Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Allah islam ümmetine iman, akıl, ahlak, imkan ve sonunda da nice gerçek bayramlar nasip eder inşallah. İyi bayramlar.

::Ziyaretci Defteri
Tebrik ederiz
10.11.2020 17:19:55

Tebrik ederiz

İmtek Mühendislik

Merhaba Web Siteniz hem içerik yönünden hemde tasarım yönünden çok güzel olmuş. Başarılar dileriz.


Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




ALLAH’IN ELÇİSİ MUHAMMED
Bünyamin ZERAN

 



Düzene muhalif olan bir peygamber... Zalimlere itaat etmeyen ve uzlaşmayı yenilgi sayan bir elçi… Allah’ın vahyini Allah’ın rızasından başka hiçbir amaç gütmeden yaşayan bir amel insanı… Oldukça sade ve oldukça kararlı ve olabildiğince dertli ve olabildiğince insan bir peygamber... Hira mağarasında vahyi henüz yeni almış ve telaşla Mekke’ye o an tek sığınağı, limanı olan Hatice’ye koşarken düşünüyorum. Kendisinin kâhin mi, mecnun mu yoksa gerçekten bir elçi mi olduğunu henüz tam kavrayamamış bir insan peygamberi düşünüyorum. Hatice her zamanki gibi eşinin dürüstlüğünden emin ve dostları da. Yaşarken hayatına hiç leke bulaştırmamış bir insan peygamberi düşünüyorum. Şahitliğin sırrını çözüyorum bu sayede. Sözün güçlü olmasının yanında mesajı taşıyanın da sözün ağırlığını taşıyabilecek olgunlukta olması ve sözü temsil kabiliyetinde olması ayrı bir öğretidir benim için. “Resul’de sizin için güzel örnekler vardır” ayeti esas yerini buluyor o zaman. O yalnızca kendi döneminin öğretmeni değildir; o Kur’an’ı ete kemiğe büründürmesiyle çağları aşan bir öğretmendir. Ben onun en çok insansı özelliklerini sevdim.


 Hamza’yı Uhud’ta şehit verdiğinde ağlayarak Medine sokaklarında yürürken sevdim. Medine şehri şehitleri için ağlarken Hamza için ağlayan yalnızca resuldür. Öyle içlenir ki; “Hamza’nın kimsesi yok ki ona ağlasın” der. Medineli Müslümanlar bu sözler üzerine Hamza için bir gün yas ilan ederler. Yine Mute savaşından dönerken evlatlığı Zeyd şehit düşmüştür. Ordunun savaş bitimi şehre döndüğünde Zeyd’in oğlu resule koşar ve ona sarılarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar ve resulde artık hıçkırarak ağlamaktadır. Bunu gören dostları ey Allah’ın resulü neden ağlarsınız dediğinde “Bu bir dostun bir dost için ağlamasından başka bir şey değildir” der. Ağlayan bir resul düşündüğümde işte etten ve kemikten bir insan diyorum. Gözyaşları acıları anlamayı ve merhameti temsil eder. İslami mücadelelerde müminlerin en geri olduğu bir histir belki de, acıyı anlamak ve merhamet etmek.


İnsan bir fikri görev edasıyla taşıyabilir. Eğer taşıdığı bir fikri sırf görev cihetiyle taşırsa ısmarlama bir hayatı üzerinde barındırır. Oysa insan taşıdığı fikri sevmeli ve ona iman etmeli. Çünkü iman korkulardan sıyrılıp kalbin tatmin olmasıdır. Tıpkı Resul’de olduğu gibi… O kadar iman etmiş bir resul var ki dünyanın en değerli saydığı nimetleri bile Rabbi razı etmek için elinin tersiyle itmiştir. Kimi sevdiyse Allah için, kime buğz ettiyse yine Allah içindir. Kimseyi makamı için sevmemiş, kimseyi köle diye aşağılamamış ve hiç kimseyi nefsi için kırmamış biridir o. Öyle ki iman edenlerden hep daha fazla acı çekmiş, hep daha fazla örselenmiş, hep daha uykusuz, hep daha aç ve hep daha hizmetkâr olmuş biridir.


Modern İslam algısının ötesinde oturduğu fildişi kulesinden ümmetin haline bakıp teori üretmeyen, bizzat sokağa inen ve sokağın dilini bilen bir resulden bahsediyorum. Allah’ın birilerinin söylediği gibi kendisine torpil geçmediği ve “sana vahyedileni tebliğ etmedikçe elçilik görevini yapmamış olursun” uyarısıyla uyarılan ve vahye bir şey katacak olursa şah damarının koparılabileceğinin uyarısını alan bir resulden bahsediyorum. Gelen vahiyle kendine yeni bir statü kazandırmayan ashabıyla beraber Hendek savaşında kazı yapan ve karnına taş bağlayan bir resul, Uhud’ta düşmanın ortasına dalan bir resul… Etten ve kemikten… Duyguları olan ve duygularını bazen açıkça gösterebilen bir resul… Tıpkı Hamza’ya, Zeyd’e ve oğlu İbrahim’in ölümüne ağlamasında olduğu gibi. En güçlü olduğu zamanda bile affetmeyi becerebilen bir resul. İnsanı öldürme gayretinde olmayıp, insanı yaşatma gayretinde bir resul. Tıpkı şimdinin Müslümanları gibi hanımlarının kaprislerinden dertli ama şimdiki Müslümanlardan farklı olarak onları kırmamaya da özen gösteren şahit bir elçiyi… Bana bu haliyle çok örneklik teşkil eden bir elçiyi düşünüyorum.


Ne kadar farklıyız değil mi? Az konuşan, az yiyen ve az uyuyan bir resul örnekliğinden haberdar olmamıza rağmen, çok uyuyan, çok yiyen ve çok konuşan bir topluluk olduk. Resul bir’ri ve takvayı konuşurken ve insanların Allah’a ulaşmalarını sağlayan bir dil ile onlara öğüt verirken bizler tam tersi bilgilerimizle kılıç tokuşturduğumuz ve konuştukça mesafelerimizi derinleştirdiğimiz ve davetimizin Allah’a değil de kendi sultanlıklarımıza olduğu bir zamana erdik. İnsan peygamberi insanüstü bir yaratılmışa çevirdik ve örnek alınabilecek bir yan bırakmadık. Ya da kendi zamanına hapsederek modern dünyamıza yakıştıramadık. Oysa o tıpkı diğer elçiler gibi etten ve kemiktendi. Zaten böyle oldukları için resul seçilmişlerdi. Allah, tüm elçileri bizim için örnek numuneler olarak göstermiştir. Onlar çağlar öncesinden gelip kıyamete kadar bize örnek olanlardır. Onlar olmasaydı vahyin anlaşılması da imkânsız olacaktı. Onun için insan bir peygamberi seviyorum ve onun için bu vahyin yaşanabileceğine olan imanım artıyor. İşte bu yüzden tıpkı resul örnekliğinde olduğu gibi yeryüzü tağutlarına karşı muhalif bir ses olarak var olabiliyorum ve Rabbin kıymetini daha iyi anlayabiliyorum.


 

YORUMLAR
Her cümlen çok şey anlatıyor, anlayana....
Eline sağlık
Erhan TOPRAK
anonim 23.04.2012 14:01:47
Bu yazınızı okurken, sanki Hz. Peygamber(a.s) yanımdaymış gibi oldum. Benimle konuşan, dertleşen, hüzünlenen ve sevinen bir PEYGAMBER....

Bizden biri, öncelikle insan PEYGAMBER; bir eş, bir dost, bir kardeş, bir komşu, bir arkadaş ve bir kral olmayan etrafında korumaları olmayan bir devlet başkanı....

O, kendisine verilen elçilik görevini yerine getirerek, aynı zamanda bizlere şefaat etmiş olan ALLAH(cc)’ın elçisi.....

Bünyamin kardeşim, makalelerinin böyle kısa ve can alıcı olması dileğiyle.....

Süleyman KURŞUN
anonim 24.04.2012 23:52:32
Yazıyı okurken her cümlesini kendi hayatımla karşılayarak okudum gerçekten inanılmaz bir yazı olmuş dilim tutuk bir şey diyemiyorum ellerinize sağlık çok çok çok güzel bir yazı belli ki çok içtenlikle yazmışsınız ki bu kadar etkilidir.
İST R.GÜN
anonim 26.04.2012 12:16:44
bizim yazarların peygamberimizi anlatışı ahmakça,şurda şu oldu,ateş söndü,güneş battı ,devlet battı,başında bulutlar gezerdi gibi şeylerle insan ötesi bir varlıkmış gibi anlatılır ,oysa hz.muhammed emindir,dosttur,akrabadır,yoldaştır,sırdaştır,alimdir,hatiptir,haksıza,zalime,israfa,harama karşı duran ve zulme baş eğmeyen,affetmeyi bilen,sürgün edildiği mekke’ye dönerken bile gururlu değil insan gibi bir liderdir,çağlar öncesinden gelip kıyamete kadar insanlığı ve yaşayışıyla örnek alınacak en iyi rehberdir,insan yönünü bize çok iyi yansıtmışın dost ellerine sağlık

hasan daştan
hasandastan 28.04.2012 12:26:01
makaleyi okurken sanki her anı içinde yaşıyormuşcasına hissediyor insan. daha ilk paragrafta bütün tabuların yıkılıyor. yıllarca anlatılan hz. muhammedden bahsetmiyor sanki. günümüzde en az 3 tane veda hutbesi var. yani gerçekteki insan peygamberle anlatılanların hiç alakası yok. getirdiği vahiyle kendi kişisel gücü sayesinde müthiş bir katılım sağladı. bence en büyük özelliği kararlılığı ve netliğiydi. yazınızdada bunu çok iyi bir şekilde okuyucuya aktarmışınız. elinize sağlık... İ. BAYRAK
anonim 03.05.2012 14:08:45

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003535490

iletişim : editor@kimokur.com