Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




MÜSLÜMANLARIN HAYATLA OLAN İLİŞKİLERİ ÜZERİNE
Bünyamin ZERAN

 Müslümanların hayatla kurduğu ilişkiyi ve hayatın karşısında özne olarak mı yoksa nesne olarak mı durduğu hususunu düşünmemiz gerekiyor. Müslümanlarda ciddi bir kafa karışıklığı, hedefsizlik ve ne istediğini bilememe halleri mevcut. Çok konuşuluyor, çok programlar çiziliyor ama geleceğe dair iyimser olamıyoruz. Çok yoğunuz, koşturuyoruz lakin tefekküre çok zaman ayırmıyoruz. Salih amel için didiniyoruz ama amelimizin salihe dönüşüp dönüşmediğini takip edemiyoruz. Kısacası geleceği kuracak hamlelerden yoksunuz. Çok fazlaca da okumuyoruz. Sorumluluk almaktan korkarak nemelazımcı olmayı seviyoruz. İslam yaşam tarzımıza ve nemelazımcılığımıza bakılırsa çok da umurumuzda değil gibi gözüküyor. Özel hayatlar oluşturup, hobi sahibi oluyoruz ve hobilerimize ve dahi özel hayatımıza dair çokça zaman ayırıyoruz da vahyi hayatın bir parçası yapmaya gerektiğince zaman ayırmıyoruz. Çünkü Allah’a yeterince güvenmiyoruz. Yani dini yalnızca O’na has kılarak kulluk yapmıyoruz. Bize sağlanan konfora alışmışız vazgeçemiyoruz.





Ne düşünürsek medeniyetin bize sağladığı zihinle düşünüyoruz. Bizi kuşatan medeniyetin kime ait olduğunu ise göremiyoruz. Bu medeniyete sırt çevirmeyi hayattan kopmak ve gayrı mümkün olarak görmekteyiz. Çok benciliz, pragmatiğiz ve bireyciyiz felsefi dille individüalist. Kimseye ve hiçbir şeye bağlı değiliz. Bağlı olduğumuzu söylesek dahi bağlı değiliz. Zira “…ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz…” kendi aramızdaki ilişkiyi bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlayacak sevgiden ve donanımdan yoksunuz. Ortak bir mescidi olan cemaat dahi olamadık ki namaza üşenerek gelenleri ayırt edebilelim ve gerektiğinde boykot edebileceğimiz üç sahabemiz olsun. Biz boykot ettiğimizde bizden ayrılmamak için çırpınan ve bizim dostluğumuzdan emin, kendini dışarda hissettiğinde kendini korumasız gören ve bize sevgiyle, hürmetle bağlı tıpkı o üç sahabe gibi adamlarımız olsun. Modern dünya bizi kuşatırken şikayetlendiğimiz her şey nerdeyse üzerimizde mevcut. Hal böyleyken “kitaptan başkalarına okuyup ama kendini unutanlardan olmak” davetimizin ciddiyetsizliğini ortaya koyuyor. Biz bir fikri deklare ederken yanılma payımızı koymadan ve kesin emredici bir tavırla yapıyoruz. Oysa biz vahiy almıyoruz ve yanılma payımız yüksek. 





Tabelalar altında konuşurken kendimizi de başkalarını da ötekileştirebildiğimizi göremiyoruz. Tabelalarla bir duvar örüyoruz etrafımıza ve doğallıktan uzak olarak programlanmış robotlar haline geldiğimizi unutabiliyoruz. Oysa Muhammed (sav)’in etrafında vahye iman etmiş birbirini seven ve ilişkileri bir inanç etrafında gelişen doğal bireyler görüyoruz. O kadar doğallar ki yalnızca vahyi yaşamak umurlarında. Vahiy ne diyorsa o. Vahye aykırı davranış gösterenleri makam ve mevkilerine aldırmaksızın karşılarına alabiliyorlar. İçlerindeyse Salebe gibi dışarı bırakabiliyorlar. Bireyci değiller. “Bir binanın tuğlaları gibi bir birlerine kenetlenmiş” durumdalar. Her işleri istişare ile… Kimse bu benim özelim karışamazsın demiyor ve cemaati bırakıp hobilerinin peşinde koşmuyor. Tıpkı Aliya’nın dediği gibi: “Eğer ben çalışmaz gayret etmezsem benim yüzümden İslam’ın bir parçası eksik kalacak gibi hissediyorum, bu yüzden sürekli çalışmak zorunda hissediyorum kendimi” diyerek herkes gücü oranında yükü omuzlayarak birbirlerinin üzerinden yükü almaya gayret ediyorlar. Allah, “insan nefsine şahittir” buyuruyor. Elbette bizler ne yaptığımızı ve ne yapmadığımızı biliyoruz. Vitrinlerimiz ne kadar süslü olsa da dükkanımızda çok eksiğimiz olduğu aşikar. Ama maşallah herkes vitrin üzerinden konuşmayı, pazarlık yapmayı seviyor. Tekasür toplumu olmaya doğru koşuyoruz. Meydanlardaki kalabalıkları sayarak büyüklüğümüzü tartıyoruz, ne kadar çok insanı etkileyip ağlatabiliyorsak kendimizi iş yapmış sayıyoruz. Duygusal tepkilerle ve uzağı göremeyen problemli zihinlerle eylemler iştigal ediyoruz. Oysa vahiy geleceği inşa eder. Biz geleceği inşa eden vahyi okuduğumuz halde günü inşa edebilecek ve yarına hükmü kalmayacak uğraşlar içinde tarihin sayfalarında kayboluyoruz.





Değişime kendimizden başlayabilmeyi, egolarımızdan kurtulabilmeyi ve rahatımızı bozabilmeyi göze alamıyoruz. Çünkü birçok şeyin ellerimizin altından kayabileceğini ve onları kaybedebileceğimizi düşünüyoruz. Dükkanların vitrinine büyük bir taş değecek de dükkanın ne kadar boş olduğunu birileri farkedecek diye ödümüz kopuyor. Peki tüm bunlar oluyor da yarın için ellerimizle takdim ettiklerimizden dolayı hesaba çekileceğimizden korkmuyor muyuz? Akıllıca olan hesabı bu dünyada görüp yarına yani kıyamete tertemiz çıkabilmek değil midir? 





Müslümanlar olarak kendimizi ciddi bir hesaba çekmemiz gerekmektedir. Yeryüzünde zulme uğrayan bunca Müslümanlar varken bunda bizim payımız nedir diye sormamız gerekiyor. Zalimler toplumları büyüleyerek etkisi altına alırken Musa’nın asasını tuttuğunu iddia eden bizlerin neden zalimlerin sihirlerini yok edemediğimizi tefekkür etmemiz gerekmektedir. Denizler bize niçin yarılmaz? Neden biz evlatlarımızı İmran’ın karısı gibi Allah’a adayamayız? Neden Zekeriya gibi bizden sonra iş başına geleceklerin zulümlerinden endişe ettiğimiz için bizden sonrasına hayırlı bir varis bırakmayız da tek adam olarak yaşayıp tek adam olarak ölmek arzusunu taşırız? Neden Şuayb’in kıldığı gibi bir namaz kılamayız? Neden mallarımız konusunda dilediğimiz gibi tasarruf etme hakkını kendimizde görürüz, heva ve heveslerimizden vazgeçemeyiz? Neden İbrahim gibi gerektiğinde en sevdiğimizden Allah için vazgeçebilmeyi göze alamayız? Neden eşlerimiz, evlatlarımız, ticaretimiz, meskenlerimiz bizim modern putlarımız olur? Daha yüzlerce soruyu bu şekilde kendimize sorabiliriz. Hepsi zor sorular farkındayım ama bu sorular bize bugün olmazsa yarın sorulacak. Neden şimdi sormayalım o zaman. Sorumluluk bilinci bunu gerektirmez mi?





Allah kafir ve müşrikleri anlatırken onları hayata en düşkün olanlar olarak anlatır ve bin yıl yaşatılmak istediklerinden bahseder. Oysa bu isteği içimizden pek çoğumuz da aynı şekliyle istemekteyiz. İran’lı komutana hitaben “sizin hayata düşkün askerleriniz kadar bizim ölüme düşkün askerlerimiz vardır…”söylenilen bu söz bizim Rabbe kavuşmaya ve O’ndan razı olmaya düşkün olmamız gerektiğini hatırlatmaktadır. Eğer vahyedileni gereği gibi yaşama yolunu seçer ve bu suretle geleceği inşa edebilecek doğru hamleler yapabilirsek yerin altından ve üstünden nimetlenme pozisyonunda olabiliriz. İşte o vakit izzet ve şeref sahibi olanlardan oluruz.


YORUMLAR
S.A.
DUDAKLARIMIN TİTREMESİNE ENGEL OLAMADAN OKUDUĞUM VE EN ETKİLİ OLAN ŞU CÜMLENİZİ ’’ vitrinine büyük bir taş değecek de dükkanın ne kadar boş olduğunu birileri farkedecek diye ödümüz kopuyor. ’’ BU YAZININ ÖZÜ OLARAK KABUL ETTİĞİM SATIRLARINIZI OKUMAKTAN ; HEM BÜYÜK BİR UTANÇ ( kendi namı-ı hesabıma ) HEMDE İBRET EDİNDİĞİMİ İTİRAF ETMELİYİM.
GEÇENLERDE TV KANALLARINDAN BİRİNDE , BİR SURİYELİ KADINCAĞIZ ; ŞÖYLE SESLENİYORDU İNSAN(!)LIĞA ...
EY İNSANLAR VE HAYVAN HAKLARI SAVUNUCULARI ...
BİZE EĞER İNSAN GÖZÜYLE BAKMIYOR İSENİZ BİLE BİZE , HAYVANLARA VERDİKLERİNİZDEN GÖNDERİN BİZE DİYORDU ....
BAŞKA SÖZE NE HACET ...
anonim 14.11.2013 19:28:13
Türkiyeli Müslümanlar başkalarının yapıp ettiklerini konuşmak ve eleştirmek yerine ; varolan enerjilerini , eğer var ise kendi programlarına ve vereceklerini düşündükleri hesap gününe endeksli bir yaşama kullanırlarsa , yukarda haklı olarak yaptığınız özeleştiri başlıkları aza inerdi sanırım. Zira Rabb , Rahmetiyle , kullarının yaptıklarını artırır , onların önlerini açar , işlerini kolaylaştırırdı. Bu O’nun vaadidir.
anonim 16.11.2013 13:36:41
Hani derler ya ’’ Ektiğini biçmek ’’ ...
İçinde bulunduğumuz halimizin , sonucundan hareketle bizimde ektiğimiz ve bekleyebileceğimiz sonuç budur. Yazdıklarınız ...
Çalışana çalıştığı kadarı verilir.
Kendi hayatınızda , ektiğinizi biçersiniz.
Demek oluyor ki ekimimiz bu kadar. Beklenti çıtamızın yüksek olması , bizatihi gerçeklerimizle örtüşmüyor. Boyumuz , enimiz budur.
Bu tesbitleriniz , aynı zamanda da kendimizi daha iyi tanımamızı sağlamalıdır. Bu özeleştiri , kime ne ifade ediyor - eder bu önemli..
Selametle Gurbetçi
anonim 16.11.2013 13:36:51
müslümanların ilişkierinde iyi olduğu bir alan varmıdır??? çoğunun ailesiyle ilşkileri sorunludur arkadaşlarıyla problemlidir çocuklarıyla kavgalı dostlarıyla mesafelidir.herr işleri asık suratlı merhametsizdirler ayrıca kuralcı ve kıskanç.......Allahla ilşikileri yapmacık insani ilşikileri zorlama iç dünyalarında ise kendileriyle kavgalı....
gerisi lafıı güzaff
yazı güzel elinize sağlık
anonim 23.11.2013 12:32:05
Son yorumcu onca lafı güzaftan sonra; bir de"nankör"ü ekleyiverse ne iyiymiş!

Çünkü,

eğer ki bir müslüman bir aileye, arkadaşlara, müslüman kardeşlere ve evlatlara sahip olduğu halde, yorumcunun dediği gibi ise; bunun tek kelimelik ifadesi "nankör"lüktür. Allah(c.c.), nankörlük edenlere verdiği nimetleri alıverir!

Sn.Zeran,
yazınız benim ufkumu açtı, Allah razı olsun. Rabbim gözden geçirdiğimiz hayatlarımızı inşaallah kendi rızası doğrultusunda yaşamamızı nasip etsin.

Selamlar.
anonim 24.11.2013 23:06:45

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 002797570

iletişim : editor@kimokur.com