Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Sayın kimokur.com okurları; mevcut yazarlarımız bir süredir yazı gönderemiyorlar. Alıntı yazı/makale bulmakta/seçmekte zorlandığımız için önemli gördüğünüz, "okunmalı" dediğiniz yazı ve makaleleri bizimle paylaşmanızı rica ediyoruz. Vereceğiniz destekten ötürü şimdiden teşekkür ederiz. EDİTÖR

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




RAMAZAN MEDENİYETİ
Ebu Zer Turabi
İslam medeniyeti hakkında Cabiri ve bazı Müslüman aydınlar “fıkıh/hukuk medeniyeti” tabirini kullanırlar. Medeniyetimizin fıkıh/hukuka katkıları yadsınamaz. İnsanlık tarihinde hukuk metodolojisi ilminin kurucusu imam Şafii’nin gerek medeniyetimize gerekte insanlığa katkısı önemlidir.

Medeniyetimizin önemli remzlerinden biri olarak hukuk kavramına değer versek de Şehid Ali Şeriati’nin şu tespitini göz ardı etmemiz mümkün görünmemektedir. Şehid Şeriati diğer çağdaş aydınların “fıkıh medeniyeti” tespitine karşılık İslam medeniyetinin en önemli özelliğinin insan yetiştirmesi olduğunu söyler. Ebu Zerlerin Alilerin insanlık tarihinde eşine az rastlanır şahsiyetler olduğunu belirtir. Açıkçası Şeriati’nin bu tespitinin diğer aydınlara göre daha tutarlı ve evrensel bir görüş olduğunu düşünüyorum.

Kuşkusuz İslam medeniyetinin insanlığa katkısının önemi hakikatin kendisidir. İslam medeniyetinin bilime, sanata, mimariye kattıkları yadsınamaz. Fakat İslam medeniyetinin insanlığa en önemli katkısının bilimden, sanattan, mimariden ziyade yetiştirdiği insanların keyfiyetinde saklıdır. Bugün bu keyfiyet daha iyi anlaşılabilecek bir durumdadır. Şöyle ki günümüzde teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerlemekte, fakat insanı insan yapan en önemli özellik olan ahlak, teknolojinin de vesilesiyle belki de dünya tarihinde şu ana kadar görülmemiş bir şekilde seviyesini düşürmüş vaziyettedir. Teknolojik anlamda seviyenin yüksek olması insanlığın yararına bir durumken bunu kullanan insanın ahlaki gelişiminin de aynı paralelde tekâmüle ulaşmaması bu nimetin önemli sayılabilecek değerde ifsada hizmetine neden olmaktadır.

Medeniyet tarihimize şöyle bir göz attığımızda Müslüman bilim adamlarının bilim ve teknolojiye bakışları ile çağdaş batılı bilim adamlarının zihniyet farkı net bir şekilde açığa çıkacaktır. Müslüman bir bilim adam olan Molla Cezeri bilindiği üzere yeryüzünde ilk robotu yapan kişidir. Molla Cezeri bir eserinde şöyle der: “Ben yaptığım ilmi çalışmalarda öyle bir silah buldum ki bu silahı yapıp kullandığımızda Bağdat’ta yaşam kalmaz. Fakat ben böyle bir silahı yapmaktan Allah’a sığınırım.” Bugün bazı Müslüman araştırmacılar Molla Cezeri’nin bulmuş olduğu silahın “atom bombası” olabileceğini söylerler. Verdiğimiz bu örnek Müslüman bir zihniyetin bilim yaparken bile Allah, evren ve doğayı hesaba katmaksızın iş yapmadığının önemli kanıtıdır. Bugün dokuz tonluk bombayı (bombaların anası) görücüye çıkaran ABD ile buna misilleme olarak on tonluk bomba (bombaların babası) icat eden Rusya’yı düşündüğümüzde medeniyetimizin insanlığa en büyük katkısının insani erdem olduğu daha net bir şekilde anlaşılacaktır. Bizler bugün teknolojide zirvede olsak bile acaba bu tür silahları yapacak sağlıklı bir Müslüman zihin olabilir mi? Hadi caydırıcılık olsun diye yapan beyin bulabildiğimizi varsayalım. Bu tür silahları kullanan Kur’an ahlakıyla ahlaklanmış bir Müslüman bulabilmek mümkün müdür? İşte Şeriati’nin ifade ettiği gibi İslam’ın insanlığa medeniyet anlamında en büyük katkısı insan yetiştiren o nadide iklimdir.

Fakat maalesef o nadide iklim bugün tarihte hiç görülmediği kadar sert yıkıcı bir kıyımla karşı karşıya bırakıldı. İslam dünyası bugün batı uygarlığı (Cemil Meriç, özellikle medeniyet yerine uygarlık tabirini kullanır) karşısında yenilgiye uğratılmış ise bu yenilginin Müslüman coğrafyasındaki en önemli etkisi Müslüman toplumlardaki kültürel asimilasyon ve ahlaki yozlaşmadır. Müslümanlar bilimde, sanatta, askerlikte, ekonomide geride kaldılar. Hayatın bu önemli sahalarında geri kalmışlık elbette ki öldürücüdür. Fakat tekrar toparlanabilmemiz için bize en fazla lazım olan öyle bir değerimizi yitirdik ki bu değerimiz kaybolduğunda felaketimiz mutlak olduğu gibi tekrar diriliş mucizelere kalıyor. İşte bu değerimiz insan yetiştiren iklimimize vurulan darbelerdir. Ahlaki anlamda bütün insanlığa örnek olmak, bütün insanlığı kuşatmak, Allah-evren-doğa üçlüsünü dikkate alarak yeni bir medeniyet algısı üretmek durumunda olan Müslümanlar yakalandıkları amansız “taklit” hastalığına yenilerek belki de intiharın eşiğine geldiler.

Batının kültür emperyalizmi karşısında alternatif üretemeyen Müslüman toplumlar çaresiz teslim oldular ve neticede bireysel ve toplumsal kıyametimiz büyük kıyametten önce koptu.

Bu çaresizlikmiş gibi görünen duruma rağmen öyle büyük ve dinamik medeniyetin çocuklarıyız ki köklerimize ve özümüze döndüğümüzde direniş ve diriliş imkânlarının devasa olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Tüm bu zayıflık ve tükenmişliğimize rağmen İslam medeniyetinin dinamikleri uyuşturulmuş, zayıflatılmış değerlerini kaybetmiş toplumlara israfilî ruh üfleyecek gücünü kendi öz kaynaklarında muhafaza etmektedir. Küreselleşme, modernizm, postmodernizmin İslam toplumundaki yıkıcı etkilerine karşılık İslam kültür ve medeniyetindeki unsurlar güçlü bir direniş ve diriliş imkanının varolduğunu göstermektedir. Bu direniş ve diriliş imkanlarının başında kuşkusuz “Ramazan ayı” dediğimiz bir medeniyetin prototipi diye adlandırdığımızda kesinlikle eksikliğini hissettiğimiz tek başına medeniyet algısı oluşturmayı bile içinde barındıracak bir imkandan bahsediyoruz. Bu direniş ve diriliş imkanı Ramazan’dır.

Bütün rahmet ve mağfiretiyle öyle bir ay bize yaklaşmaktadır ki etkisi israfilin kıyametten sonra üfürdüğü ve ölüleri dirilttiği surun etkisi kadardır dersek mübalağa etmiş olmayız. Öyle bir aya girmiş bulunuyoruz ki bu ay İslam medeniyetini var eden en önemli unsur olan Kur’an’ın indirildiği aydır. Allah yüce kitabımız Kur’an’da bu aydan söyle bahseder.

“Ramazan ayı, bütün insanların iyiliği, kurtuluşu için bir hidayet rehberi olan, Allah’tan gelen, Allah’ın peygamberiyle öğrettiği, hakkı bâtıldan, imanı küfürden, helâli haramdan ayıran apaçık delilleri, şeriatı içeren Kur’ân’ın indirildiği aydır. Sizden kim bu ayda devamlı ikametgâhında bulunursa, o ayın başından sonuna kadar, aksatmadan oruç tutsun.” (Bakara suresi:185)

Rahmet, mağfiret kapılarının herkesi kuşattığı bütün insanlık için başka bir yolun, başka bir medeniyetin olduğunun bir ay boyunca kesintisiz ve vurgusunu yitirmeksizin hissettirdiği bereketli ve nurani bir aydır Ramazan.

Bencilleşen, bireyselleşen, kendi egolarını tatmin etmek için didinen, doyumsuzlukla doymaya çalışan günümüz insanının oruçla, Kur’an’la, göz nuru namazla, zekâtla, fitreyle, itikâfla yeni bir insan olabilmek özüne/fıtratına dönebilmek için yüce yaratanın kullarına bahşettiği nimetin adıdır Ramazan.

İletişim teknolojisiyle anlık haberlere ulaşabilmesine rağmen açlık çeken beldelerdeki insanlara karşı uyuşturulan beyinlerin açlığı, susuzluğu iliklerine kadar hissederek sanalmış gibi görünen acıların gerçek olduğu hakikatinin yüzüne oruç tutularak vurulduğu ayın adıdır Ramazan.

Zengin ve fakir arasındaki uçurumun giderek arttığı bireyselleşme ve bencillik ile fakirlerin adeta kaderlerine terk edildiği bir dünyada senede bir defa da olsa fitre ile zekât ile paylaşma, yardımlaşma gibi insani erdemleri insanlığa hatırlatmanın adıdır Ramazan.

İnsan sosyal bir varlıktır teraneleriyle kendi özünü unutan, inzivadan, tefekkürden uzak, yalnızlıktan kaçan, kendisiyle hesaplaşmaktan korkan insan için bir mescit köşesinde itikâfla kendi iç dünyasına kısa bir müddette olsa dönebildiği ayın adıdır Ramazan.

İşte bu saydığımız nedenlerden dolayı bir direniş ve diriliş imkânıdır Ramazan medeniyeti.

Hepinizin direniş ve diriliş ayı Ramazan mübarek olsun. Allah’a emanet olunuz.

www.lamucim.com

YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002662340

iletişim : editor@kimokur.com