Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




KARANLIKTAKİ GÖLGELERDEN AYDINLANMIŞ RUHLARA YA DA ZULÜMATTAN NURA
BARIŞCAN

 ‘’Cehaletle’’ uğraşmak zor. Adı üstünde ‘’cahil’’. Neyin cahili? Aslında, öncelikle kendine, iç dünyasına yabancı. Duygu ve düşünce dünyasından bi-haber. Duygu atmosferinden korunaksız. Kalbe hücum eden zararlı ışınlara-karanlıklara-karşı (koruyan)katmanları vardı. Bilseydi kıymetini...


             Tıpkı anne rahminde korunduğu gibi... 


Şefkat kalkanını darmadağın etti bilmeden ya da kasten,  belki de planlayarak- planlanarak. Sevgi- aşk sığınağını parçaladı. Yok etti savunma sistemini. 


             Zaten canavarlarda pusudaydı...saldırdılar... 


             Neyin cahili? Kendini- iç dünyasını- hale hale kuşatan nur halkalarını dağıttığını,farkındalığını unuttu(ruldu).


         “ Cahili Toplum Devri” ile uğraşmak mı? O daha eşed! Düşünce iklimini yitirmiş, karıştırmış kalabalık, güruh. Beyninde,aklın derinliklerinde fırtınalar kopuyor. O ise yazın sıcağından şikayet ediyor. Evrendeki zerre- kürreler temaşa et diyor her bir hücresine ve fokur fokur kaynıyor göz, kulak ve beyin kıvrımları. Bizimki üşüdüğünün derdinde.


               Ne yaman çelişki.


           Karanlık içinde karanlık. Zifiri karanlıklarda karalar bağlamış gölgeler. Işık yoksa gölge yok ki. 


               Aslını ruhunu yok etmiş bedenler, gölge değil de nedir? 


               Karanlıktaki gölgeler tam da budur.


               Derin deryadaki karanlıklar. Dalga üstüne dalga, üstünde de kara bulutlar. ‘İmdat ‘ dilemez. Dileyecekmiş gibi elini uzatsa eli kara, eli lekeli, eli kanlı. Derinler ,dalga ve bulut....Görünür mü orda el?.. zulmün lekeleri kalpte nokta-cık-larla yer bul-durul-ur.Siyah noktalar çoğalır ,çoğalır.... Yürek ışıksız kalırda yas bağlar gönül.


                Karanlıktaki gölgeydi İblis.


                Et parçası kara kalpli gölgelere sinsice yaklaştı da; ateş yakıp kuşattı çevrelerini. Gök gürültüsü sayhasıyla çaktı şimşeklerini , yağmura tutulmuş gölgelere. Amacını , yolunu , rotasını kaybetmiş, zulmet içinde zulmette direnen karanlıklar ülkesinin sakinleri, yanan ateşi , çakan şimşeği ışık zannettiler de oyalanıp durdular. 


                Şimşek anlıktı, ateş de söndü. 


                Sayha sağır etti kulakları, 


                Şimşek kör etti gözleri.


               “Belhum edall” ,


               “Esfel-i safilin”.


                Derin suların girdabına kapılıp karanlıklara gömüldüler.


            Bu girdapta çukurlarda yaşamaya mahkum gölgeler...


                Ne yaparlar o bölgelerde... halleri nicedir? Nedir durumları? Her günleri perişan. Perişan eden fırtınalar. Kül olmuş savruluyorlar bir sağa, bir sola amaçsızca. Güçleri yok ki dirensinler. Fırtına dinse ne olur? Savrulan külsün sen. Bu defa başın güneş ile belada. 


                Ve sen çöldesin. 


                Kavurucu ışınlar zerresini bırakmıyor bedeninde suyun. 


                Sen hala övün!.. 


                Çatlamış dudaklarınla. 


                Çağlayan bir su görünür,görmez gözlerine ,


                Yanan ateş, çakan şimşek gibi.


                Son bir hamleyle uzanırsın suya. Sen uzandıkça o uzaklaşır senden. Karanlık üstüne karanlık, hayal üstüne hayal ve serap. Ama susuzluğunu gidermez ki serap. Çaresizsin, çaresizliliğinin farkında mısın? Keşke olsaydın. Ama nafile. 


                Sığınak arıyor... 


                Korunaksız bir yerdi gittiği. 


                Sanki örümcek evi.


            Ne oldu da düştü bu hallere?


                Böyle miydi evveli?


                Kalp yumuşaktı baştan. 


                Şefkat ve merhamet verilmişti Hak’tan.


                Sahteliklere tutuldu. 


                Seraplar cazip geldi. 


                Şefkat ve merhamet terk edince evini…


               Yürek taşlaştı. Hatta daha da katı. 


               Nice taşlar var ki sular fışkırır bağrından. 


               Nicesi de vardır ki aşağılara iner O’ nun sevdasından. 


               Ne olacak şimdi ya da bundan sonra?


              “Bu uğursuz gecenin yok mu sabahı?” *


              “Bu zifiri karanlığı yaracak kim İbrahim?”


               Olmaz mı? 


               Elbette var!..





NOT: 2/Bakara :17-20-74, 13/Rad : 14, 14/İbrahim :18, 24/Nur :39-40, 


29/Ankebut :41


YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 002965581

iletişim : editor@kimokur.com