Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




SORUMSUZLUKTAN RAHATSIZ OLMAK
Erhan TOPRAK

Erhan TOPRAK



 28.11.2011


 


        İnsan olmak, sosyal bir varlık olmayı zorunlu kılar.Birde Müslüman olma iddiası varsa sorumlulukları kat be kat artacaktır.Çünkü Müslüman sadece kendi adına yaşayan değildir.İnsan olarak yaradılış gayesi ona, sorumluluklarına karşı teyakkuz halinde olmasını telkin etmelidir/edecektir.


Peki, olmak ama ne olmak,


İnsanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmet olma yüceliğine talip olmak….


İnsanlığın/kendinin çıkmazlarına dönük çözümler üretme iddiasında/derdinde olmak…


Vahyi hayatın merkezine alarak istikamet bunalımı yaşayan kendine/toplumlara kılavuzluk etmeye talip olmak…


Örnek olmak,şahit olmak sevdası ile önde olmak…


Böylece kendinin ve toplumun felahı ve inşası için kendi rahat ve huzurunu Allah’a rehin vermek,meşakkate talip olmak


Hakka ve hakikate ulaşmak bir bedel üzere olacaksa /ki o mutlaktır/ bedel ödemeye de hazır olmak.(Bu gün bedel, hayır için “vakit ayırmak” olsa gerek)


        Müslüman kendini, kendine yaşayan insan değildir, kendi özelinde kendini boğamaz.Bütünüyle kendine has dünyası özeli olmaz, olamaz. Etrafına ağlar,erişilmez duvarlar öremez. Bunlar çağın zinciridir kurtulmaksa, erdeme talip olmaktır.


Toplumsal yapı içinde kendisi ve sevdikleri modernitenin kandırmacasına kurban giderken Müslüman, seyirci de olamaz. Dünyevi hesaplar, ailevi ilişkiler, ekonomik beklentiler şeytan üçgeninde ömrünü çürütemez.Zaten modernite yaşamları,duyguları,kaygıları bir bir yere sererken Müslüman, Allah’ın razı olmayacağı oyalanmalarla kendini mutlu hissetme kandırmacasına dalamaz.


       Popüler kültür insanı meta’ya çevirirken mana’yı önceleyen kul’lar kervanına katılacaksın.Bu kervanın yolcusu olmak ilkeleri belli olan bir manifestoyu onaylamayı gerektirir.Öncelikle toplumla ilişkilerde kar-zarar hesabı yapmayacaksın “yararlı” olanı değil “değerli” olanı öne alacaksın.Kimselerden bir şey beklemeyeceksin, istemeyeceksin kapitalist sistem her şeye “fayda/çıkar” gözüyle bakar sen Müslüman olarak “hayır/ecir” gözüyle bakacaksın.Bütün bunlar kolaylıkla olabilir mi?


Bunları başarmak için ilk önce kendine/topluma talip olma fikri önde olmalı.”Çabaladık olmuyor,ne yaptıysak beceremiyoruz,elimden gelen bu” sızlanmalarını bir kenara atmak gerek.


        Zaman, eski zamanlar değil şimdilerde, insanlar “gerekli” olana değil “yeni” olana ilgi gösteriyor.Toplumsal anlamdaki çöküntüyle değil ekonomik büyümeyle ilgilenmek daha bir hoşa gidiyor rakamlara endekslenmiş muhabbetler gündemler işgal ediyor.


Toplumun dönüşümünde belirleyici olması gereken İslamcılar/Müslüman’lar olmayınca magazinciler oluyor.O vakitte modernitenin istediği çağdaş toplum olma yolunda (!) ilerlemeler/yozlaşmalar tavan yapıyor.


Bir toplumu magazin kültürünün içerisine çekerseniz onu tepkilerini,sevgilerini,değerlerini ve hedeflerini de kontrol altına alırsınız.Böyle bir toplumun muhalefet etmesi onurlu tepki vermesi zor hatta tepki vereni desteklemesi ve taktir etmesi bile imkansılaşır işte böyle bir toplum güdülmeye ve sömürülmeye hazır hale gelmiş demektir.


 


Resim böyleyken ne yapılabilir?


Toplumsal erozyona karşı sadece söylem geliştirerek bir yere varmanın mümkün olamayacağı açık.Pratiği olmayan hayata yansımayan tahliller, değişik çözümlemeler gidişata sadece seyirci olur. Pratiği olmayan “iyi” ler; çabası, gayreti ve pratiği olan “kötüye” yenilecektir.Allah sünnetullahını işletecektir.4/104-140 kötüye,kötülere seyirci olmak Müslüman kimliğe yakışmaz. O zaman…


 


       Müslüman olmak kolay ama kalmak çaba ister. Her şeyden önce sonlu olan dünyayı değil sonsuz olan ahirete talip olma bilgisi, bilince dönüşmeli.


Modern yaşamın dillendirdiği “eski olan kötüdür yeni olan daha makbul” dayatmasına “ihtiyaç ve mecburiyet” kandırmacasına adlanılmamalı.


Cemaat ruhu, modern yaşamın bireyselliği ön plana çıkarmasına karşın “inadına” bir disiplin üzere ayakta tutulmalı.


Bireysel sosyal,siyasal,kültürel ve düşünsel gelişim “ahlaki boyut öne” alınarak aralıksız devam ettirilmeli.


Modern dayatmaya inat sade ve mütevazi yaşama önem verilmeli (Sadelik, pespaye yaşamak olarak ta anlaşılmamalı)


Haram- helal dengesinin gözetilmediği bu zamanlarda bu hassasiyetleri öncelikle korumak şiar haline gelmeli.


Enformasyonun insan üzerindeki etkisi malum.Kitle iletişim araçlarını adına yakışır şekilde “araç” olarak kullanmak ve etki alanlarına girmemeye azami gayret etmek önemli. Aksi halde tv,bilgisayar ve çocuk emziği gibi yanımızdan ayırmadığımız telefonlarla sanal alemin bir parçası olmak işten bile değildir.


Okumalar, Müslüman’ın imanının artmasına katkı sağlamak için olmalıdır. ”Derinlikli okumak derinlikli imanı ortaya çıkarır/çıkarmalıdır.” bir mesele yüzeysel bilinirse sığ bilgi olur o vakitte bilgi sahibine sağlamlık/ruh vermez.


Kur’an, Peygamberlerin hayatlarından kesitler verirken toplumlarının içerisinde bireysel şahitliklerini anlatır.İbrahim Peygamberimiz bir yerde kulluğunu ifa ederken,Lut peygamberimizde başka diyarlarda üzerine düşen sorumluluğun şahidi olmuştur.Yani her biri bulundukları ortamda yapması gerekeni üşenmeden-ertelemeden yapmıştır.Bu gün Müslüman’ın yapması gerekende “anın” şahidi olmaktır.


Müslüman olmak dil ile olmuyor ilişkilerde “dil” incitmek üzere değil,sevdirmek üzere olmalı özellikle “kardeşlik hukuku” algı biçimimiz ıslaha muhtaçken…


Kur’anın ilk ayetlerinde rabbimiz “..gördün mü..?” sorusunu bize soruyor/sorduruyor ve görmemiz gerekenleri sıralıyordu. 96/9,10


Kur’an’ın “kör” dediklerinden değil “gör” dediklerinden olmak sorumsuz,ruhsuz,duyarsız yaşamak istemeyen yüreklerin işidir.


 


Her şeyin en doğrusunu bilen yalnızca Allah’tır.

YORUMLAR
EYVALLAH ABİM.
ALLAH RAZI OLSUN......
TALAT
anonim 23.05.2012 10:10:52
An’ın şahidi olmak dediğiniz şey yazınızın en can alıcı noktalarından biri bence. Nişan al komutunu almış, ateş emrini bekleyen idam mangasının karşısındaki bu kısacık AN’da yanındakinin kulağına eğilip "Tekrar dünyaya gelsem saniyelerin nabzını tutardım" diyen Dostoyevski geliyor aklıma. Zaman, horlanmış bir yetim gibi kaçıp gidiyor elimizden. Tüm geç kalınmışlıklar da an’ı anı yapıyor galiba. Bu, bir ömrü olması gerektiği zamanda olması gerektiği yerde ve olması gerektiği şekilde cem etmeyi gerektiren hacimli bir münasebet. zor şey. Ne diyelim yolunuz açık olsun.
TARIK DOĞAN
anonim 24.05.2012 01:03:15
"Toplumsal erozyona karşı sadece söylem geliştirerek bir yere varmanın mümkün olamayacağı açık.Pratiği olmayan hayata yansımayan tahliller, değişik çözümlemeler gidişata sadece seyirci olur. Pratiği olmayan “iyi” ler; çabası, gayreti ve pratiği olan “kötüye” yenilecektir.Allah sünnetullahını işletecektir.4/104-140 kötüye,kötülere seyirci olmak Müslüman kimliğe yakışmaz. O zaman…" erhan toprak
doğru söz ,"hangihayvan emir verdi" diyor vekilin biri,diğeri kıyak emeklilik ve vekil maaşına zamda zorunluluk,memur maaşında yunanistan’a döneriz diyor bir bakan ,nizar gabbanininin horoz şiiri ne güzel anlatıyor durumu,gegelenmaya alışmışız konuşuyoruz,bişey yapmıyoruz malesef,yazın çok farklı güzellikte ama her konuda bişey yapma vakti sanırım,eline sağlık hasan daştan

hasandastan 24.05.2012 13:31:39
Gör’enlerden eylesin Rabbim..
Mustafa İNAN
anonim 24.05.2012 14:13:06
ALLAHyalnız dil ile değil pratikle dinini yaşamayı nasip etmesi dileğiyle. Kalemine eline yüreğine sağlık.Duran TAŞTAN
anonim 24.05.2012 18:21:07
-Hayatımız için çok küçük noktalar ama başka bir bakışla da çok ağır gelen söylemler. Doğuyu herkes bilir; bir davranışın çirkin olduğunun herkes farkındadır ama asıl iş o doğruyu uygulayabilmenin erdemindedir. Herkesin burada illa ki kendisini gördüğü, düşündüğü noktalar vardır. Rabbim bizi uygulayabilenlerden eylesin inş. Elinize sağlık.
tarik 26.05.2012 00:20:34
Sn. Erhan Bey,
Sanki sorun insanların birey olarak Mü’min olmayı istemelerinde - olmalarında başlıyor. Sonrasında da bu mü’minler zaten sevgiyle bakıyorlar birbirlerine ve kardeş oluyorlar. Bu bir sonuç. Eğer sonucu elde etmekte zorlanıyorsak; bu, o sonuca ulaşmanın yolunda tam da olunamadığının bir göstergesi olabilir mi? Ben Mü’minleri seviyorum. O kadar.

GURBETÇİ
anonim 26.05.2012 17:32:46
Gürbetçi kardeş, sen Müminleri seviyorsun da Müminler seni seviyormu hatta şöyle soralım gündelik hayatımıza girip çıkan onlarca insan sizi seviyor mu? mesele ben-sen, biz-siz meselesi de değil sorun malesef güven sorunu.Müslüman güven veren olmalıyken tam tersi bir taplo var sanki...itici,saldırgan,kavgacı,dilinin kemiği olmayan,kıskanç,ihtiraslı,kompleksli,soğuk kişilikler bu saydıklarım ne yazık ki Müslüman iddiasında olan insancıklarda mevcut. "insan" olmayı becerebilmekle başlıyor her şey sonrası zannımca kendiliğinden gelir gibi ne dersiniz.
Ekrem Daştan
anonim 27.05.2012 00:44:58
yüreğine sağlık inşallah kaygılarınız,çabalarınız, bedelleriniz sizleri hayırlı bir başarıya ulaştırır.
Sivaslı
anonim 27.05.2012 11:57:21
Sayın Ekrem Daştan Kardeşim. Elbette , islam olmadan insan olunmalı demez miyiz yıllardır ?
Yazarımızın uzun zamandır yinelediği, bana göre kendisiyle özdeşleşen bir sözü vardır ve hep tekrar eder durur. ’’ Bu dinin, elzem olarak şahidlere, şahidlik yapacaklara ihtiyacı vardır’’ der hep.
İnsan , yaptığını - her ne ise - yaparken severek yaparsa mutlu olur ve yapmaya da devam eder. Sonuç onu çokta etkilemez hatta ilgilendirmez bile. Çünki o, o eylemi ya da işi yaparken mutludur. Biz sevgimizi Allahı sevdiğini iddia eden kullara yöneltelim ki bu Rabbimizin emri gereğidir. Bunu yaparken de onlardan bir karşılık beklemeyelim. Sözlerimiz incitici, kırıcı olmamalı zaten. Onların tepkileri de bizi belirlemesin. Biz çizgimizde gidelim. Hz. peygamberimizin çizgisinde. Sonuç Rabbin takdiridir. Mühim olan, bu anlamda ne yaptığımızın yada yapmadığımızın gözden geçirilmesi - eleştirilmesi. selmetle.

GURBETÇİ
anonim 01.06.2012 19:20:52
Ne denilebilir ki elinize sağlık üstadım.
Süleyman
anonim 12.06.2012 18:02:21
bu düşüncelerinizi makalenin yazıldığı tarihte paylaşmamanızdan ötürü sitemimi bildireyim.hikmetli bir aklınız uzak görüşlülüğünüz ise İlahi bir lütuf.
arayı uzatmayın
selam ederim
süleyman
anonim 25.06.2012 22:24:28

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002779106

iletişim : editor@kimokur.com