Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




ÇİÇEKÇİ
Dilek Buz


Esnafın huzurla işini yapması çok zor bu devirde. Üç kuruş ekmek parası kazanmak uğruna akıllısıyla, delisiyle, velisiyle herkese katlanmak zorunda kalıyor. Esnaf dediğin işine mi bakacak, insanlarla mı uğraşacak birbirine karıştı.

Ben bir çicekçiyim. Küçük ama çeşidi bol bir dükkanım var. Mevsimine göre çiçek sipariş eder, raflara itina ile dizerim. Benim kadar hassas çiçekçi olamaz. Bir elimde bez, bir elimde içi su dolu sprey gün boyu, çiçeklerimi tek tek silerim, sularım, onlarla konuşurum. Onun için en canlı, en renkli, en kokulu çiçekler hep bende olur. Müdavim müşterilerim vardır. Sevdiğiyle buluşacak olan, küstüğüyle barışmak isteyen, misafirliğe gidecek olan, bir bebek doğduğunda, bazen biri öldüğünde çiçek alanlar vardır. Bazen mesaj vermek için kullanılır çiçeklerim; küskünlük çiçekleri vardır, aşkı işaret edenler vardır, ayrılık ve hüznü anlatan, acı ve kederi... Renklerine ve kültürüne göre anlam kazanır çiçeklerim. Karanfille gül aynı değildir mesela; papatya ile sarı lale, orkide ile menekşe, beyaz krizantem ile ağlayan gelin... Duruma ve ihtiyaca göre, taşıdığı mesajı ile sahibini arar çiçeklerim. Lakin gel gör ki; çoğu anlamaz çiçeklerin dilinden; kimisi parasına göre çiçek alır, kimisi renklerine göre. Makam sahibine gidecekse pahalı olandan, işyeri için yapay plastikten, öğrenciye ķısa ömürlü olandan... Çiçekler mesajlarına ve güzelliklerine göre değil, keseye ve kişiye göre alınıyor. Çiçeğini seçmeden fiyat soran müşteriyi hiç sevmem, çiçeklerime tek tek dokunulmasını sevmem, ukala, geveze ve çiçeklere kaba davrananları hiç sevmem. Ama akşama kadar da bu tiplerle uğraşırım.

İşte şikayet ettiğim husus tam da budur. Beni, çiçekçi gibi değil; pazarcı gibi görmeleri, işime, çiçeklerime saygı göstermemeleri. Bununla beraber insanların kendi duygularına karşı da saygısız olmalarına dayanamıyorum. Ben çiçekçiyim, bana çiçek almaya gelin, caka satmaya, dert yanmaya, pazarlık etmeye degil!

Her eylemin, mantıklı ve maksadına uygun bir amacı olmalıdır. Oysa öyle mi? birçok şey, sadece modaya uygun diye, başkaları ne der diye, şartlar böyle gerektiriyor diye, gerçek amacından çok alakasız şekilde tüketiliyor. Çiçeklerimde bu durumun kurbanı işte.

İşte bakın, tuhaf bir bayan müşteri daha. Yarım saattir çiçeklere bakıp duruyor. Gerçi eliyle dokunmadan bakıyor, hiçbirini incitmiyor ama yarım saattir hem alacağı çiçeği seçemiyor hem de bana sormuyor. Ben sorayım da daha fazla işgal etmesin tezgahımı;
-Hoşgeldiniz hanımefendi, nasıl bir çiçek istersiniz? Kim için?
-Hoşbulduk, ben eşime çiçek almak istiyorum.
-Nasıl bir çiçek olsun? Eşinize ne anlatmak istersiniz?
-Sevgimi, aşkımı, kırgınlığımı, sadakatimi, umudumu, hüznümü... kısacası tüm duygularımı anlatmak isterim.
-Bunun icin tezgahımdaki tüm çiçeklerimi almanız gerekir, diyerek tebessüm ettim. Bayan müşteri sessiz kaldı. Pot kırmamak için sözüme ciddiyetle devam ettim.
-Öyleyse kırmızı gül ya da lale olabilir. Pembe glayör veya pembe karanfil de olabilir.
- Olabilir ama ben dayanıklı bir çiçek istiyorum, çabuk solmasın.
-Bunlar dayanıklıdır, hepsine gözüm gibi baktım. Sadece eve gidince su olan bir vazoya koyabilirsiniz.
-Eve gitmeyecek; mezarlığa gidecek.
-Anlamadım!
-Özür dilerim, baştan söylemeliydim; eşim öldü benim. Sık sık ziyaretine giderim; bir dua okur, biraz sohbet eder, birde çiçek götürürüm.
-Başınız sağolsun, çok üzüldüm şimdi.
-...
-Peki eşiniz hayattayken ona çicek alır mıydınız?
-Hayır almazdım.
-Eşiniz size alır mıydı?
-O da almazdı.
-Maalesef hep böyle olur, hayattayken bir çiçek alınmaz ama öldükten sonra her çiçekten alınmak istenir. Oysa her bir çiçek bir duyguyu...
-Hayır, onun için değil; benim eşim de çiçekçiydi.
-Ah pardon, tekrar özür dilerim...
-Önemli değil, alıştım buna.
-Neye alıştınız?
-Sürekli özür dilenmesine. Eşimde sürekli özür dilerdi.
-Neden?
-Dedim ya, o da bir çiçekçiydi, onda da her çiçek ve her duygu aynı anda mevcuttu. Sürekli çiçek veremese de duyguya boğardı beni, sonra da özür dilerdi.
-Ne kadar tuhaf? Çok ilginç bir adammış rahmetli.
-Yok henüz ölmedi, yani fiziken ölmedi. Ruhen öldü, aklen öldü. Mezar gibi bir hastanede kalıyor, akıl hastanesinde. Ne yaptıysak kurtaramadık onu.
-Yani şok oldum şimdi. İlk kez böyle bir durumla karşılaşıyorum. Bugüne kadar buna benzer bir duruma hiç rastlamadım.
-Aslında tanıdık olmalı bu hikaye. Her defasında anlatıyorum size ama yinede unutuyorsunuz.
-Bana mı anlatıyorsunuz? Hayır, ben sizi ilk kez görüyorum. Eşinizi de tanımıyorum.
-Eşim tıpkı size benziyordu. Hatta eşim bizzat sizsiniz.
-Hayır hayır ben kimseye benzemiyorum. Eşinizde degilim. Ben sadece çiçekçiyim. Şimdi lütfen gider misiniz? Lütfen gidin.
-Tamam tamam, çiçek almaya geldim ben. Bir çiçek istiyorum.
-Hayır gidin lütfen, gidin şimdi. Doktor bey, doktor bey, bu kadın eşim olduğunu sanıyor.
...


YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003145718

iletişim : editor@kimokur.com