Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




GÜZEL İNSAN, AZ KALDINIZ!
Dilek BUZ

 Kalabalık bir ihtiyar ekibi, “Yeryüzü parkında”, büyükçe bir salkım söğüt ağacının gölgesindeki banklara oturmuş sohbet ediyorlardı. Parkın içinde bulunan ve tarihi bir eser olan “Miskinler” isimli camide namaz kılmak için gelmiştim; öğlen ezanının okunmasına biraz daha zaman olduğunu düşünerek, ihtiyarların yakınına oturdum. Onların da ezanı beklediği her hallerinden belliydi.





Oturduğum yer gölge ile güneş vuran yerin tam sınırıydı. İhtiyarların hepsinin beyaz bakımlı sakalları, yuvarlak göbekleri, kostaklı saatleri, desenli bastonları vardı. Bu halleriyle masallardaki tonton dedelere benziyorlardı. Ben yanlarına geldiğimde hararetle birşeyleri tartışıyorlardı. Kendilerini tartışmaya öylesine kaptırmışlardı ki; selam verdiğimi bile duymadılar.



Biri diyordu ki;    



-Efendiler!, memleket meselelerine kafa yormak elbette herkesin olduğu kadar benimde hakkım ve vazifemdir. Bence en büyük memleket meselesi ekonomidir. Zira toplumun idare ve ikamesi ekonomi ile olur. Ekonomi bozulursa herşey bozulur. Ne demiş Adıgüzel Peygamberimiz “bir kapıdan fakirlik girerse din öbür kapıdan çıkar, gider”



Peygamber adı geçtiğinde tüm ihtiyarlar, sağ ellerini kalplerinin üstüne sıkı sıkıya bastırarak salavat-ı şerifi okumaya başladılar. Okumaları biter bitmez bir diğeri söze girdi aceleyle;



-Doğru dersin Hacı Bekir efendi, lakin büyük mesele var, daha büyük mesele var. Memleketimiz için ekonomi de ciddi bir meseledir ama bu memleket ve millet ekonomiyle var olmadı, var olmayacak da; bizi var kılan şey milli bilinç oldu tarih boyunca. Bu da ancak eğitimle olur. Bizim memleket olarak en büyük meselemiz eğitimdir bence. Eskiden bu kadar eğitim aracı ve imkanı yoktu ama yine de bilinçli bir nesil vardı. Şuan her imkan var ama milli bilinç yok.



Sözü biter bitmez herkesin kafası destekler mahiyette aşağı yukarı sallanıyordu. Söz sahibi ihtiyarda cebinden çıkardığı tarakla sakallarını taramaya başladı. En doğru noktayı yakalamış olmanın gururunu yaşıyordu. Bu güzel bir duyguydu. O anda yeni biri söze girdi,



-Ey Allah’ın halis kulları, ekonomi bir mesele dersiniz, miili bilinç ve eğitim bir mesele dersiniz de, dini unutur musunuz? Dinini kaybetmiş bir ümmet zengin millet olsa ne olur, eğitimli olsa ne olur. Dünyaları rezil, ahretleri perişan olur. Camiler boş, yüzler sakalsız, pantolonlar dar; ortalık abdest bilmeyenlerle dolu.



Takvayı öğütlemiş olmanın hissiyatıyla başını daha dik tutan ihtiyar, endişeli görünüyordu. Bu endişe Rabbine ve milletine duyduğu mesuliyetin eseriydi.



Sohbet çok güzel ilerliyordu. Can kulağıyla dinliyordum. Her biri çok anlamlı konuşuyor, isabetli fikirleriyle kafamda derin izler açıyordu. Onları dinlemeye devam ederken parkın kenarında, elinde kazma kürek çalışan birini gördüm. Yaşlı biriydi. Yorgun ve beli de biraz büküktü. Ağarmış sakalı kısa kesilmişti.



Dikilen taze fidanlara bakılırsa epeydir çalışıyor olmalıydı. Önce toprağı derinlemesine kazıyor, sonra kazdığı yere bir fidan dikiyordu. Sonra fidanın dibini toprakla doldurup birazda su döküyordu. Son fidanı da dikkatlice dikti. Kürekle toprağı küreyerek fidanın gözünü doldurdu. Sonrada doğrulup eliyle belini tuttu. Beli ağrımış olmalıydı. Bu yaşta bu kadar gayret… Elbet yorar, elbet bel ağrıtırdı.



Kısa bir dinlenmeden sonra su ibriğine uzandı ki fidanı sulayacaktı. İbrikte su kalmamıştı. Gözüyle yaklaşık elli atmış metre uzaktaki çeşmeye baktı, yorgunluğunun etkisiyle cesaret edememiş olmalı ki olduğu yere çöküverdi. O esnada koşup yanına vardım. Öğle güneşi de yormuş olmalıydı; alnı boncuk boncuk ter içindeydi. Yaşı da göründüğünden daha fazlaydı, gölgede oturan ihtiyarlardan daha genç sayılmazdı. “Su getireyim” diyerek cevapta beklemeden ibriği kaptığım gibi çeşmeye koştum. Tez bir şekilde suyu doldurup getirdim. Sudan birkaç yudum kendi içti. Sonra fidanı suladı. Sonra bana bakıp;



-“güzel insan, az kaldınız” dedi.



Cevap vermedim. Onun yaptığı işin yanında bir su getirmenin sözü bile olmazdı. Merak ederek sordum;



-Belediye adına mı çalışıyorsun  amca?



-Hayır evladım, belediye buralara bakmaz oldu.



-Öyleyse bu yaşında bunca zahmete neden girersin? Dedim.



-Memleket meselesi… dedi.



Bir ona baktım, bir kendime, bir de geri de oturan ihtiyarlara.




YORUMLAR
Ne çok şey söylemişsiniz öykünüz Fetih suresi 29. ayeti hatırlattı .
"...Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, sonra sapları (dalları, gövdesi) üzerinde doğrulup boy atmış, (ki bu) ekicilerin hoşuna gider. (Bu örnek) onunla kafirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir va’detmiştir".Ayet

"İnsan ektiği kadar insandır" derdi abi. Kökü yerde sağlam olan az sayıda yaşlı adam :) kaldı. Allah sayılarını artırsın

elinize gönlünüze sağlık


esra
anonim 19.3.2019 22:57:35
Teşekkür ediyorum Esra hanım kardeşim. Selametle kalınız.
Dilek buz.
anonim 20.3.2019 12:16:15
Terk etti insan bağlı olduklarını,
Hayvanlarını terk etti.
Sonra, terk etti evini arabasını.
Ve hatta,
Terk edilen anneler, babalar.
Terk edilmiş evlatlar.
İnsan terk ediyor bir bir bağlı olduklarını.
Sonra ideallerini, hedeflerini, menzillerini terk ettiler.
Değerleri kalmayan insan aslında intihar bombacısına benzer.
Sonuçta kendini patlatır da farkında değildir.
İnsan, kaybetmeye nereden nasıl başladı?
Önce merhameti terk etti yüreğinden.
Sonra artık gözünden yaş akmayan yola girdi.
Sinir uçları/hassasiyetleri felç oldu.
Kılavuzu nefsi oldu.
“ ..ve-in tetevellev yestebdil kavmen ġayrakum śümme lâ yekûnû emśâlekum”
“…Çağrıya uymazsanız yerinize başka bir topluluk getiririz; onlar sizin gibi olmazlar.” Muhammed/47
Güzel insanlar az kaldılar
Zaten hep azdınız……

Eline sağlık

E.TOPRAK
anonim 23.3.2019 20:40:22
Çirkinler,kaypaklar,güce tapıcılar,hedefsizler en nihaye samimiyetsizler !!!
Sizler var ya...

Öykü mesajını "miskinler cemaati" üzerinden ince ince vermiş.
Bu cemaat hep vardı ki "Hacılara su verenler" kalabalığı. Dernekçilir,vakıfçılar şucular-bucular. Hep vitrinde olupta kendilerini mutlu edenler.
Şimdiki yaşadığımız savrulmaların çöküntünün sorumluları sizsiniz. Kaydadeğer hiç bir hizmet üretemeyen sizler.Geçmişte emek verenler ve halihazırda halen "fidan" diken yüreği sevdalı güzel insanlara selam olsun.

Gülbahar Ceran
anonim 30.3.2019 13:38:34
Güzel yorumlarınız için teşekkür ederiz Gülbahar Hanım.
D.buz
anonim 30.3.2019 18:44:42
SIK GÜNCELLEME YAPMASANIZDA ARALIKLA GİRERİM BU SİTEYE YAZIDA YORUMLARDA ÇOK GÜZEL ALLAH CC EMEĞİNİZİ ZAYİİ ETMESİN.

HÜSAMETTİN ALTINKAYA
anonim 6.4.2019 23:30:56

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003006970

iletişim : editor@kimokur.com