Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Allah islam ümmetine iman, akıl, ahlak, imkan ve sonunda da nice gerçek bayramlar nasip eder inşallah. İyi bayramlar.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




LUT PEYGAMBER
Dilek Buz

Allahtarafından kendisine elçilik vazifesi verilenLut peygamber, İbrahim peygamberin yanından ayrılarak,aldığı vazife gereği başka bir kavme gidip yerleşti. O kavmin içinde uzun yıllar kaldı. Bu dönemde bir kadınla evlendi ve çocukları oldu.



Lut peygamber,hayatı boyunca neredeyse tüm zamanını halkının içinde onları uyarmakla geçirdi. Onlara doğru yolu göstermeye çalıyor, yanlış işlerinden vazgeçmeleri için öğütler veriyor, doğru işlerinde yardım ediyordu. Kalan az bir zamanda da genelde çok yorgun düşmüş oluyor; evinin çatısına çıkıp sırtüstü yatarak yıldızları seyrediyordu. Boş bir seyretme değildi bu; geçmişini hatırlıyor, İbrahim’den öğrendiklerini tekrar ediyor, yıllarını geçirdiği kavminin sorunlarını irdeliyordu. Bazı zamanlarda çocukları da onu yalnız bırakmıyor, yanına dizilip babalarını dinliyorlardı. Lakin eşiyle her geçen gün artan anlaşmazlıkları vardı. En başında bu kadar değildi ama zamanla Lut’a sırt çevirmiş; onu dinlemez olmuştu.



Yine de Lut sabırla çocuklarına dinini güzel sözlerle öğretmekten vazgeçmiyordu. Onlara sık sık inanmanın önemini anlatıyor; yeryüzünde insanca yaşamanın ve ölümden sonra ki hayatta tek kurtuluş yolunun, Allah’a inanmak olduğunu söylüyordu.



“Evlatlarım, Allah sonsuz hikmetiyle insanı üstün olarak yarattı. Sonra ona ilim ve hikmet verdi. Hata ettiğinde insanın tövbesini kabul etti, doğru ve güzel bir iş yaptığında hiç bitmeyecek mükafat verdi, zor anında yardım; azıp isyan ettiğinde helak etti. Bugüne kadar hep böyle oldu. Allah bu kadar hayatımızdayken ve insanı son derece akıllı yaratmışken nasıl olduysa her defasında insan yolunu şaşırdı ve azgınlaştı. Yine de çok merhametli Rabbimiz insanların kendi içinden elçiler seçerek onları uyardı. Bizzat benim iman etmemde böyle oldu. Bir zamanlar kitap nedir iman nedir bilmezdim. Bir gün İbrahim adında birinin sözlerini işittim. Düşündüm onun sözlerini. Sonra özümde gelen bir ses; İbrahim’den işittiğim sözlerin hakikat olduğunu söyledi. Hemen iman ettim. Rabbim beni affetti ve sonra da lütfedip elçi olarak görevlendirdi” tam burayı anlatırken genelde ağlardı. Yine ağladı.



“Bu kavme elçi olarak geldiğim de karşılaştığım şeyler daha önce benzerini hiç duymadığım şeylerdi. Zaman içinde kavmin düzeleceğini ümit ettim ve bunun için çok çalıştım. Şimdi bile durmaksızın çalışıyorum ama her şey daha da kötüye gidiyor. Bu durum anlaşılmaz bir şeymiş gibi geliyor kulağa. Bir insanın hata yapması kolaydır ama aynı hatanın herkesçe yapılabiliyor olması bunun hata olmaktan çıktığını gösteriyor. Bu noktada kesin bir azgınlık, aşırılık ve bile bile nankörlük vardır. Neden bir insan ya da bir toplum bu duruma düşer bilir misiniz? Bunun en önemli üç sebebini anlatayım size;



Bir; insan aşırıya kaçıp azgınlık eder, çünkü insan kendini yeterli sanır.



İki; çabuk elde edebileceği bir kazanç ya da haz var ise onu ister; çünkü insan acelecidir.



Üç; ne kadar uyarsak ve ayetlerimizi göstersek de bizi çoğu zaman hatırlayamazlar; çünkü insan çok unutkandır”



Gece ilerler, yıldızlar yerlerini değiştirir, çocuklar uyur ama yine de Lut’un sözleri bitmezdi. Dinleyeni olsa hiç susmayacak gibiydi. Sonunda kendisi de susar ve yorgunluğuna teslim olurdu.



Lut, kötü geçen bir gecenin sabahında kendini sokaklara attı. Yaşlanmaya başlayan bedenini sokaklara sürdü. Kahkahaların, çığlıkların, pis kokuların arasında kimi görse uyarmak istiyordu. Yaklaşan felaketi hissetmiş olmalıydı. Kavmi helak olacaktı bu gidişle; ya kendisi? “Sende başarısız oldun ey Lut” denirse kendisine de…! İşte o zaman mahvolurdu.



Tiksinti doluydu şehrin sokakları. Karanlık pencerelerden, geceden kalma günahlar yayılıyordu ortalığa sanki. Lut haykırmaya başladı;



-Ey kavmim! nedir bu haliniz? Hangi kuşun bal yaptığını, hangi arının tembellik ettiğini, hangi kuzunun kurtla arkadaşlık ettiğini, hangi balığın ağaçta gezdiğini gördünüz. Şu koca tabiatta yaratılışına aykırı hareket eden tek bir canlı var mıdır? Öyleyse, yeryüzünde çoğalabilmeniz ve eşlerinize sağlam bir bağla bağlanmanız için verilen bir zevki; neden çirkince harcarsınız? Bu yaptıklarınız kesin bir şekilde Allah tarafından yasaklanmıştır. Bu çirkin işten biran önce vazgeçmelisiniz. Aksi halde Allah hesabınızı er ya da geç azapla görecektir. Ama zaten sizlerde gözlerinizi açıp bakacak olsanız, azaba uzak olmadığınızı anlayacaksınız. Şehrinizde yetişen yeni nesil neredeyse hiç kalmadı. Kadınlar anne ve kadın olmak dışında her işte kullanılıyorlar ya da açlıktan ölüyorlar. Erkekler birbirine karşı kaba ve saldırgan davranıyor, ahlaken ve vicdanen ölüyorlar. Bu yaptığınız çirkinliğin varacağı bir yer yok. Tabiatınıza uymayan, neslinizi yok eden, kalplerinizi kirletip karartan bu işten vazgeçin.



-Ey Lut, ne diye bağırırsın sen yine sabah sabah?



-Sizin yüzünüzden arzın ve semanın isyan ettiğini duyarım sanki; çirkin işlerinizden hicab ederler. Bu nasıl bir istek, bu nasıl bir hevestir? Buna nasıl katlanıyor, bunu nasıl hoş görüyorsunuz?



-Sana ne bu işten Ey Lut! Rahatsız oluyorsanız, sen ve senin gibi temiz kalmak isteyenler, defolup gitsinler buradan. Biz böyleyiz, mutluyuz, halimizden memnunuz, kimseye de hesap vermeyiz. Ya gidin ya alışın bize!



-Bu söylediğiniz şeylerin mantıklı hiçbir açıklaması yok. Kimse mutlu değil, kimse memnun değil anlayınız. Şehirde sokak sokak gezen tecavüzcüler var; insanlar taciz edilip malları zorla ellerinden alınıyor. Eşkıyalar türedi ortalıkta, kimse güvende değil. Aileler sizin yüzünüzden dağılıyor. Ne evlat yetişiyor artık ne de ekmek… bereket bile kaçıyor bu topraklardan. Hatta bazı aileler de terk edip gidiyorlar bu şehirden.



-Sen de git işte, ne duruyorsun?



-Neden anlamıyorsunuz? Allah’ın size gönderdiği bir elçiyim ben, hiçbir yere gidemem. Sizi uyarmak için gönderildim. İşte yine söylüyorum; Kadınları bırakıp da erkeklere şehvetle yaklaşıyorsunuz. Bu daha önce hiç görülmemiş bir hayasızlıktır. Bundan hemen vazgeçin.



-Defol buradan, bıktık artık senden.



-Rabbim kadınları sizin eşleriniz olsun diye yarattı. İnsan; bir kadın ve bir erkekle tam olur. Hayatınızı da kendinizi de eksik bırakmayın.



Lut’un omuzuna bir taş geldi. Sonra bir daha, sonra bir daha. Gözü yaşlı döndüLutpeygamber evine.



Çocuksu hislere kapılıyor, hıçkırıyordu böyle zamanlar. Utanıyordu Rabbinden, ailesinden, kendinden, herkesten...





Lut peygamberin taşlandığı günün üzerinden çok geçmemişti ki; bir gün kapısı çaldı. Kapıyı Lut açtı. İki yabancı genç duruyordukarşısında. Onları daha önce hiç görmemişti.



-Biz İbrahim’in yanından gelmekteyiz, dedi gençler. Lut heyecan ve mutluluk içinde;



-İçeri buyurun lütfen, hoş geldiniz, İbrahim peygamberden selam getirdiniz, diyerek içeri almak istedi. O anda kapının gerisindeLut’un kavminden aşırı giden bir topluluk çıkageldi. Belli ki misafirleri şehrin girişinden beri takip etmişlerdi. Bunu fark eden Lut’u bir korku sardı ve içinden “Bu çetin bir gündür, Rabbim beni utandırma ve çaresiz bırakma” dedi.



Şehvetli bakışlarıyla sırıtarak kapıya dayanan zorbalar;



-Ey Lut! Şu yabancıları bize vermeye ne dersin? Dediler.



-Onlar benim misafirlerimdir. Ne olur utandırmayın beni, çıkın gidin!



-İstediğimizi alıncaya kadar gitmeyeceğiz buradan, onlarla arzularımızı tatmin edeceğiz mutlaka.



-Ne iflah olmaz kimselermişsiniz siz! Mutlaka arzularınızı yerine getirecekseniz, şehirde birçok kız var, onlar size helal ve daha münasip. Gidip evlenin onlarla!



-Daha önce de bizim işimize karışma demedik mi sana? Diyerek taş fırlattılar Lut’un kapısına. Lut peygamberin içi sızlıyor ve utanca boğuluyordu. Kendi nefsi için değil ama İbrahim’den gelen misafirlerine karşı mahcubiyetin verdiği üzüntüyle celallendi ve;



-Keşke size karşı bir gücüm olsa da… diyerek ağlamaya başladı. Kapıyı kapatıp sırtını dayadı. Çaresizlik ve zayıflık içinde eziliyordu adeta. Bütün duyguları alt üst olmuştu. Azgın bir kavme karşı verdiği mücadele de en ufak yol alamamıştı. Hatta, üç beş inanan dışında, eşi bile kendisine hak vermiyordu, sözlerine itibar etmiyordu.



Lut acılar içinde kıvranırken omuzuna bir el okundu; misafirlerden biri, sakin ve kendinden emin bir şekilde, Lut’un ancak yüreğinde duyabileceği bir lisanla şunları söyledi;



-Ey Lut! Artık korkma ve üzülme; biz Rabbinden gelen elçileriz. Artık sana hüzün yoktur. Gece olunca sana inananlar ve ailenle beraber, inkar eden eşin olamadan, onu geride bırakarak bu şehri terk edin. Hepsi birden azapla helak edilecekler. İçlerinde temizlenmek isteyen ve yüzünü Rabbine çevirecek hiç kimse kalmadı. Bu yüzden artık onlara verilen mühlet dolmuştur. Siz de burayı hızla terk edin. Ancak giderken asla geri dönüp bakmayın, buraya ait tüm düşüncelerinizi, duygularınızı, anılarınızı geride bırakın. Selametle edin.



Lutu sükûnet sardı bir anda. Artık burada ki mücadelesi son bulmuş, Rabbinin lütfuyla kurtarılmıştı. İnananlarla beraber geceleyin yola çıkıp mühürlenmiş ve adı çirkinlikle anılacak diyarı arkalarında bıraktılar.



Sabaha doğru bir fırtına yaklaştı günah şehrine doğru, içinde Allah’ın çetin azabını taşıyordu. Öyle şiddetle çöktü ki şehrin ütüne, çığlıkların kuşattı sokakları ve son kişi kendi çığlığında boğulana kadar korkunç azap devam etti. Sabah olduğunda, özünü kaybedip günaha dadanmış bir kavim daha yeryüzünden silindi.


YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003417407

iletişim : editor@kimokur.com