Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




KULLUĞU ÖZGÜRLÜĞE TERCİH EDİYORUM
Bünyamin ZERAN




İslam, insanlığın varolduğu andan itibaren insanlara nasıl yaşayacağını öğreten ve teslimiyetin şartlarını ona sunan bir öğreti bütünü olarak karşımıza çıkmaktadır. İslam, kulluğu esas alır. Tevhit bize kulluğun esası hakkında bilgi verir. Allah, insanı bir merkeze bağlı kılarak yönünü Mescidi Haram tarafına çevirtir. İnsan ne işle meşgul olursa olsun meşgul olduğu işi çevirdiği yöne dönük yapacaktır. Kulluğun olmazsa olmaz ilkelerinde bu vardır. Günümüz dünyasında özellikle bireyin özgürlüğü haddinden fazla yer kaplayıp çağın yeni putu halini almıştır. Allah bireyi kullukla bir yere bağlı kılarken özgürlüğün savunucusu liberalizm bireyi tüm bağlarından kurtararak onu sonu bilinmez kuralları olmayan tek doğru olarak bireyin hazcılığının kabul gördüğü bir dünyaya atmaktadır. Tanrı, insanın yaşamından soyutlanacak ve insan kendinin ilahı ve rabbi olacaktır bu yeni dinde. Peki biz bize ait olmayan bu kavramları adeta yeni keşfedilmiş bir hazine gibi algılayıp bir anda savunuculuğunu yapacak kadar mizanı niçin kaçırabiliyoruz? Elbette müslümanlar özgürlük kavramını kullanırken John Lock’un anladığı anlamda kullanmamaktadır. Ama her ne olursa olsun özgürlük kavramı yerine kulluk kavramının gündemleştirilmesi gerektiğine inanıyorum.

İnsan, vahyi duyduğu ilk anda hayatını bundan sonra nasıl idame ettireceğine dair bir seçimle yüzleşir. İşte tam bu seçim noktasında özgür iradesiyle karar verir. Allah özgürlüğü insana tanımışsa işte bu noktada tanımıştır. Aliya İzzet Begoviç’in “hür fiil ahlaki fiildir” ifadesi burda yerini daha iyi bulmaktadır. Oysa insan seçimini yaptıktan sonra belli haram ve helalleri olan, farzları ve yükümlülükleri olan, sevdiği şeylerden vazgeçmek durumunda olan, istemese de (savaş yazılı bir ayet) kimi eylemlilikleri yapmak zorunda olan bir dini kabul ediyor oluşu bilerek ve isteyerek özgürlük hakkından vazgeçiyor olmasını gerektirir. Özgürlük ise tanım olarak “bağlı ve bağımlı olmama, dış etkilerden(etkenlerden) bağımsız olma, engellenmemiş ve zorlanmamış olma hali”ni dile getirmektedir. Öyleyse islam bireyi belli bağlılıklarla bağlamış durumdadır. Yani özgürlük buharlaşıp uçmuş demektir. Peki özgürlüğün karşıt terimi tutsaklık mıdır? Yani birey islamı seçmekle bile bile tutsaklığı mı tercih etmektedir? Bu soruyu kısa yoldan düz mantıkla cevaplayacak olursak kuşkusuz “evet” diyeceğiz. Ama insanı tanımlayarak cevaplayacak olursak böyle olmadığını göreceğiz. Öncelikle kabul edelim ki insan yaratan değil yaratılandır. Yaratılan, kendini yaratana her zaman muhtaçtır. İnsanın hayatta kalabilmesi bile kendi dışında bir çok unsura bağlıdır.(hava, su, güneş ve ekmek gibi) bu unsurlara karşı bir müdahalesi söz konusu olamaz. Yani insan kendine yetecek ne güneşi ne suyu ne havayı yaratma gücüne sahip değildir. Yaratanın kendine sunduğu kadarına razı olmak zorundadır. Yani en başta bir bağımlılık söz konusu. Allah, insanı alaktan yaratmıştır. “Alak” rahim duvarına yapışarak üreyebilen bir yapıya sahiptir. İnsanın ilk oluşmasından ölümüne kadar olan süreç hep yaratana bağımlılıkla geçen bir süreçtir. Öyleyse buna tutsaklık değilde insanın haddini bilmesi diyelim. Zira Allah’ın ifadesiyle insan kendini müstağni gördüğü için azar diyor. Yani kendini yeterli görmesi kendini özgür ilan etmesi, bağımlılıklardan kendini azad etmesi onu azgınlaştırmaktadır diye uyarıyor. Ve diyor ki dönüş rabbinedir. Yani kaçacak yer yok yine benim buyruğumun gereği bana döneceksiniz öyleyse teslimiyetinizi kulluğunuza yakışır şekilde yapın.

Kulluğu kendinde yük olarak görenler gerçekten haklı mıdırlar? Yani kulluğu benimseyenler kendini prangalara vurmuştur diyebilir miyiz? İnsan yaratılırken bir fıtrat üzere yaratıldığını söyler Allah. İnsana yüklenilen melekeler onun yeryüzünde mutlu ve güvenli yaşayabilmesi için gerekli donelerdir. Allah, koyduğu yasalarla yalnızca insanın değil evrendeki tüm mahlukatın belli bir sistemde gitmesini ve düzen içinde kargaşadan uzak yaşamasını mümkün kılmıştır. Bu konuda iddialıdır ve Allahder ki; “haydi o’nun gibi bir ayet, bir sure, bir kitap getirin. Bütün ins ve cin biraraya gelseniz yine de bir benzerini getiremezsiniz.” Allah’ın koymuş olduğu yasalara baktığımızda tevhit, adalet, salih amel, hasenat, cömertlik, kendi nefsinden önce kardeşinin canını öncellemek, kadının ve erkeğin cinsel sömürü aracı olmaktan kurtarılışı, yaşlılara kol kanat gerilmesi gibi bir çok yasa günümüz dünyasının güvensiz, sapkın, sömürgeci, bencil, kibirli ve küstah yaşamına karşı çok çekici ve tercih edilen konumdadır. İnsan islamdan başka bir yolu tercih ettiğinde özgürlüğe yelken açmış olmuyor. Yaratılışına aykırı hayatlar içinde mutsuz, güvensiz yerine göre zalim yerine göre de köleden daha da beter köle olarak bir hayat sürüyor. Ben kul olmakla bir şey kaybetmiyorum aksine çok şey kazanıyorum. Beni yaratanla barış ve uyum içinde ve onun benim fıtratıma uyan yasalarıyla eşrefi mahlukat olarak hayatın içinde yerimi alıyorum. Bu evrensel ahlak değerleriyle bir toplum inşasına kalkışmam beni zulme karşı daha dirençli kılarken varlık bilincimi bana sürekli hatırlatmaktadır.

Özgürlük kulağa çok hoş gelen bir terim. Tıpkı modern hayatın dayattığı diğer kelimeler gibi çekici ve parlak.(demokrasi, hümanizm, muhafazakarlık vs) Ne var ki modernizmin kavramlarıyla inşa edilmiş hayatlara baktığımızda tüm çekiciliği bir anda kaybolmakta ve koyu bir karanlığın içinde kaybolduğunuzu düşünmektesiniz. Allah, insanları “kul” olarak tanımlamıştır. Yani insanların tüm hüküm ve tasarrufları Allah’a ait demektir. Öyleyse tüm hüküm ve tasarrufları kendi elime almam O’na ortak koşmam anlamına geliyorsa; beni yaratanla bir savaşın eşiğine getiriyorsa kulluğumu özgürlüğüme tercih ediyorum demektir. Çünkü böyle davranmak haddini bilmek demektir. Müstağnileşmemek demektir. Bugün birilerinden daha fazla özgürlük dilenmek yerine Allah’a kulluk için çaba sarfetmek daha anlaşılabilir olandır. Zira tiranlar daha fazla özgürlük vaadederek daha fazla tutsak kılmaktadır insanları. Şükür ki müslümanların özgürlüğe değil kulluğa ihtiyaçları vardır. Allah’ın hükümlerinin kaale alınmadığı sistemler ve yaratanla savaş halindeki sistemler daha fazla ibadet hakkı vermeyi vaadetmekle bize özgürlük sunduklarını zannede dursunlar ferasetli müminler kendilerini bu oyunun dışına atarak kendi gündemleri içinde sisteme değil Allah’a olan kulluklarını en güzel şekilde ifa etmek için gayret sarfederler. Kulluk her zaman özgürlük tercihinin önüne konulmalıdır. Zira Abd/kulluk Allah’ın bizi tanımladığı kavram özgürlük ise batının kitleleri uyuttuğu kavramdır.


YORUMLAR
Kalbimden geçen ama söze dökemediğim olguları yazıya dökmüşsünüz.
Çağın kavramları insanımızın bünyesini kangren gibi sarmış artık onlarla kendini tanımlıyor durum böyle oluncada onların kulvarlarında İslami çözüm üretmek gibi garabetin içerisine düşülüyor.
Elinize sağlık kısa,öz ve doyurucu olmuş
Zeynep COŞKUN
anonim 29.08.2010 13:10:32
Mehmet Alagaş, "Kimlik Tercihi" isimli eserinde tercihin bir defaya mahsus söz konusu olabildiğini dile getirmişti.Bir defaya mahsus "özgürlük kullanım hakkı" bireylere tanınmıştır, hür iradeli insanlar için geçerlidir.İman etmek(imanın gereklerini yerine getirmeye çalışmak) veya inkar etmek. Özgür iradenin karar noktası tamda bu olsa gerek...Yazara saygılarımla R.Hançer...
anonim 30.08.2010 12:06:54
yaşadığımız bu dünyada yaptığımız tüm eylemlerde kendimize "Allah bunun neresinde" sorusunu sorup ona göre yapacağımız işi şekillendirmeliyiz.
yada kendimize veya başkasına sunduğumuz bahaneleri Allahada sunabiliyormuyuz bunu iyice düşünmeli insan.
insanın özgürlüğü sadece kulluk ve inkar noktasında vardır. ancak bu iki noktada insan özgür kalabilir. insan Allaha kul olduğu kadar insandır. dünyanın en zeki insanları Allaha kul olanlardır. yani bir insan ne kadar profesör yada bilim adamı olursa olsun Allaha iman etmemişse hiç bir şey üzerinde değildir.
anonim 30.08.2010 13:53:55
Allah koyduğu yasalarla belirli bir sistemi insanlığın emrine sunuyor. bu konuda Hz. İbrahimin nemrut ile mücadelesinde nemrut dan güneşi batıdan doğurmasını istemesi aslında Allahın koymuş olduğu bu sistemi değiştirmesini istiyor. tabi bu sistemi aciz bir kulun değiştirmesi mümkün değil.
Liberalizmin İslamda yeri olmadığını Allah Hud süresi 87. ayette şöyle buyuruyor: "Dediler ki: "Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın."
İ.Bayrak
anonim 30.08.2010 13:54:07
elinize sağlık
anonim 01.09.2010 13:20:13
önünde eğildiğinde boynunu vurmayan tek varlık Allahtır
o nedenle en büyük özgürlük sözü LAİLAHE İLLALLAHTIR.....
özgürlüğümü Allahtan gayrısına emanet etmem...emanetlerin zayi olmadığı
tek kapıdır O....diğerleri prangayı halhal,zincirleri gerdanlık diye takar adama...ve sen tutsak olduğun karanlık zindanında....sümmün,bükmün,umyün yaşarsın da....narı nur sanar aldanırsın....dalalet içinde hidayet naraları atarsın...rabia sivas
anonim 03.09.2010 16:31:36
İnsan, vahyi duyduğu ilk anda hayatını bundan sonra nasıl idame ettireceğine dair bir seçimle yüzleşir........!Bu yazı da 2.paragraf başı.Okuduk ve vahy nedir? dedik.Açtık!! okuyup araştımaya başladık.Halen ....sümmün,bükmün,umyün yaşarsın da.... da kalanlara ne demeli?Kalın sağlıcaklı.................Teşekkürler.
anonim 05.09.2010 08:33:45
Allah’ a Kul olmaya çalışanlar Kuranın sönmez ve bitmez nurlu ışığı ile yollarında yürümeye devam ederler.Kulluk yolundan ayrılanlar (Demokrasi, Özgürlük v.s.)gibi modern çağın kavramları peşine takılıp yürümeye çalışanlar ise nursuz ve ışıksız bir yolda kaybolup meçhule giderler.
K.Pekgüzel
anonim 11.09.2010 10:01:05

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 002797488

iletişim : editor@kimokur.com