Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Allah islam ümmetine iman, akıl, ahlak, imkan ve sonunda da nice gerçek bayramlar nasip eder inşallah. İyi bayramlar.

::Ziyaretci Defteri
Tebrik ederiz
10.11.2020 17:19:55

Tebrik ederiz

İmtek Mühendislik

Merhaba Web Siteniz hem içerik yönünden hemde tasarım yönünden çok güzel olmuş. Başarılar dileriz.


Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




TÜRKİYE’DE İSLAMİ MÜCADELE VE DEVLETİN İSLAMI SEKÜLERLEŞTİRMESİ-7
Bünyamin ZERAN

 CUMHURİYET DÖNEMİNDE İSLAM ADINA ÇIKAN YAPILAR VE MÜCADELELERİNİN EKSENİ



SÜLEYMANCILIK:



Süleymancılık, kısaca Süleyman Tunahan adlı bir medreselinin Kur’an öğreticiliği çerçevesinde oluşan, her ne kadar yerine bir halef tayin etmeden ölmüşse de karizmatik kişiliğinin de etkisiyle örgütleşip, daha sonra şartlara uygun olarak değişim geçirmiş dini bir cemaattir.[1]



Süleymancılık, esasında Nakşibendi geleneğine ait bir yapılanmadır. Onun içindir ki tarikat mi cemaat mi olduğu tartışılmıştır. Ama Süleymancılığın işlevleri, teşkilatlanma ve işleyiş tarzı itibariyle bir cemaat olma özelliği taşımaktadır. Süleymancılık, dini eğitimin yasaklandığı bir ortamda öncelikle Kur’an öğretmeyi amaçlayan ve daha sonra, dini-manevi saiklerin de işin içine katılmasıyla örgütsel bir yapı kazanan; müntesipleri arasında dini duyguları yaşama, sosyal sığınma, yardımlaşma gibi toplumsal işlevleri de yerine getiren bir cemaattir. Merkez-Çevre ilişkisinde rejime tepki olarak çevre olmayı tercih etmiş Alevi-Şii karşıtlığı ve modern yorumlara mesafeli duruşuyla tipik bir sünni eğilimli cemaattir. Bu cemaati Süleyman Hilmi Tunahan dönemi ve sonrası olarak ikiye ayırabiliriz. Süleyman Hilmi Tunahan, Cumhuriyet rejiminin katı pozitivist ve laik duruşu nedeniyle 1941 yılından 1951 yılına kadar illegal bir şekilde kurslar kurarak Kur’an öğretmeye çalışır. 1949 yılında rejimin dönemin şartları gereği dine karşı yumuşamasına binaen Tunahan’ın yaptığı başvuruya iki sene sonra cevap vererek resmi bir şekilde Kur’an Kurslarının kurulmasına müsaade edilmiştir. İlk resmi kursu Tunahan 1951 yılında açmıştır.



1959 yılında ölümüyle birlikte yerine damadı Kemal Kaçar geçmiş ve Kur’an Kursu faaliyetlerine talebe yurdu kurarak üniversiteye dönük de çalışmalar başlatmışlardır. 1980 ihtilalinde Süleymancılara ait tüm yurt ve kursların devlete geçmesine dönük yasa son şeklini almış olmasına rağmen son anda bu karardan devlet vazgeçmiştir. Bunun nedeni Nazlı Ilıcak’a göre 1980 anayasasına “evet” oyu kullanmaları karşılında vazgeçmiş olmalarıdır. Yani cemaat askeri yönetimle anlaşmıştır.[2] Cemaate göre ise bunu nedeni içerde bir disiplinsizlik görülmediği için vazgeçilmiştir. Cemaatin açıklaması inandırıcı durmamaktadır.



Süleymancılık tam bir geleneksel tarikat mantığı içinde hareket eder. Tasavvuftaki rabıta burada da vardır. Kalbin rabıta ile şeyhe bağlanması ve Allah’ın feyzinin üstad vasıtası ile mürşidin kalbine akması inancı vardır ki bu islam açısından Allah’a aracı koymaktır ki bunun adı şirktir. Süleymancılık genelde teorik yönü yoğun olmayan bir düşünce yapısına sahiptir. Rejimle karşı karşıya gelmekten kaçınmış siyasal bir talebi olmamış geleneksel eğitim metodunu yöntem olarak kabul etmiş bir cemaattir. Siyasi anlamda ufuksuz olduğu kadar, tartışmacılıktan ve üretkenlikten de uzaktır. Vahyi çizgiyi takip etmekten çok Nakşibendilik geleneğini takip etmiştir.



Şimdilerde ise varlık sebeplerini tamamen yitirmiş durumdadırlar. Cemaat, pek çok grup gibi ciddi bir dünyevileşme süreci yaşamaktadır. Bu durumu, müntesiplerinin kişisel refah seviyelerinin yükselişlerinden, yurtların görkemli mekanlar haline gelmesine kadar pek çok yerlerde gözlemleyebiliriz. Kısacası araçsal yapı pek çok şeyde amaçların önüne geçebilmekte ve bunlar rahatça aklileştirilip meşrulaştırılabilmektedir. Modern seküler tavır kendisini siyasal alanda da göstermekte, güncel siyaset, ulusçu söylem gibi konularda hareketin varoluş temasına uygun düşmeyen bir yol izleyebilmektedir. Bu çerçevede mesela, teşkilat zaman zaman milliyetçi çizgiye kaymış, dini cemaat fikrinin yanında Türkçü söylem de varolmuş, Türk’ün üstün seciyeli bir toplum olduğu teması işlenegelmiştir.













[1]Mustafa Aydın, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce, İslamcılık, cilt 6, İletişim Yay. Sh. 308







[2] Mustafa Aydın, age. Sh. 313






YORUMLAR
esselamu aleykum..
bu yazı dizisinin devamını bekliyorum. bu tarihsel değerlendirmelerin bu güne yönelik özellikle akp süreciyle parti ve stk gibi organlarla kendilerini müslüman olarak tanımlayanların nasıl sisteme entegre edilmesine kadar ki süreçte yazının devamını sabırsızlıkla beklemedeyim.
anonim 01.10.2013 15:38:38
Yav He.. He..
anonim 12.08.2016 03:10:04

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003532905

iletişim : editor@kimokur.com