Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




ATASOY MÜFTÜOĞLU/ BİR SOHBETİN SATIR BAŞLARI
Atasoy Müftüoğlu

 Yazar Atasoy Müftüoğlu, 12. Anadolu Buluşması’nın 3. gününde (15 Ağustos 2017 Salı) “Ahlak” üst başlığıyla bir Hasbihal gerçekleştirdi.

Müftüoğlu konuşmasının satır başları şunlardır;

-İslam’ın ontolojik ve epistemolojik durumuyla ilgili bir projemiz şu anda yoktur.

-Bize İslam’ın bireysel dindarlık şeklinde bir maneviyat olduğu telkin edildi.

-İslam’ın tek bir rüknünün bile özgür olmadığı bir toplumda yaşamamıza rağmen kendimizi İslami düzende yaşıyormuşuz gibi bir yanılsamayla yaşıyoruz.

-Bireysel dindarlığa ikna edildiysek bir sorun yok.

-Büyük özgürlüklerin temelini sömürücüler elinde tutuyor.
-Öykü anlatmak kolaydır, ama bizim bir öykümüz yok. Önce gerçek öyküyü anlatmamız gerek.

-Kültürümüz ödünç alınmış, kurucu/inşa edici bir kültürümüz yok.

-İçinde yaşadığımız dünyada sekülerizmin dokunulmazlığı var, Ama ne yazık ki İslam’ın güvencesi yok.
-Vahiy hayatımız bu dünyada tamamıyla kayıtsızdır.

-Hamaset sistematik bir şekilde yükseliyorsa, o ülkede tefekkür uçuruma doğru yuvarlanıyor demektir.

-Hamaset sizi gerçeğe yabancılaştırır.

-Yeni uyuşturucularımız var, mesela 15 Temmuz… 15 Temmuz müthiş bir şey olmasına rağmen aradan bir yıl geçti, fakat hâlâ hesaplaşılmadı. Bu darbeyi hazırlayan nedenlerle ilgili tek bir cümle kurulmuş değildir. Türkiye bir darbeyi bertaraf etmiştir ama düşünsel, entelektüel, ideolojik, politik, kültürel saldırılara cevap veremiyor. Bunlara cevap veremeyince hamasete sığınıyor.

-Bizim geleneğimizde yüzeysellik var. Kuklacıyla uğraşmaz, hep kuklaya kafa yorarız.

-Araştırma merkezlerimiz, büyük fikir adamlarımız olsaydı, İslam’ın nabzını tutacak seviyede bir durumumuz olsaydı, bu darbe gerçekleşemezdi.

-Kendimizi ilkesel temelde tanımlayamıyoruz, çünkü ilkelerimiz yok. ‘Üstad böyle diyor, bu zat böyle diyor’ diyoruz.

-İslam dünyasında hukuki, ideolojik bir meşruiyet yoktur. Karizmatik meşruiyet vardır, bunun da İslam’da bir karşılığı yoktur.

"15 Temmuz nasıl uyuşturucu hale geldi?"

Ulusallaştırma, dini semboller aracılığıyla tahkim ediliyor. Artık bayraklı camilerimiz var. İki sözcükle tutunuyoruz hayata ne yazık ki; ezan ve bayrak... 21. Yüzyıla söyleyecek doğru dürüst sözümüz yok. Bunun için de ne zaman bir şey söyleyecek olsak, ‘bir zamanlar…’ demeye çalışıyoruz.

-Bir seferberlik içinde olduğumuz doğru, ama şunun bir cevabı olmalı; Gazze’ye yiyecek yardımı yapabiliyoruz, ama siyasal yardım neden yapamıyoruz? Kudüs için ancak şiirsel yardımda bulunabiliyoruz.

-İslam dünyasında dayanışmayı gerçekleştiremiyoruz. Çünkü ulus devleti kutsallaştırıyoruz. Bu da hamaseti beynimize nüfuz ettiriyor.

-İslam’ın bir hükmünün bile özgür olmadığı bir dünyada mezhepçilik sürekli tartışılıyor.

-Bugün mezhepçiliğe, ehli sünnete, vurgu yapan bir söylem var. Ama bu söylemde İslam’ın kendisi yok.

-Her Müslümanın, her türlü bencilliğin bir putperestlik olduğunu bilmesi gerekir.

-Bugün vizyonunu kaybetmemizin en büyük nedeni biziz. İçe ve geçmişe kapandık, dünyayla temasımızı kestik, tarihe/zaman söyleyecek bir şeyimiz kalmadı.

-Gelenek bütünüyle kötü değil, ama geleneği din haline getiremeyiz.

-Neden Kur’an-ı Kerim’den bir değer sistemi, bir paradigma, bilgi felsefesi çıkaramıyoruz.

-Yüzlerce menkıbe dinliyorsunuz, ama gerçek hayata dokunacak kaç cümleniz var. Burada konuştuklarımız kimsenin umurunda olmuyor.

-Şunu da kabul edelim ki istismara açık bir beynimiz var, yüzyıllardır kandırılıyoruz. Peygamberin siyasi hayatı hakkında bir felsefe çıkaramıyoruz. Hâlâ sakalı şerif konuşuyoruz.

-Siyasiler büyük kitleleri arkasından sürükleyen, din alıp satan bir zatı ziyarete gidiyor. Yarının tarihçisi bunu okuduğunda diyecek ki: bunlar helaki çoktan hak etmiş…

-Ümmet gerçek anlamda bir kez hac etmiş olsa İsrail bu hayasızca tahakkümünü gerçekleştiremez.

-Bizim yeni bir dile ihtiyacımız var. Bu yeni dili içe doğru bir hesaplaşma yapmamız gerek. Acilen bir tarih felsefesi yapmalıyız.

15. yüzyılda ulema, mehdinin padişah olduğunu düşünüyor ve kıyameti bekliyor. Kıyameti bekleyen bir ulemanın tarih felsefesi çıkarması mümkün olabilir mi? Aynı ulema o dönemde misvak kullanmayı tartışıyordu.

-Demokrasinin başlangıcı tarihin bitişi olmuştur. Şu anda demokrasi bir put... Bir Müslüman yazar demokrasiye tek bir cümle eleştiri yazamıyor.

"Bize gelmeyin, kendinize gelin!"

-Gençlere tavsiyemiz: Bize gelmeyin, kendinize gelin!

-Siz, bizim gibi ihtiyarları takip etmek zorunda değilsiniz.

-Akıllı telefonlar bizim yerimize düşünmeye başladı, artık akıllarımızı kullanmıyoruz bizim yerimize de onlar düşünüyor.

-Hiçbir medeniyet kendi başına var olamaz. Müslümanlar karşılaştıkları toplumlarda kendilerine uygun olanı aldılar, o topluma faydalı olacak şeyleri verdiler. Ne zaman ki kendi içine kapandılar, o zaman çökme başladı.

-Şu anda zihin dünyamızda tel örgüler var. Bunlardan biri ulus devlettir.

-Hiçbir ulus devlet asimilasyona başvurmadan hayatını sürdüremez, asimilasyon büyük zulümdür.

-Sömürgecilerin düşünmemizi istemediği şeyleri düşünerek yola çıkmalıyız.

-Sömürgeciler İslam’ın ontolojik durumunu düşünmemizi istemiyor.

-‘Neden her şeye, her türlü müdahaleye maruz kalıyoruz?’ sorusuna cevap aramalıyız. Bir irade ortaya koyarsanız, direnişe geçerseniz, bilinçle hareket ederseniz, maruz kalmazsınız.

-Madun konuşamaz. ( Konuşmacı burada ’Madun Konuşabilir mi’ kitabına atıfta bulunuyor) Çünkü paradigmalar savaşını kaybetmiştir.

-Dünya bu paradigmaları dayatırken biz hiçbir paradigma üretemedik.

-10 gün önce, önde gelen âlimlerimizden biri 15 Temmuz’un Fransız Devrimi’nden daha büyük bir olay olduğunu yazdı. Bu, müthiş bir akıl tutulmasıdır. Biz şu anda hâlâ Fransız Devrimi’nin ilkelerini kullanıyoruz.

-Gittiğimiz her yerde, ilk görülen boş araziye devasa camiler dikildiğini görüyoruz. Bu camilere destek veren insanların akıl /fikir gerektiren büyük projelere destek verdiğini gördünüz mü? Büyük fikirler için para harcadıklarını/fedakarlıkta bulunduklarını gördünüz mü?

-Bizim her şeyden önce zihinsel yardıma ihtiyacımız var. Entelektüel bir devrim için bunun bir başlangıç olmasını diliyorum.

 islamianaliz.com

YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002779184

iletişim : editor@kimokur.com