Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




TÜRKİYE’DE İSLAMİ MÜCADELE VE DEVLETİN İSLAMI SEKÜLERLEŞTİRMESİ-5
Bünyamin ZERAN



Tek Parti Döneminin İslam’la Mücadelesinde Değişim Rüzgarları:



                1946 yılına gelindiğinde devletin o sürece kadar yapmış olduğu icraatlar İslami kesimi sindirmeye dönük olup yeni bir ulus dini yaratma gayretinde olsa da göl maya tutmamıştır. Rejim, M. Kemal eliyle ve İ. İnönü eliyle her ne kadar dinsel kimlikten arındırılmaya çalışılsa da Batı pozitivizmi bu toplumda bir yere oturmamıştır. Geleneksel olsa da toplum, dini birbirini bağlayan bağ olarak algılamıştır. İşte tam burada CHP zihniyeti yeni bir refleks geliştirmiş ve rejimin katı pozitivist anlayışını yumuşatmıştır. Bu İslamcılara ödün vermek için olmayıp esasında İslamcıların elini daha güçsüz bırakmak adına olmuştur.



                1948 yılına gelindiğinde CHP’deki değişim arzuları gün yüzüne çıkmaya başlar. Hacca gideceklere ilk defa döviz müsaadesi verilmesi ve vizelerin yapılışı hareket noktası olmuştur. 1 Şubat 1949’da ilkokul programlarına isteğe bağlı din dersi konulmuştur. Yine 1949 yılında İmam-Hatip kursları açılmıştır. Kursların amacı ehliyetli din adamı yetiştirmekti. Ortaokul seviyesinde idiler.[1] Ehliyetliden kasıt rejimi savunacak ama namaz, cenaze namazı gibi bazı ritüelleri yapabilecek kabiliyette din memurları yetiştirmekti. İlk olarak 8 ilde açılan kurslar sonraları İmam-Hatip okulları haline getirilmiştir.



                CHP iktidarının son aylarında, 1950’nin birinci yarısı içinde bazı önemli olaylara şahit olunur: 1- Din adamlarının idaresi tekrar Diyanet İşleri reisliğine verilmiştir. 2- Meşrutiyet İslamcıların tanınmış siması Başvekil Şemsettin Günaltay, buhranlı bir safhada okuduğu hükümet programında İlahiyat Fakültesi açılacağını duyurmuştur. 3- Tekke ve zaviyelere dair kanun yumuşatılmış akabinde 19 türbenin açılmasına müsaade edilmiştir.



                Şemsettin Günaltay’ın rejim tarafından başbakan yapılması bile İslamcıların güçlenmesini engellemek içindir. Başlangıçta doğru şeyler beklentisi içinde olan İslamcılar bizzat Ş. Günaltay’ın ağzından devrimlerin aynen korunacağını bildirmesi ile hayal kırıklığına uğramışlardır. Tıpkı AKP iktidarındaki Erdoğan’ın “biz Cumhuriyetle hesaplaşmıyoruz biz Cumhuriyeti koruyoruz” demesindeki hayal kırıklığı gibi. Ya da AKP iktidarında Başbakan yardımcısı Ömer Çelik’in “biz olmasaydık Cumhuriyet batacaktı Allah’a şükür ki biz geldik ve Cumhuriyet kurtuldu” demesindeki hayal kırıklığı gibi. Zira bugün de bazı İslamcı çevrelerin Erdoğan’ı kurtuluş reçetesi görme hastalığında olduğu gibi o gün de Günaltay aynı şekilde algılanmıştır.



                Tabii bütün bu değişimler halkın CHP’ye olan öfkesini değiştirmemiştir. Rejim yeni bir refleks ile çok partili sürece geçme kararı almıştır. Bu karar yalnızca partinin kendi içinde aldığı bir karar olmaktan ziyade ABD’nin ve Batı’nın dünya konjonktüründe ortaya koyduğu siyasetle de ilgili idi. 1947’de önerilen Marshall yardımının dayattığı şartlar arasında kuşkusuz çok partili sistem ve liberalleşme de vardı. Dünya yeni bir dalgayla değişime zorlanıyordu. Amerikan ürünleri ve sineması artık yeni bir toplumu belirleme de öncülük ediyordu. Türkiye’de Jön Türklerden bu yana yönünü Batı’ya çevirdiğinden bu değişime ayak uyduruyordu. Artık liberal demokrasi zamanıydı ve jakoben anlayış atılmalıydı. Çünkü ulusçu zihniyet birçok yönüyle bu değişimi algılayabilecek zihniyet değildi. İslamcılar için artık yeni bir mücadele alanı daha vardı ki bu yeni alan diğerinden daha zor daha tehlikeliydi. Zira liberal demokrasi anlayışıyla, halkı partileşme yoluyla değişimin ana faktörü olduklarına inandırıyorlardı. Bu durum çok partili süreçte ele alınacağı gibi Müslümanları partiler yoluyla politize etmeyi ve Müslümanların sisteme adaptasyonlarını sağlamayı amaçlayacaktır. Daha ileriki zamanlarda bu sürece STK’lar da dahil olacaktır. Süreç artık tamamen ABD’nin perde arkasından dayattığı politikalarla yürüyecektir. Çok partili süreç Türkiye için yeni bir çağın başladığının habercisidir ve halk kendini bir anda yeni kurulan DP’nin avuçlarında bulur. Oysa DP’yi oluşturan kadrolar tamamen CHP’nin içinden çıkmıştır ve aynı zihniyeti taşımaktadır. Şekil değişmiştir ama öz aynıdır.











[1] Tarık Zafer Tunaya, İslamcılık Akımı, sh. 190








YORUMLAR
Gerçekten çok faydalandığımız bir yazı dizisi. aslında yıllardır değişen hiç bir şey yok, Müslümanları uyutmuşlar diyeceğim, fakat Müslüman uyumaz. yani Allah aklını kullanmayan toplumlara pislik yağdıracağını söylüyor, aynen de öyle oluyor. ister bu coğrafyada, ister başka coğrafyalarda olsun bu Sünnetullah hiç bir zaman değişmiyor. Yusuf un gömleğinin arkadan yırtılmasını bırakın, gömleğin tamamı paramparça olmuş. yazarın kalemine sağlık. Allah razı olsun...
İ. Bayrak
anonim 10.05.2013 12:18:40
ezberlerimizi bozmaya devam ediyorsunuz.yazı dizisini hacmi küçük bile olsa kitep haline getirmeyi düşünürseniz memnun oluruz.
murat-sivas
anonim 10.05.2013 16:40:04
TÜM BU EDİLGENLİKLERİN , İĞDİŞ EDİLMİŞLİĞİN , DEĞİŞTİRİLMİŞLİĞİN , ASLINI YİTİRMİŞLİĞİN , YANLIŞIN SAHİBİ VE SAVUNUCUSU OLMUŞLUĞUN , KİMLİKSİZLEŞTİRİLMENİN , ALLAH’TAN - KUR’ANDAN UZAKLAŞTIRILMİŞLIĞIN , KULLUĞU ALLAH İLE BİRLİKTE BAŞKA YER VE KURUMLARADA VEREBİLMİŞLİĞİN YAŞANDIĞI TOPLUMUMUZDA ; - ALLAH KORUSUN - SURİYE V.B KARIŞIKLIKLARIN YAŞANABİLİRLİĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜMDE KAN BEYNİME SIÇRIYOR. OLABİLECEKLERİ DÜŞÜNMEK BİLE İSTEMİYORUM. VAH HALİMİZE , VAY HALİNE BU ZALİMLERİN.
ŞÜKÜRLER OLSUN VE HAMDOLSUN Kİ ALLAHIN ADALETİ TECELLİ EDECEK , VE O RABB , DİN GÜNÜNDE SORACAK ÖLEN ÇOCUKLARI ÖLDÜRENLERE ..
- NEDEN DİYE ?
HEPİMİZ SÜRE VERİLENLERDENİZ !...
( RİCA : Bu yazı günümüz şartlarını tanımlama açısından çok verimli ve elzem bir içerik taşıyor. Lütfen daha ayrıntılı bir şekilde kitaplaştırıp , insanlarımızın yakın çağımızla ilgili bilgilendirilmesine vesile olunuz. Gurbetçi
anonim 11.05.2013 14:42:43

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 002797453

iletişim : editor@kimokur.com