Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Allah islam ümmetine iman, akıl, ahlak, imkan ve sonunda da nice gerçek bayramlar nasip eder inşallah. İyi bayramlar.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




ZEKERİYA VE YAHYA PEYGAMBER
Dilek Buz

Yüce Allah elçi göndermediği hiçbir kavmi sorumlu tutmayacağını beyan etmişti. Bu yüzden akıl ve vahiyle şereflendirdiği insan neslini elçisiz bırakmıyor; sık sık uyarıcı ve müjdeleyici olarak peygamberler görevlendiriyordu. Tarih boyunca birçok peygamber gelmiş ancak çok az bir kısmını Allah bize haber vermişti.



Bu peygamberlerden biri de Zekeriya peygamberdi. Süleyman peygamberden uzunca bir zaman sonra onun yaşadığı topraklarda, Musa peygambere ve ona gönderilen kutsal kitap Tevrat’a inandığını iddia eden İsrailoğullarına gönderilmişti. 



O zamanlar İsrailoğullarından olan din adamları ellerinden Tevrat isimli kitabı düşürmüyorlardı. Tevratın içinde uzun sahifeler boyunca en ince ayrıntısına kadar anlatılan peygamber hikayeleri ve günlük hayatı şekillendiren helaller haramlar vardı. Ancak ellerinde tuttukları ve adına Tevrat dedikleri bu kitap, Allah’ın Musa peygambere gönderdiği hak kitap değildi. Vahyin gerçek sözlerinizaman içinde kendi sözleriyle değiştirip, kavmiyetçi, çıkarcı, acımasız, toplum içinde belli kesimi yüceltirken diğerlerini acımasızca aşağılayan, ibadet adı altında gereksiz ve asılsız birçok uygulamayı zorunlu kılan bir kitaba dönüştürmüşlerdi.



Süleyman döneminde yapılan mabed ve filistin topraklarının kendilerine ait olduğunu, insan kavimleri içinde Tanrının milleti olarak adlandırdıkları seçilmiş kavmin kendileri olduğunu, küfür ve sapkınlık içinde olan kendileri dışında kalan tüm insanlara kendilerine hizmet edecek ve tüm varlıkları sömürülecekler diye bakıyorlardı. Kendi içlerinde bile sınıfsal ayrımlar yapmış; din adamaları olan hahamları diğer herkesten üstün tutmuşlardı. “Bir olan Allah’a tapıyor, peygamberlerine inanıyoruz” diyorlardı ama koydukları saçma sapan kurallar, halka ve diğer insanlara karşı acımasız uygulamalar, Allah ve peygamberleriyle alakası olmayan iftiraların sonu gelmiyordu. Her şeyi çürütmüş; değer olarak geriye bir şey bırakmamışlardı. Allah onlarla mücadele etmek, gerçek dinini ortaya çıkarmak, Süleyman döneminde yapılan takva üzere kurulmuş mabedi korumak ve orada hakkı temsil etmek üzere Zekeriya’yı görevlendirmişti. Daha önce nice peygamberi öldüren İsrailoğullarıyla Zekeriya arasında bir ömür sürecek tevhid şirk mücadelesi olacaktı.



Zekeriya peygamberin üstlendiği en önemli görev ise; gelecekte İsa peygambere anne olacak olan Meryem isimli yeğenini Mabedde koruyup kollamak olacaktı. Şirk içinde yüzen hahamların erkek çocuklarına verdiği eğitimlerden Meryem’i korumuştur. Aslında zaten mabedde ibadet ve eğitim sadece erkek çocuklarına münasip görüyorlardı. Pis ve zayıf olarak gördükleri kadının mabedde yeri olamayacağına inanıyorlardı. Meryem’i de bu yüzden mabede almak istemeyeceklerdi ama onların tüm itirazına rağmen Zekeriya peygamber, mabedin kenarında küçük bir kulübe yaparak Meryem’in orada kalmasına yardımcı olmuştur. Daha sonra da Meryem’in eğitimini Zekeriya’ya bırakmamak için çok mücadele etmişlerdi ama çok naif ve yumuşak huylu olmasına rağmen Zekeriya direnmiş ve asla eğitimini onlara bırakmamıştır. Hatta bu konuda son sözü kura çekerek sonuca bağlamak istemişler, kendi çoğunluklarına göre kura sonucunun kendilerinden yana olacağını sanmışlardı. İnanmış gibi değil tam bir bozguncu gibi bakıyorlardı her şeye. Allah onların hesabını bozdu ve hiç ummadıkları şekilde kura sonucunu Zekeriya’nın eğitimine tabi kılmak yönünde çıkardı.



Hayatı İsrailoğullarına öğüt vermek, din adamlarını Tevratta yaptıkları tahribat sebebiyle uyarmak ve Allah’ın elçisi olarak kendine tabi olmalarını isteyerek geçirdi Zekeriya. İlerleyen yaşlarda da Meryem’in sorumluluğunu üstlendi ve onu bir bitki gibi yetiştirdi.



İnsanlar bir bitki yetiştirmek için filizlenen kökü suluyorlardı, etrafında biten zararlı otları temizliyorlardı, toprağı yumuşatmak için çapalıyorlardı, uzun ve gereksiz dalları buduyorlardı, sıcaktan, soğuktan ve dış tehlikelerden koruyorlardı. İşte Zekeriya da Meryem’i böyle bir çabayla yetiştiriyordu. Zira onda farklı bir kıymet biliyor, onu önemli bir emanet olarak görüyordu. Allah’ın Meryem’e kattığı anlıyordu. Her ne kadar daha öncesinde kadın bir peygamber olmasa bile Allah’ın bir hesabı olacağını bildiği için bu konunun üstüne gitmiyordu.



Bazen Meryem’in yanına geldiğinde onda ummadığı bir ilim ve bereket görüyordu. Meryem’in gelişimindeki bu olumlu ilerleme daha önce kimsede görülmüş gibi değildi. Bir gün şaşkınlığını gizleyemeyerek;



-Ey Meryem! Bu bereketli ilmi ve hikmeti nasıl elde ediyorsun? Bunlar hiçte kolay öğrenilecek şeyler değil! Sen, sana verdiğimizden fazlasına sahipsin, dedi Zekeriya. Meryem’de ona;



-Bütün bunlar Rabbimden gelmedir. O, dilediğini hesapsız rızıklandırır, dedi.



Zekeriya Meryem’i evladı gibi seviyor ona özen gösteriyordu. Ama onu bir kız olması ve korumaya ihtiyaç duyması ve toplumun onu dikkate değer görmemesi endişesi ile birgün Rabbine el açıp dua etti;



-Ya Rabbi, kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı, artık yaşlandım. Sana ettiğim bütün dualarım karşılık buldu. Ben öldükten sonra mabedde yerime geçeceklerden, beni temsil edeceklerden korkuyorum. Zira onlar kitabın sözlerini değiştirip, şirke bulaştılar ve halka zulmediyorlar. Benden sonra dinini temsil edecek olan Meryem desem; o bir kız, onu dinlemezler. Benimde evladım olmadı, bir oğlum olsaydı da onu temsilci kılsan ne güzel olurdu!



Allah Zekeriya’ya vahiyle bildirdi;



-Öyleyse sana bir oğul müjdeliyoruz.



-Ama nasıl olur ya Rabbi. Ben çok yaşlı bir adamım, eşim de kısır zaten, bu yaşa kadar olmadı şimdi nasıl olabilir?



-Allah dileyince herşey olur. Hem de sana çok akıllı, yumuşak huylu, anne babasına ve Allah’a karşı saygılı olacak adıda Yahya olacak bir çocuk müjdeliyoruz.



Çok eskiden İbrahim peygambere yaşlılığında İsmail ve İshak’ı veren Allah şimdi de Zekeriya peygambere oğul müjdelemişti. Ve ondan üç gün boyunca sessiz kalmasını, vaktini tefekkürle geçirmesini, insanlarla konuşmamasını emretmişti.



Gün gelecek Yahya doğacak, güzel bir  ahlak üzere yetişecek, saygı ve nezakette eşsiz olacaktı. İsa peygamber gelmeden hemen önce kavmini islama davet edecek, onlarla mücadele edecekti.



Allah Zekeriya’dan ve oğlu Yahya’dan övgüyle bahsetti. “Onlar ne güzel bir kuldu” dedi.




YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003417416

iletişim : editor@kimokur.com