Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Sayın kimokur.com okurları; mevcut yazarlarımız bir süredir yazı gönderemiyorlar. Alıntı yazı/makale bulmakta/seçmekte zorlandığımız için önemli gördüğünüz, "okunmalı" dediğiniz yazı ve makaleleri bizimle paylaşmanızı rica ediyoruz. Vereceğiniz destekten ötürü şimdiden teşekkür ederiz. EDİTÖR

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




MEAL YORUM DENEMELERİ/8 (MAUN SURESİ)
Barış CAN

 MEAL YORUM DENEMELERİ-8 (MAUNSURESİ)




Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile;

1- (Allah’ın) dinini/hükmünü yalanlayanı gördün mü? (1)
2- Güçsüz ve sahipsiz i hor görüp üzerinde baskı oluşturan, (2)
3- Ve ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gidermeyen işte odur. (3)
4- Yazık o ibadet edenlere ki, (4)
5- Onlar ibadetleri(n hakikatleri)nden gafildirler.
6- (Amaçları sadece) gösteriş yapmaktır.
7- Ve en ufak hayra bile engel olurlar.


DİP NOTLAR:

1- “Din” sözcüğü kök olarak “Deyn” fiili ile ele alındığında,sözcüğünün ilk anlamı “borç” demektir. Aslında “din” sözcüğü de başlangıçta “borç” anlamında kullanılmaktaydı. Fakat zaman içerisinde insanlar arasındaki alma-verme işlemleri kapsam olarak genişleyince, buna bağlı olarak bu ilişkileri ifade eden sözcüğün de anlamı genişlemiş ve ceza (her şeye bir karşılık verilmesi), hak-hukuk, nizam-intizam, sosyal düzen gibi kavramlar da “din” sözcüğüyle ifade edilir olmuştur. “Din” sözcüğü daha sonra da istiare yoluyla ve mutlak olarak “toplumsal alış-veriş, toplumsal ilişkiler, şeriat (sosyal nizamı belirleyen ilkeler) anlamında kullanılır olmuştur. Buna göre ayet şöyle de meallendirilebilir : “Allah’ın belirlediği ve insan ortak aklının da onayladığı evrensel hukuk/ahlak kurallarını yalan sayanı gördün mü/ fark ettin mi?” Yani fark etmedinse şimdi fark et.Onları tanı,bil ve ona göre davran.Yalanlamak,yokmuş gibi davranmaktır.

Dini salt kurallar bütünü (helal/haram..) olarak değerlendirmek anlamını daraltmak olur.Zira din , hayatın ta kendisidir.Yani insan ve içinde yaşadığı toplum hayatını kuşatır. Suremiz vahyin ilk dönemlerine aittir ve doğaldır ki muamelat ve şekli ibadetleri içermesi uzak ihtimaldir.İlk dönem surelerine baktığımızda iki temel konunun işlendiğini görürüz.Tevhid ve bireysel/toplumsal ahlak.
“İnsana bilmedikleri şeyi öğretti. Gerçek şu ki, insan azar. Kendini kendine yeterli gördüğü için. Kuşkusuz dönüş Rabbinedir.” (96/Alak:5-8) “Şunların hiçbirine itâat etme :yemin edip duran,aşağılık, (Herkesi) kötüleyen,söz götürüp getiren, Hayra engel olan, mütecâviz ve saldırgan günahkar, Kaba ve kötülükle damgalı, Mal ve oğullar sahibi olmuş diye (böyle yolunu şaşırmış).” 
( 68/Kalem:10-14) . “Ey bürünüp sarınan (Resûlüm)! Kalk, ve (insanları) uyar. Sadece Rabbini büyük tanı. Elbiseni tertemiz tut. Kötü şeyleri terket. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma. Rabbinin rızasına ermek için sabret.” (74/Müddessir:1-7)…Bu nedenle bu tür surelerde geçen “Din-Salat” gibi kavramları çok daha genel ve evrensel düşünmek durumundayız.

Surenin girişinde hak hukuk bilmeyen kimselere dikkat çekilmiş ve devamında da hak ihlalleri gözler önüne serilip,toplumsal yozlaşmanın kötü örnekleri bir bir sıralanmıştır.

2- “Yetim” sözcüğünün ilk anlamı “ babasını kaybetmiş çocuk” tur.Ki o çocuk babadan mahrum olmanın çaresizliği ve güçsüzlüğü içindedir.İşte bu anlamda tüm çaresiz ve güçsüzlerin de ortak adıdır yetim.Bu tür insanları korumak ve kollamak insanlık gereğidir/borcudur.Kur’an “yetim” kavramına özel önem vermektedir.Yaklaşık yirmi dört ayette yetim hakkına vurgu yapılmaktadır. “Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanla değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak (kendi malınızmış gibi) yemeyin; çünkü bu, büyük bir günahtır. ” Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın…” (6/En’am:152) “Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.” (89/Fecr:17) Çaresiz insanların/yetimlerin bu durumlarından yararlanmak,hele hele onların üzerinden bir takım menfaat/rant hesapları yapmak ağır bir vebaldir/suçtur/günahtır.Onların üzerinde bu tür baskılar kurmak ilahi gazabı/mü’minlerin protestosunu/karşı koyuşunu gerekli kılar.Onlar ayakları üzerinde durmaya başlayıncaya(rüştlerine erinceye)kadar onlara kol kanat germek ve haklarını korumak her erdemli insanın boynunun borcudur. Hiçbir güvenliği teminat altına alınmadan asgari ücret ve altında çalıştırılan binlerce yetimin/çaresizin varlığı toplumsal helak için yeterli bir vebaldir.Yeşil ya da kırmızı,özel ya da tüzel hangi tür sermaye olursa olsun bu tür davranan her zorba bu ikaza muhataptır.Onları itip kakmak,baskı oluşturmak,sırtlarından geçinmek,yokmuş gibi davranmak aynı zamanda ilahi/evrensel kuralları (dini) da yok saymak/yalanlamaktır.

3- “Miskin” kelimesi “gerek fakirlik sebebiyle, gerekse fiziksel-zihinsel yetersizlik, yaşlılık, egemen güçlerin baskısı altında olmak gibi çok değişik nedenlerle hareketsiz kalmış, serbest hareket imkânını kaybetmiş, boynu bükülmüş kimse” anlamlarına gelir ve her hali ile ihtiyaç sahibini ifade eder.Toplumsal sorumluluklarının farkında olmayan ya da farkında olmak işine gelmeyenler,muhtaçların sessiz çığlıklarına sağır ve dilsiz kesilir,başkalarını da bu kötü yönlerine ortak etmeye çalışırlar.Son ayette zikredildiği gibi ufak tefek/sıradan basit şeylerin infakına dahi tahammül edemezler.Çirkinliklerini meşru göstermenin tek çıkar yolu toplumda bu tür güzelliklerin (yardımlaşma ve paylaşmanın) yok edilmesi çalışmalarıdır.Kısacası mülk Allah’ındır ve O’nun bize verdiği rızıktan, sailin/isteyenin de mahrumun/ utancından istemeyenin de hakkı vardır.

4- Toplumsal haklara tecavüze yeltenenler bazen iyilik yaptıklarını ileri sürebilirler.Hatta aynı Allah’a inanıp O’na ibadet ettiklerini savunabilirler.Bu sözlerinde ciddi ve samimi olmadıklarının işaretlerini/ip uçlarını toplumsal sorumsuzlukları ile gösterdikleri halde yine de bu tür söylemleri/eylemleri olabilir. Ancak bütün bu yapıp ettikleri ihlastan yoksundur ve sadece gösteriş/itibar içindir.Aldanmamak gerekir. Aynı zamanda itibar da görmemelidirler.Çünkü suremiz baştan sona onları ifşa etmekte ve itibarsızlaştır- maktadır.

“Maun” Suresi Allah’ın izni ve yardımı ile bitti.Allah en doğrusunu bilir. (Barışcan)

YORUMLAR
Maun suresi Mekki bir sure olsa gerek. Buradaki muhataplar ise Mekke müşrikleridir...
Dini yani, bildikleri,farkında oldukları sorumluluklarını görmezden gelenleri gör...
Onlar yanlışlarının farkında olanlardır ve kendi değer yargılarını da yok sayanlardır.
Yine onlar gücü eline geçirdiklerinde hukuksuzlukta sınır tanımazlar.
Yazıklar olsun onlara ki,iddiaları doğruluk,dürüstlük ve adalet iken yürekleri ve amelleri kendilerini yalanlar ve Allah’ta buna şahittir.
Her şeye rağmen yine de takdir edilmeyi beklerler.
Hayatlarının hiç bir döneminde hayır namına bir şey yapmazlar.

Üstadlarım doğru anlamışmıyım.?

HÜSAMETTİN ALTINKAYA
anonim 31.08.2015 23:53:48
barış bey hep beraber heyecanla meal yorumlarınızın takibindeyiz.
yüreğinize sağlık
anonim 01.09.2015 23:12:16
ufuk açıcı
Allah razı olsun
anonim 02.09.2015 17:11:03
Maunlaştıramadıklarımızdanmısınız?
1- Baksana şu kendini dinden sanan ve hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanlara
2- yetimi sahiplenmez,
3- yoksula kucak açmazlar
4- Ve Yazıklar Olsun! UMREYE GİTMEYE verdiği önemi
5- Salat-ı İkame etmek için göstermeyenlere.
6- Takke, tespih ve sakalları dindar görünmekten başka bir şey için değildir.
7- Böylesi kalabalığın, topyekun iyilik önündeki engelleri kaldırmaya güçleri ELBETTE yetmez!
anonim 28.5.2016 09:55:14
Maun Suresi kurumsal dine savaşın manifestosudur. Bu surenin çok temel iki olgusu vardır. Surenin 1-3 ayetleri arası Kurumsal Dindarlığın ağabalarına seslenir. Dinden görünüp üç beş fakire çorba içirip sağda solda çalıştırıp kendi yurdunu Kabe ye dönüştüren din tacirlerini yerden yere vurur... Yoksulluk miskin dindarlıkla asla ortadan kaldırılamaz. Bu tüccarlar Müslümanları ölmeyecek kadar besleyip çalışkan eşşek yapmak ve her önlerine koydukları otu da kendilerinin ne kadar cömert oldukları hatırda kalsın diye verirler. Fakir bulup sürekli çorba içirirler ama onu mağdur edene sataşmaz, başkaldırmaz ve onunla mücadeleye tutuşmazlar. Kendisine sürekli muhtaç bir kitle olsun isterler.
anonim 28.5.2016 09:55:31
Ayetin asıl ve üzerinde durulması gereken diğer bölümü ise Birinci bölümde anlatılan kurumsallaşmış dindarlığın dümen suyuna gitmenin DİN SANILMASININ BÜYÜK BİR YANILGI olduğudur. Kurumsallaşmış din, kötülük problemi ile topyekun bu nedenle savaşamaz. İyiliğin kaim ve baki olmasını başaramamamızın nedeni pasif ve kafası miskin kitle yüzündendir. Kim bu alanda bir aylak ve miskin birey yetiştiriyorsa İslam onun düşmanıdır. Muhammed a.s bu nedenle Mekke ve Medine bir tekke kurmadı ve hiç kimseyi bu tekke önünde miskin eylemedi. O muhtaçlığın bir hak ve adalet sorunu olduğunun farkındaydı ve o bu hastalıklı yapıyı meydana getiren unsurlara karşı mücadele etti.
anonim 28.5.2016 09:55:47
Bunun için, sabah akşam TV lere çıkmadı. Gündemin dümen suyuna gitmedi. Gündemin "sakız orucu bozar mı?" gibi saçma sorularını cevaplamadı ve gündemi her zaman kendi oluşturdu. O varoşlardan çıkıp filozof ve ya sofican takılmadı. Budist rahipler gibi miskinliği tercih edip sarayların sundukları ile yetinen dilencilerden olmadı. O sokakta dayak yiyen bir kadından taraf oldu. Doğum yapacak annelerin çetelesini tutup kız çocuklarını gömmesinler diye ayaklarına kapandı. Faiz lobisiyle başını belaya soktu. O BÜYÜK MESELEYİ anlamış BÜYÜK FOTOĞRAFI DA GÖRMÜŞTÜ. O yüzden O nu çok seviyorum. Gül kokulu, inci dişli, sürme gözlü olduğu için değil. O bir kavga adamıydı, dava adamıydı. Orduları vardı ama onu kan tutardı.
Ahh be iki gözüm Muhammedim,
Seni çok özledim

Yusuf Kahraman
anonim 28.5.2016 09:56:43

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ŞEHİT MURTAZA MUTAHHARİ
devamı >
::Bir Ayet
"Kur’an’dan mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz" İSRA/82

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Edward W. Said tarafından yazılan Şarkiyatçılık/Oryantalizm isimli eser, “Batı“nın “Doğu“ya bakış tarzını büyük bir zihinsel güçle sorgulamıştır. Tavsiye edilir.



Ziyaret Edilme Sayısı : 002541863

iletişim : editor@kimokur.com