Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Allah islam ümmetine iman, akıl, ahlak, imkan ve sonunda da nice gerçek bayramlar nasip eder inşallah. İyi bayramlar.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




MAKALELER
MUSA VE HARUN PEYGAMBERLER
Yusuf peygamberin Mısır’a melik olmasının üzerinden uzun yıllar geçti. İman ve huzurla büyüyen Mısır ülkesi ve Yakub’un soyu bir süre kardeşçe beraber yaşadılar. Sonra aralarına fitne girdi ve Yusuf’un bıraktığı emanete sahip çıkamayıp birbirine düşman oldular. Nüfusça daha üstün olan ve bölgenin yerleşik halkı olan Mısırlılar yönetimi ele geçirip zalim bir sistem kurdular. Allah’ı unutup yoldan saptılar. En büyük yöneticilerine Firavun dediler. Halkıyla istişare edip, onlar için çalışan, üstünlük taslamayan Meliklerin dönemi bitmiş; zalim ve otoriter Firavunların dönemi başlamıştı. Firavunlar gücü ellerinde toplayıp tek hakim olmak için zalim bir sistem geliştirdi. Yakupoğullarına, İsrailoğulları demeye başladılar. Onları alt tabaka insanlar olarak görüp yerli halktan ayırarak ötekileştirdiler. Sonra da onları en zor işlerde çalıştırmaya başladılar, türlü bahanelerle de cezalandırarak zayıf düşürdüler. Böylece onları emirlerine amade köleler haline getirdiler. Yaptıkları devasa inşaatlarda ve ekin tarlalarında onları zorla çalıştırıyor, hayvan bakıcılığı yaptırıyorlardı. İsrailoğulları tüm bunları yaparken emeklerine karşılık yeterli gıda alamıyor, ücret talep edemiyor, değer görmüyorlardı. Hepsi birden sefalet ve açlık içinde sürünüyor; işkence ve ölümle burun buruna yaşıyorlardı. Huzur ve bereket dolu eski güzel günleri bir hikaye gibi anlatan yaşlılarını dinliyor; bir zamanlar Mısır Melikinin sarayında saygın biri olan atalarından Yusuf’un hikayesine inanamıyorlardı.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 5.8.2020 09:35:22 devamı >
ŞUAYİP PEYGAMBER
İnsanlar yeryüzü serüveni başladığından beri hala kendilerine doğru bir istikamet yakalamış değillerdi. Sürekli imtihan ediliyorlar ve genelde kaybedenlerden oluyorlardı. Çünkü insanlık alemi kendini henüz tam olarak tanıyamamış, olgunluğa erişememişti. Bu nedenle Allah art arda elçiler gönderiyor, insan neslinin hafızasını sürekli olarak canlı tutuyordu. Yine de insanlar sürekli yoldan çıkıp azgınlaşıyor,hak yolundan sapıyor, bir de üstüne düşmanlık ediyorlardı. Böyle devam ederlerse helak edileceklerini söyleyen elçilere kulak veren inanmış az bir topluluğu Allah kurtarırken; geriye kalan inkarcı ve kibirli olanları tamamen yok ediyordu. Aslında tüm bunlar bir bakıma, başarısız insan yaratma denemeleri gibi görünüyordu. Yarat; olmadı, yok et. Yarat, olmadı, yok et. Yarat… Ama aslında gerçek olan tek şey; Allah’ın dinini tamamlıyor oluşuydu. Allah insana hem akıl vermiş hem de dini öğreten elçiler göndermişti. Ancak insan aklının karışabileceği bu yüzden ayrılığa düşebileceği dinin bazı meseleleri vardı. Adına din denilen, Allah’ın insana tayin ettiği yaşama biçiminin bu meselelerine çözüm getirmek elçilere düşüyordu.Dinin, varlık ve yokluk zamanında, bireysel ve toplumsal alanda, ekonomik ve sosyal yaşamda, hukuk ve ceza işlerinde nasıl adaleti ve iyiliği tesis edeceği böylece açıklığa kavuşacaktı. Yüce Allah, dinini tamamlamak üzere, hayatın içinde hangi alanda bozulma ortaya çıkmış ise insanları ondan vazgeçirmek ve onları en iyi, en doğru olana davet etmek için seçtiği elçilerden birisi de Şuayip peygamberdir. Onun görevi Medyen veya Eyke halkı diye de bilinen bir kavmi uyarmaktı. Onlar, adaletten uzak, hile ve kandırmaca dolu, zulüm ve haksız kazanç içeren ve böylece toplumların ekonomik ve sosyal yozlaşmasına sebep olan bir yaşam biçimi geliştirmişlerdi. Bu da yine insanlığın çürümesine sebep oluyor, onları yoldan saptırıyordu. Bir zamanlar Mekke’nin epeyce uzak kuzeyinde yaşamış ve sonra da feci şekilde tarih sahnesinden silinmiş Semud kavminin güneyinde, Kızıldeniz’in doğu sınırında zengin bir bölgede yaşıyordu Şuayip peygamberin kavmi.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 4.8.2020 12:35:45 devamı >
KİRLİ BİLGİ ÇAĞI, HARFLER VE BABAANNEM
Tarih sahnesinde bilgiyle yücelen insanoğlu son zamanlarda bilgiyle kirleniyor. Öyle bir kirlenme ki boğulmak desek daha yerinde olur. Hatta belki de alçalmak… İhanet etmek… Zulmetmek… Sözlerimde ileri gittiğimi düşünmeyin; az bile söyledim. Herkesin her şey hakkında fikri var! Kime ne sorsan mutlaka cevabı hazır. Ekonomi, siyaset, din, gündem, toplumsal gidişat vs. Mesela; Corona’nın ne olduğunu bilir bizim vatandaş ama gerçekte en ufak tıp bilgisi yoktur; İstanbul sözleşmesinin fayda ya da zararlarını çılgınca dile getirirler ama hiçbiri sözleşmenin maddelerini açıp okumamışlardır; hükümeti eleştirir ya da desteklerler ama sadece medyadan gördükleri ile kanaat sahibi olmuşlardır; din hakkında konuşurlar ve dine inanır ya da inkar ederler ama dini kendi kaynağından hiç okumamışlardır; ekonominin gidişatından iddialı biçimde haberdardırlar ama bu bilgi kendi keselerinin dolu ya da boş olmasıyla alakalıdır. Kitaplar, dergiler, filmler, televizyon haberleri ve son dönemde yıldızı parlayan internet öyle bir bilgiye boğuyor ki insanları; gözleri, kulakları ve beyni bilgiye hapsolmuş zombiler çıkıyor ortaya. Ürettiğimiz ya da doğruluğunu test ettiğimiz neredeyse hiçbir bilgi yok hayatımızda. Dolayısıyla yaşadığımız hayat olması gereken hayatımız değil; bize gizli zorbalıkla sahiplendirilmiş asalak bir hayat…
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 3.8.2020 14:56:51 devamı >
EYYUP PEYGAMBER
EYYUP PEYGAMBER İnsanlık aleminin nüfus ve medeniyet bakımından gelişmesi özellikle yazının icadından sonra daha da hız kazanmıştı.Kavimlerdünyanın dört bir yanına dağılmış; böylece yeni şehirler, yeni devletler ortaya çıkmıştı. Beraber yaşamanın faydaları ve zararları aynı oranda artmıştı. Eyyüp peygamber, İbrahim peygamberin kurduğu Mekke şehrinin kuzeyinde bir bölgede yaşıyordu. Kavmini Allah’a imana davet etmiş, tüm yanlış ve sapkın inanışları, zulüm ve haksızlık içeren davranışları yasaklamıştı. Kavminin bir kısmı ona inanıp iman etmişti. Eyyüp peygamber, Allah’a inanan topluluk içinden biriyle evlenip mutlu ve huzurlu bir aile kurmuştu. Zamanla çocukları da olmuş; toplumda saygı duyulan örnek bir aile olmuşlardı. Elçilik vazifesini de hakkıyla yerine getirmeye çalışanEyyüb peygamberin hayatında her şey yolunda imiş. Ve bir gün bu durum ibreti alem için değişecekmiş. Eyyüp peygamberbir gün çok kötü bir sıkıntıya düşmüş. Başına gelen şey onu çok zor duruma düşürmüş. Karşılaştığı zorluğun ne olduğunu kimse bilmiyormuş. Ama görünene bakılırsa çok fena bir hastalığa düçar olmuş. Öyle illet bir hastalıkmış ki Eyyüb peygamberin etrafında kimse kalmamış. Ailesi bile onu terk etmiş. Yalnız başına kalmış, sözünü dinleyen, etrafında bulunan hiç kimse kalmamış. Hayatta kalacak gıdayı bile güçlükle temin edebilir olmuş. Ve bu durum belki de yıllar boyu bu şekilde devam etmiş.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 3.8.2020 08:05:01 devamı >
YAKUP VE YUSUF PEYGAMBER
İbrahim peygamber ve oğlu İsmail büyük gayretler sonucunda çölün ortasında Kabe’nin yapımını bitirdiler. Ve kabenin çevresini mesken tutup yerleştiler. Günlük işlerinden sonra kalan zamanlarını Kabe etrafında geçirmeye başladılar. Namazlarını orada kılmaya başladılar. Önceleri yalnızdılar; kimseler yoktu çevrelerinde. Zamanla çölün ortasında kurulan bu ilginç yapı oradan geçmekte olan ticaret kervanlarının, göç halindeki yolcuların, seyyahların, haydutların oradan geçen kim varsa herkesin ilgisini çekmeye başladı. Merak edip gelenler, İbrahim ve ailesinin ikramlarının yanında hoş sohbetleri ile karşılaşıyordu. Bunlardan bazıları Allah’a iman edip orayı kendisine mesken tutarken; bazıları da İbrahim’in ikramlarından ve güzel sözlerinden etkilenerek memnun kalmış vaziyette yoluna devam ediyordu. İbrahim ve ailesinin yanına yerleşenler zamanla Mekke diye bilinecek şehrin ilk sakinleriydiler. Yaşlanmış İbrahim’den sonra onlara İsmail öncülük edecek; Kabe ve çevresini mamur kılıp, orada çoğalacaklardı. Ancak İshak büyüyüp yetişkin olduğunda, Allah’ın emri ile elçilikle görevlendirilip daha kuzeye, Filistin topraklarına giderek oraya yerleşecekti.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 30.7.2020 09:43:51 devamı >
LUT PEYGAMBER
Allah tarafından kendisine elçilik vazifesi verilen Lut peygamber, İbrahim peygamberin yanından ayrılarak,aldığı vazife gereği başka bir kavme gidip yerleşti. O kavmin içinde uzun yıllar kaldı. Bu dönemde bir kadınla evlendi ve çocukları oldu. Lut peygamber,hayatı boyunca neredeyse tüm zamanını halkının içinde onları uyarmakla geçirdi. Onlara doğru yolu göstermeye çalıyor, yanlış işlerinden vazgeçmeleri için öğütler veriyor, doğru işlerinde yardım ediyordu. Kalan az bir zamanda da genelde çok yorgun düşmüş oluyor; evinin çatısına çıkıp sırtüstü yatarak yıldızları seyrediyordu. Boş bir seyretme değildi bu; geçmişini hatırlıyor, İbrahim’den öğrendiklerini tekrar ediyor, yıllarını geçirdiği kavminin sorunlarını irdeliyordu. Bazı zamanlarda çocukları da onu yalnız bırakmıyor, yanına dizilip babalarını dinliyorlardı. Lakin eşiyle her geçen gün artan anlaşmazlıkları vardı. En başında bu kadar değildi ama zamanla Lut’a sırt çevirmiş; onu dinlemez olmuştu.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 29.7.2020 11:43:55 devamı >
İBRAHİM, İSMAİL VE İSHAK PEYGAMBER
Nuh tufanından, Ad ve Semud kavimlerinin helakından sonra geride kalan inanmış insanların neslinden gelenler, yüzyıllar boyunca hızla çoğalıp yeryüzünün dört bir tarafına dağıldılar. Birçok kavim ve şehir ortaya çıktı. Bunların bazıları tarımda ve hayvancılıkta ilerledi bazıları da ticaret ve zanaatta. Ticaret ve alışveriş bu dönemde çok hız kazandı. Böylece ticareti elinde tutan büyük ve güçlü yöneticiler olan krallar ortaya çıktı. Artık insanlık aile, kabile ve kavimler derken; bütün bunları temsil eden kralları görmeye başladı. Artık şehirleri ve onların halkını krallar yönetiliyordu. İnsanların iradeleri önce aile ve kabilelere, sonra kavimlere ve onların ileri gelenlerine teslim edilmişti; şimdide krallar bunu tekellerine almıştı. Her kral halkının üzerinde hâkim Rab gibi hareket ediyordu. Krallar ve insanlar elçilerin getirdiği mesajları unutup, kendilerinden önceki kavimleri helak eden sapkın inanış olan putperestliğe geri dönmüşlerdi. Putperestlik; bir inanç biçimi olarak değil, insanları ikna ederek, onlar üzerinden zenginlik ve güç devşirmenin yolu olarak icat edilmişti.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 27.7.2020 08:44:46 devamı >
SALİH NEBİ
Salih peygamber bir dere kenarında tek başına oturmuş dereyi izliyordu. Kumluk ve taşlık bir arazinin ortasından geçen dere, adeta bölgeye can veriyor; ova da verimli bahçeleri besliyor, hayvanların ve insanların su ihtiyacını karşılıyor, o bölgede salkım salkım hurmaların ve boy boy ekinlerin yetişmesine sebep oluyordu. Sadece bir dere, yaşanılmaz zannedilen kayalıklı ve kumlu bir ovayı, insan eliyle bereketli ve yaşanabilir müreffeh bir yer yapabiliyordu. Bu bile, insanı akıllı ve üretken olarak yaratan yüce Allah’ın lütfu idi. Ama Salih’in kavmi Allah’a inanmıyordu. Salih, “Bu nasıl olabilir” diye sordu kendi kendine. Kavminin inkarda direnmesini, bunca nimete karşılık şükredici ve ağırbaşlı kimseler olmak yerine; şımarıklık eden kibirli, gaddar ve nankör olmalarını anlayamıyordu. Ataları imanları sayesinde Allah’ın gazabından kurtulmuştu ama şimdi torunları küfürde yarışıyordu. Salih sesli tefekkür ediyordu. Kavmi içinde onu bir avuç mazlumdan başka dinleyeni yoktu. “Ademle başladı insanlık, ilahi bilgi her insan özüne Ademzamanında yerleştirildi. Bununla beraber her daim Allah, elçileri ve sözleri ile insanları destekledi; onu özüne sadık kalmaya çağırdı. Bizi hiç yalnız bırakmadı. Öyleyse neden Nuh kavmi yoldan çıktı? Allah’aimanı neden reddettiler? Bir defa insan olmuşken neden sonradan vahşiliğe ve yozlaşmaya teslim oldular? İnsanlara verilen akıl, bilgi, hikmet ve insanlara gönderilen uyarıcı elçilere rağmen insanı yoldan çıkarmaya yol açacak şey ne olabilirdi? İnsanlığı art arda helak olmaya götüren şey neydi acaba? İnsanların düşmanı kimdi?”
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 25.7.2020 08:42:39 devamı >
HUD NEBİ
Nuh Tufanından kurtulan bir avuç insan, suların çekilmesiyle beraber yeniden karaya ayak bastılar. İlk zamanlar ataları Adem’den farkları yoktu neredeyse; yeni bir dünyada gibiydiler. Tufan yeryüzünde insanlardan kalan ne varsa hepsini yok etmişti. Bu nedenle insanlar yepyeni bir hayata başlangıç yaptılar. İnsanların çoğalıp yeryüzüne dağılması; eskisi gibi şehirler kurması yüzyıllar alacaktı. Önceleri hayata tutunmak için; beslenme ve barınma ihtiyaçlarını karşılamanın kolay yollarını bulacaklardı. Her bir kavim yerleştiği bölgenin şartlarına göre gelişme gösterecekti. Artan nüfusla beraber yaşamayı, değiş tokuş yapmayı, ortak konularda yardımlaşmayı geliştireceklerdi. Bu durum yaşamı kolaylaştıracak, nüfus artışını hızlandıracaktı. Artan nüfus tüketimi artırdığı gibi üretimi de artıracak; zaman içinde yeni yaşam alanları kurulacak, şehirleşme başlayacaktı.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 24.7.2020 08:52:17 devamı >
NUH NEBİ
(İnsanlar, insan gibi yaşamanın sınırını çoktan aşmıştı. Adeta kötülük üretmekte birbirleriyle yarışır hale gelmişti. Adem ve İdris peygamberin üzerinden çok uzun bir zaman geçmemişti; bu yüzden, insanların düştüğü aşağılık durum inanılacak gibi değildi. Allah insanları uyarmak için içlerinden birini elçi olarak seçti. O kişi; aklına ve özünde taşıdığı ilahi sese ihanet etmemiş olan, Nuh idi) Kavurucu sıcakların ardından acımasız bir kuraklık çöktü insan topraklarına. Kuruyup damar damar çatlayan ovada ottan eser kalmadı, böyle olunca hayvanlar yeterli beslenemediler; aç kalıp süt vermez yavru tutmaz oldular. Ağaçlarda meyveler olgunlaşamadı; hatta yeterince büyüyüp toprağın derinlerine kök salamayan meyve fideleri de kurudu. Açlık ve susuzluk tehdidi, insanlar arasında hissedilir derece korkuya sebep oldu. Bu yüzden çoğu insan taş ve çamurdan yapılma evlerine sığınıp dışarı çıkmadı; çaresizce yağacak yağmuru ya da gerçekleşecek bir mucizeyi beklemeye başladılar.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 22.7.2020 09:21:21 devamı >

Sitemizde Kayıtlı Olan Makaleler
HABİL İLE KABİL   Dilek Buz
YARATILIŞ VE PEYGAMBER KISSALARI   Dilek Buz
KARINCALAR VE YAŞAM   Necati ÜN
ÇOCUKLARIN BAYRAM GÜNLÜĞÜ   Bünyamin Zeran
BAYRAM TEBRİGİ   EDİTÖR
GÜMÜŞ RENGİ AĞAÇ VE TAHTA KURTLARI   NECATİ ÜN
İSLAMİ DÜŞÜNCENİN SERÜVENİ   Bünyamin ZERAN
BİBER DOLMASI (ÖYKÜ)   Dilek Buz
TANRIDAN PAY KAPMAK   Dilek Buz
BİZİ CESUR KILAN KELİMELERİMİZ VAR   Bünyamin Zeran
HAYATI YAŞAYARAK GEÇ; KOŞARAK DEĞİL   Dilek Buz
HERŞEYİ GÖRDÜM HEPSİNİ DUYDUM   Dilek Buz
ÇİÇEKÇİ   Dilek Buz
HER KAPININ ARDINDA BİRİ VAR   Dilek Buz
İNSANA DAİR KONUŞMAK   Bünyamin Zeran
KENDİNİ BULMAK   Dilek Buz
SİS VE ANKARA   Dilek Buz
SİYASET NEDİR?   Dilek Buz
YAPRAKLAR VE İNSANLAR   Dilek Buz
BİRGÜN HİKAYE YARIM KALACAK   Dilek BUZ
GERİYE KALANLAR   Dilek Buz
YETİM   Dilek Buz
HASTA RUHLAR GÜNAH BİRİKTİRİRLER   Dilek Buz
BURADAN ÇIKIŞ YOK   Dilek Buz
ALLAH İSMİ NE ANLAMA GELİR?   Dilek Buz
EVRENİN KİTABI İLMA... EPİK FANTASTİK BİR ROMAN   Dilek Buz
HASTA ZİYARETİ   Dilek Buz
MUTSUZ, HUZURSUZ BİR TOPLUM   Dilek Buz
KADİFE ÇİÇEĞİ/TANRISAL ÖNGÖRÜ 3   Dilek Buz
KADİFE ÇİÇEĞİ VE DELİLİĞE ÖVGÜ   Dilek Buz
1051 tane makaleden 1 - 30 arası gösteriliyor
Sayfalar : .1 . 2 . 3 . 4 . 5 . 6 . 7. Geri · İleri
::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003334858

iletişim : editor@kimokur.com