Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




İLİŞKİLERDE İSTİKAMET SORUNU
ERHAN TOPRAK

 



                                  


                                                                                                                        


 


 Modern zamanları yaşıyoruz şimdilerde ilişkiler insanların iç dünyalarını/kalplerini ele veriyor. İnsanların dini, kişisel, ailevi, toplumsal vaka ile ilişkilerinde “doğru yerden bakılabilirse” nasıl bir dünya görüşü/İnancı olduğu fark edilebilir. Bütün bu ilişkilerin kişinin hayatını ve ahretini etkilemesi ise kaçınılmazdır. Bu yüzden ilişki kurulan “şey” “iş,para,aile,evren,sistem,toplum, ahiret, Allah,eşya” önemli olduğu gibi,bu şeylerle kurduğumuz ilişki biçimi de önem arz ediyor. O zaman şöyle bir soru sormak mümkün; insanın/Müslüman’ın her “şeyle” ilişkilerinde belirleyici olan hazları mı- çıkarları mı? Varsa, ilkeleri mi? Tercih ettiğimiz ilişki biçimi zaman içinde istikametimizi bulandırıyorsa o vakit bir sıkıntı var demektir. İnsanın her “şey”le kurduğu ilişkide neyin gözetildiği fikri öne çıkarken amaç-araç ikileminde kişinin maksadı/niyeti belirleyici oluyor. Bu yüzden seviyeli, tutarlı, dengeli ve ilkeli ilişki biçimi mecburiyet şeklinde karşımıza çıkıyor. Modern zamanları yaşıyoruz derken kişinin “şey”lerle olan ilişkileri öncelikle kutsallardan/değerlerden azade/bağımsız olmak anlamına gelmemeliyken ne yazık ki sınırı olamayan, kural tanımayan insan, özgürlüğünü doludizgin yaşıyor/yaşamak istiyor. Arta kalan ise ne beyaza yakın nede siyaha iki arada bir derede gri/flu bir hayat…


Allahın sınır/ Hududullah dediği yerde durabilmektir aslolan… Allah, insanı bu tercihi yapabilecek donanımda yaratmıştır. Sınırları olmayan insandan ise korkmak gerek bu yüzden hayatın her anında “şey”lerle kurduğumuz ilişkileri Allah’a onaylatmak Farzdır/şarttır. O bizim sahibimiz ve bizler ise O’na karşı sorumluyuz. Kendimizi dürüstçe muhasebeye çekerek sormalıyız; “şuan yaşam biçimimiz bizi Allah’a yaklaştırıyor mu” “yoksa her geçen gün biraz daha hassasiyetlerimiz azalıyor mu” ?


İnsanlar ortak mücadele ortamlarından uzak, cemaat ruhundan kopuk, ilişkilerinde ise ruhsuz ve duyarsız. Bu hal dünyevileşen, bireyselleşen insanın son halidir. Yıllardır bir şeylerin özlemini çekerek bulunduğu konum ve şartların/konjöktörün müsait olamaması nedeniyle duyguları bastırılmış insan, özgürlükler bağlamanın da sunulan yeni döneme ne yazık ki hemen adapte oluverdi. İştah kabarıp tamah tavana vurunca her şey de mubah olamaya başladı. Şükürsüz, şımarık, şaşırmış insan aradığı mutluluğunu yakaladı ortaya çıkan ise haddini sınırını bilemeyen hevasını doğru kabul eden modern insan…


“Müslümanlar yıllardır hiç bir şeyin sahibi olamadı, artık her şeyin en iyisine sahip olmak zamanıdır” uydurmacası/kandırmacası garabet kişiliklere kapı araladı. Peki, Müslüman’ın başlangıçtaki hedefi neydi, şimdi ne? Söylevlerle pratikler arasındaki makasın her geçen gün arttığı görülmüyor mu? İçine düştüğümüz bu duruma bir günde gelmedik. Yıllar aşındıra aşındıra buralara getirdi. Bu süreçlerde “nereye sürükleniyoruz” sorusu sık sık sorulmalıydı ve halada sorulabilir. Her ”şey” le olan ilişkilerde açığa çıkan kişiliği biraz daha somut hale getirdiğimizde güncel karşılığı; opotounist/çıkarcı, menfaatçi, sınırları olamayan, nabza göre şerbet veren, maslahatı gözetendir. Bu kişiliğin sol jargonda karşılığı ise; kapitalist düzenin kendilerine sunduğu imkânlar çerçevesinde mücadele eden fırsatçı ve kimi zaman işbirlikçiliği ifade eder. İslam’a göre ise bu tanımın net karşılığı münafık’tır. Hep denir ki münafıklar Mekke’de değil, İslam devletinin oluştuğu dönem Medine’de ortaya çıkmıştır. Aslında Münafıklık, karakter bozukluğuna delalettir ve her dönemde zuhur etmesi mümkündür. Münafık, dünyayı ahiretine tercih etmenin adıdır bu yüzden münafık korkaktır bedel ödemeyi, zahmet çekmeyi sevmez her dönemin adamıdır, durumdan vazife çıkarır. Allahtan çok insanlardan korkar o yüzden dengeleri gözetir ve her daim güçlünün yanındadır.


Münafık ta “üç” dürüstlük bulunmaz.


Öncelikle çevresine karşı dürüst değildir. Gizlide ameli başkadır, kalabalıkta başka…


İkincisi, kendisine karşı dürüst/barışık değildir hep huzursuzdur çoğu zaman insanlardan kaçar yalnız/sevdikleriyle/hazlarıyla kalmayı yeğler bireysel takılır etrafında/dünyada olup bitene karşı umursamazdır.


Son olarak, Allaha karşı dürüst değildir olması gerekeni en çok konuşan ama en az yapandır. Allah’ı gereği gibi sevemediğinden ahiret inancı da dumura uğramıştır. Dilinde Allah en çok olanken kalbinde Allah olmayandır.


Münafık kendini kandırandır, dünyasını heder eden, ahiretini yakandır. Sevdiklerini kendine benzetendir. Eşi ve çocukları varsa kendi batağına onları da sürükleyendir.


Kendine acıması olmadığı için en sevdiklerine de acımaz sevdiklerini Allah için değil dünya için sever bu yüzden insanlarla kurduğu ilişkilerde haz/çıkar en öndedir. Korkuları, kaygıları var”mış” gibi görünür ama bütün bunlar dünyaya dairdir. Kendi ahiretini düşünmediği için sevdiklerinin ahiretini de düşünmez. Sevdiklerine dair kaygıları yalnızca bu hayat içindir.Her şeyin en iyisine kendisi ve sevdikleri için sahip olma arzusu önceliklidir ama bütün bunlar da yine dünyaya dair isteklerdir.Allah için düşünmek, konuşmak, iş yapmak,dert edinmek O’nu sıkar, bunaltır.Stresten/salih amelden uzak ve huzurlu bir yaşam!! tek gayesidir.


Evet! Bu bir tercihtir. İnsanın “her şeyle” kurduğu ilişkilerde sınır/Hududullah tanımaması kendini yeterli/müstağni görmesine kapı aralar ve geldiği noktada burasıdır.


Hayat sarp yokuşların, ırmakların olduğu imtihanlı bir yoldur.


Allah’ın yarattığı “her şeyle” kurduğumuz ilişki bizi biz yapan/şahitlik göstergelerimizdir. İnsan neyi gerçekten istiyorsa o istikamette yürür önemli olan başarmak değil yalpalamadan, kıvırmadan, nazlanmadan, usanmadan istikamet üzere olmaktır.


 Her şeyin en doğrusunu bilen yalnızca Allah’tır.

YORUMLAR
Allah razı olsun çok güzel bir çalışma aydınlatıcı,öğretici..Yüreğinize sağlık
M.inan
anonim 10.08.2011 18:38:19
"Sınırları olmayan insandan ise korkmak gerek"
“şuan yaşam biçimimiz bizi Allah’a yaklaştırıyor mu”
"ortaya çıkan ise haddini sınırını bilemeyen hevasını doğru kabul eden modern insan…"
"Münafıklık, karakter bozukluğuna delalettir"
"Münafık;insanlardan korkar, dengeleri gözetir, her daim güçlünün yanındadır"
"yalpalamadan, kıvırmadan, nazlanmadan, usanmadan istikamet üzere olmak..."
allah razı olsun abi. rabbimiz, imanımızı sahih, amelimizi kıymetli kılar inş.
dilek buz
anonim 10.08.2011 20:51:27
"Müslümanlar yıllardır hiç bir şeyin sahibi olamadı, artık her şeyin en iyisine sahip olmak zamanıdır” uydurmacası/kandırmacası garabet kişiliklere kapı araladı. Peki, Müslüman’ın başlangıçtaki hedefi neydi, şimdi ne?"
...köşe koltuk kapmaca oyununun kurallarını köşeyi ilk kapanlar koymuş.köşe kapmaktan dört köşe olmuş bizler de oyunu kurallarına göre oynamak adına mevcut sünnetin dışında yeni bir yöntem geliştirdik adı "(düzen)li" yöntem(kimileri "hizmet" diyor).düzene rağmen değil düzene entegre.peygamberlerin yaşamında bu şekilde bir tebliğ şekli yok ama olsun bunu biz icat ettik.doğru ile yanlışı harmanlayıp ideal(!) bir "şey" bulacağız, şu an sanki samirinin buzağısı gibi duruyor ama bakalım.hele bi dünyamızı ihya edelim sonra da ahiretimizi inşa edicez(?)
RIZA HANÇER
anonim 11.08.2011 10:06:27
Kapitalist dünya düzeninde inşa edilmiş zihinler ve bilgi temellerine sahip insanlar aslında.
Kapitalizmin geliştirdiği hayat teorileri ile kurulmuş bir sistemin içerisinde.
Onun teknolojisini kullanıyor sonuna kadar. Onun düşüncelerini tüketiyor.
Alternatif bir hayatı yaşamak zihinlere imkansız geliyor. Gerçekte ise çok muğlak bir konu.
Bunca bulanıklığın sonucu da bulanık ilişkiler çıkıyor ortaya.
ahmedbican 11.08.2011 11:59:38
Son günlerdeki tartışmalar, olup bitenleri mümkün olduğunca nesnel bir gözle izleyenlerin zaten bildiği bir duruma işaret ediyor: "İslamcı" zihniyet de bu süreçte kaybediyor.
"...Nedir bu süreç? Kapitalizm toplumu dönüştürürken, İslamcı ütopyalar da günbatımını yaşıyor.
İslamcılık derken kastettiğim şu: Devletin gücünü kullanarak, toplumu, İslam dininin kurallarına göre şekillendirmeyi amaçlamak.
Gazeteci arkadaşlarım "Peygamberler şehri" diye anılan Urfa’dan geldi. Şaşırmışlar. "Oruç tutmayan çok insan gördük" dediler: "Sigaralarını tüttüre tüttüre otomobil ve mobilet kullanıyorlar..."
anonim 12.08.2011 12:58:52
"Üstelik de öyle bir toplumun kurulmasına destek vermesi beklenenler, beş yıldızlı otellerde oruç açmayı tercih ediyor!
Bence dönemin ruhuna dokunan eylemini... "İsraf değil İnsaf" pankartı açarak...
İftarı Conrad Oteli’nin içinde değil önünde yapan Emek ve Adalet Platformu gerçekleştirdi."
Emre AKÖZ / SABAH
Makaleyi doğrular gazete haberi. sıradan insanlar Müslüman camiyaların içine düştüğü hali görürken müslümanlar kendi durumlarını niçin göremiyorki.
Abi eline sağlık. H.Ayboran



anonim 12.08.2011 12:59:32
OKUYUNCA CEVREMDEKI INSANLARI GORDUM ELINE SAGLIK GUZEL YAZI OLMUS INSALLAH ALLAHIN ISTEDIGI KULLARDAN OLURUZ SELAM VE DUA ILE MEHDI GORUR SIVAS
anonim 12.08.2011 19:29:24
Selam. Yazınız ve emeğiniz için Allah razı olsun. İstikametin, gerçekte neresi olduğunu anlayabilmek için bazen tersten bakmak ta ipucu olabilir. Yani mevcut ilişkilerimiz ve değerlerimiz , istikametimizin ne yöne doğru olduğunu gösterebilir. Bu süreçte değiştirilen kanaatler savunulmaya başlansa da aslında bir içhuzursuzluğu vardır ve hep olacaktır. Mevcut durumu, ’’ süreç ’’ , Bilgi eksikliği ve karmaşası ’’ vs. olarak tanımlıyoruz ama , yani insan bilmediği anlamadığı bir tevhidden mi sorulacak. Kim neyi bilmiyor ki? Burada sanki sorun başka gibi geliyor bana. Rabb’le ilişki sıkı , net ve sağlam olmalı ki bize yanlışlarımızı görtersin kalbimizi temizlesin ve bizi hikmetlendirsin. S.A Gurbetçi
anonim 15.08.2011 13:45:42
Kaleminize sağlık. Karşılıklı iki hayatla mukayyet dostluklar toplam iki hayattan ibarettir. "Devlet kurtarmak"la mukayyet dostluklar en fazla bir devlet ömrü kadar uzun; azami bir devlet kadar manalıdır.

Rabbimizin bizlere öğrettiği insanlıkla yaşıt değerler yolunda; bu değerleri anlamak, yaşamak, anlatmak, yaşatmak davası yolunda kazanılan dostluklarsa ahiret kadar uzun; vahiy kadar anlamlı; iman gibi sevimlidir. Allah böyle dostlukları, bu minval üzere kurulmuş güzel ilişkileri bize bu dünyada yaşamaya başladığımız bir cennet kılsın. O ayeti bizlere inzal edip; yaşamayı nasib buyursun:

"İman edip iyi ameller işleyenlere gelince Allah, onlara sevgi armağan edecektir. " Meryem 96

Aydın Türk
anonim 15.08.2011 19:39:09
Abi kusura bakma yazınızı yeni farkettin eline sağlık abi.
Allah senden razı olsun
TALAT
anonim 27.08.2011 15:50:17

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002779160

iletişim : editor@kimokur.com