Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




ÇOCUKLARIN BAYRAM GÜNLÜĞÜ
Bünyamin Zeran

 Bugün bayram… elleri kınalı çocuklar ellerinde şeker torbalarıyla mahallenin efsunlu taşlarını bir bir arşınlayarak o tahtadan avlu kapılarını gıcırdatıyorlar. Her gıcırdama sesi meskun ev için bir şenlik acaba Mıstık mı gelen yoksa Nurşen mi? Herkeste bir neşe ve yüzler güleç… Arif amca yeni taradığı sakallarını sıvazlarken gelen çocuklara dolabında sakladığı kuru üzüm ve leblebi ikram ediyor. Ayşe nine ise çocuklar için alıp sakladığı cam şekerlerinden, akide şekerlerinden ikram ediyor. Çocuklar neşe içinde kendilerine ikram edilen şeyleri hızlıca alıp makarnadan boşalmış poşetlere indiriveriyorlar. Gökyüzü açık ve sema neşe içinde çünkü çocuklar mutlu bu köyde.



Kederleriyle yüzünün coğrafyası değişmiş bir kadın elleri semada Ya Rab dediği binlerce kilometre öteden duyuluyor neredeyse! Ağıt yakıyor belli. Ölen oğluna mı, kızına mı yoksa yoldaşına mı bilinmiyor. Gözleri yaştan seçilmiyor mavi mi, yeşil mi yoksa ela mı? Güvercinler isteksiz uçuyor o kentte, çocukların gülüşleri duyulmuyor bir matem havasıdır sürüp gidiyor. Bugün bayram… sahiden bayram mı diye düşünüyor ellerine babasının kanı bulaşmış çocuk! Bombalardan yıkılan evinin enkazında babasını boylu boyunca kucaklarken.



Bir adam var sürekli konuşuyor. Milli servet diyor, iktisadi kalkınma diyor, zenginlik diyor, teröristler diyor, hainler diyor… diyor da diyor… çocuklar annelerinin kaynattığı kazana bakıyor. Biliyorlar bugün bayram… ama o adam niçin böyle yüksek sesle konuşuyor, neden anlaşılmaz cümleler kuruyor. Kalkınan kim? Biz neden günlerdir şu kazanda annemiz bir şey pişiriyormuş gibi davranmasına annemiz üzülmesin diye seslenemiyoruz? Neden bizim sesimiz kısık? Annem Allah benim ömrümden alsın sizlere versin diye gözyaşları içinde açlıktan ölmememiz için bize dua ederken neden başka bir kadın o televizyonlarda konuşan adam için Allah çocuklarımın ömründen alsın da sana versin diyor? Biliyorum bugün bayram. Ama biz neden hala çöplüklerden ekmek toplamakla karnımızı doyurabiliyoruz?



Başka bir diyarda açtım gözlerimi. Bana ait olmayan ülkelerdeyim. Yerim neresi bilemedim. Kim sürdü beni buralara ne işim vardı anne diyen bir çocuğun haykırışlarını duydum yanı başımda. Nekbe’den arta kalan bir artığım ben, belli diyen bir çocuğun… gözlerinde Kudus’ü gördüm. Müslümanların ilk kıblesini ve Ömer’in şehri teslim aldığındaki adil ve merhametli duruşunu. Çocuk öfkeli bayramını kendi şehrinde, Kudüs’ünde kutlayamayışından. Her Ramazan ayında ülkesine yağan bombaları televizyonlardan seyrederken intifaya çıkmış yaşıtlarının ellerindeki taşlara baktıkça göz yaşları dinmeyen çocuk da bayramı kutlamakta. Biliyor bugün bayram ama sürgünlerde bayramlar iyi geçmiyor diye yüzünü Filistin bayrağıyla örtüp gizleniyor çocuk.



Çocuk Mostar köprüsünde. Gözleri suların akışını takip ediyor. Çocuk hayaller içinde. Babasının ona anlattığı öyküler içinde kayboluyor. Aliya, bilge kral çocuğun ellerinden tutuyor. “Siz çocuklar ölmesin diye adil olmayan barışlara imza attım çocuk” diyor. “Çünkü Bosna’dan geriye bir şey kalmayacaktı” diyor. “Biz müslümanız çocuk! savaşı düşmanlarımıza benzersek kaybederiz unutma sakın” diyor. Nehirden cesetler geçiyor… kadın, erkek, genç, yaşlı akıp gidiyor ebediyete. Ahırlara doldurulmuş annelerin çığlıkları geliyor kulaklarına. Sırpların, Hırvatların ve adına birleşmiş milletler dedikleri örgütün himayesinde işlenen cinayetleri, tecavüzleri hatırlıyor çocuk. Ellerinden kayıp gidiyor elma şekeri. Bunları düşündükçe zaten şekerin tadı da kaçıyor. Gözlerini semaya dikip söz veriyor çocuk. Allah’ım ben düşmana benzemeyeceğim, Aliya’nın vakur duruşuna sahip olacağım ömrümce diye. Bugün bayram ve çocuk Mostar köprüsünden bir mücahit olarak yürüyüp evine dönüyor. Annesi ve babası mutlu. Çünkü çocuğun gözlerinde Bosna var, çocuğun gözlerinde İslam’ın parıltısı var.



Dindar görünümlü bir adam var. Sürekli yazıyor çiziyor. Sürekli mahalle değiştiriyor. Kim güçlü ise ondan medet umuyor. Sonra istediği olmayınca başkalarının yanında alıyor soluğu. Kibrine galip gelemiyor. Mesajlar gönderiyor beni görün diye. Ama giderek kayboluyor farkında değil. Kah “gönlünüzün kıblesi kaymasın yeter ki” diyor, kah müslümanların inançlarıyla savaşmış ve Allah’a ve Rasulüne açıkça meydan okumuş birine rahmet diliyor. Çocuk düşünüyor ne de çok mahalle değiştiriyor bu adam diye. Kendine gelsin, yolunu bulsun diye dua ediyor çocuk. Bugün bayram diyor dualar bugün daha çok kabul olur mu acaba diye düşünüyor. Çocuk bakıyor etrafına yüreği sancıyor. Dinden para kazanan nice müptezelleri toplumun önüne seçkin kimse diye koyanların maksatları ne diye soruyor. Sonra anlıyor çocuk bu diyarlarda kötü şeyler olduğunu. Olsun bugün bayram ve umutlanmak için vardır sebep diyor.



Bütün oruçları tuttu çocuk. Bayramlıkları yastığının hemen yanında. Ayakkabısı yatağının hemen dibinde. Çocuk bayramı içine çekerek uyuyor. Sabahın neşesi var üzerinde. Güneş yükseldiğinde uyanacak ve giyinecek hemen bayramcalıklarını ve babasının ellerinden tutup camiiye koşacak. Hınca hınç dolu camiide yer bulamazsa sabahın serinliğinde dışarıda kılacak namazını. Tekbir getirecek Allahu ekber diye. Çocuk düşünüyor bunca Allahu ekberlerin içinde neden Allah en büyük olarak tanınmıyor? Kendisinin cevaplayamayacağı kadar büyük sorular bunlar. Büyüyünce anlayacak bir çok kimsenin aslında makinelere, paraya, devlet adamlarına, bayraklara, milliyetlere taptığını. Ama çocuk şimdi bunları düşünecek kadar büyük değil. Gönlünde bir huzur, bugün bayram Allahu ekber… kılınan namazların ardından anacığına sarılıp öpecek ellerinden. Anne ki evin neşesi, direği, umudu her şeyi… erini karşılarken vakur, erinin elini öperken mutlu. Çünkü eşi dağ gibidir onu sarar ve onun umudunu dimdik ayakta tutar. Bugün bayram. Gözler de umut, yüreklerde Allah için atan bir kalp var. Bugün bayram Allahu ekber…



Uyanıverdi adam rüyasından. Kaç belde dolaştı düşünde bilinmez. Neredeyse tüm İslam diyarlarını gezdi. Yatağından doğrulmadan göz yaşları boşaldı. Ağarmış saçlarını elleriyle toparlayıp kalktı. Çocukları babalarına bakıyordu. Şaşkındılar, bilmiyorlardı baba niçin ağlar hem de uyanır uyanmaz? Oysa bugün bayram değil miydi? Çocuklarına merhametle bakan baba, “evet evlatlarım bugün bayram ama kimine de ziyan. Bize ziyan mı bayram mı bilemedim ağıdım da ondandır” dedi. Çocuklar anlamadı. Hem niye anlasınlardı. Ne de olsa bugün bayramdı. Adam yatağından kalktı. Uzaktan seyretti camiileri zira sokaklar bugün herkese haramdı.


YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003306562

iletişim : editor@kimokur.com