Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Sayın kimokur.com okurları; mevcut yazarlarımız bir süredir yazı gönderemiyorlar. Alıntı yazı/makale bulmakta/seçmekte zorlandığımız için önemli gördüğünüz, "okunmalı" dediğiniz yazı ve makaleleri bizimle paylaşmanızı rica ediyoruz. Vereceğiniz destekten ötürü şimdiden teşekkür ederiz. EDİTÖR

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




RESULULLAH (AS)’A ATILAN İFTİRA VE AHZAB 37 (GÖN:AHMET TARIK CEBESOY)
Nusret ÇAVUŞOĞLU

 

Ateistlerle, inanmayanlarla karşılaşanlar bilirler. En çok istismar ettikleri meselelerden biri, Resulullah Efendimizin Hz. Zeyneb ile evlenme meselesidir. Efendimizin aziz ve pak şahsiyetine dil uzatılır bu mesele üzerinden!

Özellikle Turan Dursun kaynaklı ver yansın ifadeler kullanılır. Bu Turan Dursun meselesini başka bir yazı konusu yapacağız inşallah. Çünkü; İslam’a taarruz eden taifenin yegane delili bu adam(!)

Kur’an’da geçen bu meseleyi yine Kur’an dahilinde kalarak izah etmeye çalışacağız

Ahzab suresinin 37. Ayet-i kerimesi, mütercimler tarafından anlaşılamayan ayetlerdendir. Müsteşrikler (oryantalistler) ve İslam düşmanları bu ayet hakkındaki riayetleri delil göstererek Resulullah efendimize alabildiğine saldırıda bulunmuşlardır. Bu konuda en az müsteşrikler kadar bu rivayetleri tefsirlerine alan müfessirler de sorumludur. Bazı tefsirlerde öyle rivayetlere yer verilmiş ki; adeta Resulullah Efendimiz Zeyd’in hanımı Zeyneb’e göz koymuş mesajı verilmekte. Mesela; Büyük bir alim olan İzzet Derveze Tefsilul Hadis isimli eserinde; “ Resulullah , Zeyneb’i Zeyd ile evlendirdikten sonra onu (Zeyneb’i) evde giydiği elbisesiyle ve baş örtüsüyle görmüştü. Zeyneb, beyaz tenli ve güzel bir kadındı. Güzelliği Resullullah’ı etkileyince “kalpleri çeviren Allah ne yücedir” veya buna benzer bir ifade kullanmıştı. Zeyneb ise bunu hissetmiş ve Zeyd’e karşı büyüklenmeye ve onu incitmeye başlamıştı. Zeyd, Resulullah’a şikayet ederek onu boşamak istediğini bildirmiş Resulullah ise boşamamasını istemişti. Ancak durum daha da kötüye gidince Zeyd onu boşamış ve iddetinden sonra Resulullah onu nikahlamıştı.” Tutacak hiçbir tarafı olmayan bu rivayete yer vermiş. İzzet Derveze merhumun samimiyetinden ve hayatını ortaya koyarak İslam için verdiği mücadeleden –ki hayatı sürgün ve zindanlarda geçti.- kimse şüphe duyamaz. Ama hata insan içindir. Hakikaten böyle bir rivayeti tefsirine almakla hata etmiştir. Bu tip rivayetlerden etkilenerek mütercimlerimiz de ayeti bu şekliyle tercüme etmişler. Aslında bu rivayetler yahudi düzmesi israiliyattan başka bir şey değildir. Ne yazık ki tefsirlerimizde yer bulan birçok yahudi ve israiliyat kaynaklı rivayet gibi konumuzla ilgili bir rivayeti daha alıyorum; “Zeyneb, Resulullah’ın kendisine karşı meyilli olduğunu hissettiğini Zeyd’e bildirmişti. Zeyd ise Resulullah ile evlenmen için seni boşayayı mı demişti. Bunun üzerine Zeyneb; Beni boşadıktan sonra Resulullah ile evlenemeyeceğimden korkarım demişti.” (Hazin, ibni kesir Beğavi) Rivayetlerin tutarsızlığına dikkat buyurun. Önce birinci rivayeti ele alalım. Alemlere rahmet olarak gönderilen Resulullah Efendimiz, Evlatlığının hanımına meyledecek yani kaba tabiriyle göz koyacak (haşa) ve bunu sonra kalkıp insanlara anlatacak. Eğer Resul anlatmasaydı, bu rivayetleri nakleden raviler, Resulullah’ın içinden geçirdiği şeyi nereden biliyorlardı. Normal bir insan bile böyle bir şeyi yaşasa kalkıp insanlara anlatmaktan haya eder. Şu noktaya dikkatinizi çekmek isterim ki; o sıralarda bahis mevzuu ayet nazil olmadığı için, evlatlıkların durumu belli değildi. Yani tam bir evlat muamelesi görüyorlardı. İkinci rivayet tam bir hayasızlık örneği. Düşünün; bir kadın kocasına “senin babanın veya babalığının veya arkadaşının bende gözü var” diyecek, kocası da “onunla evlenmen için seni boşayayım mı” cevabını verecek. Böyle bir şey bu günkü batı toplumlarında bile abes bir durum olarak karşılanacak iken; insanların en şereflisi, en hayırlısı, en ahlaklısı, en pak ve mükemmeli Resulullah Efendimize ve onun temiz ashabı-ı kiramına ( hepsine salat ve selam olsun) bunu yakıştıranlar hangi vicdan ve ilim ölçüsüyle hareket ettiklerini takdirlerinize bırakıyoruz. Meselenin tarihi seyrine bakıldığında Resulullah Efendimizin bizzat giderek halasının kızı Zeyneb’i Zeyd bin Hariseye istemiş ve evlenmelerini sağlamıştır. Eğer –ki haşa asla böyle bir şüphe yoktur- Zeyneb’e meyli olsaydı Onu başta kendisine alır, Zeyd ile evlendirmezdi. Bu duruma hiç kimse itiraz etmez, aksine Zeyneb’in ailesi ve Zeynep için memnuniyet verici bir durum olurdu.

Ayetin rivayetlerin gölgesinde nasıl tercüme edildiğine bakın!

(Resûlüm!) Hani Allah’ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah’tan kork! diyordun. Allah’ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah’tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.

Yukarıdaki tercümede görüldüğü üzere ayet, rivayetlerin etkisinde kalınarak tercüme edilmiş. Tercümede, adeta Resulullah’ın insanlardan korktuğu için bir şey söyleyemediği fakat aslında Zeyneb’de gözü olduğu havası estirilmektedir. Bu tamamen yanlıştır. Hem Allah’a hem de Resulüne iftira niteliği taşıyan ifadelerle doludur.
Doğru olduğunu kabul ettiğimiz tercümeyi ve izahatını aşağıya alıyoruz.

Allah’ın kendisine nimet verdiği ve seninde nimet verdiğin o kişiye diyordun ki “Allah’tan kork ve eşini üzerinde/ yanında tut. (Kendine de) “Allah’ın açığa çıkarmakta olduğu şeyi içinde gizliyorsun ve insanlardan çekiniyorsun , halbuki Allah kendisinden çekinmeye ve korkmaya en layık olandır.” dediğini hatırla. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.

“insanlardan çekiniyorsun. Halbuki Allah çekinmeye daha layıktır” cümlesini Resulüllah Efendimiz kendisine söylüyordu. Tekulu fiilinin mekul-u kavli, en’ame Ellahu aleyhi (...) ve ve Ellahu e Hakku en tehşahu cümleleridir. (bu Arapça bilenlere)

Resulullah Efendimize, Halasının kızı zeyneb ile bir gün evleneceği bildirilmişti. Bu bilginin Miraçta verildiği kuvvetle muhtemeldir. Peygamberimiz bu bilgilerden haberdar olduğu için kendi kendine diyordu ki; “Allah bu evlenme işini açığa çıkarmak üzereyken sen kendi kendine insanlardan çekiniyorsun. İnsanlardan değil, Allah’tan çekin. Çünkü Allah, çekinmeye en layık olandır.
Allah bize bu ayette Resulullah Efendimizin o andaki iç dünyasını ve neler düşündüğünü anlatıyor.

Ayette geçen mubdihi kelimesi ismi mef’uldür. Devamlılık ifade eder. Muzari fiiil kullanılmayıp ismi meful kullanılması olayın açığa çıkmakta olduğunu bildiriyor.
Resulullah, Evlatlığı Zeyd bin Hariseye, “Allah’tan kork” derken kendisine de “Allah’tan çekin! insanlardan neden çekiniyorsun. Çekinmeye en layık olan sadece Allah’tır.” diyor.

Yani Resulullah’a önceden olay haber verilmiş, O olacakları biliyordu. Onun için bir tedirginlik yaşıyordu. İnsanların göstereceği tepkiden çekiniyor ve sıkıntı duyuyordu. Sonra kendi kendine “çekinmeye en layık olan sadece Allah’tır” diyordu.

Allah, “üzerine senin de nimet verdiğin” diye övdükten sonra Peygamberine “insanlardan çekiniyordun” der mi? Peygamberler Allah’tan başka kimseden çekinmezler. Fatır suresi 28. Ayette Cenab-ı Hakk; “Allah’tan ancak alim ve abid olanlar çekinir” buyurmaktadır.

Turan Dursun ve ekibi, yukarıda zikrettiğimiz ve ne yazık ki, Yahudiler tarafından tefsir ve hadis literatürüne sokulan rivayetleri çok iyi kullanmışlardır. Onların okuyucularının bir çoğu, hiç Kur’an okumadığı için bu tür hezeyanları ayet sanmaktadırlar.

Çok karşılaşıyoruz. Siz de mutlaka karşılaşmışsınızdır. Adam, ipe sapa gelmez bir rivayet anlatıyor ve “bu Kur’anda var” diyor. Diyoruz ki; “buyur Kur’an burada göster bakalım” diyor; “yok ben sana getireceğim” yani bu hikaye değil! Belki on gün önce karşılaştığım bir olay!

Bu yazıyı yazmamın sebebi; bir genç kardeşimiz bu meseleyi sordu ve ne yazık ki; o kaynaklardan okumuş…
Asıl, şeksiz, şüphesiz yegane kaynak olan Kur’an’dan değil! Ama yazımı bitirirken bir şey söylemek istiyorum. Meal sahipleri de, rivayetlerden çok etkilenmişlerdir. İçinden çıkamadıkları meselelerde hemen rivayetlere sarılmışlardır. Sahih olup olmadığına bakmadan! Bunu her meal sahibi için söylemiyorum. Elmalılı merhum, Mustafa İslamoğlu ve belki bir-iki meal sahibi hariç, diğer meallerin tamamı kopyadan ibaret! Emek verilmiş bir çalışma yok!

İşin ticari yanını bir kenara bırakaıp (ne yazık ki, meal, tefsir vb. tercümeler hep ticari olarak düşünülmüş) bu konularda mühim çalışmalar yapıp, ciddi adımlar atmanın zamanı gelmedi mi? Fiemanillah

YORUMLAR
mükkemmel bir tesbit.her müslümanın böyle inanması,ve güvenilir yazar ve meallerden,kur,an tefsirlerinden olayı öğrenmelidir.
anonim 19.12.2011 14:45:08
Sevgili kardeşim , öncelikle yazını bu kadar geç fark edip okuduğum için özür dilerim ama geç okumak yorum yapmayı engellememeli diye düşünüyorum.Eleştirim şu olacak; kardeşim öncelikle peygamberin miraca çıkması ayrı bir sıkıntı, yani miraca çıkma meselesi de rivayetlerin olmayan şeyleri bize aktarmasından başka bir şey değildir. Konuya ilk girişte kuran üzerinden gitmen sevindirirken sonra meseleyi miraçla tamamlaman beni şaşırttı. Eleştirilerine katılmakla beraber konuyu açıkladığın miraç meselesine katılmıyorum.
anonim 07.07.2014 04:17:08
2-
Miraç hadisesi olmamıştır ki, bir ara olduğunu farz etsek dahi, düşünebiliyormusun Allah , peygambere haber vermiş ama peygamber emri savsaklamaya çalışıyor, olacak şeymi bu? Peygambere yapılan bu yakışıksız iftiraları eleştiriyorsun ama sende peygamberi Allah’ın emrini savsaklamakla suçluyorsun, bu bir çelişki değil mi?Peygamber, evlatlıklarla ilgili bir düzenlemenin geleceğini seziyor ve bu düzenlemenin bu olayla olmamasını arzu ediyor, bundan dolayı bu olayın, yani boşanmanın olmamasını diliyor desek acaba hata etmiş olurmuyuz Nusret kardeşim ?
anonim 07.07.2014 04:17:21

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ŞEHİT MURTAZA MUTAHHARİ
devamı >
::Bir Ayet
"Kur’an’dan mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz" İSRA/82

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Edward W. Said tarafından yazılan Şarkiyatçılık/Oryantalizm isimli eser, “Batı“nın “Doğu“ya bakış tarzını büyük bir zihinsel güçle sorgulamıştır. Tavsiye edilir.



Ziyaret Edilme Sayısı : 002541875

iletişim : editor@kimokur.com