Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




KADİFE ÇİÇEĞİ / İNSAN NE İLE YAŞAR
Dilek Buz

Herkesin hayatında bir dönüm noktası vardır. Benim hayatım ise çok erken değişmişti. İlkokul beşinci sınıfa gidiyordum o zamanlar. Öğretmenimin verdiği kompozisyon ödevini yapamamıştım. İnsan ne ile yaşar, konulu bir yazı yazacaktım. Yıllar sonra, büyük yazar Tolstoy’un “İnsan ne ile yaşar” isimli bir eseri olduğunu öğrenmiştim ama o yıllarda ben, küçük bir Anadolu şehrinin, küçük bir okulunun, küçük bir öğrencisiydim.



Akşam olunca babamdan ödevim konusunda yardım istemiştim. “İnsan ne ile yaşar baba?” diye sormuştum. O da bana “insan, ekmekle suyla yaşar” diye cevap vermşti. Sonra biraz daha düşünüp, cevabını eksik bularak “şan, şeref ve imanla” diye eklemişti. Ben, bu cevabın yeterli olup olmadığını bilmiyordum. Anneme sordum, “ben bilmem oğul” diyerek işin içinden sıyrılmış, fasulye kırmaya devam etmişti. O akşam taze fasulye ve bulgur pilavı yemiştik. Ama benim ödevim yine bitmemişti. Kaygılanmıştım. Pazartesi okul açıldığında öğretmenime ne diyecektim.



Sonra babam bana acıdı ve;



- “Tamam merak etme, yarın seni Veli’ye götürürüm, o bilir, ödevine yardım eder” dedi. Annem;



-“Hangi Veli”



-“Bizim deli Veli”



-“Adam o ne bilecek! Oğlanında kafasını karıştıracak, delilik bulaşıcı diyor kadınlar, Allah korusun oğlana birşey olurda”



-“Saçmalama kadın, onun ki Allah vergisi, zararsız, hatta çoğu akıllıdan daha akıllı” “ama biraz tuhaf işte” diye de eklemişti. Ben konuşulanları hayretle dinlemiş, biraz korkmuş, birazda merak etmiştim.



Ertesi gün babamla beraber evden çıktık. Mahalle kahvesine gittik. Söğüt ağacının gölgesine serilmiş masalar vardı. Çoğu boştu. Vakit erkendi daha ama aradığımız Veli amca, en dip masada oturuyordu. Babam beni onun yanına götürdü. Veli amcanın önünde küçük bir saksı vardı. Saksıda kurumuş bir kadife çiçeği… Onunla içli içli konuşuyordu. Bir anda ürperme geldi bana ve tüm bedenim sarsıldı.



Babam soğukkanlı bir şekilde;



-“Veli, oğlanın bir ödevi varmış, ancak sen yardımcı olabilirsin diye sana getirdim. Eğer yardımcı olursan bugün bütün içtiğin çaylar benden. Ayrıca öğlene bir gazoz, yanında da lokumlu püskevit var…”



-“Tamam ama biraz işim var, ondan sonra”



-“Olur olur” dedi babam gülerek e arkadaşlarının olduğu bir masaya yöneldi.



Bana karşısındaki sandalyeyi gösterdi, geçtim oturdum. O, biranda beni unutup çiçeğiyle tekrar konuşmaya başladı.



-“Kadife, biliyorum seni incittim. Her şeyi anlatmamalıydım sana. Ağır geldi bunlar sana. Günbegün yıprandın, üzüldün ve sonsunda dayanamayıp kurudun. Haksızlık yaptım sana, ancak bir insanın yüklenebileceği yükleri senin gibi narin bir çiçeğe yükledim. Ama biliyorsun, yalnızım ben, senden başka kimsem yok.



Biraz duraksadı, sanki çiçek konuşuyor o da dinliyormuş gibi bir hali vardı Veli amcanın, birden kızgın bir dille,



-“Var deme, kim, kedi mi, o dinlemez beni, o karnı doyunca uyur, diğer zamanlarda dışarda gezer durur. İşi gücü oyun eğlence. Dert dinlemez anlamaz o. Ama sen öyle misin? Sen başkasın, bütün çiçekler gibi duyguya ve sevgiye açıksın. Sen, sevginin, güzelliğin, baharın, umudun sembolüsün Kadife. (Birden sesi hüzünle doldu)Ama ben sana gün yüzü göstermedim. Dertlerimle boğdum seni, affet beni. Ama biliyorum, iyileşeceksin, yeşereceksin yeniden, çiçekler açacaksın, tohum vereceksin bana, onları yeni saksılara ekip büyüteceğiz, senle onlara bakıp huzurla dolacağız”



Ben hayretler içindeydim. Veli amcanın yüzünde acı, umut, gayret, korku tüm duygular bir arada idi sanki. “Bana yardım edecek adam bu mu?” diyordum içimden.



Uzun süren bir sessizlikten sonra bana döndü;



-“Şimdi söyle genç adam, konu neydi?”



-“Ödevim kompozisyon, konum, insan ne ile yaşar?”



-“Cevap veriyorum, sevgiyle…”



-“Bu kadar mı? Bunu mu yazacağım? Hem sevgisiz yaşayan insanlar yok mu?”



-“Hayır, yok, onlar yaşamıyorlar, onlar ölüler. Belki yer, içer, gezerler ama aslında ölüdür onlar”



-“Böyle yazamam ama, öğretmen ne der sonra?”



-“Sen yaz, biliyordur öğretmenin, bilmiyorsa da öğrenir işte”



O akşam konuşulanları yazıp toparladım. Ertesi gün sınıfta en iyi kompozisyon benimki seçildi. Çok sevindim hatta inanamadım. Okul çıkışı koşarak mahalle kahvesine gittim. Aynı masasında, aynı çiçekle konuşuyordu. Ama bu defa içli içli ağlıyordu. Teşekkür edecektim ona ama yanına yaklaşmaya cesaret edemedim.



Babama bakındım. Onun yanına gittim. Babamda çok sevindi ödevimin başarılı olmasına. “Ona gazoz ve lokumlu püskevit aldın mı baba” diye sordum. Babamın gözleri sonuna kadar açıldı. “Eyvaah! unuttum, hemen şimdi alayım” diyerek yerinden kalkıyordu ki; kolundan tutup durdurdum. “Şimdi yemez, ağlıyor, çiçeği acıyla dolmuş, tamamen kurumuş” dedim. Babamın da yüzü acıyla doldu. Sessizce izledik.




YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003006961

iletişim : editor@kimokur.com