Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




HZ. PEYGAMBER’İN DURUŞU
Erhan TOPRAK
Peygamberli bir toplumda doğmuşuz. Bölgeden bölgeye yöreden yöreye değişen peygamber tasavvurumuz var. Kuran’a ve onun peygamberine inanan topluluklar biliyor ki peygambersiz bir hayat düşünülemez. Fakat “nasıl bir peygamber” konusu üzerine ülkemizde olduğu gibi İslam dünyası da asırlardır doyurucu, ikna edici, kuşatıcıbir tasavvur da ittifak edilememiştir.

Toplum, peygamberi biliyor ama gereği gibi tanımıyor. Asırlardır İslam’ı kendisine hasım görenlerin Kuran’ın ve Peygamberin anlaşılmasının önüne engeller koyduğu bilinen bir gerçekliktir bu yüzden sağlıklı bir peygamber algısı oluşması bilinçli olarak engellenmiştir. Hz. Peygamberin “eminliği” konusunda ittifak edilmiş ama “yöneticiliği, emirliği, önderliği” noktası bilinçli olarak gözden kaçırılmıştır.

Hz. Peygamberin “merhamet” sembolü olduğu durmadan dillendirilirken, hayatın her anında savaşlarda önde ve önder kişiliği özenle saklanmış, anlatılanlar ise daha çok menkıbe ağırlıklı hikâyelerdir. Hz. Peygamberi sevgi ve hoşgörü ile özdeş hale getirenler, hak mücadelesi veren yönünü bilinçli olarak es geçerler.

Hz. Peygamber, gönderildiği toplumun sorunlarını tarif edendir. Tarif etmekle kalmayıp zulme zalime karşı koyan mücadeleci bir kişiliktir. Peygamber her türlü ruhi ve ahlaki çöküntünün tavan yaptığı bir zamanda toplumsal iflasa karşı koyan soylu bir nefestir. Peygamber vahiy zırhını kuşanarak aşağılara düşen insanlığı eşreflere taşımayı kendisine görev bilmiş bir İlahi duyarlılıktır.

Hz. Peygamber, Mekke cahiliyesinin zorbalık ve ahlaksızlıklarına karşı esnemeden dimdik durabilmiştir. Günümüzde sık sık başvurulan, zamanın koşulları, konjöktör vs. gibi siyasal sinmişliğin izlerini taşıyan kavramların ardına sığınmadan o zamanın güç odaklarının kirliliğini tarif etmekten çekinmeyen, soysuzu çaresiz bırakan ahlaki donanımdır.

Hz. Peygamber, gücün ve güçlünün karşısına sadece ahlakı kuşanmış bu ahlak ona ve beraber olduklarına sekine üzerine sekine indirmişti. 9/40 Bu irade üzerine vasatı yakalamış olan ümmeti ile Rabbini razı etmişlerdi.Peygamberin varlık sebebi,beşeri davranışların kalitesini yükseltmekti ve O insanlık için son şanstı…

Kendi ahlakını, yanındakinde de yeşertme derdinde olandı peygamber. Kendini düşünmezdi O, birlikte yürüdükleriyle tek yürek olandı.. “…O, size çok düşkün, Mü’minlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir..” 9/128

Hz. Peygamber ahlakın taşıcısıydı ve ardından ahlakın ordusunu oluşturdu. Ahlakın yürüyeniydi. Vahiyle muhatap olan ve vahiyle arınandı O. ahlakın ordusu ashabıyla kirlenmiş toplumu temizleyen hayat damarıydı. O’nun tedrisatından geçenler varlık sebebini bilirlerdi. Bu yüzden “Anam babam sana feda olsun ya Resurallah” sözü peygambere teslim olmuş ashabın ona olan sevgi ve muhabbetini de en veciz şekilde ortaya koyuyordu.

İslam düşünce disiplini, Kuran ve peygamberin doğru anlaşılmasıyla insanlığın kurtuluşuna kılavuzluk edecektir. İslam adına üretilen bunca hurafe ve bidat ürünü kutsallar arasında doğru bir Kuran ve peygamber algısı oluşması neredeyse imkânsız hale gelmiştir.

Ne yazık ki Peygamberin sevenleri (!) O’na gökyüzünde misyon vermiş, melekleştirmiş yüceler yücesi ederek örnekliğini imkansızlaştırmış kimisi de onun örnekliğini önemsizleştirmiş, varlığını gereksiz ilan ederek kendince rahatlama yoluna gitmiştir. Hz. Peygamberi doğru anlayabilmenin tek yolu Kuran’a müracaat etmektir. Hz. Peygamberi Kuran’la tanıyabiliriz ve Kuranı’da Peygamber gibi okumaya çalıştıkça daha iyi anlayabiliriz. Kuran’ın dışındaki her kaynak geçmişin bize bıraktığı zenginliktir ama her bilgi/belge gücümüz yettiği kadarıyla Kuran’ın onayından sonra bizce meşruiyet kazanmalıdır.


Gelelim günümüze...

Ülkemizde Ramazan aylarında oluşan bir dindarlaşma eğilimi öteden beri vardır. Dini hassasiyeti bir aya sığdırma ve bu ayı festivale çevirme çabalarına ek olarak son yıllarda ihdas edilen “Kutlu Doğum Haftası” ile Peygamberi anmak bir haftaya sığdırılırken aynı zaman da toplumda var olan peygamber algısıda güncellenmeye çalışılır. Hz. Peygamberi tanıtma faaliyetleri duygu-yoğun söz ve müzik eşliğinde adeta toplu ağlama merasimlerine dönüştürülür.

Hz. Peygamber, vasat bir insandır yani, dengeli-ifrat ve tefrite kaçmayan-mutedil ve ideal bir kişiliktir.Kuran’da Rabbimiz Hz. peygamberi örnek almamızı istemiyor mu? “..Böylece biz sizi, insanlara şahit (ve örnek) olmanız için orta-ideal (vasat) bir ümmet kıldık; Peygamber de üzerinizde şahit olsun..” 2/143 Hz. Peygamber şahitliğini/örnekliğini gereği gibi yapmış ki Allah O’nu model almamızı öğütlüyor.Kuran’da vasat kavramı;ideal,itidal ,ölçülülük,denge,orta yol anlamlarında kullanılmasına karşın bu kavram gündelik yaşamda; “kötünün iyisi,orta derecede,idare eder” anlamlarına karşılık gelmektedir. Kavramın içeriğinin tahrif edilmesi ayrı bir konu ama Hz Peygamberin ideal/vasat bir kul olarak tevhid ve adalet üzere bir topluluk oluşturma çabasına Kuran şahittir.

Yeni dönemde oluşturulmaya çalışılan Peygamber ise; Liberal eğilimli, hümanist (insan sever) ılımlı, sonsuz hoş görülü, statükocularla sorunu olmayan, pek itiraz etmeyen, sorgulamayan, herkesle barışık, barışçıl, edilgen birisidir. Oluşturulmaya çalışılan bu algıyı Kuran’a onaylatmak mümkün değildir çünkü böyle bir yaklaşım Kuran’daki peygamberden uzaklaşmaktır. Peygamberi, gökyüzünden yere indirenler kurguladıkları peygamberi ön kabullerine göre yeniden şekillendirirken hayatın neresinde olacağına, neresinde duracağına ne kadar söz ve eylem sahibi olacağına dair ictihad (!) ederek O’nu efsaneleştirip camilere, kutlu haftalara, vicdanlara haps etmeye çalışıyorlar. O’nu gül’e çevirip övgüler düzen zihniyet bilinçli yâda bilinçsiz Hz. Peygambere iftira atıyor. Peygamberin kulların övgüsüne ihtiyacı yoktur. Rabbimiz onu övmüş ve yüceltmiştir. Müslüman olduğunu iddia edenlerin onun için ağlaması değil onu anlaması doğru olandır.

Günümüzde Peygamberi anlamak ve yaşamak ancak tevhid eksenli bakış açısını yakalamakla mümkündür. Bu bakış bize şirksiz, vasat üzere, sade, mücadeleci, sorgulayan, dert edinen, ve kendini durmadan yenileyen bir hayat sürmemizi sağlayacaktır. Tevhid üzere yaşamak ise, hayatın her anında insanın nefsinin ve başka nefislerin kontrolüne girmeden vasat üzere adaleti ikame etme çabasıdır. İşte peygamber gibi yaşamak budur.


YORUMLAR
Bu makale " Vasat İnsan Hz.Muhammed " başlığıyla sitemizde yayınlanmıştı. Anlam veremediğim bir şekilde "İslamvehayat" sitesi editörü makalenin başlığını kendince değiştirmiş sizde oradan alıntıladığınız için yeni bir yazı gibi yansımaması için bu hatırlatmayı yapmak istedim.
Erhan TOPRAK
anonim 19.12.2012 21:15:11
Yazı başlığının bukadar dert edinilmesi yerine, İslam ve Hayat sitesinde sorduğumuz sorular üzerinde düşünülmesi, belki de bir faydaya dönüşebilirdi kanaatindeyim. Üstelik zaman zaman gereksiz meselelere takılındığına, asıl işimize bakmalıyız hatırlatmalarına rağmen bu gibi detaylar müslümanları gereksiz yere yoruyor.

Kaldı ki, Hz.peygamberi anlayınca, asıl mücadele sahasını ve onun böylesi konuları dikkate bile almayacağını yine yazınızdan öğrendik.

-fatma-
anonim 20.12.2012 11:58:36
Güzel olmuş gerçekten ama sizce eksik olmamışmı?
Kur’an hz. Muhammed’in hayatını anlatmamışki sadece kur’an dan öğrenelim onu. Tamam Kur’an ışığından tahlil edip süzecez bir çok eseri ama söylermisiniz bana, varlığını inkar ettiğiniz hadis ve siyerin dışında nasıl öğrenecez onu, yaşantısını, arkadaşlarıyla ve düşmanlarıyla olan ilişkilerini? Bilmediğimiz bir hayatı/mücadeleyi yada şahsı nasıl kur’an’a gare şekillendirecez.

Yada tavsiyeniz varmı, hangi kitaplar diye? Zira mevdudi’yi bile tekfir eder hale gelmişiz.(sizi itham etmiyorum, yanlış anlaşılmasın.)

ali derda.
anonim 21.12.2012 19:43:08
SAYGIDEĞER DOSTLAR.
Tüm amaç Kur’anı dosdoğru anlamak.
Peygamberimizi anlamaya çalışmamızın tek amacı da ; O’nun Kur’anın Peygamberi olması ve Kur’anın ilk tebliğcisi olması değil midir ?
O halde , öncelikle konuya nereden bakılacağının tesbiti çok önemlidir.
Amaç ; Kur’anın en doğru , en güncel , en sahih anlaşılması ...
Bizler Müslümanlar olarak yalnızca bu amaca hizmet için var olmalıyız.
O halde bu güne ve geleceğe ; Kur’anın projeksiyonunun yansıtılması gibi temel bir ihtiyaca cevap verecek; bu konuda hakikaten uzman , kendini adamış , Müçtehid ve Ulemalara acilen ve hayatiyetle ihtiyacımızın olduğu , her aklıselim müslüman tarafından kabul görebilecek bir gerçektir.
Kur’anın projeksiyonunun yaşama yansıtılması , elbette ki O’nun peygamberi olmaksızın gerçekleştirilemez. Buraya kadar kimsenin farklı düşüneceğini öngörmüyorum. Lakin , bu işin nasıl uygulanacağı konusunda farklılıklar var asırlardır.
anonim 24.12.2012 18:08:22
Ben aciz bir kulum. Bu acziyetim içerisinde müslüman olmaya , Allah’a sadık kalmaya özen göstermeye çalışıyorum.
ALLAH.
Olmazsa olmazım. Adına , şanına Kurban olayım. Yeterki O kabul etsin , nasip etsin.
Bizler , sevgili dostlar, Allah sevgisi ve sadakati başlığı altında birleşir - toplanır isek imanım o yöndedir ki Rabbimiz bizlere Rahmetini , inayetini indirir , kalplerimizi birbirimize sevdirir , aynı dili konuşur aynı sevgiyi paylaşırız.
Yukardaki mevzubahis Hz. Peygamberimiz ile ilgili konu başlıkları , hemde asırlardır tartışılagelmiştir malumunuz. Bunların içerisinde artniyetliler de olabilir ve olmuşlardırda. Mevcut halimiz bunun isbatı niteliğindedir. Bu realiyetle birlikte, benim şuna da inancım tamdır. Rabbimiz , toplulukları değiştirir.. Kendisine gereğince sadık kalmayan topluluklar yerine ; sadık , merhametli , şahid , samimi , mü’min ... toplulukları vareder.
Bu O’nun vaadi değil midir?
anonim 24.12.2012 18:35:27
O halde şu noktadayız. Bizim , Allahın sevdiği ve merhametine layık gördüğü kullar olabilmemiz için , hangi vasıfları haiz olmamız gereklidir.
İşte tam da bu kertede sorum şudur: Bu özellikleri BİLMEYENİMİZ VAR MI ?
- Bence YOK.

O halde nedir sorun ? Sorun şu mu yoksa a dostlar.
AMELSİZLİK.
Ben empati yapmaya çalışıyorum ki oda şudur; Bana iyilik yapana ben nasıl karşılık veririm. Elbette en az o miktarda iyilikle.
Rabbimizin Rahmetini , öncelikle bireysel olarak haketmek için ne sunuyorum ben Allahım’a amelimle ?? Elbetteki beklentim yaptığımdan fazlası olmaz. Bazen de - belki sizde paylaşırsınız bu düşüncemi - neyseki yaptığımızın karşılığını almıyoruz , dediğimiz bile olmuştur.
anonim 24.12.2012 18:45:03
Ben şunu hep çok önemsedim.
Ben ALLAHIMI SEVENİ SEVİYORUM.
ONA SADIK KALANA SADIK KALACAĞIM. O’NU ÖNCELEYENİ ÖNCELEYECEĞİM.
Bu minvalde bu sevgim ve sadakatim gereği ; O’nun adını kullanarak hile yapan , yalanlar söyleyen , O’nun Tevhid etmemi istediğini çoğaltanlara karşı nefes aldığım sürece direneceğim. Bunu kimin adına ve ne vakitlerde nasıl ve hangi şekil ve surette yaptıklarını da öğrenmek için azami gayret göstereceğim. Zira O’nun hiçbir dostu O’na aykırı davranmaz. O halde orta yerde çok dikkatli davranmayı gerektirecek ciddi bir vakıa var.
anonim 24.12.2012 18:53:50
Özetle şunu söyleyebilirim ki ;
Rabbimizi tanıdıkça , O’nun dostlarınında ne söyleyip ne söylemeyeceğini de ayırd edebiliriz. Bizden fersah fersah uzak olsalar bile bunun ayırdını yapabiliriz. İşte Kur’anın ehemmiyeti burada net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Kur’anın bir esas ve mihenk olduğunun farkedildiği ve Mevla tanındığı nisbette daha iyi kullar olunabilir. Sorunların , tartışmaların bitmesini beklemek gerçeklerle pek bağdaşmayabilir. Ama bu tartışmaları , bir müzakere , istişare mantığı içerisinde yaptığımıza Rabbimiz şahid olursa umulur ki Rahmet ve Nimetlendirir.

Rabbimiz kendisini bilmeyi nasip etsin. Gurbetçi
anonim 24.12.2012 18:55:11
neyseki yaptığımızın karşılığını almıyoruz...
neyseki yaptığımızın karşılığını almıyoruz...
neyseki yaptığımızın karşılığını almıyoruz...
şimdilik. ama birgün karşılık verilecek...
anonim 24.12.2012 21:25:04
Sevgili kardeşim .
’’ - neyseki yaptığımızın karşılığını almıyoruz , dediğimiz bile olmuştur. ’’ ifademde temel amacım ,
- Sizinde hatırlattığınız gibi karşılık günü gelmeden önce ’’ kendini kınayan nefs ’’ ilahi uyarısı gereğince sürekli olarak , siz dostlarında hatırlatmalarıyla kendimizi , nefsimizi eleştirerek , ’’keşke’’ leri olabildiğince azaltmaktır. Biz insanız. Uyarı ve özeleştiri bizi olsa olsa Sıratı Müstakim’e yaklaştırır.Uyarma ve Uyarılma bizim vasfımız gereğidir.
Nefsi tedavi etmek gibi , zamanı gereği gibi değerlendirememek vs. vs. gibi o kadar çok ki gözden geçirmem gereken davranışlarım varki - kendi adıma - vakıa bu.
Evet ben kendi adıma söylemiş olayım bu sözü. Herkesi tenzih ederim. Selametle...
anonim 25.12.2012 16:39:40
Ali derda kardeşim; yazıdan “hadis ve siyer’in inkar edildiği gibi” bir çıkarımda bulunmuş, ben yazıyı 2 kez okudum ve bu çıkarım anlamına gelebilecek bir şeye rastlamadım. Aksine yazı da şu ifade ye rastladım.”Hz. Peygamberi Kuran’la tanıyabiliriz ve Kuranı’da Peygamber gibi okumaya çalıştıkça daha iyi anlayabiliriz. Kuran’ın dışındaki her kaynak geçmişin bize bıraktığı zenginliktir ama her bilgi/belge gücümüz yettiği kadarıyla Kuran’ın onayından sonra bizce meşruiyet kazanmalıdır.” şimdi bu sözden “hadis ve siyerin inkar edildiği “sonucumu çıkar yoksa “karşılaştığımız bilgileri kuran süzgecine vurmalıyız, eğer ona uygunsa almalı, ona uygun değilse ters düşüyorsa almamalıyız sonucumu çıkar ”ben yazıdan 2.söylediğim sonucu çıkarıyorum.
Rabbim bizlere, birbirimize merhamet, anlayışla yaklaşacağımız bir bakış acısı ve bir dil versin.(amin)
Selam ve dua ile
faruk
anonim 26.12.2012 18:45:31
Faruk bey siz, yazarın avukatımısınız, müridimi?!..

Beni anlasaydınız, benim yazıya herhangi bir eleştiri yapmadığımı tam tersi bu yazı vesilesi ile mealci güruhuna çıkarma yaptığımı anlardınız.

Ortak duamıza bende amin diyorum; Rabbimiz bize rahmeti ile muamele etsin ve bize ileri görüşlülük nasip etsin..

Selam sizinde ve tüm kardeşlerimizinde üzerine olsun

Ali derda
anonim 26.12.2012 23:37:46
hocam öncelikle ellerinize sağlık mükemmel bir PEYGAMBER tasviri olmuş... Toplumumuz sözde modernlik yolunda ilerlerken tabiri caizse postmodern toplumda yaşamış insanları zamana göre elbette uyarlamak normal olacak.. Gül vb... Önemli olan onun hayata bakışını bilmek olması gerekirken.. Sadece cuma müslümanı olmak ve ramazan müslümanı olmakla bunları anlamak biraz zor olacak...!... DURSUN ÇOLAKOĞLU
drsnclk 27.12.2012 05:16:06
Makaleye yorum yazan kardeşlerden Allah razı olsun.
Öncelikle belirteyim makale altına yazılan yorumlara soru-cevap şeklinde eklemelerde bulunulması bazen makaleyi gölgeliyor etkisizleştiriyor. Makalede amaç; konuyu olabildiğince kısa ve öz bir şekilde anlatabilmektir yüz yüze, mail üzerinden olsa daha fazla konuşulacak olan meseleler iki-üç sahifeye sığdırılmaya çalışılıyor ki bazen kelimeler kifayetsiz olabiliyor.
Fatma hanımefendi sizde makale yazıyorsunuz ve beğeni ile okuyorum hatta okunmasını tavsiye ettiklerim olmuştur aynı durum size yapılsa “makalenizin içeriği ve başlığı ile oynansa” ne hissederdiniz ??? Gereksiz bir konu olduğunu düşünmüyorum.
Ali derda rumuzlu okur makalenin eksik olduğunu düşüncesinde bence de eksik size katılıyorum eksik ama iki sahifeye ancak bu kadar olabiliyor.
anonim 27.12.2012 12:43:04
Ayrıca Kuran tarih kitabı değil ki Peygamberin hayatını öğrenelim. Kuran, okuyucusuna bir bütün halinde okunduğunda bir ruh verir, hikmeti, basireti, feraseti tarif eder. Kuranda peygamberlerin hayatlarından bahseden ayetlerde onların hikmetli yaşamlarına dikkat çeker ve sizde onlar gibi hikmetli olun tavsiyesinde bulunur. İbrahim peygamberimizle ilgili ayetler sınırlıdır ama Kuran bize “İbrahim’de güzel örnekler vardır” ayetiyle onu “anlamamızı” salık veriri.
Faruk kardeşim nacizane iki kelam etmiş a.derda rumuzlu kardeş paylamış ardından dua etmiş!!!
Üslup önemli.
Merhum Ali Şeriati Hz. Peygamberi tasvir ederken onun üç özelliğinin üzerinden Kuranla hayatı inşa ettiğini söyler. “Vicdan, Eminlik, Dürüstlük”
Bu üç haslet kimliğimiz olsun inşallah.
Selam ve rahmet….
Erhan TOPRAK
anonim 27.12.2012 12:43:28
Sn.Toprak,
soru sorma ile ilgili düşüncenize kısmen katılıyorum. Fakat bu kaygı, yorum köşelerindeki soru/cevap mekanizmasının getirdiği faydayı, bize ihmal ettirmemeli ve her soruya tedbirli davranma adına, zanla adaletsiz tavır sergilememelidir.Kaldı ki ben, pekçok şeyi soru/cevap yöntemiyle öğrendim.
Konu ile ilgili olarak sizin "...Günümüzde Peygamberi anlamak ve yaşamak ancak tevhid eksenli bakış açısını yakalamakla mümkündür." ifadenize binaen sorduğum soruyu mühimsiyorum.
-fatma-


anonim 27.12.2012 19:09:35
Yazılarla ilgili teveccühünüze teşekkürlerimi sunarım. Sizin yazılarınızla ilgili benzer sözleri sarfetmeye dahi gerek yok.Allah razı olsun.
Şimdiye kadar bir kaç yazımın başlığı editörlerce değiştirildi. Sitelerde yazı başlıklarındaki bazı farklılıklar bundan dolayıdır.

Ayrıca yanlış anlaşılan bir ifadem olmuş, hemen bir açıklık getireyim;

ben konuyu gereksiz gördüğümü ifade etmedim. Akidevi konulardaki eleştiri yazılarını gereksiz gören bazı yorumcuların, işimize bakalım! hatırlatmalarına rağmen; bizzat kendilerinin bu detaylara takılmasının gereksiz yere kendilerini de müslümanları da yorduğunu ifade ettim.Keza, samimi sorulan bir soruya ortak cevap aramak, detaydan sayılabilecek bu tarz konulardan öncelikli olabilmelidir kanaatindeyim. Yanlışsam, lütfen düzeltiniz.
Selamlar.
-fatma-
anonim 27.12.2012 19:20:17
Cevabınızla ince bir davranış sergilediğinizi belirtmek isterim Erhan bey. Allah razı olsun.

Dediğiniz gibi, ben "okur" um, yani öğrenciyim/öğreniyorum. Siz yazarken nasılki birşeyleri öğretmeye, bazı yanlışları düzeltmeye, doğru bildiğiniz değerlerinizi empoze etme güdüsünde ve gayreti içerisinde iseniz, bende okurken öğrenmeye, yanlışlarımı teşhis etmeye, eksiklerimi tamamlamaya ve önümü aydınlatan el fenerimin pillerini daha bir doldurma gayreti içerisindeyim inşaallah. Bu nedenle "yorumlama"da genellikle bunu gözetirim. Daha az ve daha verimli bilgiyi dilerim hep okuduklarım yazılardan/yazarlarından. . A. derda

anonim 28.12.2012 03:33:13
Makalenin kısa olması en sevdiğim yazımsal işlerin başında gelir. Zira kitap yazılmış gibi yazılmış makaleleri oldum olası sevmem, okumamda. Bir okur olarak şuna önem verilmesi gerekiyor kanaatindeyim; Makale ne kadar kısa olursa olsun, yanlış anlaşılmaması adına en azından bir kaç cümlenin satır aralarına sıkıştırılması gerekir diye düşünüyorum. (Hoşuma gitmeyen yazılara yorum yapacak zamanımda yoktur, belirteyim)

ali derda
anonim 28.12.2012 03:39:34
İfade tarzıma/üslubuma gelince, haklısınız bende cidden sertlik var ama kardeşlerime karşı haşin olduğum anlamına gelmez. Devet ederkenki dilimi, kardeşlerime karşı kullan-(a)mıyorum. Çünkü yanlış anlaşılmayacağımı bilir, bu üslübumla kendisinin kırılmayacağını bilirim. Çünkü ben böyleyim. Gerektiğinde dakikalarca, sıkıca sarılmasınıda, yomruklarımı kullanacağım zamanıda bilirim inşaallah. :) Böyle olmamız lazım fikrindeyim. Hayat ancak böyle çekilir. Ama kırdıysam affola.. Kardeşlerime yaptığım her duanın altına imzamı atarım bu yüzden ünlemlerinize anlam veremedim.!

a.d.


anonim 28.12.2012 03:42:13
Bu siteyi son bir aydır biliyor takip etmeye çalışıyorum. Beğendiğimide söyleyebilirim. Anladığım kadarıyla( gelen yazı ve yapılan yorumlardan ) burada buluşanların "biz" diye tabir edebileceğim kardeşlerdir. O halde gelen her yazı "biz"im için fırsat olmalı, paylaşıma sebep verebilmeli. Yorum yapılmadan önce yazı okunur ondan sonra yorum kısmına geçilir,.. olduğundan endişenizi (konu sapmasını) yersiz buluyorum. Yüzyüze yada maille bir kaç kişi ile paylaşım ve münazara yapılabilir ama burda yapılan/yazılanlarla kıtalar bile aşılır, hatta zamanlarda.. Ümmetin "vahdet" oluşumunun hangi taşın altında saklı durduğunu bilemeyiz ve her taşı el birliği ile kaldırmalıyız diyorum.
Selamlar..

Ali derda
anonim 28.12.2012 03:46:05

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002779144

iletişim : editor@kimokur.com