Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




TÜRKİYE’DE İSLAMİ MÜCADELE VE DEVLETİN İSLAMI SEKÜLERLEŞTİRMESİ-3
Bünyamin ZERAN

Cumhuriyet Döneminde Kadın:

 

Cumhuriyet seçkinleri açısından kadının görünümünü ve statüsünü değiştirmenin özel bir önemi vardı. Bu tüm diğer devrimlerin başarısının teminatıydı. Meşrutiyet dönemi İslamcılarda, Cumhuriyetçi seçkinlerde değişimi genel manada kadın algısı üzerinden değerlendirmiştir. Cumhuriyetçiler eğer bu alanda başarılıolurlarsa diğer devrimleri de kolayca başaracaklarını düşünüyorlardı. Bunun için yurt gezilerinde Avrupai görünüme sahip kadınlar bilhassa gezi heyetine dahil edilirler. İstanbul’daki halk plajları kadınlara da açılır ve plaja gitmeye yönelik teşvikler uygulanır. Bunlar vasıtasıyla halkın tepki göstereceği şeyi görerek alışması sağlanmaya çalışılır.

 

2 Eylül 1929’da Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği bir “Miss Turkey” yarışması, bu yönde atılan en önemli adımlardan birisini oluşturur. Girişimin arkasında Mustafa Kemal vardır.[1]Cumhuriyet’te yarışma ile ilgili ilk duyuru 4 Şubat 1929’da yapılır. “Bütün dünyada güzel kadınlar seçilir ve memleketlerinin güzellik kraliçesi intihap edilirken (seçilirken), bizim böyle bir kraliçemiz niçin olmasın? Türkiye’nin en güzel kadını acaba kimdir?” iki gün sonra gerçek niyet açıklanır:“Türkiye’nin güzellik kraliçesini bulmaya karar verdik…” 16-25 yaş arasındaki“hanımlar arasında Mühim ve ciddi” bir müsabaka yapılacaktır. Bir hafta sonra gazetenin sahibi ve başyazarı Yunus Nadi sütununu bu konuya ayırır. Güzellerin mayo ile jüri karşısına çıkacaklarını bildirip, bunu ise “gayri ahlaki”olduğunu söyleyenleri sert bir dille eleştirir. Yarışmacılarla ilgili ilk fotoğraf 7 Mart tarihinde yayınlanır. 125 yarışmacının fotoğraflarının yayınlanışı 21 Haziran 1929 tarihinde tamamlanır. Sıra okuyucuların oy vermesine gelir. 1 Ağustos’ta açıklanan sonuçlara göre, 1121 oyla Mualla Suzan birinci seçilir. Gazete 400’ün üzerinde oy alan 48 yarışmacının büyük jüri önüne çıkmasına karar verir. Jüride yer alan isimler arasında Abdülhak Hamit Tarhan, Halid Ziya Uşaklıgil, Cenap Şahabettin, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Peyami Safa, İbrahim Çallı, Namık İsmail, Nazmı Ziya Güran, Mesut Cemil Tel, Muhittin Sadak, Vasfi Rıza, Bedia Muvahhit gibi dönemin yazar, ressam, müzisyen ve tiyatrocuları vardır. Yarışma Cumhuriyet gazetesinin üst katında yapılır. Cumhuriyet’e göre “orta boylu, kıvırcık lepiska saçlı, altın gözlü, beyaz tenli, zarif endamlı, beyaz krep satenden elbise giymiş olan” Feriha Tevfik birinci seçilir. İkincilik Semine Nihat’a, üçüncülük ise Matmazel Araksi’ye verilir.

 

Bu yarışmaların iki amacı vardır. Birincisi bu siyasal bir hadisedir. Yıllardır örtülü olan Müslüman kızların çıplak bir şekilde arzı endam etmesi sağlanarak uygar dünyaya Türkiye’nin ayak uydurduğunu ispatlama girişimidir. İkincisi ise orta ve alt tabaka sınıfın namus ve iffet anlayışlarını aşağılamak ve açılmayımeşrulaştırmaktır. Bu yarışmalar devam eder gider ve 1932 yılında yapılan güzellik yarışmasında Tüccar Halis Bey’in 17 yaşındaki kızı Keriman Halis Türkiye güzeli seçilir. Belçika’nın Spa şehrinde düzenlenen Dünya Güzellik Yarışması’na katılır ve kraliçe seçilir. Bu sonuç şu açıdan ilginçtir; Dünya güzeli seçilen Türk kızı Keriman Halis, son Şeyhülislam’ın torunu olarak takdim edilmiştir. Niçin kraliçe seçildiği gayet ortadadır. Mustafa Kemal bu yarışmanın akabinde Cumhuriyet gazetesine şu demeci verir: “Türk ırkının necip güzelliğinin daima mahfuz olduğunu gösteren dünya hakemlerinin bu Türk çocuğu üzerinde hükümlerinden memnunuz…” bu başarı Feroz Ahmad’a göre, Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne kabulünün onaylandığına yönelik anlam yüklü bir mesajdır. Türkiye’nin aynı mesajı, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne katılıp Kore’ye asker gönderdiği zaman tekrar alır ve 1952’de Günsel Başar Dünya Güzeli seçilir.

 

Kadının statüsünün değiştirilmesine dönük bu yarışmaların haricinde “Güzel Bacak”yarışması da düzenlenir. Ve bu yöntemlerle kadının iffet ve namus algısıyla oynanır. Batılı medeni dünyayı yakalama arzusu ile Müslüman kadın vahyin emrettiği yaşamdan uzaklaştırılır. Mustafa Kemal’in emriyle balolar düzenlenir ve bu balolarda kadın erkek emirle dans ederler. Öyle ki bu balolarda Nilüfer Göle’nin tabiriyle Mustafa Kemal nazikçe “Bu salonda Türk subayının dans teklifini reddedecek bir hanımefendi bulamıyorum. Onun için emrediyorum size salona dağılın ve hanımefendileri dansa kaldırın” emrini vererek kadının ve dolayısıyla toplumsal değişimin mimarlığını yapıyordu.[2]

 

Özgürlük ile kadının namusunu ters olarak değerlendirmiş bir toplumda, bu o kadar da kendiliğinden olmamaktadır. Nitekim Medeni Kanun’un kabulüne tepki olarak 1926 yılında Akşam Gazetesi’nde çıkan bir karikatür bunu iyi özetlemektedir: Karikatür, özgürleşmiş bir Türk kadınını balona binerken ve fazla ağırlıklar olarak da “fazilet, namus ve utanma”yı atarken göstermektedir. Kadının kamu yaşamına girmesi ancak “saygınlığa” dair işaretler abartılarak meşruluk kazanmıştır. Okumuş kadın, meslek sahibi kadın, Kemalist reformların yücelttiği değerler bağlamında ayrıcalık kazanmış, ancak bir o kadar da “cinsiyetsiz” hata bir ölçü de erkek kimliğine bürünmüştür. Bir başka deyişle, Kemalist kadın peçesini ve çarşafını atmış ancak bu kez cinselliğini “çarşafa sokarak” kamusal alanda kendisini zırhlandırmış, bir ölçüde dokunulmaz erişilmez kılmıştır.[3]

 

Cumhuriyet ideolojisi halkı Batılı zihniyete angaje etmek için bir takım ideolojik ve baskı aygıtları kullanmıştır. Buradaki baskı ve ideolojik aygıtları ifadesini Louis Altusser’in kitabından ödünç alıyoruz. Öncelikle devletin baskıaygıtlarından söz edelim.

 



[1]Feroz Ahmad, Modern Türkiye’nin Oluşumu, Kaynak yay. sh. 126

[2] Nilüfer Göle, Modern Mahrem, Metis yay. Sh. 87

[3] Nilüfer Göle, a.g.e. sh. 107


YORUMLAR
önceki devlet tam dediğiniz gibi şimdiki devleti konuşsanız daha iyi olur
anonim 08.04.2013 22:12:33
Geçmişini bilmeyen bu güne nasıl geldiğini bilemez ve bugünü yorumlayamaz.Şairin dediği gibi"tarih tekerrürden ibarettir.Hiç ders alınsaydı tekerrür edermiydi tarih"
Rabbim bizleri geçmişinden dersler çıkaran ve bu derslerle yaşadığı çağda ki olayları,insanları,sistemleri vahiyle anlayan,yorumlayan ve bu bakış açısıyla yarınlara güzel miraslar bırakan kullardan eylesin.(amin)
Güzel bir yazı dizisi,yazılarınızdan istifade ediyoruz.Bu yazı dizisinin sürmesini diliyoruz.Kaleminize ve yüreğinize sağlık.Selametle.
Faruk
anonim 12.04.2013 17:41:49
Diyarbakırda tamda kutlu doğum haftasında güzellik yarışması yapma girişimide , yine aynı zihniyetin devamı niteliğindedir.
Geçmiş dönemlerle günümüz arasında bir fark varsa eğer ; güzellik (!)yarışmalarının veya diğer deyişle Arsızlığın ülkede her an her yerde , sokakta caddede , düğünde dernekte farklı şekil ve türlerde yapılabiliyor olmasıdır. O günki toplum dejenere edilmek için ötekileştirilmiş dışlanmış , bu günki toplum ise bu işin başını çekmek için geçmişte kendi gibi olanlara model olmak üzere görevlendirilmiş planlanmış gibi durmaktadır.
Müslüman olabilmek , müslüman kalabilmek ne kadar da zor.
Allahım ! Ne olur , sana yalvarıyoruz ki ; Ayaklarımızı Sırat-ı Müstakim’den ayırma ....
anonim 14.04.2013 16:05:00

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 002797493

iletişim : editor@kimokur.com