Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Sayın kimokur.com okurları; mevcut yazarlarımız bir süredir yazı gönderemiyorlar. Alıntı yazı/makale bulmakta/seçmekte zorlandığımız için önemli gördüğünüz, "okunmalı" dediğiniz yazı ve makaleleri bizimle paylaşmanızı rica ediyoruz. Vereceğiniz destekten ötürü şimdiden teşekkür ederiz. EDİTÖR

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




ÖLÜM BİZE HAZIR
Erhan TOPRAK

 

Ölüm, dünyaya gözünü açan her fani için değişmez yazgıdır. Ölüm, hayat denen kredinin bir gün sona ermesidir. Ölüm, varlığı her daim kabul edilen ama gerçekliğine alışmakta zorlanılan olgudur. Ölüm, insanın kendisine ve sevdiklerine yakıştırmadığı “bizden uzak olsun” temennisidir.

Ölüme dair söylenecek çok söz vardır düşüncelerin ortak noktası ölümün ise pekte istenen bir şey olmadığıdır. Yaratılan her nesne ölüme ayarlıdır. Varlığı kesin olan ama yokmuş gibi davranılan ölüm bize yakınken insan, hayatına dair onca hesap yapar ve ölüm bu hesapların içinde kendisine yer bulamaz. “Her can ölümü tadacaktır” 29/57. Bu ayet ve Ahiretin varlığı da herkesçe bilinmesine rağmen…

Nihayetinde hayat ölümü unutturuyor bize düşen ise unutmamaktır.

İnsanın dünyaya düşkünlüğü ölümden korktuğu da herkesin malumu... Ahiret, varlığında ittifak edilen inanç ve gerçeklik. Bu gün insanların/Müslümanların yaşam biçimlerine bakınca şöyle demek daha mı doğru olur; Ahiretin varlığına bir inanış var olmakla beraber gerçekleşeceğine ve hesap verileceğine dair itikat sorunlu. İtikat sorunlu olunca da insanın dünyaya dair amellerinde ahiret korkusu/bilinci ne kadar belirleyici olabilir ki. Günümüz insanının/Müslüman’ın bu derece sorumsuz, ruhsuz, duyarsız, umarsız olması ahiretin bilgisine iman edip yeniden diriliş ve hesap günü noktasındaki bilinç düzeyinin gelişmemişliğidir. Ölüm düşüncesi gündemden kalkınca insan yaşadığı hayatı sonsuzlaştırmaya çalışacaktır.

Rabbimizin bir ismi de “Bakî”dir. Ölmeyen, ölmeyecek olan insan değil yalnızca Allah’tır.

Ölüm bizim için vardır ve her doğum ölüme başlangıçtır.

İnsan ölümlü olduğunu bile bile ebediyen yaşayacakmış gibi bu dünyasına düşkündür. Tüm beklentilerini dünyaya odaklayan biri için ölüm, ölümdür. Gerçekten insan ölümsüz olsaydı bu dünyanın hali nice olurdu. Kim durdurabilirdi insanın ihtirasını, hırsını… Sömürenler hep sömürse, zalimler hep zulmetse... İnsanın “ey ölüm iyi ki varsın” diyesi geliyor.

Firavunların zulümlerine, Samirîlerin ikiyüzlülüğüne, vurguncuya, hırsıza, talancıya, yalancıya nihayetinde dünyaya hükümdar olan eşkıyalara karşı insanın “iyi ki varsın ey ölüm” diyesi geliyor.

İnsanın yüreğine su serpen zalimlerin görüntüsünün dünyadan gitmesi ölmesi değil, tünelin ucundaki ahiretin, hesabın varlığıdır. İnsanın ölümü ahiretinin başlangıcıdır; o âlemde ektiklerini biçecektir herkes gibi ilahi adalete hesap verecektir. Dünya hayatı öyle bir hayat ki bazen zalimin yaptığı yanına kâr kalıyor daha açığı zalime, zulmünden dolayı hesap sorulmuyor sorulamıyor bu âlemde hesabı Müslüman sormalı o da olmayınca hamd olsun Allah hesap sorucu olarak yetiyor.

Başkalarına yakışan ölüm bize yakışmaz mı? O herkese yakışır ve tam zamanında gelir. Müslüman’a yakışan, ölümü kendisine yakıştırmak yani ölüme hazır olmaktır. Ölüm olgusu Müslüman’a rahatsızlık veriyorsa imanda bir sorun var demektir.

Kimse kendisini ölüme yakın görmüyor nedense hak vaki olana herkes erken diyor... Erken olan ölüm değil, ölenin erkenden unutulup gitmesidir. Şahit gibi yaşamayanlar şehit olmaz şehit olmayanlar çabuk unutulurlar. Ölüm, âlemden âleme geçiş ise unutulmayacak izler bırakmak insanın kendi elindedir. Modernitenin gereği olan doğum günlerini kutlamak adet oldu acaba bizleri ölüm günümüzde/yıldönümünde hatırlayan olacak mı?

Ölümü yok oluş gibi gösteren modern akıl, “size vaat edilen cennet bu dünya o zaman sınırsızca hoyratça yaşayın” sloganıyla dünyayı vazgeçilmez hale getirdi. Hesapta olmayan ölüm modern insan için sanki İlahi bir ceza. “Bir daha mı dünyaya geleceğiz” cümlesi bile kendi içinde ahiret’i yokmuş gibi gören modern İslamcı aklın ürünüdür. Ölümü aklından çıkaran insan hayatını sonsuzlaştırma çabasına girecektir ki görünen manzara bu.

Kabre “ebedi istirahatgah” diyen,

Ölümü uyku sanarak ölüye “ rahat uyu” diyen,

Cenazesini defin ederken “sonsuzluğa uğurlayan”(!) böylece yeniden dirilişi hesaba katmadığını ilan eden zihniyet kendini kandırdığının ne kadar farkında… Allah’a gereği gibi kul olmayanların Allah’tan rahmet beklentileri olmaz. Duaları ise “toprağı bol olsun.” Modern Müslüman da yazık ki bu dile aşina oldu kanıksadı.

Ölümle aramıza mesafe koyan modern hayatın sorgulaması bir tarafa, ölümün ötesini değil kendisini korkunç hale getiren geleneksel din anlayışının ürettiği kabir âlemi hikâyeleri herkesin malumudur. Ahiret hesabını bile kabirde kesip hesabı noktalanan insana cennetteki/cehennemdeki mekânını seyrettiren hurafe akıl (İbni Mace 4271) ne kadar farkında bilmem ama bu anlayışıyla ahiret gününü ve hesabı da inkâr etmiştir. Bu akıl ahireti unutturup ölümü öne almış üzerine de ciltler dolusu kabir hikâyeleri de uydurunca ahiret günü hesap günü olmaktan çıkıp kabir âlemi hesabın noktalandığı “cehennem çukurundan bir çukur” haline getirilmiş. Kimse de böyle bir çukura girmek istemediği için muhabbetine dahi tahammül edilemez olmuş.

Ölümden ve ölüden bu derece korkan insan mezarlıklarını yaşam alanlarının olabildiğince dışına atmış böylece ölümü de ötelediğini zannetmiştir. Bayramdan bayrama, cenazeden cenazeye yapılan ziyaretlerde yapılan muhabbetlerin içeriği ve mekânı terk etmekte gösterilen acelecilik vakadan çokta ders çıkarılmadığının göstergesidir.

Dünyaya kazık çakmaya gelmedik ahiret hayatı diye bir hayat inadına var. Biz yolcuyuz dünya hancı. Ölümü öldürmeye çalışmak beyhude uğraştır. Bu dünyaya bağlı kaldıkça öbür dünya için hazırlık ne mümkün. İnsan, inanmadığı dünya için bir şey biriktirmez.

Ölüm bir gerçeklik ise; ölümü gündemine alıp çokça hatırlayan;

Hayatında zulüm olmaz, dedikodu etmez, yalan söylemez.

Günahtan korkar günahkârla da arasına mesafe kor, ölümle arasındaki mesafeyi ise kısaltır.

Nefsanî davranmaz, hırsına, öfkesine, şehvetine, sevgisine ayar çeker.

Öldükten sonra yaşamak için yaşarken ölmez, ölümden kaçar ama ölmekten korkmaz.

İnsanın ölüme yiğit olmasının iki koşulu vardır ilki, amelinin yiğitliğine güvenecektir.

Allah’ı razı ettiğine mutmain olan insan ölümü ötelemez özler, özlemese bile bekler. İkincisi ise ameli salihine güvenmeyen kalbi mutmain olamayandır böylesi ancak tövbesine güvenir Allahın affediciliğine sığınır bu konuda samimi ve içten bir özür sunduysa affedileceği umudu ölümü kalbinde önemsizleştirir.

Ölümü düşünen kendini fark eder. Ölümün bizleri nerede beklediği meçhul ama bizler ölümü her an beklemek durumundayız bu vurdumduymazlıktan, duyarsızlıktan, savrulmadan kurtulmak “her günün son gün” olabileceğine iman etmekten geçer.

Ölüm bize hazır ama biz ona ne kadar hazırız bunu da en iyi yine biz biliriz.

Her şeyin en doğrusunu bilen yalnızca Allah’tır.

YORUMLAR
Güzel bir yazi bize bir defa daha iyice düsünmeyi,yasadigimiz hayatin muhasebesini yapmayi hatirlattigi icin kardesimize tesekkür ederim.ALLAH bizleride ölüme hazir olanlardan eylesin INSAALLAH. Kardesimizin yeni calismalarini bekliyoruz.ALLAHAemanet olun.Duran TASTAN
anonim 23.03.2013 12:43:46
"Öldükten sonra yaşamak için yaşarken ölmez, ölümden kaçar ama ölmekten korkmaz." eyvallah abi söz bitmiş yüreğine sağlık.
murat
anonim 23.03.2013 21:22:35
Dünyâ, bir imtihan yurdudur. Zaten Mülk Sûresi’nde ifade buyurulduğu üzere yüce Allah, ölümü ve hayatı, insanları sınaya sınaya olgunlaştırmak için yaratmıştır. İnsanların, malları ve canları konusunda imtihan edilecekleri, bazı âyetlerde açıklanmıştır. Gerektiği zaman malını veya canını Allah yolunda feda etmeyen, imtihanını başaramaz. Allah’ın hükmünün egemen olması için inananların daima cihâdetmeleri, bu uğurda mallarını ve canlarını feda etmekten çekinmemeleri gerekir.Dünyanın imtihan yurdu olduğunu fark ettiğimiz gün ahirete hazırız demektir.Hatırlatmanız yerinde ve zamanın olmuş. Allah razı olsun.
süleyman
anonim 24.03.2013 18:56:09
Kısaca Erhan Abi,Ölümü de Öldürdük galiba...Ölmeden Ölmek yerine...(muhammet güzey)
anonim 25.03.2013 09:18:34
Merhaba Dostlar,
Yazının son paragraflarında ’’ ölüm bir gerçeklik ise.. ’’ ile başlayan kısmından sonrasını okurken ; başka bir yazarın ’İlahi Aşk’ kitabından bana şu cümleleri hatırlattı yazar.
’’ - İnsan sevgilisinden duyduğu sözlerin dışındakilere sağırdır
- Sevgilisinin sevdiği sözlerden başkasına ilgisizdir.
- Kalbine mühür koyar ve oraya sevgilisinden başkasının sevgisini sokmaz.
- O’nunla duyar ve O’nun için duyar , O’nunla görür ve O’nun için görür , O’nunla konuşur ve O’nun için konuşur. ’’
Ölüm bir diğer yönüyle sevgiliyle buluşma anı , hali değil midir ?
Dosta kavuşma anı. Vuslat ..

anonim 25.03.2013 17:24:21
Şu dünyanın uğraşıları arasında hangimiz ölümü gereği gibi hatırlayabiliyoruz ? Elbetteki yaşamın devamı için gereklidir çalışmak. Doğmanın tek ve kesin sonucu olan ölüm ise eğer , dostların birbirlerine de bunu hatırlatmaları bir o kadar önemlidir.
Rabbimiz gönüllerimizi , kendi sevgisiyle doldursun.
O’nun huzuruna O’dan başka sevgili(!)lerin mahkumiyeti ile gitmeyelim.
Zira Allah sevgisi insanı gerçek hüviyetine ve özgürlüğüne ulaştırır. İlahi Huzurda Din gününde , başka sevgiler ve sevgililer , kendisinden kaçılacak , utanılacak durumda olacaklardır malumunuz.
Ölüm ile aslında nasıl yaşam hatırlanıyor değil mi dostlar ? .. Gurbetçi
anonim 25.03.2013 17:36:30
Kaderde ne ise olur, etme merak
Uyma kendi nefsine Hakkın emrine bırak
Zümrütten ağacın olsa, altından yaprak
Akibet günü doyurur gözünü
----Bir avuç toprak----

Ölümle ilgili nezaman birşeyler konuşulsa, birşeyler yazılsa aklıma ilk gelen şeylerden biri bir mazarlık girişinde okuduğum bu yazı olur.Paylaşmak istedim..

Elinize sağlık..
Ebubekir
anonim 27.03.2013 03:52:18
Ölüm Allah’a sevgiliye kavuşmak,hasretin bitmesi ebedi hayata geçiştir.
Doğrusu bu iken ölenin arkasından neden hep üzüntüyle,yasla gözyaşı ile anılır anlamsız değil mi? Oysa ki kişi ölümle yaratıcısına bir adım daha yaklaşmaktadır.Toplumumuz bu konu da yanlış bir gelenek geliştirmiştir.Bunun yerine ölümden kendi payımıza dersler çıkarıp bu
yolculuğa çıkacağımz vakit azık heybemizde ne kadar salih amel var onun hesabını yapsak daha iyi olmaz mı?
anonim 09.04.2013 14:35:17
ufff
insanı kendine getirmiş yazar
bu ne yaa
sonumuz iyi değil
anonim 20.09.2016 10:04:02

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002662297

iletişim : editor@kimokur.com