Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Sayın kimokur.com okurları; mevcut yazarlarımız bir süredir yazı gönderemiyorlar. Alıntı yazı/makale bulmakta/seçmekte zorlandığımız için önemli gördüğünüz, "okunmalı" dediğiniz yazı ve makaleleri bizimle paylaşmanızı rica ediyoruz. Vereceğiniz destekten ötürü şimdiden teşekkür ederiz. EDİTÖR

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




KOKUNUN KAZANCI
Dilek Buz

Kızıl sakallı olan;
-“Burası güzel bir çay ocağı, bahçesinde oturabiliriz” dedi.
Kır saçlı olan, teslim ve sakin bir edayla cevap verdi; 
-“olur kardeşim” 
Kare küçük bir masanın etrafına oturdular. Masanın bir tarafında modern bir koltuk, diğer tarafında da kilim desenli bir divan vardı. 
Sakin, hoş bir yerdi çay ocağı. Kır saçlı olan sevmişti burayı. Etrafta tarihi binalar vardı. Asmaların arasına saklanan lambaların ışığı daha gizemli kılıyordu mekanı. 
Çaycı geldi, gözlüklü bir gençti.
-Hoşgeldiniz, benim adım Salih. Bir şey ister misiniz?
-“Merhaba Salih kardeşim, ne güzel adın var senin. Salihlerden olasın inşallah. Ben çay alayım sana zahmet” dedi kızıl sakallı olan. Sonra ikisi birden kır saçlıya baktılar. O da biraz çekinerek;
-“Çay dışında neyiniz var? Biraz başım ağrıyor da” deyiverdi. 
Salih;
-El yapımı limonatamız var, kendimiz yapıyoruz, güzeldir.
-Hah tamam Salih, sana zahmet ben de limonata alayım.
Salih başıyla onaylayarak uzaklaştı.
-Geçmiş olsun, başın mı ağrıyor?
-Saolasın, hafif bir şekilde başım ağrıyor. Muhtemelen susuz kaldım. Başka türlü ağrımaz benim başım.
-Benim başımda, aşırı kokuya maruz kalırsa ağrır. Kokuya çok hassasım, hem severim hem korkarım. Parfümlerden nefret ederim. Esans, gül yağı gibi kokularda ise hafif ve çok seçiçi olunursa sevebilirim. Kolonyalar genel olarak rahatsız etmez. Özelde ise tütün kolonyasını severim. Zira tütün kolonyası bana çocukluğumdan kalma şeyleri hatırlatır; bayramları, çikolatalı şekerleri, rahmetli babamı…
-Allah rahmet eylesin amcamıza…
-Amin... Amin… Ama en çok doğadaki kokuları severim. İşte onlar hiç rahatsız etmezler beni. Bahçe kenarlarını süsleyen hanımellerini koklamak için çok gezdim sokaklarda. Ihlamuru da severim. Ama iğde ağacı arardım özellikle, çok severim iğde kokusunu. Aklıma türlü türlü musiki gelir iğde kokusunu alınca. İğdenin yoğunluğuna göre musiki hızlanır ya da yavaşlar; kalbim gibi. Sanki, sanki diyorum, koku ile musiki arasında bir bağ var, her bir koku bir nota, aynı zamanda bir renk… Yani renk, koku ve notalar arasında bir bağ var gibi… Bazı geceler bağlama çalarım; bazen de ney üflerim. Her birinde farklı kokular alırım, farklı renkler hissederim. Yeşil, sarı, kırmızı, beyaz… 
Çocukluğumda bahçemizin her yanında beyaz gül vardı. Güller açtığında her bir yan gelinlik gibi beyaza bürünürdü. İnce, nazik, hafif bir koku yayılırdı her bir yana.
Kızıl sakallı genç bir süre durakladı. Çayını yudumladı. Sonra aradığını bulmuş gibi;
-Ama en çok, en özel sevdiğim koku saf çam kokusudur. O kadar özel bulurum ki... Sineme işlemiştir onun ucuz ama harika kokusu. Musiki ya da renk hissetmem çam kokusunda. Onda toprağı, huzuru, sadakati hissederim. Bir de Saka kuşunu hatırlarım, çam kokusu yanında duyduğum tek ses, saka kuşunun sesidir. Köyümüzün yanında çam ormanı vardı, orada çok zaman geçirmiştim küçükken. Oradan kalma bir anı heralde…
Yine sustu. Biraz düşündü, sonra tebessüm etti.
-Son bir şey daha anlatayım. Kokuya olan merakım yüzünden, liseye başladığım yıllarda tanıdığım bir esansçı amcanın yanında çok vakit geçirdim. Çok gittim geldim dükkanına. Emekli bir amcaydı, yine de bırakmazdı işini. Hayranlıkla izlerdim onu. Renkli renkli şişeleri, iksir gibi gizemli kokuları, pahalı gül yağlarını… Bir gün ustaya merakla sordum;
-Usta, bu işin kazancı çok mu? Büyüyünce ben de yapsam…
Usta güldü ve bana şunu söyledi;
-Bu işin tek kazancı, şişeyi doldururken üzerine sinen kokudur evlat… Mis gibi kokarsın, o kadar...
"Hayat gibi" demişti kır saçlı olan;
"hayat gibi"


YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002662269

iletişim : editor@kimokur.com