Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




HERKESE BAHSET: SENDEN, BENDEN, BİZDEN
Aydın TÜRK

İstatistikler Türkiye’de evcil hayvan sahiplenme oranı her yıl ciddi bir ivmeyle arttığını gösteriyor.  Geçen aylarda Alper Görmüş serbestiyette yazdı. Yazının başlığı "Hayvan sevgisi insanın birbirinden uzaklaşmasının ifadesi mi?"

(http://www.serbestiyet.com/yazarlar/alper-gormus/nsanin-insandan-uzaklasmasi-ve-giderek-buyuyen-hayvan-sevgisi-811599)

Güzel bir soru...

Modern hayatın insanı insandan kopardığı hep söylenir. Aslında bir yönüyle bu  hal doğaldır ve aslında yine "modernizm" (?) üzerine tüm kötülükleri isnat edip kafa ağrısından kurtulmak açısından iyi bir enstrümandır.

Doğaldır, çünkü artık kendisine yabancılaşacağımız kalabalıkların içinde yaşıyoruz. Önceleri köyümüzde/kasabamızda yabancılaşacak kadar çok insanla bir arada değildik. Barınaklarımız azdı, mesai saatlerimiz yoktu ve yaşamanın en basit koşulu aile dayanışması idi.  Tüm suç çağın değildir, çünkü kadim zamanlarda insanlar arasındaki ilişkilerin mahza barışçı, mahza samimiyet örülü olduğu söylenemez.

Her neyse. Artık şehirlerdeyiz ama düşünürlerin bununla ilgili önümüze sunduğu bir sorunsal var. Şehirde olup şehirli olamamak, şehre rağmen mahalle periferisi içinde yaşamak, sosyologların ifadesiyle "cemaatten cemiyetlere" geçememek. (Dikkat: yazımız boyunca cemaat dini cemaat anlamıyla kullanılMAmıştır. )

Birbirimizden uzağız çünkü zihinlerimiz birbirinden uzak, alışkanlıklarımız, beklentilerimiz.... Bir taraftan bu bir fırsat. Sosyalist söylemden iktibasla "çelişkiler gelişmeleri doğurur".Bu durumda gelişmenin olmaması gelişmenin olmamasını çelişkilerin azlığından değil de çelişkilerin farkedilip, takdir edilmemesinden kaynaklı olmalı.

Bazıları medeniyetin kozmopolit toplumların içinden çağladığını iddia eder.  Abbasilerin altın çağlarında Yunan felsefesiyle iştigal etmesi, eski İstanbul’un çok dinli-çok kültürlü yapısı, coğrafi keşiflerin tarihin seyrini değiştirmesi buna örnek verilebilir. Ne var ki ortalama insanımızın algısı dini ya da din dışı olsun bir cemaate gömülerek orada -emniyet- içinde yaşama alışkanlığına kodlanmıştır.

Böyleyken soğuk savaş halindeki mahalleler arasındaki rekabetin konusu da doğal olarak -emniyet duygusu- ekseninde var olduğu anlaşılıyor. Vasatın mensubiyet motivasyonunun -maddi menfaat- olduğunu söylemek abartı olmayacağı takdir edilir. Vasat üstü motivasyon ise -manevi menfaat- ekseninde şekillenmektedir. 

Manevi menfaat unsurlarını şöyle açıklamak mümkün:

1. Tanrı kompleksi

2. Büyüğün içinde olma ihtiyacı

3. İkame psikolojisi

Tanrı kompleksine -belki mesih komleksi- sahip cemaat aklı boşta kalan kuzuların eve toplanması (!) için Tanrı tarafından görevlendirildiğini bilinç altında taşır. Bu kendinden eminlik hali ancak tahsil ile mümkün olduğundan cemaatin bir doktrini/ideolojisi olmadığı söylenemez. "Biz seni kendimize değil savunduğumuz değerlere çağırıyoruz" söyleminin dip satırlarında "ama tabi kendine gelmen için en güzeli bizim yakınımızda durup bizim kitaplarımızı okumaktır" cümlesi gizlidir.

"Büyüğün içine alma hizmeti" şehirli olamamış insan için doğal bir ihtiyacı karşılar. Büyük ailesinden ve bazen de çekirdek ailesinden kopmuş bilhassa genç insanlar açısından "biz bir aileyiz" retoriğiyle ışıklandırılan bu söylem bilhassa ilgi çekicidir. Söylemin gerçekten uzaklığı bu kadar insanın aynı anda ailesi olmanın aile içi şiddet ve kıskançlığa evrildiği yerde kendiliğinden izhar olur.

İkame psikolojisi gerek toplumsal, gerek dinsel, gerek insani her türlü vazifenin büyük grubun içinde birisinin yapmasıyla diğerlerine de manevi bir tatmin ya da uhrevi bir mükafat olarak yansıması inancıdır. Artık grubun bir hikayesi olması insanların tek tek hikayesi olmasına mahal bırakmaz. İnsanlar topluca dua etme, topluca umut etme, topluca ağlamanın sahicilikten uzak ritüellerine kelepçelenirler.

Kıymetli bir abim Erzurum’da mukim eski zaman arifleriyle ilgili bir hikaye anlatırdı. Şeyh Efendi tekkeye evladını getiren babalara bir bakarmış, sonra çocuğa bir bakar ve sorarmış: "Evladım, gönül yaran var mı?" Çocuk utana sıkıla "Yok efendim" derse cevap hazırmış "Yerimiz yok evladım"

Velhasıl; gönlünü kırmak istemem ama ben sana "kalk ve bir şeyler yap" diyemeyeceğim sayın okuyucu. Oturup düşünelim bile demeyeceğim. Ne halin varsa -gör-. Belki ancak yara sahibi olmaktır paylaşmaya değer olanımız. Hepsi bu, yoksa hepimizin hikayesi kendine. Ve gülme, anlattığım senin hikayen.

 

Aydın


YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002681039

iletişim : editor@kimokur.com