Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Sayın kimokur.com okurları; mevcut yazarlarımız bir süredir yazı gönderemiyorlar. Alıntı yazı/makale bulmakta/seçmekte zorlandığımız için önemli gördüğünüz, "okunmalı" dediğiniz yazı ve makaleleri bizimle paylaşmanızı rica ediyoruz. Vereceğiniz destekten ötürü şimdiden teşekkür ederiz. EDİTÖR

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




BEYLER, HANIMLARINIZDAN HELALLİK DİLEYİN
Erhan TOPRAK

       Nereden çıktı bu konu derseniz; aslında bu helallik üzerine yazma fikri bende uzun zamandır vardı ama kelimelere dökmek kolay olmadı. Öyle ya onca yıl geçmiş üzerinden geriye dönüp baktığınızda “hak” ihlali olduğunu düşünüyorsunuz ve bir iç hesaplaşma, muhasebe sonunda gelinen nokta burası. Evet, bir “hak” ihlali yapıldı hem de uzun yıllara varan. Kimi zaman bilinçli kimi zaman bilinçsiz…

Kimden mi bahsediyorum?

      Yaşları ellilere dayanmış kimisi biraz altında, kimisi altmışına koşturan üç aşağı beş yukarı rakamlarda iniş çıkış olsa da bu guruba yönelik bir çağrı.

Niçin bu yaş gurubu derseniz, ellili yaş gurubunda ki bu Müslümanlar seksenli yılları görmüş, doksanları ve iki binin ilk yıllarını da koşturmacalı bir şekilde yaşamış, ikibinonun sonlarına gelindiğinde ise bazısı heyecanını, bazısı hedefini, bazısı da nefesini yitirmiş ama her şeye rağmen duyarlılığını devam ettirenlerinde olduğu kendince birikimleri, tecrübeleri hepsinden önemlisi dolu dolu anıları olan orta yaşlı şimdilerin ağabeyleri.

Şimdi bu ağabeylerin geçmişlerini bütün yönleriyle sorgulamaya kalksak, olumlu yâda olumsuz çok şey söyleriz ama konumuz ağabeyler de değil.

Asıl konumuz; hakları ihlal edilenler, bu ağabeylerin hanımları.

Hani, seksenleri görmüş dediğimiz kesim vardı ya işte o beylerin evlenme dönemlerinin başlangıcına denk gelir seksenli yıllar... Bazılarının evlilikleri de doksanlı yılların başlarına, ortalarına tekâmül eder. Yani Türkiye’de İslami düşüncelerin revaçta olduğu kitap, dergi, gazete okumalarının en üst seviyede seyrettiği heyecanın tavan yaptığı zamanlar…

O dönemlerin teamülleri gereği yapılan evliliklerle hayatları bir şekilde kesişmiş Müslüman hanımlar, beyler… Büyük iddialara, hedeflere ancak evlilikle daha üst seviyede varılabileceğine olan inançla başlayan beraberlikler…

Öyle ki evlilik hadisesine bakışın bile mevcudu/geleneği komple red üzerine kurgulanması ve yepyeni formatlarla düğün- dernek organizasyonları… Kimisi ailesini karşısına alır onların istemediği kişiyi kendisine “eş” olarak seçmesi sebebiyle protesto edildiğinden hüzünlü bir başlangıç yapar, kimisi biraz daha şanslıdır yumuşak bir geçiş süreci yaşar ama şurası kesin ki bu kuşağın evliliğe ilk adımları ve sonrası hep sorunlu olmuştur.

Büyük heyecanlarla bir yuva kurulur ve evlerin İlahi rıza için kullanıma açılması zamanıdır yıllarca sürecek bir koşturmacanın startı alınmıştır.

Evin reisi beyefendi, bu süreci komple kontrol edendir hanımı ise yaptığı her işi Allah’a olan kulluğunun bir neticesi olarak düşünür ve eşinin her daim yanındadır. Üşenmeden, sıkılmadan, gocunmadan her koşulda onunladır desteği mutlak ve ilk dönemlerde ise sınırsızdır.

İlk yıllarda eşler davaları için her şeylerini feda edebilecek durumdadır aslında feda edebileceği fazla bir şeyleri de yoktur emeklerinden başka… O dönemlerde çocuk yoktur /olsa da küçüktür/ çok fazla mal, mülk, makam, mevkii de yoktur. Her insanın imtihanı/hikâyesi farklıdır ama gençliğinde verdiği heyecanla insana dayalı faaliyetlerin içinde günler haftaları, haftalar ayları kovalar.

Eşlerin hayatlarına o kadar çok insan girip çıkar ki. İçlerinde gerçekten iyi insanlar vardır fakat bir o kadar kötüsü de denk gelmiştir… O’nlar inançları gereği her insana bildiklerini duyurmak ve kendilerinde olanı paylaşmaya odaklandıklarından her koşulda emeklerini heba etmekten çekinmezler.

Aylar yılları kovalar ama bu arada insana/nankörlere dair yükün ağırlığını “en çok” çeken hanımlarda yavaş yavaş rahatsızlıklar baş gösterir. Öyle ya evin beyi olur olmaz zamanlarda eve misafir almaktadır ve hanımına da haber vermemektir.

Geçmişin teamülüdür hanımlara haber vermemek. O zamanlarda haber vermek, izin almak gibi yansıyabilir bu durumda bir zafiyet şeklinde algılanabilirdi. (!)

Evin hanımı insanların birini uğurlarken bir diğerini misafir edecektir. Sesini duyuramadığı dönemlerdir. Mimiklerle anlatır hoşnutsuzluğunu, “üstüme çok geliyorsun” demek ister ama nezaketinden ve inancından da kaynaklanan duygusal çalkantılarla bir dönemi de böyle geçirir.

Beyefendi koşturmacanın (!) içinde olduğundan eşinden pek haberdar değildir ve onun beklentilerini /bazen/ fark etse de anlamaya çalışmak yerine onun verdiği tepkileri “hassasiyetini yitirmek” şeklinde yorumladığından fazlada umursamaz.

Unutmadan, bu arada çocuklar olur ve bir şekilde büyürler....

Her şeye rağmen hanımefendi çalışır her koşulda eşinin yine yanındadır kendi programlarıyla birlikte misafirlerine de hizmet eder ve bunu ilk dönemlerde inancının gereği olarak yaparken zamanla eşine olan sevgisi ve saygısından dolayı “kerhen yapar” duruma gelir. Son zamanlarda ise sunulan hizmet artık zoraki yapılan bir eyleme dönüşmüştür.

Hanımefendi, çocuklarına daha fazla zaman ayırmak, eşiyle ailece bir şeyler paylaşmak istemektedir kendisini ve çocuklarını ihmal eden beyefendiye artık isyan seslerini daha yüksek sesle dillendirmeye başlamıştır.

Soru şu. Nasıl oldu da hanımefendiler bu duruma geldiler? Yıllarca emeğini esirgemeyen bu insanlar neden isyan ettiler?

Emek verilen insanların hastalıklı bünyeleri, zaafları, nankörlükleri, az gelişmişlikleri bu süreci hızlandırmıştır. İnsan olmanın doğal sonucudur beklemek… “ ekincinin hoşuna gitmesi” misali karşılık beklenmiş olabilir. Rabbimiz yapılan her hayrın İlahi rıza için ve karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek yapılmasını ister ama insanız emeğin karşılığını, saygı ve minnet duygusu içerisinde takdir edilmesi beklentisi çokta yadırganacak bir durum olmasa gerek.

Her bir bayanın bu sorulara vereceği cevaplar/hikâyeler içerik itibariyle faklılık arz etse de sonuç itibariyle eşleri olan beyefendilerden beklentileri aynıdır.

Şikâyetlerde ortak nokta ise beyefendilerin hanımlarına ve çocuklarına karşı gereken ilgiyi göstermemesi, başkalarına daha çok zaman ayırmaları, gelecektir.

Bazen haklıydılar.

Hanımefendilerde, çocuklarda bu beklentilerinde haklıydılar. Bu istekler makul isteklerdi.

       Beyler olarak eşlere karşı her konuda dürüst olunabildi mi. Bu gün geriye dönüp baktığımızda hayatımıza girip çıkan onca insandan kaç tanesi kalbimizin bir köşesinde ve hiç çıkmamacasına çakılı kalabildi ki?

Çok az insan değil mi… Evet çok az.

Ama eşleriniz ve çocuklarınız her konuda /her şeye rağmen/ hala yanınızdaysa geriye dönük yapabileceğiniz tek şey içtenlikle “helallik” dilemek olsa gerek.

Bir dost, “hanımım bu dünyada bana hakkını helal etmezse ahirette işim zor” demişti.

Birçoğumuz için de zor…

Beyler, kendi kendine muhasebe yaptığında samimi bir şekilde hakkını teslim ettiği hanımlarının, yüzlerine karşıda bu itirafı yapabilir mi?

Zor bir durum değimli… Evet zor.

Hiçbir şey için de geç değil hala nefes alıyorken…

Hanımefendiler razı edebilirse umulur ki Allah’da (c.c) razı edilir.

 


YORUMLAR
Sn.Toprak; çok ilginç bir yazı olmuş.Hatta şunu söyleyeyim , hiç böyle bir konunun ele alındığı bir yazı görmedim.Gerçekten böyle mi olmuş? Peki anlamdığım neden insan en sevdikleri en önem vermesi gerekenler dururken başkalarını önceler.Hem de bunlardan ilk sorguya çekileceği bildirilmişken?Rabbim uyanıklık versin, bizleri bu konuda hassas bir duygu dünyasına ve doğru amellere yöneltsin.Amin.

fatma
anonim 13.11.2011 23:34:44
Çok çok mühim güzel bir konuya değinmişsiniz düşüncenize sağlık
Yarını olmayan biz insanlar bu günden itibaren bütün herkesten helallik dilemek lazım ALLAH razı olsun çok güzel bir çalışma İST R.GÜN
anonim 14.11.2011 11:45:56
Allah razı olsun Erhan bey
Aslında bir çok Müslümümanın geçmişiyle helalleşmesi-yüzleşmesi gerekiyor.Kırıp dökerek yıllar geçirildi ve hiç bir şey olmamış gibi davranmak bana da dürüstçe gelmiyor.Yazınızın bu hesaplaşmalara kapı aralayacağını ümit ederim.
Şerafettin Altun
anonim 14.11.2011 12:11:04
öncelikle Allah bu fedakarlığı yapan hanımlardan razı olsun. inşallah mükafatlarını alırlar. ve genç hanımlara örnek olurlar...
anonim 14.11.2011 19:48:06
Fatma hanım, doğru söylüyorsunuz bu tonda bir yazı bende rastlamadım.Tabi bu içerikte yazı kaleme alınmış olmaması geçmişimizi arındırmıyor.Ben o dönemlerin insanlarının/beylerin samimiyetini değil usulünü sorguluyorum.Neden, diyerek sorduğunuz sorunun cevabı ise "yok". O dönemin hanımları az veya çok "anın" sorumluluklarına kayıtsız kalmadılar emek verdiler Allah hepsinden razı olsun.Şimdinin genç beyleri ve hanımları ne haldeler bu ayrı bir yazı konusu.
Duanıza bende amin diyorum.
Erhan TOPRAK
anonim 15.11.2011 00:00:15
selamünaleyküm güzel ve degişik bir yazı gerçekten din adına veya dünya işleri adına aldıgımız karar ve eylemlerimizde eşlerimize sormadık.belkide o kararlardan dolayı eşimiz ve çocuklarımız sıkıntı çektiler.fakat eş ve çocuklarımız iman dolu yürekleriyle yine ses çıkarmadılar hep ALLAH’ ın razı olacagı düşüncesiyle hep katlandılar ama bahsettiginiz gibi aileden uzaklaştık sonra döndük ama çocuklar büyümüş hanım artık daha ele avuca sıgacak eylem ve söylemler bekliyor.konuşulacak çok şey var ama hanımlarımızdan gerçekten helallik isteyelim.elinize saglık İNŞALLAH RABBİM BİZLERİ KUR-AN-I OKUYAN VE YAŞAYAN TEBLİG EDENLERDEN EYLESİN AMİN. sivas mehdi görür
anonim 15.11.2011 17:20:29
Peki ben yine birşey sorucam ama;

Şimdi bu helallik istemeyle sınırlı kalmalı mı? Niyetim elbet ortalık karıştırmak falan değildir.Lakin geçmiş herne kadar geçmişte kaldıysa da, bugüne ışık tutmayacak mıdır? Zaten yaşamlarında bu mücadele içerisinde olup da bu fedakarlıkları yapanlara Allah ecirlerini kat be kat vereceğini vaadediyor. Peki bugüne tesiri ne şekilde olmakta acaba?
Keşke hanımlar da biraz ifade etse kendini burada ve neler hissettiklerini anlatsa, paylaşsa...Mesela ben merak ediyorum.Bu zorlukları bizzat yaşamış olan bir hanım, bu geçmişe birebir şahitlik etmiş kızına evlilik öncesinde ne nasihatlerde bulunur? Bulunmalı? Yada oğluna? (Helallik istenen hanım olduğu için önce kızları zikrettim:)

Selamlar.
fatma
anonim 15.11.2011 18:37:58
fatma hanımın sorusunun muhatabı bayanlar şu an ne yapıyorlar merak ediyorum. keşke onlarda bu satırları okuyabilseler katkı verseler.
ses ver türkiye......
anonim 15.11.2011 23:55:47
Biz müslümanlar, aile yapımımızı oluştururken, teoride olmasa da pratikte gelenek ve göreneklere göre oluşturduk. Kazak bir ev reisi ve ona hizmetkar bir ev hanımı. Evin reisi, evin ve evdekilerin ( eşi, çocukları ) sahibidir. Onların üzerinde tasarruf hakkına sahiptir. Çünkü onlar, benim eşim, benim çocuklarım , benim, benim, benim..... ve hep benim. Bu gün bile aynı değilmiyiz. Ben ne dersem o olur!

Halbuki bizler Allah’ın birer kuluyuz ve bizler birbirimize Allah’ın emanetiyiz. Dünyalık emanetlere verdiğimiz değeri, Allah’ın emanetine vermiş olsaydık ne geçmişte bu zaafları yaşardık, ne de şu an ve ya gelecekte yaşarız.

Helallik dilemek elbette ki güzel bir şeydir. Ancak asıl olan, aile içerisinde birbirlerimizle olan ilişkilerimizde, Allah’ın Kitabıyla format çekmeliyiz. Tabiki bu formatı teorimize değil pratiğimize çekmeliyiz. Sevgili ERHAN ağabey.
Süleyman KURŞUN
anonim 16.11.2011 00:18:35
Fatma hanım,
Doğrusu bende merak ediyorum bekleyip göreceğiz.
anonim 16.11.2011 08:40:55
Tekrar Selamun Aleykum;

Sanırım hanımlar bu konuda konuşmayacaklar...Olabilir.

O zaman bir önerim var! Beyler sorsunlar hanımlarına ve paylaşsınlar burada. Hatta o dönemin çocukları bugünün gençleri de belirtsinler fikirlerini. Böylece paylaşımı önceleyen ve gerçek bir durum tesbitindeki güzel yazı, pratikte başka bir faydaya da dönüşür belki?

Mümkün müdür?

fatma
anonim 16.11.2011 17:15:24
sahipliklendikleri dini ve takvayı, güçleri yettiğince, yeni çağlara-bize aktarmaya çalışan, bu uğurda emek verip zahmet çeken tüm abilerimden ve ablalarımdan helallik isterim.
soframıza sundukları sıcak bir bardak çaydan tutunda, bakışlarında esirgemedikleri sevgi ve şefkati bile, mümkün olduğunca, eksiltmeden hatta artırmaya çalışarak yeni çağlara aktarabilmek gayret ve niyetinde olduğumuzu beyan eder, hepsine selam ederim. dilek buz
anonim 16.11.2011 22:29:19
geçmişle hesaplaşmak mı geçmişle helalleşmek mi.bu sorunun cevabı önemli.
anonim 17.11.2011 10:31:22
geçmişin zorluklarını yaşamayanların konoşması öneride bulunması okadar kolayki. empati yapmasıda zor.
anonim 17.11.2011 17:43:25
Geçmişin zorluklarını yaşamayanların konuşması öneride bulunması okadar kolayki. empati yapmasıda zor. Tabi ki yapılanların karşılığı YARATANDAN bekleniyor.ALLAH RESULÜ yola HZ.Haticeyi yanına alarak devam etti.Dostlarıda hep yanında oldu ve risaletide gerçekleştirdiler başarılı oldular. Bu yüküde erkek olsun bayan olsun hepimiz üstlendik.Ömrümüzün sonuna kadarda yükleneceğiz.Çocukarımıza verereceğimiz nasihatta Kurana talip olup,bunun şahitliğini yapmaktır. yazar çok güzel konuya değinmiş emeğine sağlıık. ELİF SİVAS
anonim 17.11.2011 18:07:22
Ne kadar da doğru anlamışsınız, Sn.Son yorumcu kardeş! Empati yapmayan bir insan nasıl öneride bulunabilir sizce? Ve niye?

Bu öneri bana mı yarayacak acaba?

Ne faydama sizce?

Zamanında yapılan yanlışların bugüne olumsuz etkilerini irdelemek ve yeni nesli oluşturacak biryelere en doğru tavsiyeleri oluşturmaktan başka niyetim yoktur. Yoktur ki, ömürler sürekli böyle helalleşmekle geçmesin. Müminler birbirlerinin derdiyle dertlenmelidirler diye düşünüyorum.

Bir de, geçmişin zorluklarını yaşamak sadece bu imtihanla sınırlanmamalı.

Rabbim hayırlar versin size de herkese de.Amin.

fatma
anonim 17.11.2011 18:31:16
EN az sizde benim kadar anlamışsınız.Sn. kardeş.HİKMETLİ düşünürseniz sorularınıza cevap bulursunuz. Elif
anonim 17.11.2011 20:47:58
Elif Kardeşim, bir kardeşinizin önerisine niye hemen tepkisel yaklaşıyorsunuz? Gerçi burada kimse size karşı yanlış bir yaklaşımda bulunmuş ve haybeden yorumda bulunmamıştır.
Neden bu kadar üzerinize alındınız ki? Siz zaten Allah için yaptıysanız karşılığını Allah’tan bekleyeceksiniz.Üstelik herkes sizin kadar güçlü olmayabilir.Bu sorunlarla sarsıntılar , sıkıntılar yaşamış aileler olabilir.Genel adına ve herkes adına böyle bir savunmaya ,hele de bana karşı, girmenize hiç gerek yok ki! Ben kimim ki?
Önemli olan geçmişte yapılan hataların tekrarlanmamasıdır.Kaldı ki kaç yaşlarındasınız bilmesemde, sizin döneminizden daha sabırsız,daha tahammülsüz,ilişkilerde daha soğuk olan modernizmin tüm olumsuzluklarının etkisinde yetişen yeni bir nesil yetişiyor.Onlar sizin yaptıklarınızı yapabilecekler mi?Çoğunluğa göre dürüst olalım lütfen.
Rabbim ecirlerinizi kat kat versin ve tüm müslümanların çocuklarına iman,salih amel,hikmet ve sabır versin.Tüm duamız bu yöndedir.
fatma
anonim 17.11.2011 23:20:09
ÖZÜR DİLEMEK BİR ERDEMDİR
Erhan kardeş, bu önemli, çuvaldızı kendimize batırmaya yönelik yazınız için Allah sizlerden razı olsun. Güzel bir yazı olmuş. Çok önemli bir gerçekliğimizle yüzleşmemize vesile oldunuz. Bu hakikatin birde kadınlar boyutundaki eksikleri de gündeme getirseydiniz daha da güzel olacaktı. Birçok hata karşılıklıdır, hiçbir zaman hata tek yönlü değildir. Ben her şeye rağmen yazmış olduğunuz konuda tüm görüşlerinize katılıyor, yanlış ve hatalarımı görüyor, eşimden ve çocuklarımdan özür dilemem gerektiğine inanıyorum. Allah (c.c) bizleri ve aile efratimizin hata ve günahlarını affetsin. Bende eşimden, çocuklarımdan ve hakkı geçmiş tüm Müslüman kardeşlerden ve insanlardan bilerek veya bilmeden yapmış olduğum hatalarımdan ve davranışlarımdan dolayı özür diliyorum.
Bütün bunlara rağmen ailece ve çocuklarımla ayakta kalarak yola devam etmeye, Kur’anı daha iyi anlayarak yaşama çalışanlardan olduğumuz için Rabbime nekadar şükretsem azdır.
anonim 18.11.2011 22:48:05
“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Nur:24/21)
“Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.” (Tahrim:66/6)
Bu iki ayeti iyice anlayıp yaşayarak yola çıksaydık elbette bugün ki durumları yaşamazdık. Ozaman bizler Kur’an okumuyor veya çok az okuyorduk. Vahyi gereği gibi okuyup anlayamayınca ve vahyin yerine gelenekten beslenince, her ilişkimizde sorun olduğu gibi her şart ve zamanda bir ve beraber olmamız ve her şeyimizi paylaşmamız gereken ailelerimiz ve çocuklarımızla da sorunlar yaşadık.
anonim 18.11.2011 22:49:46
Bu dava, hıraya çekilip arayış içinde olan bir adam ve onu her şartta destekleyip yanında durarak o’na destek olan eşin mükemmel bir örnekliği ile başlamıştı. Başlangıcımız o örnek nokta olsaydı, kendimiz, eşimiz ve çocuklarımızdan oluşan kendi mescidimizi kurmadan insanı ilişkilerin örnekliğini kendi özümüzde ve evimizde oluşturmadan yola çıkmaz onca olumsuzlukları yaşamazdık.
İlahi yasa gereği birbirimizde huzur bulmamız ve birbirimizi tüm kötülüklerden korumamız gereken eşlerin oluşmasında, gerek evlilik öncesi ve gerekse evlilik sonrası sevgi ve merhamet üzere evlilik binasının oluşmasında sorunlar olduğu için hep eksik ve hatalı olduk. Kendimizi ve ehlimizi ateşten koruma noktasında gerekli hassasiyeti gösteremedik.
Ama bugün geldiğimiz noktada artık daha ümit varız. Vahyi daha iyi anlamaya çalışıyoruz. Yeniden ve doğru başlangıç yapmanın mücadelesini veriyoruz.
anonim 18.11.2011 22:50:18
Artık bizlere düşen eşlerimizle yeniden konuşmak, geçmişin muhasebesini yapmak birbirlerimizden karşılıklı helallik dilemektir. Rabbimizin bizleri affetmesi için dua edip ölüm bize gelene kadar eşlerimizle ve çocuklarımızla yola devam etmektir. Sorumluluğumuzun gerçekten farkında olup yakın bize gelmeden önce hayatımızı vahyin şablonunda gözden geçirerek yeniden düzenlemeliyiz. Vahyi yeniden ve doğru olarak okumak bizlere tüm günahlarımızı idrak etmeyi, tevbe ve istiğfar etmeyi, ailemizle ve çocuklarımla Allah’ın razı olacağı haneleri oluşturmamızı sağlayacaktır. Aynı zamanda güzel bir şahidlikle güzel bir miras bırakmış olacağız. Şahid ol Ya Rabb diye bilme mutluluğunu tatmak dileği ile…
Rabbimiz buyuruyor ki:
“Sen şimdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol! Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!” (Hicr:98–99)
Muhammed Furkan
anonim 20.11.2011 00:02:37
allah razı olsun Muhammed furkan abi. samimi bir yorum olmuş. yazdıklarınız yeni nesil için çok önem arzediyor. inş.ölçüyü hep koruruz. teşekkür ederiz.
anonim 20.11.2011 00:03:12
Selamun aleyküm...Erhan Abi yazınız erkekler adına bir öz eleştiri niteliğindeydi...herkesin bildiği herkesin yaşadığı ve fakat sürekli tekerrür eden ve hepimizin çözüm için realist, elle tutulur gözle görülür bir çözüm ortaya koymadığı bir mevzuu... benim düşünceme göre bu hep böyle gidecek eski tas eski hamam... konferanslar kitaplar hadisler tasdik edilecek ama pratize edilmeyecek...çünkü problemi bilmek siyakı ile sibakını kestirmek yetmiyor...üstün bilgiye sahip olup çeşitli yprumlar tezler sunacak kadar donanımlı olmakta yetmiyor..islam ümmeti adına en büyük problem olan bilinen bu gerçeklerin pratiğe geçememesindeki engeller tespit edilemiyor...bence burdaki problem var olan alışkankıların değiştirilmemesi.. zihin yapısı değişmiyor, davranışlar değişmiyor..değişim utanılacak birşeymiş gibi anlaşılıyor bizlerde... bence evlenecek gençlerin kafası karıştırılıyor..Evliliğin ne olduğu sorusu ya yanliş ya da eksik tanımlanarak Allah’a adanmış bir yuva kuruluyor sözde...
anonim 20.11.2011 00:03:32
Benim tespit ettiğim bir yanlışlıkta şu; evlenmeden önce müslüman birey öyle dolduruluyor ki evlendiğinde beklentiler ve insanın kendini adapte ettiği yeni yaşam tarzı beklentileri çok üst düzey kalıyor...evlilikte amaç bir medrese usulü eğitim veren kurum, hayır hasenat salihatta turbo takva yaşanılan bir kuruluş parolasıyla yola çıkılıyor...sonu beklenildiği gibi olmuyor genelde...bunu kim böyle tarif ettiyse herkes te doğru kabul etmiş anlaşılan...kopyala yapıştır aynı düşünce tarzı hep tekrar etmiş...bence evliliğe yeni yorumlar getirmek yerine evliliği EVLİLİK olarak görmek gerekir..ona başka yorumlar ve tarifler gerekmez...ne zaman ki evliliğin adı EVLİLİK olur bu yazınızda üzerinde durduğunuz konu da çözüme kavuşur diyorum...son olarak ta ’’İki gönül bir olunca...’’ diye başlayan birçok özdeyiş vardır... biz bunu atlıyoruz...BİR olamıyoruz...evliliği böyle kabul etmeliyiz...onun dışındaki uçuk evlilik ütopyaları evlilik değildir..Evlilik farklı bir kavramdır...MUHAMMED
anonim 20.11.2011 00:03:50
Gerçektende önemli bir konu ve çok hassas bir nokta...Allah razı olsun..İbrahim B.
anonim 20.11.2011 01:18:44
İyi güzel de, makaleye yorum yapanların çoğu erkek. makale, hanımların duygularına tercüman olmuş buna rağmen bir hanım okuyucu konuyla alakalı iki kelime etmedi.Niçin??
anonim 20.11.2011 23:02:13
Geçmişten dersler alınmalı aynı hatalar yaşanmasın.o günlerde koş
anonim 21.11.2011 07:55:01
Ibretlik ve örnek bir makale olmuş.tabiki geçmişe takılmamalı ama inş
anonim 22.11.2011 11:30:15
Sanırım yapılan en büyük yanlış, o günler de Kur’an’ın "en yakınlarınızdan başlayın" ilahi buyruğunu dikkate almamak olmuş. O gün dava adına yapılan yanlışlar, ihmalkarlıklar bugün davasız samimiyetsiz bir neslin oluşmasına sebebiyet verdi sanırım. Dışardaki insanı kurtarmaktansa evdeki insanı kurtarmak çok daha önemliymiş meğer.
muammer akseki 22.11.2011 18:33:20
Elinize sağlık ama bu kadar kolay olmamalı.emek verilen bütün insanlar bence dahıl edilmeih
anonim 24.11.2011 09:28:11
elhamdulillah bunlarıda gördükya.hemen eklemem gerekiyor yazılanlardan hareketle beyler bu yanlışı gördü diyelim.(çoğunun umurunda değilya) eeee onca yıl verilenlerin bırakın islam üzere olmayı insan bile olamamış olanlar ne olacak.işte onlara hakkımı heleal etmiyeceğim.allahın gücüne gidermi bilemiyorum ama olsun.
ismin bir önemi varmı o dönemi yaşayanlardan birisi
yazara teşekkür ederin
anonim 24.11.2011 16:12:28
Bu dönemde büyümüş, yetişmiş daha doğrusu çocukluğu geçirmiş olanlar hakkında pek yorum yapmamışsınız? Ben bir de bu ortamda büyüyen ve şimdilerde 20 li yaşları geçmişler için de sizden yorum istesem ?
Teşekkürler..
tarik 27.11.2011 22:00:21
o yıllar da hanımların fikri sorulmazdı, bu yıllarda hanımların fikri sorulmadan sokağa çıkılamıyor. o yıllarda çocuklar ihmal ediliyordu, bu yıllarda tek yaşama sebebimiz çocuklar oldu. o zaman pratiğimiz vardı ama pratiğimizin ruhu yoktu. bu yıllarda pratiğin ruhu var ama kendisi yok.

bütün açmazlarımızın, bütün hastalıklarımızın temelinde ki dengesizliğin sonucu; hareketi çok bereketi yok bir sonuca evrildi. bilgiyi işleyip yorumlayacak çapımız yoktu o yıllarda, şimdi bilgiyi işleyecek ve yorumlayacak kapasitemiz var ama hayata aktaracak gücümüz kalmadı.. Süleyman TOPÇU/SİVAS
anonim 28.11.2011 03:44:11
Süleyman Topçu beyefendi,son dönem Müslüman evli çiftlerinin durumunu özetlemiş inşallah bu ağır eleştiri birçoklarının harekete geçmesine vesile olur.
anonim 28.11.2011 19:42:00
Tarık,yorumu yorumculardan mı istedin yoksa benden mi pek anlaşılmıyor ama ben iki kelam edeyim.Makalenin içerisinde "...bu arada çocuklar olur ve bir şekilde büyürler... diyordum.Evet arada büyümeyen çocuklarda vardır belki her şeye rağmen ebeveynlerin ilgiyle büyüttükleri çocuklarda olmuştur.
Ben, belkide kendimden yola çıkarak baktım ve yazdım başka hayatlar vasatı yakalamışlardır belki ama bu makalenin konusu onlar değildi.
Hatta o çocukların bir kısmı şanslıydı İslami yoğunluğun doğal akışı içerisinde o heyecandan nasiplenenlerde yok değildi.Belki sen onlardan biriydin ne dersin?
Bir gün "o dönemin çocukları" başlıklı bir makale kaleme alırsak ayrıca işleriz.
Selam ederim
Erhan TOPRAK
anonim 28.11.2011 21:38:01
Rabbim’e şükürler olsun o heyecanı bana ailemle ve ailemizden saydıklarımızla birlikte tattırdı. Elbette şikayet edecek değilim tersine ben bugünlerde ki karakterimin oluşmasını o günlere borçluyum. ’’Biz ailemizden böyle gördük" diyebiliyoruz en azından. Ancak bizlerin aynı çabayı gösterememesi ve karşılaştığımız insanları bu zihniyete göre seçme eğilimi bende hayal kırıklıklarına yol açtı. Şimdilik sadece şükrediyor ve "o dönemin çocukları" adlı makaleyi bekliyorum.
Teşekkürler..
tarik 28.11.2011 22:23:13
elinize sağlık
anonim 11.12.2011 13:01:17

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002662305

iletişim : editor@kimokur.com