Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




RÖLATİVİZMİN SEFALETİ VE ALLAH’IN İSİMLENDİRMESİ
BÜNYAMİN ZERAN




Teknolojinin süratle değiştiği bir zamanda ona bağlı olarak insan davranışları da değişmektedir. Herakleitos’un “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözü gözümüze batarcasına ayan beyan ortada durmaktadır. Ne var ki bu değişim insanlığın hayrına olan değişimlerden olmaktan oldukça uzaktır. Çünkü kapitalizm varolan her şeyi metalaştırdığı gibi insanı da metalaştırmaktadır. Post modernizmle birlikte dillere pelesenk olan rölativizm yani görecelilik kavramı yeryüzünde sabit hiçbir şey bırakmadan savurup yok etmektedir. Herkese göre bir inanış, herkese göre bir yaşam tarzının oluşması birden fazla doğruyu ve yine birden fazla yanlışı ortaya çıkarmaktadır. Çünkü birine göre doğru olan diğerine göre yanlış olmaktadır. Bu durumun insana kattığı muhakkak güzel şeyleri de yok diyemeyiz. Ama Allah’ın içki ayetinde buyurduğu gibi zararı faydasından daha çoktur.

Allah, Adem’e vahyi ulaştırdığında ona eşyanın isimlerini öğrettiğinden bahseder. Kur’an’da isim kavramı semadan türemiştir. Adem’e öğretilen isim ona yeryüzünde eşyaya nasıl yaklaşacağını, nasıl tanımlamalar yapacağını ve neden sakınacağını anlatan ilahi öğretilerdir. Nitekim yasak ağaç da isimlendirmelerden biridir ve Adem’e sakınacağı şeyin muayyen hale getirilmesidir. Post modern çağ, rölativizmi dikte ederken Adem’e sakınacağı hiçbir şey göstermemektedir. Her şey serbest ve ulaşılabilirdir. Oysa yaratıcı Adem’e getirdiği isimlendirmelerin içine “hududullah” diye bir kavramı da eklemiştir. Yani post modern anlayışta olduğu gibi insana sınırsız bir yaşam alanı açmamış aksine sınırları kalın bir kalemle net olarak çizilmiş bir yaşamı hedef göstermiştir. Post modernizm de hümanizme dayanarak yükselir. Çünkü görecelilik kavramı nihayetinde bir diğer insanı yıpratmayacak çizgide kalmalıdır. Farklı düşünebilirsin ama farklılığın bir başkasına zarar vermemelidir der. Ama Allah aynı şeyi söylemez. Ben sizi yarattım ve sizin terbiye ediciniz kanun koyucunuz benim der. Vahiy “hak” olanla “batıl” olanları ayırırken birilerinin incinmesine, özgürlüklerinin yok edilmesine bakmaz. Çünkü evrensel bir yasa sistemi içinde en adil olan sistem rahmanın getirdiği sistemdir. Bu sistemin doğru işlemesi de ancak vahyin hayata en doğru şekilde aksettirilmesine bağlıdır.

Her şeyin serbest olduğu bir dünya en çok kimin işine yarar? Yani bu ideolojiler insanlığın tamamına hayır getirmek için mi türemişlerdir yoksa birilerinin toplumu daha fazla köleleştirmesine mi hizmet etmektedir? Her insanın kendi tarzını yaratması kendi nefsine daha fazla kul olmasını gerekli kılar. Bu daha fazla tüketim, daha fazla bencillik, aile ve toplum mefhumunun ortadan kaldırılması demektir. İnsan kendinden ve kendi düşüncelerinden daha değerli hiçbir şey kabul etmeyeceğinden evliyken farklı hayatlar yaşayabileceğine inanmakta hatta evlenmeden bile birliktelikler kurabileceğine inanmakta böylece birbirlerine karşı sorumlu ve her koşulda birbirlerine destek verecek birbirlerinin sıkıntılarına katlanarak birbirlerine karşı sevgilerini çoğaltan toplumun temelini oluşturacak aile mefhumunu tarihe gömmektedir. Bu yaşamlardan meydana gelen çocuklara sahip çıkılmamakta ve bakımevleri bu gayri meşru düşüncenin meydana getirdiği sorun yumaklarıyla dolmaktadır. Anne ve baba sevgisinden yoksun ve kimsenin kimseye karşı sorunluluk hissetmediği bir dünyanın kapılarını ardına kadar aralarken daha güvensiz, histerik bir toplum oluşmaktadır. İmaj için yaşayan insan artık kendi imajını sağlamlaştırmak adına olabildiğince lüks tüketmeye kendini mecbur kılmış bunun yanında etrafındaki açlıktan ölmek üzere olan, evsizlikten sokaklarda donmak üzere olanları görmeyecek kadar körleşmiştir. Eğer bir yardım yapacaksa da bunu illa sihirli camların önünde yani kameraların önünde yapmaktadır. Bunu yaparken yardım yaptığı insanların ruhunun incinmesine hiç aldırış etmemektedir zira önemli olan kendi imajıdır.

Zalim sistemler insanları ne kadar çok fırkalara ayırırsa post modern tabirle ne kadar rölativist hale getirirse onları idare etmede o kadar başarılı olur. İnsanlar ne kadar bir arada birbirlerine kenetlenirse onları yönlendirmek de bir o kadar zordur. Öyleyse insanlar ayrışmalı ve sorumluluk duygularından hemen arındırılmalıdır. Zira insanın tüketimini sınırlandıracak, dünyayı sorgulamasını gerekli kılacak her durum ortadan kalkmalıdır. Gerektiğinde efendiler onları oyalayacak yeni kavramlar yeni gündemler oluşturarak süreci kontrol edebilmek isterler. Böylelikle insanlar bir yandan kendi nefislerine kulluk yaparlarken diğer yandan süreci kontrol altında tutan yüzlerce efendiye de kulluk yapmaya devam ederler. Tek olan ilahı hayatlarında kapı dışarı ederken binlerce sahte ilahı içeri buyur ederler ama bunu anlayacak zihni melekelerinden de arınmış olurlar.

Allah, insanı kemale erdirecek temel konularda sınırlar çizer. Bunlar nelerdir; tevhid ve adalettir. Bu iki kıstasa halel getirmeyecek her konuda göreceli düşünmeye müsaade eder. İnananlar Kur’an ayetinden çıkardığı bir yorumu mutlaklaştırarak herkesin kabul etmek zorunda kaldığı bir din haline getirmezler ve nisbi cahilliklerini göz önünde bulundurarak yaptıkları yorumun sonuna “Allah en doğrusunu bilir” ifadesini yerleştirirler. Ama Allah, tevhid ve adalet anlayışıyla insanlara öyle sınırlar oluşturur ki bu sınırlar aileyi korur, serbest ilişkiyi yani fuhşu yasaklar, kadını cinsel sömürü haline getirmekten beri tutar ve ona hak ettiği ulviyeti kazandırır. Çocukları bir bitkiye benzetir ve onların yetişmesinde gerekli olan sevgi, şefkat ve terbiyenin verilmesini şart koşar. Komşuluk ilişkisinden, ortaklık ilişkisine; işçi haklarından çalışma ahlakına; sınırsız tüketme hastalığından ihtiyacın kadar tüketme ahlakına; hile yapmadan ticaret yapmaya kadar daha birçok konuda düzenleme getirir. Kısacası Allah isimlendirmeye gitmiştir. “İnsan başıboş bırakılacağını mı sanmıştır?” (75/36) ayetiyle insanın mutlak sorumlu olduğu makamı işaret ederek o makama karşı gerekli saygıyı göstermesi gerektiğini, aksi takdirde bunun hem bu dünyada bir alçalma sebebi hem de ahirette büyük bir azab çekme sebebi olduğunu bildirmiştir. Allah, tek bir efendiye kulluk yapanla birden fazla efendiye kulluk yapan insanı kıyaslayarak tek bir ilaha kulluk yapmanın bunların hepsinden daha üstün olduğunu vurgulamıştır. Böylelikle Allah’ın isimlendirdiği şekliyle eşyaya, tabiata, insanlara yaklaştığımızda insanlığın ve toplumun ahlaki seviyelerinin ne denli yükselmiş olduğunu ve eşrefi mahlukat olmanın sırrını çözdüğümüzü fark edeceğiz aksi takdirde rölativizmin ekseni içine girdiğimizde ise sadece bu eksene girenleri sarmakla yetinmeyen bir fesadın içinde alçalmaya devam edeceğiz.


YORUMLAR
Yazılarınızla buluşmak bizleri mutlu etti.Arayı uzatmayın olur mu?
anonim 27.01.2011 16:34:49
Kaç zamandır yazılarınızı göremiyorduk yazılarınızı tekrar görmek sevindirici..
Nefsini tatmin etmek..ALLAH için mi kendi nefsin için mi.Kur’an ikinci plana atılınca nefsinin esiri olunur.Vicdanı hesabı kur’an a göre ordanda Rab’bin nazarında değerlendirmek gerek diye düşünüyorum.Topluma yakışmış bir yazı ellerinize sağlık..Gözlerimiz kalbimiz bedenimiz kime çalışıyor halen...
M.İnan
anonim 28.01.2011 22:04:41
Putları göstermeye devam...teşekkür ederim...aydınlatıyorsunuz...
anonim 29.01.2011 14:29:09
böyle bir Allaha böyle bir kulluk. ne kadar üzücü değilmi? insan ne kadar Allahı hayatından çıkarsada Allah her zaman kendi varlığını her seferinde ortaya koyuyor. kime sorsak Allah varmı diye hiç kimse yok demiyor. peki neden Allah yokmuş gibi yaşıyorsun dediğimizde susup kalıyor.
"Atalarım İbrahim’in, İshak’ın ve Yakub’un dinine uydum. Allah’a hiç bir şeyle şirk koşmamız bizim için olacak şey değil. Bu, bize ve insanlara Allah’ın lütuf ve ihsanındandır, ancak insanların çoğu şükretmezler." Yusuf38 Allah bizleri şükretmeyen çoğunluktan eylemesin.
Yazı düşündürücü ve doyurucu olmuş. elinize sağlık İ. BAYRAK
anonim 29.01.2011 23:42:06

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 002797468

iletişim : editor@kimokur.com