Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




NECM SURESİ 1-12
A.KERİM ULUDOĞAN

 NECM SURESİ: 1-12 Mekki Sureler içerisinde yer alan Necm Suresi, İhlâs Suresinden sonra inzal edildiği bildirilmiş olup atmış iki ayettir. Necm suresi öncesi inzal edilen İhlâs suresinde, Tevhidi ilkeyi esas almayan ve “bir tamam olmuş” (Maide-3) İslam dinini kişisel/şeytani görüşlere boğarak, şirk koşan insanlara, kesin bir uyarı olduğu belirtilmişti. 

Rabbimiz, kendisinin tekliğini/bir olduğunu ve tevhidin esas olduğunu belirtirken, şu ya da bu şekilde şahsına ait sıfatların, her hangi bir kişiye ya da kişilere veya kurumlara verilemeyeceği gibi ayrıca bu sıfatları da Allah’a (cc) ulaşmak için “yaratılanların bir vasıta olarak” (Zuhruf-15) kullanılamayacağı da ifade edilmişti. 

Bu surenin bu bölümünde ise vahyin Hz. Muhammed nebiye iletilme süreciyle ilgili bilgi verilmektedir. Eşkıyaların, çeşitli hilelerle insanların hayatına Rabliği ve İlahlığı dayatarak onların hayatında söz sahibi olmaları sonucu, koyu karanlık hükümran olmuştur. Koyu karanlığın hüküm sürdüğü ve her türlü kötülüğün vücut bulduğu bir ortama; güvenilirliği tartışılmaz bir kaynaktan (İlahi makamdan) ve güvenilir elçi melek tarafından yıldız, yıldız (necm, necm) azar azar güvenilir/emin peygambere vahyedilmesi ifade edilir. 

1-2) Vahyin aşama aşama, yıldız yıldız inişine yemin olsun ki Arkadaşınız ne sapıttı ne de azıttı. 

"Allah bir insanla konuşmaz. Ancak vahiyle yahut perde arkasından konuşur yahut dilediğini vahyedecek bir elçi gönderir

.( Şûrâ-51)
Yukarıda ki ayeti kerimede görüleceği üzere ilahi mesajın, kime nasıl iletileceği belirtilirken aslında bu sürecin; necm necm, azar azar, yıldız yıldız indirilmeye başlanması, insanların/iman edenlerin vahyi özümsemede, anlamada, zorluk çekmesin diyedir.      (Fussilet-3) 


Sureye yeminle başlanmasına rağmen, inkârcıların; emin bir şahsiyet olarak güvendikleri arkadaşları Muhammed nebiye, Âlemlerin Rabbi tarafından indirilen mesajı; “kâhinin veya şairin sözü” (Hakka- 41-42) olduğu iddiası dillendirilmiştir. 

“Onun" ayırt edici bir söz olduğu ve asla bir şaka olmadığı (Tarık 13-14)
belirtilmiş olması yetmemiş olacak ki “ona vahiy bir defada indirilmeli değimliydi” (Furkan-32) şeklinde talepleri de olmuştur. Bu talep hayatın gerçekliğiyle bağdaşan bir talep olmaktan da oldukça uzaktır. Zira bu talep sahiplerinin önüne getirilen bir sofra dolusu yiyeceği, bir lokmada tüketemeyecekleri de ayrı bir zihinsel çelişkidir. Bu bile, inkârcıların amacının vahye inanmaya yönelik olmadığının kanıtıdır. Anlaşılacağı üzere inkârcıların amacının, “ipe un serme” den başka bir amaç taşımadığı gibi aslında kendi sömürü düzenlerinin vahiyle yıkılacak olmasını istemedikleri için kur’an-i tabirle; “aslandan ürken yaban eşekleridir” (Müddesir-50-51) 

Rabbimiz iman edenlere/edeceklere, Necm suresinin bu iki ayetinin, karanlığın mimarları tarafından uygulamaya koyulan karalama kampanyalarına karşı; ”Arkadaşınız ne sapıttı ne de azıttı” şeklinde güven verilerek, küfür ehlinin saçmalamalarına kulak asmamaları, Rablerine ve onun mesajlarının Peygamberimize iletilme süreciyle ilgili, akıllarına her hangi bir şüphe takılmasını engellemeye yönelik olduğudur. Ayrıca vahiyle hem hal olan ve onu gelir kapısı olarak görmeyen hiçbir Müslüman’ın, sapıtması veya azıtması da mümkün değildir. Tersine, vahiy azıtanların veya sapıtanların, azmaması ve sapmaması için mükemmel bir alârm ve dört başı mamur bir onarım sistemidir.

Tarihin her döneminde olduğu gibi bilindi ki karanlığın mimarları tarafından, insanları karanlıktan aydınlığa ulaştıran İlahi mesajı etkisiz kılmak ve bu ilahi mesajı, yaşamın odak noktasına konulmaması için her türlü kirletme kampanyasını uygulamaktan vaz geçmedikleridir. Karanlığın mimarları, sadece vahye değil, oluşturdukları karanlığı vahiyle aydınlatmaya çalışan tevhid erlerine karşı da her dönemde olduğu gibi günümüzde de olmadık karalama kampanyaları yürütmekten çekinmemişlerdir.

"Sen hatırlat öğüt ver. Rabbi’nin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin nede mecnun.(Tûr-29 Kalem-2) 

“Dediler ki ey kendisine zikir indirilmiş olan, sen mutlaka cinlenmişsin.”
 (Hicr-6)

"O kendisin de delilik bulunan bir adamdır. Başka bir şey değildir.”(Mu’minun-25) 

Anlaşılacağı üzere günümüz tevhid erleri de bu ağır ve o kadarda onurlu daveti yaparken, peygambere bile reva görülen bu sataşmaları ve daha sonra öldürmeye kalkıştıklarını da göz ardı etmemeleri ve yukarıda ki ayeti kerimelerde olduğu gibi her türlü sataşmalara ve zulme hazırlıklı olmaları gerekir. 

3-4) O arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.


Vahiyle taban tabana zıt olmasına ve kuran bütünlüğünden oldukça uzak olmasına rağmen sayısız uydurma sözler (hadis demeyeceğim zira vahiyde kendini hadis olarak tanımlamıştır Murselat-50) icat etmişler ve kuran dışında ki sözleri, Peygamberimize ait diye vahyin yerine koymuşlardır. Oysaki vahiy olmayan herhangi bir sözün, vahyin yerini alması düşünülemez. Bu nedenle vahiy olmayan sözlerin vahyin yerini alması ya da eşdeğer görülmesi durumu “Allah’a (cc) iftira niteliği taşıdığından” (Araf-37) insanın imanını sıfırlayıp kâfir konumuna düşüreceği bilinmelidir. 

Üzülerek değinmek gerekir ki günümüzde hâlâ, Hz. Muhammed nebinin her sözünün vahiy olduğu anlayışında olan insanlar vardır. Ancak bu iddia sahipleri, ileri sürdükleri bu çarpık görüşün, reel hayat içerisinde yer bulduğu iddialarını sürdürürler ki bu tamamen imkânsızdır. Zira bu ayette anlaşılması gereken ana temanın elçinin “kendi keyfinden konuşmak” olmadığı ve bu konuşmanın ancak “vahiyle sınırlı” olduğu anlaşılmalıdır. 
Bu nedenle Peygamberimizin bu konuşması vahiy olmadığı halde “Allah’ın helal ettiği yiyeceği eşinin hatırı için yememeye yemin etmesi” (ki uyarılıyor Tahrim-1) veya eşinden yemek veya su istemesi de vahiy sayılması gerecektir. Böyle bir anlayışın peygamberimizin insani yapısı (Kehf-110) örtülerek robot konumuna düşüreceği için böyle bir yaklaşım, dine ihanet olacaktır. 

Bu bakımdan elçinin her sözünün vahiy olduğu iddiasının kabul edilmesi mümkün değildir. Ayrıca peygamberimizin (ve onu takip ederek izinden gidenlerin de) vahiy olmayan bir sözü de vahiymiş gibi insanlara aktarmaması istenmiş ve böyle bir söyleme kalkışmaması için şiddetli bir şekilde uyarıldığı da unutulmamalıdır. (Hakka-44-48)  

5-12) Ona vahyi, Kendini olanca haşmetiyle gösteren, etkileyici tam donanımlı ve son derece güçlü bir (melek) öğretti; Bu melek, en uzak ufukta belirdi ve daha sonra iyice yaklaştı; Öyle ki, iki yay aralığı, (bir iki metre kadar) hatta daha az bir mesafe kaldı. Gördüğünü de gönlü yalanlamadı. Ne yani, şimdi siz ne gördüğü hususunda onunla tartışacak mısınız?

İlahi makam; buyruklarını elçiye iletmeyle görevli meleğin, Cebrail (as) olduğu ve bu meleğin Hz. Muhammed nebiye görünme aşamaları anlatılmaktadır. Cebrail’in (as) özellikleri aşağıdaki Ayeti Kerimelerden anlaşılmaktadır. İman edenler zaten elçi melekle ilgili bir tartışma içerisinde olmazlar.

“Güçlüdür, arşın sahibi katında yücedir orada itaat edilen güvenilendir.(Tekvir 20-2l)

"De ki; Allah’ın izniyle Kur’anı kendinden öncekileri doğrulayıcı ve inananlara yol gösterici ve müjdeci olarak senin kalbine indirdiği için kim Cebrail’ e düşman oIursa"
 (Bakara-97). 

“De ki; İnananları sağlamlaştırmak ve Müslümanlara yol gösterici ve müjde olarak üzere onu Ruhu’l Kudüs Rabbi’nden gerçek olarak indirdi
. (Nah-102) 
Onu erRuhul Emin indirdi. Senin kalbine; uyancılardan olman için” (Şuara-193,194) 

Ayeti Kerimelerden de anlaşılacağı üzere Cebrail (as) ’Allah ( cc) tarafından peygambere vahyi indirmekle görevli çok kuvvetli bir melek olduğu anlatılmaktadır. Diğer yönüyle de Cebrail’in (as) da Muhammed (as) gibi eminlik vasfının var olduğunu da anlamaktayız. Eminlik/güvenilirlik her müslümanın karakteri olmalıdır. İman etmiş gibi görünüp her türlü kötülüğe bulaşarak yalanla kardeş olmuş kişiler, eminlik sıfatını kaybedeceğinden vahiy ona imani bir fayda sağlamayacağı da açıktır. Selam ve dua ile…

 18.05.2016 Ankara . 


YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003077613

iletişim : editor@kimokur.com