. ilah edinilmediği bir dünya
NE OLUR ALLAH’IM! BENİM DÜNYAM BÖYLE BİR DÜNYA OLSUN!
Böylebir dünya için çaba harcayanlara selam olsun
Kelimeler gönlün derinliklerinden gelmiş. Yüreğinize sağlık.
Selam ve dua ile....Teyfik çelik
anonim 07.06.2010 15:22:45
Kuranı hayatın içine yerleştirdiğinizde yani: Allah ne der dediğinizde Yaratıcı size doğru ile yanlışı ayırt edici nurunu-hikmetini- verir. Her durumda böyle olunduğunda taraf olunmaz “Adil” olunur. Allahın da kullarından istediği bu değil mi? Bu gün önder, lider denilen insanlar ve onlara tabi olanlar da eksik olan her daim adaleti talep eder bir tavır içinde olamamalarıdır. Konjoktör, süreç gibi bir takım gerekçelere sığınarak “onurlu duruş” ertelenir bizim insanımızın hastalıklı anlayışı olan önder kıldıklarını çok sevmesi ve aşırı kutsaması onları sorgulamaması “vardır bunda da bir hikmet” anlayışı vaziyet eden insanların elini kolaylaştırır. Böyle bir topluluğunda önderlerinin kendilerini nerelere sürükledikleri çok fazla umurlarında olmaz.
E.TOPRAK
anonim 07.06.2010 15:41:12
selamun aleykum
kardeşim bu defa yazını islam ve hayat tan okuyup yorumuda oraya yazacagım
ilyas metin
anonim 07.06.2010 18:31:50
Sevgili yazar bu tür yazılar yazarak rahatımızı bozmasan olmaz değilmi? Ne güzel günlük hayatın içerisine namazlarımızı ve ibadetlerimizi sıkıştırıp gidiyoruz. Fabrikalarımızın içine sadece varlığı olsun diye yaptırdığımız MESCİDLER, yine o büyük yaşantımızın içine sıkıştırdığımız ufak tefek İNFAKLAR, verdiğimiz 50-100 liralarla alınan GEMİLER, yürürlüğe koymadan okuduğumuz KURAN, herkese anlattığımız ve kabul ettirdiğimiz ama Allahın karşısına geçtiğimizde hiç bir önemi olmayan BAHANELER le yaşayıp gidiyorduk. yine geldin gelişim dedin rahatımızı bozdun....

neyse önemli olan ahiret de rahatımızın bozulmaması İsmail Bayrak
anonim 08.06.2010 13:13:06
"Yolu tanımlayan kitabın yerine yolun yeniden tanımlattırıldığı başka kitaplar veya şahsiyetler türetilir." sözleriyle özetleyebileceğimiz yazınız için Allah sizlerden razı olsun. Bu yol hırada "yaratan rabbinin adıyla oku" ilahi mesajıyla başlamıştı. Veda hutbesiyle yolun kahramanının son tavsiyeriyle şahitliği yapılmış, yolun nasıl yürüneceği gösterilmişti. O yolda olmak ve o yolda kalmak için yolun ilahi örneklğini çok iyi anlamak gerekir ki, yolda olalım, yolda ölelim. Bu işler bedelsiz, amelsiz, takvasız, azıksız, sabırsız olmuyor. Yolda olanlardan olmak dualarıyla. M.Furkan
anonim 09.06.2010 14:51:09
ELİNİZE,KALEMİNİZE,GÖNLÜNÜZE SAĞLIK.
Efraim ÇAKMAK
anonim 09.06.2010 15:50:02
İnsan sürekli gelişmeye müsait bir varlıktır. Hayvanlardan farklı olan yanlarından biride budur. Hayvanlar içgüdüsel olarak kendilerine yüklenilen vahyi yaşarlar. Bu vahyin ne az bir şey dışına çıkar ne de az daha derinliğine girer...........Harika bir tespit!!!!De.....Okuyup anlamak lazım.Anlıyana.......dedi mi?,demedi mi?.Yazıyı bir daha oku-YORUM.Teşekkürler.
anonim 09.06.2010 21:05:17
BU SİTE BAMBAŞKA HİÇ BİR YERDE OLMAYAN ÇEŞİTLİLİK VE OLGUNLUK BİR HARİKA.DOLU DOLUSUNUZ ELİNİZE SAĞLIK
anonim 20.06.2010 11:55:21

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 002797486

iletişim : editor@kimokur.com