Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




KÜÇÜK HABERCİ (ÖYKÜ)
Dilek Buz

 Sıcak bir yaz günüydü. Çerçi Memiş emmi, eğerini tuttuğu boz eşek ile bana doğru yaklaşıyordu. Ben ise kuzuları çayıra salmış, söğüt ağacının gölgesinde oturuyordum. Küçüktüm o zamanlar, altı yedi yaşında ancak vardım. Kuzuları otlatma işi, aile içinde en küçük olarak bana düşüyordu, bende seve seve kuzuların peşinden gidiyordum. Benden başka üç beş kuzu çobanı daha oluyordu, akşama kadar oyunla, yarışla, kovalamacayla geçiriyorduk. Akşama doğru kuzuları toplayıp, epeyce uzakta kalan köyümüze dönüyorduk.



O gün yalnızdım. Çoğu kuzu çobanı, aileleri ile birlikte köyümüzün yaylası olan Çandır’a gitmişlerdi. Yaylanın hem havası serindi, hem otlağı çoktu, hem de süt verimi iyiydi. Biz de yaylaya gidecektik elbet ama köydeki işleri henüz toparlayamamıştık. Babam birkaç gün içinde gideceğimizi söylemişti.



Çerçi Memiş emmi yanıma kadar geldi. Selam verdikten sonra eşeğini sulayıp çayıra serbest bıraktı. Sonra dereye gidip başını içine soktu. Saçını başını bir güzel yıkadı. Sonra kana kana su içti. Cebinden çıkardığı mendille elini yüzünü kuruladıktan sonra mendili başına sardı. Heybeden bir bohça çıkarıp yanıma yaklaştı.



-“Yorulmuşum evlat, yorulmuşum. Yaşlanıyorum artık. Bu sene son senem belki de. Bir daha ki seneye, ölmezsek eğer, çerçi işini bırakırım. Emekli ederim belki kendimi” diyerek güldü.



Bende güldüm ama bir şey demedim. Bohçasını açıp içinden taze ekmek ve yeşil üzüm çıkardı. Birkaç dilimde peynir. Peynir benim azığımda da vardı ama taze fırın ekmeği ve yeşil sulu üzüm ağzımı sulandırmıştı. Bunu bilen Memiş emmi ekmeği de üzümü de bölerek önüme koydu. “Gerek yok” desem de ısrar etti. Ben de belimde bağlı olan azık çıkınını açıp haşlanmış yumurtayı, yeşil soğanlı çökeleği ve yufka ekmeği ortaya koydum. Bir müddet konuşmadan azığımızı yedik. Sonra konuşmaya başladı;



-Kimin oğlusun sen?



-Kızaklı köyünden Kara Cemilin oğluyum.



-Maşallah. Büyümüşsün. Doğduğunu duymuştum ama görmemiştim seni hiç. Baban sen doğduğunda benden bir kasa lokum alıp dağıtmıştı köylüye. Babanı severim, deli dolu ama dürüst bir adamdır.



-…



-Neden yalnızsın? Başka çoban yok mu?



-Herkes yaylaya çıktı. Biz kaldık sadece, babam işleri toparlayınca bizimde gideceğimizi söyledi.



-Yaylaya çıktı mı köylüler?



-Evet herkes çıktı,



-Eyvah eyvah, geç kaldık desene. İlçeden geliyorum. Birkaç haber getiriyordum. İki telgraf, bir mektup bir de sözlü haber vardı. Ben şimdi nasıl çıkarım yaylaya? Çıkamam, ama haberde vermezsem olmaz. Sana mektubu verir yolarım, ama ya diğerleri… Yazılı telgrafları cebimden düşürmüşüm, yaşlılık işte. Yanıma kalem kağıtta almamışım, yazıp verirdim sana. Ne yapacağız şimdi? Hem aslına bakarsan sizin köyden bana pek iş çıkmıyor. Ben Kocahasan köyüne gidiyordum. Geçerken de sizin köyden geçer, hem dinlenir, hem de haberleri iletirim demiştim. Ne yapacaz şimdi?



Kara kara düşünüyordu Çerçi Memiş emmi.



-Diyeceklerini bana diyesin Memiş emmi. Hatırımda tutarım, kime ne diyeceğimi bilirim ben.



-Aferim sana,öyle yapalım, ama unutmayasın.



-Yok unutmam.



-İyi dinle o zaman. Hatçe ana var ya, oğlu gurbette olan, Alamanya’ya gitmişti oğlu çalışmaya, orada maden de ölmüş. Kaçak gitmişti oraya. Bulamamışlar kimin nesi olduğunu, kimsesizler mezarlığına gömmüşler orada. Durumdan sonradan haberdar olan bir arkadaşı ilçede ki ana babasına mektup atıp haber etmiş. Bunu anasına söyleyesin. Ama sen söyleme, babana de, o desin. Bu birinci haberdi. İkinci haber Serçe Osmana, hasta avradına dilekçeyle ilaç istemiş hükümetten, dilekçesine cevap gelmiş, sıkıyönetim altı ay içinde bitecekmiş, ödenekler açılacakmış, ondan sonra ilaçlar kaymakamlığa gönderilecekmiş.



-Serçe Osman’ın avradı Suzen hala öldü ki…



-Allah rahmet eylesin, ne zaman?



-iki ay oldu.



-Olsun, haber haberdir, sen yine de söyle. İlaçlar gelirse gitsin alsın, almazsa iyi olmaz. Hökümetin lütfu geri çevrilmez. Üçüncü haber fötürlü Recebe, oğlu kız kaçırmıştı geçen sene, büyük şehre gitmişler, fabrikada işe başlamışlar, Allah ikramda bulunmuş, bir kızları olmuş, oğlan olsa daha iyiydi amma olsun, haber ver, sevinsinler. Bir de mektup var, ama mektuba dikkat et, Sarı Memetin oğlu askerden göndermiş, ama ana babasına değil mektup, nişanlısına. Gazi Çavuş’un kızına, babasına göstermeden ya anasına ya kızın kendine vermeli mektubu. Düğün yakın demek ki… diyerek güldü Memiş emmi.



Bende güldüm. Güldüm ama içime de bir korku düştü. Ben bütün bunları nasıl aklımda tutacaktım. Bunun farkına varan Memiş emmi heybesini karıştırıp renkli ipler çıkardı.



-Bak evlat, unutmaman için, her bir haber için parmaklarına farklı renkte ip bağlayacağım. Ölüm haberi kara haberdir, bunu kara renkteki ip, henüz gelmeyen ilaç haberini sarı renkli hüzünlü ip, doğum haberi müjde haberidir, pembe ip, askerin nişanlısına gönderdiği mektubu da aşkın rengi kırmızı ip hatırlatsın sana.



Parmaklarıma bağlanan ipleri yaylaya varana kadar hiç çıkarmadım. Her haberi sahibine ulaştırdım. Kimi sevindi, kimi üzüldü,  kimi ağladı.



Aradan uzun yıllar geçti. Parmağıma ip bağlamaya hala devam ederim. Artık cep telefonları, mail hesapları, görüntülü konuşma imkanları var. Ama benim için hiçbiri, parmağımdaki renkli ipler kadar haber taşımaz.




YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003007003

iletişim : editor@kimokur.com