Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




MODERN DÜNYADA NUH’UN GEMİSİNİ İNŞA ETMEK
Mustafa İNAN

 



MODERN DÜNYADA NUH’UN GEMİSİNİ İNŞA ETMEK


Yaşadığımız seküler çağda doğruyu ve yanlışı tartmak çabası içersin de olunmalı. Doğru ve yanlıştan kasıt Allah’ın istediği doğrultuda dünyaya bakmak ve yapılacak amelleri ona göre tespit edip değerlendirmektir. Çağı sorgulamak, çağın içerisinde yaşam sürmenin doğal bir sonucu olduğundan çağı sorgulamak kul olmayı sürekli canlı tutar. Çağı ve bundan sonrasını Allah’a kul bilincinde olarak değerlendirmek kişiyi uyanık tutacaktır. Bu doğrultuda modern diye tanımladıkları çılgınlıklar arasında yerimizi konumumuzu tarafımızı belli ettirme çabası içerisinde yer almalıyız.


Modern yaşam içerisinde, insanlığı Nuh karşıtları ve Nuh taraftarları olarak değerlendirip ve bu değerlendirmeyi canlı tutmak gereklidir. Nuh’un bulunduğu insanlığı günümüzde de değerlendirmek mümkündür. Nuh karşıtları kimlerdir. Nuh karşıtları düşüncesi Allah’ın istediği doğrultuda ikamet etmeyen, hakikate yabancılaşan putçu, zalim, fasık, kötü, vicdansız bir millettir. Nuh karşıtları sadece ‘’Yer, uyur, kalkar, yemek için çalışır, çalışmak için üretir, üretmek için tüketir. Hz Ali’nin ifadesiyle, tıpkı değirmen eşeği gibidir. Sabah yola salarlar; çalışıp çabalayarak hareket eder gider gider ama gün batımında sabah başladığı yerde olduğunu görür’’¹.Bunlar hangi konumda olduğunu, ne yaptığını vahye göre ayarlamadığından hakikatten uzak bir yaşam içerisinde bulunurlar. Çünkü hayatlarının hiçbir konumunda Allah yoktur. Yani her şeyi sadece inançsızlık temeline dayandırmışlardır. Allah’ın merkezine almayan ise bencil hastalıklı ve sorumsuzdur.


Modern dünyada Nuh karşıtları ve Nuh taraftarları elbette var olacaktır. Pekâlâ bu karşı zıtlığın içerisinde nasıl bir yöntem izlemeliyiz. Nuh’un gemisini inşa etmeli ve bu ekseni düşünceyi geliştirebilmeliyiz. Nuh’un gemisini çok yönlü düşünebilmeliyiz. Yaşadığımız bu çağın içerisinde üreten ve sorgulayan bireyler olmalı hakikate bu şekilde yol almalıyız. Çünkü bulunduğumuz durum ve duruşu sorgulamadan yaşama devam edersek, Nuh karşıtlarının yürüdüğü yolda yürümek imkan dahilindedir. Zihinlerimizi batıl oyunlardan, emperyalist komplolardan bunların getirdiği zulümlerden ve benzeri çalışmalardan, materyalist görüşlerden ve sapıklık üzerinde ikamet eden her şeyden arındırmalıyız. Zihinlerimizi arındırmak ile beraber bu komplolara karşı durup tavrımızı, gayretimizi canlı ve sürekli tutmalıyız.


Çağın Müslümanları Emperyalist oyunların içinde oyuncu olabileceklerini unutmamalı ve başkalarının yönetmenliği ile filmin içerisinde düşünmeden tutarsız bir şekilde yer almamalıdırlar. Müslüman ne yapmalı? Böyle bir yaşamdan kurtulup Kur-anın ışığında fikir üretip hayatın merkezine bizzat oturmalı. Ve Müslüman evvela bilinçlenip kendisinin çağın neresinde olduğunu bizzat analiz etmeli. ’’Eğer bir toplumda zulüm varsa bu doğal bir durum değildir geçicidir arızidir, yok olmaya mahkumdur’’². Doktor Şeriati’nin bu sözünü doğru bulup bu batıl oyunları bozmakta değiştirmekte yine Müslümanların kararlılığı ile çözüleceğinin kanaatindeyim. Tabi ki bu da Merkezimize Allah’ı almakla mümkündür. Merkezinde Allah’ı bulunduranlar dertlidirler. Tevhidi bilince sahip olduklarından gecesinde gündüzünde hayatlarının her yerinde Allah vardır. Tevhidi bilince sahip olanlar bıkmazlar usanmazlar sürekli çabalarlar. Tevhidi bilinç ile yaşayanlar çağın sorunlarını da görmezden gelmezler. Olayların içerisinde ilerlerken, sadece konuşmak ve dertlenmekte yetmez resuller gibi harekete geçerler. Allah’ı veli, nebileri örnek alarak çağın içerisinde çözüm ararlar. Vahyi her yönüyle kuşanıp bunun üzerine amel ederler.


Böylesine Rahmana yaklaşan bireyler birbirlerine yaklaşarak Nuh’un gemisini inşa etmelidir. Gemiyi inşa etmek için Hz Nuh ismini taşımaya gerek yoktur. Gemiyi tahta çivi ile de inşa etmek şart değildir. Peki nasıl bir gemi inşa edebiliriz? Bu da Kur-an-ı Kerimde açıkça belirtilmiştir. ‘’Bizim denetimimiz ve vahyimizle gemi yap’’23/27. Gemi, Allah’ın emri ve denetimi ile yapılır. Batılın sürekli var olacağını bir toplumda böyle bir gemiyi inşa edip onu yüzdürmeliyiz. Çünkü nesillerin nasıl değiştiğini görüyoruz ve geçmiş nesillerin gelecek nesillerin nasıl koptuğunu hepimiz kavrıyoruz. Günümüzde batılın nesiller arası mesafeleri birbirinden kopardığını açıkça görmekteyiz. Batılı bugün apaçık yaşamlarına katanları görüyoruz. Bu duruma Sartre’ın deyişiyle ‘’Avrupalının yediğini biz kusmayalım ve onun düşünce ve tecrübelerini kendimize ve ona döndürmeyelim. ’’ Öyleyse bugün müminler kendi gemilerini inşa edip kendi yönünü Allah’ın belirlediği yol ve yöntemi ile belirlemeli. Doktor Şeriati’nin deyimiyle öze dönüş çağrısına uymalıyız. Yalnız bu dönüş geleneklere değil Peygamberlerin yaşadığı İslam’a dönüştür. Bu dönüşü gerçekleştirirken de çağın getirdiklerini görmezden gelmemeliyiz. Gerçek olanda şu ki bu öze dönüş çağrısını iyice sindirilmeli ve harekete geçirmeliyiz. Çünkü bir başka neden ’’İslami anlamda bir bilinç özgürlüğüne, vicdan özgürlüğüne sahip olduğumuzu iddia edemeyiz. Bugün Müslümanlar olarak, siyasal/kültürel/ekonomik anlamda İslami bir modeli hayata, topluma, tarihe kazandırma özgürlüğüne sahip değiliz. Böyle bir özgürlüğümüzü fark etsek bile, siyasal anlamda, kültürel anlamda, ekonomik anlamda, edebi anlamda estetik anlamda yirmi birinci yüzyılı etkileyebilecek bir birikime yoruma ve kadroya sahip değiliz. Modern-seküler-aydınlanmacı bir faşizme boyun eğdiğimiz için, İslami bir modeli, farklı bir modeli gündeme bile getiremiyoruz.’’³. Atasay Müftüoğlu’nun anlattığı bu İslami modelin gündeme gelmemesi birer gerçekliğimizdir. Allah’ı merkez alan bu İslami kadroyu genişletmeliyiz. Bugün düşünce netliği açıkça harekete geçmek olursa içinde yaşanılan bu batılın her anlamda Modern seküler zorunluluğundan ve planlarından kurtulabiliriz.


‘’Kendi ailemizde yarının nesli nasıl yabancılaştığımızı ve gelecek neslin bize kulak vermediğini her gün daha çok görüyor ve tecrübe edebiliyoruz. Bu ilişkide aslında acı bir tecrübemiz vardır. Genç ve çocuk saydığımız gelecek neslin hiçbir sorusuna hakiki bir cevap veremiyoruz. Her zaman kandırılamazlar; onlara cevap vermek gerekir. Bu iş için çalışmamız ve zamanın ihtiyacını karşılamamız gerekir. Bunun için şimdiye kadar yaptığımızdan daha çok temel atmamız gerekir. Her devrim, fedakarlık ister. Herkesin bulunduğu konumda bu büyük fedakârlığa ortak olması gerekir’’⁴. İslam âlemi Ümmet kavramını başkalarının doldurulması şeklinde amel etme değil de İslam çerçevesinde doldurmalı ve bunun üzerine amel etmelidir. Müslümanların bu konuda fedakâr olunması gereklidir. Hem de İbrahim gibi fedakâr olmalı ve İsmail’llerini kurban için seçmeli. İbrahim’in İsmail’i kurban etmesindeki durumu da günümüzde anlaşılmadığını da düşünüyorum. Şöyle ki ‘’Nuh (as) ile oğlu arasında geçen olay ile İbrahim (as) ile babası, Muhammed (as) ile Ebu Talip arasında geçen olayın mahiyeti birdir. Yol şudur: Ya bir olan Allah’ın tek ilâh olduğuna dayanan İslâm’a; ya da birçok âciz insanın kendi kafasından türettiği, kendi gibi bir beşer olan birinin ilke ve felsefesinden türeyen cahiliye düzenine inanılacaktır. Neticede ya gemiye binip Allah’ın izniyle kurtulup dünyada huzurlu ve ahirette sonsuz bir şekilde müreffeh bir hayat seçilecek, ya da sularda boğulup Allah’ın çetin azabıyla baş başa kalınacaktır. Öz olarak ya tevhit, ya şirk; ya İslâm, ya küfür, ya cennet ya da cehennem...’’⁵.


Nuh’un Gemisine Binmek


Nuh’un gemisini Üstün ve Güçlü olan Allah’ın izniyle biz Müslümanlar inşa etmeliyiz. İçerisinde batılın düzeninden uzak yaşamlar oluşturmalı ve bu yönde gemiyi ömrümüzün sonuna dek yürütmeliyiz. Bu doğrultuda devam edersek kıyamet sahnesinde gemimizi karaya başarıyla çıkarabiliriz. Aksi taktir de gemimiz ve içerisindekiler alabora olur. Bugün böyle bir gemi içerisinde çocuklarımızdan gençlerimizden yaşlılarımıza kadar cennete doğru yol almak mümkündür. Bugün aynı dili konuşup birlikte hareket edilebilir. Neden birliktelik olmasın çocuklardan tutunda büyüklerimize kadar aynı dili konuşmak imkan dahilindedir. Batılın getirdikleri içerisinde eleştirel bir blok oluşturabiliriz. Allah’ın emrettiği şekilde okullar, iş sahaları vs. üretmekte imkan dahilindedir. Yine bu gemide gündemimizde sürekli karşı karşıya kaldığımız özel günlerimizi (düğün, sünnet, taziye vs.) İslam’ın emrettiği şekilde amel etmek mümkündür. Kısacası hayatımızı kuşatan çemberi hakikatin bizden istediği şekilde yönlendirebiliriz.


‘’Semâvî dinlerin ortak örneklerinden biri: “Nuh’un gemisi” örneğidir. Tufanlara gark olmuş bir dünyada, ancak Nuh’un gemisine binenler kurtulmuştu. Ve (çoğunlukla ortak kabule göre), içinde aslanla ceylanın, kurtla kuzunun, köpekle kedinin kardeşçe yaşadığı bir gemiydi. Nuh’un gemisinde aslan da, ceylan da vardı. Ayılar, maymunlar, domuzlar, fareler ve yılanlar bile vardı. Ama inançsızlar yoktu. ’’Nuh’un gemisine girmek için gereken ehliyet, mümin olmaktı. Rabbini bilmek; yalnız ve ancak Allah’ı rab tanımaktı. Soyu, rengi, ırkı, ülkesi ne olursa olsun, Rabbini bilen herkes, “Nuh’un gemisine girme hakkı taşıyor; Rabbini tanımayan ise, isterse Nuh’un oğlu olsun, bu haktan mahrum oluyordu. Yani Nuh’un gemisi ne belli bir ırkı veya coğrafyayı temsil ediyor; ne de o coğrafyadaki herkes gemiye giriyordu. Nuh’un gemisi, tevhit gemisiydi; nereli ve kim olursa olsun, tevhide iman eden herkesi içeriyordu. Ama yalnız tevhide inananları içeriyordu. Ki, şu fırtınalı asırda, dünyeviliğin ortalığı sele verdiği şu çağdaş tufan hengâmında, hepimizin bizi “sahil-i selamete çıkaracak böylesi bir gemiye ihtiyacımız var’⁶’.


 Haydi binin artık


Nebiler gibi topluma yaklaşmak gereklidir. Toplum ile bir arada olup Nuh karşıtlarını tanımalı ve Nuh’un (as) duasında olduğu gibi dua etmeliyiz, ‘’Benimle onların arasında Sen hüküm ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar’’26/118. ‘’Nuh (as) kavmini hakka çağırırken durmadı, yorulmadı, bıkmadı. Tek tek söyledi; topluca çağırdı. Açıktan konuştu. Gizli anlattı. Yüksek sesle seslendi. Dış dünyaya, göklerin yaratılışına, ayın ışıklarına, güneşin ışık dağıtışına, yağmurun yağışına, toprağın yetiştiriciliğine, Allah’ın kendilerine verdiği çocuk ve mal nimetlerine dikkat etmeye, öz nefislerini incelemeye ve bunlardan ibret alıp Allah’a inanmaya çağırdı. Hak davetçilerinin vasıflarını ve çalışma usullerini ilk defa açıkladı. Bu yönde ilk örnek oldu ‘’⁶. Bu ilk örnekliği tevhidi Müslümanların devam ettirmesi gerekmektedir.


Böylece (kendisini izleyenlere Nuh): "Haydi, binin artık," dedi, "yürümesi de, demir atması da Allah adıyla olan bu gemiye! Doğrusu, benim Rabbim gerçekten bağışlayıcıdır, esirgeyicidir!"11/41. Ortaya gerçek güçlü bir amel koymalı birbirimizi rahatsız etmeliyiz. Bu davada canımızı ortaya koyarak gemiyi inşa etmeliyiz.


Her şeyin en iyisini Allah bilir.


  


Dipnotlar:


¹Ali Şeriati-Ne yapmalı,166 .


²Ali Şeriati-İbrahim’le buluşma, 206.


³Atasay Müftüoğlu-Sınırsız aşırılıklar ve sınırsız sorumsuzluklar(İktibas dergisi sayı 394)


⁴Ali Şerati-İbrahim’le Buluşma, 244-245


⁵Ahmet Kalkan-Kuran kavramları-Nuh


⁶Ahmet Kalkan-Kuran kavramları-Nuh

YORUMLAR
Eline sağlık çok güzel bir yazı olmuş.
Kur’anda iki peygamber yenilgisini ve çaresizliğini itiraf etmiştir.Birisi Lut peygamberimiz diğeri ise Nuh peygamberimizdir.Onlar sorumluluklarının gereğini yerine getirip arzuladıkları mutlu sonu göremeyenlerdir.Nuh peygamberimiz,
"Sonunda Rabbine dua etti: "Gerçekten ben, yenik düşmüş durumdayım. Artık Sen (bu kafir toplumdan) intikam al." (Kamer Suresi, 10)
böyle seslenmiş Rabbine ve ben elimden geleni yaptım gerisinini sana havale ediyorum demiştir.Bu gün insanımız hiç bir şey yapmadan kendi sorumluluklarınıda Allah’a haval ederek çaresizlik edebiyatı yapıyor durum böyle olunca da Allah yardımını, sekinesini göndermiyor.
Erhan TOPRAK
anonim 06.10.2012 15:56:17
mustafa kardeşim, ellerine sağlık. şiirlerini sevmiştik ama makalede de iyi olduğunu gösterdin. Nuh as. kıssasından yola çıkarak güzel bir izahatta bulunmuşsun. dertli bir kalemin diliyle yazmışın. inşallah dertlerimiz bizi hayırlı amellere sevkerde de ortaya hayırlı bir sonuç çıkar.
aslında hepimiz gemi inşaatı işçisiyiz. bir günde gelecek ki geminin içinde olduğumuzu göreceğiz. önemli olan; Nuh’un gemisine binebilmek...
anonim 08.10.2012 22:32:51

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002721681

iletişim : editor@kimokur.com