Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




BURADAN ÇIKIŞ YOK
Dilek Buz

 Bir cenaze haberi geldi. Habere göre, yakın bir arkadaşımızın annesi vefat etmişti. “Allah rahmet eylesin” dedik ve cenaze namazına yetişebilmek için hazırlanıp yola çıktık. Gideceğimiz yerin neresi olduğunu bilmiyordum. Arkadaşlara cenaze evinin neresi olduğunu sordum. Şoförlük yapan arkadaşımız “şehir merkezine yakın bir köy, yarım saate varırız inşallah” dedi. Tamam deyip sükut ettik. Yol boyunca arabanın camından dışarıyı izledim.
Yarım saatlik yol denmesine rağmen daha uzun sürdü. Bütün iklim ve arazi değişmişti. Hava soğumuş, dağlar yükselmiş, gökyüzünün rengi bile griye dönmüştü. Sanki ölüm haberi bütün bölgeyi matem ile kaplamış, solgun ve zayıf düşürmüştü.
Sonunda köye geldik. Ama köyün orta yerinde olan cenaze evine gitmek hiç kolay olmadı. Köy içindeki yolların tamamında çalışma vardı. Kimi yerde levhalarla, kimi yerde taşlarda yol kapatılarak trafiğe yönlendirme yapılmıştı. Asıl ilgiç olan; köyün yollarına fayans benzeri bir taş döşeniyordu. Yolun bazı kısımları döşenmişti, bazı kısımlarının da altyapısı hazırlanıyordu. Yani yapıştırıcı ve seviye kazandırıcı vazifesi gören, harç dökülüyordu yollara. Lakin katı ve kıvamlı olması gereken harç, sulu yapılıyor, sonra da kurumaya bırakılıyordu.
Biz, güç bela eve ulaştık. Her yer çok sessizdi. Bu bir yas sessizliğine benzemiyordu. Ne olduğuna da bir türlü anlam veremiyorduk. Arkadaşımızı bulup başsağlığı diledik, cenaze namazını bir avuç insanla kılıp, mezarlığa gittik. Defin işleminden sonra arkadaşımızı, acılarıyla baş başa bırakarak, alelacele oradan ayrılabilmek için müsaade istedik. Ortamın tuhaflığı tüm arkadaşlarımı germişti. Çok sağlıklı düşünemiyorduk.
Köy içinde yürürken, daha önce döşenmiş taşların tamamının oynadığını fark ettik. Hiçbiri sabitlenememiş; bu nedenle çoğu kırılmıştı. Yol kenarında çuvallar dolusu taş kırıkları, daha önce de defalarca bu yollara taş döşendiğini ama hepsinin daha sağlamlaşamadan yerinden oynatılarak bozulup kırıldığını gösteriyordu. Daha başka sokaklarda da benzer durumla karşılaştım. Bir taraftan taşlar yumuşak harcın üstüne yerleştiriliyor, diğer yandan da köy halkı bu taşlar üzerinde günlük hayata devam ediyordu. Yollar bir planla değil, parça bölük yapılıyordu. Sonradan anladığım kadarıyla herkes kendi evinin önünü yapıyordu. Bu nedenle de yol yapımı hiç bitmiyordu.
Çok mantıksız bir durumun ortasında kalmıştık. Arabamıza binmiş ama bir yere gidemiyorduk. Her yerde çalışma vardı, pişmanlık yaşıyorduk; “nereden girdik bu köye, keşke arabayı köy dışına park etmiş olsaydık” gibi şeyler konuşuyorduk. Köy halkı, evlerinin pencere ve balkonlarından bize ters ters bakıyordu.
Bir yere gidemeyeceğimizi anlayınca arabadan inerek yol aramaya başladım. Açık hapishanede gibi hissediyordum kendimi. Sonra birden, kerpiç yapılı bir evin bahçe duvarının arkasından, evin avlusundan bazı sesler duydum ve kulak kesildim. Zira bizden bahsettiklerini düşünmüştüm.
“bıktım artık, cenaze kaldırmaktan yolları yapamıyoruz”
“cenaze kaldırmaktan yolları yapamıyoruz”
“cenaze kaldırmaktan yolları yapamıyoruz”
Söz kulaklarımda yankılandı. Donakalmıştım. Bitmeyen yollar, biten ömürler ve arada kalan insanlar.
Arkadaşların yanına döndüm. Araba içine oturuyorlar, bir çıkış yolu bulacağımı umuyorlardı. Onlara ruhsuz bir eda ile;
-“İnin arabadan, boşa beklemeyin, çıkış yok; buradan ancak ölüler çıkabiliyor, sağlar mahkûm kalıyor” dedim.

Sonra, soğuk bir Ankara sabahına uyandım.


YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003051176

iletişim : editor@kimokur.com