::Haftanın Gündemi
Allah islam ümmetine iman, akıl, ahlak, imkan ve sonunda da nice gerçek bayramlar nasip eder inşallah. İyi bayramlar.

::Ziyaretci Defteri
Tebrik ederiz
10.11.2020 17:19:55

Tebrik ederiz

İmtek Mühendislik

Merhaba Web Siteniz hem içerik yönünden hemde tasarım yönünden çok güzel olmuş. Başarılar dileriz.


Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




ÖMÜR BİTER DE SÖZÜMÜZ BİTMEZ
Dilek Buz


Köyün insanları birgün isyan ettiler. Zira köyün hemen önünden geçmekte olan bir dere vardı ve bu dere, kışın donar buz olur, baharda coşar geçilmez olur, yazın suyu iyice azalır kokmaya başlar, sonbaharda canlanır kokmaz ama bu defa da yanı yöresi nere varsa çamur doldururdu. Köye girmekte çıkmakta herkese tam zulüm olurdu. Yaşlılar ayrı, çocuklar ayrı, etekleri şalvarları yerlere kadar uzanan taze gelinler ayrı şikayet ederdi. Sadece insanlara mıydı bu derenin zulmü? Hayır, hayvanlar bile çamura bulanırdı zaman zaman, bazen de ıslanır üşür hasta olurlardı. Hayvanlar dere güçlü aktığı dönemlerde dereyi geçebilmek için sığ bir yer bulmak amacıyla etrafa dağılırlardı da onları kaybetmeyim diye çoban çırpınır dururdu.

Nihayet bir bayram sabahı herkesin neşesi yerindeyken, derenin üzerine bir köprü yapmak üzere sözbirligine vardılar. Hatta içlerinden bazıları biri gidiş biri dönüş olmak üzere iki köprü yapmayı bile teklif ettiler. Bazılarıda köprüye kocaman bir kapı yapmayı, kapının da üzerine "köyümüze hoşgeldiniz" yazısı yazdırmayı teklif etti. Yabancı memleketler  görmüş bazı işbilen kişilerde bütün bir dere boyunu ıslah etmeyi, kenarlarına duvar örmeyi bile düşündüler. Muhtar "iş bittiğinde açılışa sayın kaymakam beyi de davet edelim" dedi. İmam efendi "dualarla açarız" dedi.
Herkesi bir heyecan ve iş yapma isteği sardı. Böylece bayram bitmeden işe koyuldular. Traktörü olanlar dağdan kaya getirmeye gidiyordu. Gençler küreklerde dereden kum çılarıyordu. Duvar işçiliğinden anlayan bazılarıda köprüye ayak yapmak için temel kazıyordu. Kadınlar tandırlarda çalışan erkeklerine taze ekmekler yapıyor, yoğurdun sütün yağlı yerinden ayırıyor, taze fasulye ve tereyağlı pilavlar pişiriyorlardı.
Herşey yolundaydı ve hızla ilerliyordu. Köprünün ayakları hızla yükseldi, su geçişi için kanallar yapıldı, köprüye giriş çıkış yoluda taşlarda döşendi. Sıra kenar kemerleri ve köprünün geçiş yolunu yapmaya gelmişti. Aslında işin büyük ve zor kısmı bitmişti. Ancak kötü bir haber duyuldu. Dağdan köprü için taş ve kaya taşıyan bir traktör kaza yapmış, fazla yük nedeniyle eğimli bir yolda yan yatmıştı. Kimseye birşey olmamıştı ama bu aile en çok kendilerinin çalıştığını, diğer tarktör sahiplerinin aynı özveriyi göstermediğini sebep göstererek çalışmayı bıraktılar. Geçmişten beri bu aile ile husumetli olan diğer bir ailede "onlar taşa gitmezse bizde gitmeyiz" diyerek onlarda iş bıraktı.
Köylüler iş bırakanları kınadılar, kendileri köprü işinde çalışmaya bir süre daha devam ettiler. Ancak kısa bir süre sonra neredeyse çalışan kimse kalmadı. Bazı gençler askere gitti, bazılarının okul zamanı geldi. Bazı yaşlı taş ustaları hastalandı. Kadınlar ekmek pişirmez oldu. Kışlık yağ peynir yapmaya, yakacak odun istiflemeye durdular. Ustaların bir kısmı ücret istedi, bir kısmı birbirine küstü, bir kısmı da dedikodudan bıktığını söyleyerek işi bıraktı.
Koca bir köy, canla başla çalıştıkları köprü işini terkettiler. Hem de tam bitmek üzereyken...
Son iki arkadaş kalmıştı köprü inşattında. Onlar "her neye malolursa olsun bu işi bitireceğiz" diyorlardı. Ekmeklerini evden kendileri alıp geliyor, sağdan soldan kayaları yuvarlayarak taşıyor, derenin kumunu kendileri çıkarıp eliyor, birbirine moral veriyorlardı. Ancak iş çok yavaş ilerliyor, her işi bedenen yapmak onları çok yoruyordu. Bu nedenle iyice zayıfladılar. Üstleri başları yırtılıp dağıldı, saçları sakalları birbirine karıştı. Yüzlerindeki neşe kayboldu ve gözlerinin feri zayıfladı. Buna rağmen çalışmaktan asla geri kalmadılar. Köylüler ise onları inaçtı ve kibirli olmakla suçluyor, köye girip çıkmak için yine dereyi kullanıyor; kah ıslanıyor kah çamura batıyorlardı.
Aradan bir zaman daha geçti. Kış kapıya dayanmak üzereydi. Köyün köprü inşaatı nihayet bir akşam üzeri bitti. İki arkadaş iş malzemelerini toplayıp sırtlarına vurdular. Son bir kez baktılar eserlerine, çok güzel görünüyordu. Sonra, hiçbirşey demeden evlerine doğru yürümeye başladılar. Yol ayrımına geldiklerinde biri diğerine;
-Üzülüyorum, söyleyecek sözümüz bitti mi? Neden susuyoruz?
-Bitmedi tabi ki!... Sadece yorulduk biraz.
-Yorgunlar mı susar?
-Bir de kırgınlar?
-Kime kırıldın?
-Bütün bir köye... Bizi yalnız bıraktılar.
-Bunun ne önemi var? Köprü bitti işte!
-Sahiden bitti değil mi? İnanamıyorum hala. Öylesine yoruldum ve kırıldım ki; Neredeyse ben de bırakacaktım.
-Neden bırakmadın?
-Senin her sabah geleceğini biliyordum. Seni yalnız bırakamazdım.
-Öyleyse selam olsun sana.
-Sana da selam olsun... Bizde köprü biter, ömür biter de söyleyecek sözümüz yine bitmez.
Gülüşerek ayrıldılar.
Köprü sonunda bitmişti, köylüler büyük bir şenlikle köprünün açılışını yaptılar. Kurban kesip, kurban etiyle kavurma yaptılar. Şenliğe kaymakamda geldi imama efendi de. Sadece iki kişi yoktu.


YORUMLAR
Sanki yaşadığımız hayatı betimlemişsin. Çok şey gördüm, çok şey hatırladım kelimelerinin arasında sevgili kardeşim. Yorgunlar, kırgınlar ve Suskunlar var hayatta...
Ama hala söylenecek çok söz var...
Necati ün
anonim 4.10.2021 00:14:02
Hepimiz bu köyün bir ferdiyiz. Bayramda yaşıyoruz, heyecanda, kazada küslükte, yorgunluk ve kırgınlıkta... Önemli olan hak yolda bir şeye niyet etmiş isek onun için canla başla çabalamalıyız. Yarı yolda kalır ya da yarı yolda bırakırsak yol arkadaşlarımızı, biz kaybederiz. O yol nasıl olsa yapılacak; bizli ya da bizsiz. Onun için en iyisi sözü kesmemek, umudu yitirmemek, bazen de hatırlatıcı olmak ve dostların varlığını hissetmek, hissettirmek...
Selam size...
Dilek Buz
anonim 4.10.2021 08:14:33
Hayatın kendisi olmuş kalabalıklar ve onların beklentileri...
İstekler,temenniler,hayaller ve sorumluluklarla dolu bir yürüyüş
Kocaman köy ama yolun sonuna kadar yürüyen iki kişi.
Özel insanlar o iki kişi, kaldımı böyleleri.
Her sabah geleceğinden emin olduğu dostu olan şanslı kişi...
Hangisi daha şanslı bilemedim.
O iki kişiye taktım,
Sanki hikaye devam etse o ikiliyi başka bir köprü inşaatında bulacağız gibi bir his var bende...
Güzeldi elinize sağlık.

esra
anonim 5.10.2021 23:17:54

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003782043

iletişim : editor@kimokur.com