Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




MAKALELER
EVRENİN KİTABI İLMA... EPİK FANTASTİK BİR ROMAN
Evrenin Kitabı İlma... Epik Fantastik Bir Roman Roman ve öykü hayranı birisi olarak, ilk kez fantastik bir eser okudum. Önyargı ile başladım esere; zira fantastik roman okumayı sevmezdim. Hele hele bizim edebiyatımızda "iyi" denecek kadar bile övgüyü hakedecek eser olamadığını bilerek, böyle dört ciltlik bir eseri okumaya çalışmak pek mantıklı görünmüyordu. Dört ciltli serili eser, yaklaşık 2200 sahifeden oluşmuş. Haddini aşarak, güç ve tahakküm adına yeryüzündeki bazı kadim sınırları, lanetli duvarı yıkmaya çalışan insanoğlu, daha sonra başına gelecek felaketler ile kendi kıyametini hazırlıyor. Mantık olarak yaşadığımız dünyanın kaderiyle aynı kaderi yaşıyor insanoğlu. Ekini ve nesli yokedenler, yokolmaya mahkumdur. Nitekim insanlık günbegün yokolmaktadır. Kitap, kendileri ile birlikte tüm insanlığı kurtarmaya çalışan küçük bir arkadaş grubunun, inanç ve gayretle tüm kötülerle karşı sürdürdükleri amansız mücadeleyi anlatıyor. Bu mücadele de tüm zorluklara rağmen üstün gelen iman oluyor. Son tahlilde eseri çok başarılı buldum. En başarılı olduğunu düşündüğüm bir kaç noktaya dikkat çekmek istiyorum.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 4.8.2019 14:37:57 devamı >
HASTA ZİYARETİ
Dün bir hasta ziyaretine gittim. Birkaç arkadaşla hasta evinde tesadüfen biraraya geldik. Arkadaşın annesine geçmiş olsun dedikten sonra, aramızda samimi bir sohbet başladı. Konu bir yerde, yeni neslin kıymet bilmezliğine geldi. Biz bunları konuşurken, Allah ne verdiyse konmuştu önümüze. Ev yapımı mis gibi keklerden kurabiyelere, yaş pastalardan böreklere kadar... Ev sahibi gözleri nemli; -Gardaş, Allah biliyor ya, biz ne günler gördük geçirdik? Afedersiniz, bugünün köpeklerini bağlasan durmaz kulübelerde, gurbetin kucağında ekmek parasına yıllarca çalıştık durduk. Vallahi bir zeytini üç ya da dört lokma ekmekle ancak yiyebiliyorduk. Sözü ivedilikle bir başkası aldı; -Abiler, ben ilkokul üçüncü sınıfa giderken bir sınıf arkadaşımın kabuğunu soyarak birşey yediğini görmüştüm. Adını sordum, "portakal" dedi, isteyemedim ama kokusuna mest oldum. Eve dönünce babama söyledim, "alamayız, o kadar paramız yok" dedi. Çok dua ettim. Ve ancak iki yıl sonra yiyebildim. Onu da babam almadı. Soğuk bir kış günü okuldan dönerken semt pazarının oradan geçiyordum. Bir baktım kocaman portakallar çöpe atılmış. Başında tereddütle bekledim. Zira helal mi haram mı belli değil, evdekiler sorarlar "nereden aldın bunları" diye. Pazarcı farketti benim kararsız halimi, "bunlar donmuş, satamam, belki yenir, al götür evlat" dedi. Eve getirdim, bir şekilde yedik işte, sadece babam yemedi, "canım istemiyor" dedi. Bir başka arkadaş sözü aldı. (İtiraf gününe dönmüştü ortam, herkes çekinmeden eski günleri, zor günlerini anlatıyordu)
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 28.7.2019 23:06:51 devamı >
MUTSUZ, HUZURSUZ BİR TOPLUM
Mutsuz, Huzursuz Bir Toplum Neden ülkemin insanları mutsuz? Sahip olduğumuz maddi manevi tüm imkanlara rağmen neden hala mutluluğu yakalayamadık? Neredeyse hic kimse açlıktan ölmüyor artık. Nice yıldır yabancı bir devletle savaşmadık. Ciddi bir salgın hastalık ya da büyük felaketler ile karşılaşmıyoruz. Elbette bireysel maddi sıkıntılar olabilir veya terör olayları yabancı olmadığımız bir konu. Yine de bunlar ülke gündemini kapatamayacak, insanları toplu endişeye sevkedemeyecek düzeyde. Hem zaten "mutsuz insanlar" tanımımızın muhatabı bu insanlar değil. Daha ziyade okumuş, maddi durumu yerinde, aile ocak sahibi olmakla beraber işinden, eşinden, yaşam koşullarından, sağlıklarından sürekli şikayet eden milyonlarca insandan söz ediyorum. Akşama kadar caddeleri dolduran milyonlarca insan sadece şikayetlerini dillendiriyorlar ve geceleri isyan bayrakları açıyorlar.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 26.7.2019 01:23:33 devamı >
KADİFE ÇİÇEĞİ/TANRISAL ÖNGÖRÜ 3
Ama sen deli değilsin Veli amca. Öyle deseler bile bu hiç önemli değil. Dün bana yardımcı oldugun için kompozisyon ödevim sınıfta birinci seçildi. Öğretmenim çok beğendi yazdıklarımı. -Çok sevindim genç adam. -Ben çocuk değil miyim? -Öylesin. -Neden genç adam diyorsun öyleyse? -Adamlık yaşla olmaz genç adam; adam olmak, Adem olmaktır, sıfattır yani. İnsani özellikler taşıyanlara denir. -Ama herkes insan değil mi zaten?
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 20.7.2019 00:31:35 devamı >
KADİFE ÇİÇEĞİ VE DELİLİĞE ÖVGÜ
KADİFE ÇİÇEĞİ VE DELİLİĞE ÖVGÜ Gün boyunca Veli amcanın son hali gözlerimin önünden gitmedi. Yemek yerken de ödevlerimi yaparken de onu düşündüm. Suskunluğumu fark eden annem, kaygılı bir halde, koluyla babamın koluna dokunup beni işaret etmiş; “İşte bak gördün mü? Oğlana bir haller olacak Allah mafaza. Ben sana çocuğu deliye, cinliye götürme dememiş miydim?” diye fısıldamıştı.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 16.7.2019 00:12:09 devamı >
KADİFE ÇİÇEĞİ / İNSAN NE İLE YAŞAR
Herkesin hayatında bir dönüm noktası vardır. Benim hayatım ise çok erken değişmişti. İlkokul beşinci sınıfa gidiyordum o zamanlar. Öğretmenimin verdiği kompozisyon ödevini yapamamıştım. İnsan ne ile yaşar, konulu bir yazı yazacaktım. Yıllar sonra, büyük yazar Tolstoy’un “İnsan ne ile yaşar” isimli bir eseri olduğunu öğrenmiştim ama o yıllarda ben, küçük bir Anadolu şehrinin, küçük bir okulunun, küçük bir öğrencisiydim. Akşam olunca babamdan ödevim konusunda yardım istemiştim. “İnsan ne ile yaşar baba?” diye sormuştum. O da bana “insan, ekmekle suyla yaşar” diye cevap vermşti. Sonra biraz daha düşünüp, cevabını eksik bularak “şan, şeref ve imanla” diye eklemişti. Ben, bu cevabın yeterli olup olmadığını bilmiyordum. Anneme sordum, “ben bilmem oğul” diyerek işin içinden sıyrılmış, fasulye kırmaya devam etmişti. O akşam taze fasulye ve bulgur pilavı yemiştik. Ama benim ödevim yine bitmemişti. Kaygılanmıştım. Pazartesi okul açıldığında öğretmenime ne diyecektim. Sonra babam bana acıdı ve; - “Tamam merak etme, yarın seni Veli’ye götürürüm, o bilir, ödevine yardım eder” dedi. Annem; -“Hangi Veli” -“Bizim deli Veli” -“Adam o ne bilecek! Oğlanında kafasını karıştıracak, delilik bulaşıcı diyor kadınlar, Allah korusun oğlana birşey olurda” -“Saçmalama kadın, onun ki Allah vergisi, zararsız, hatta çoğu akıllıdan daha akıllı” “ama biraz tuhaf işte” diye de eklemişti. Ben konuşulanları hayretle dinlemiş, biraz korkmuş, birazda merak etmiştim. Ertesi gün babamla beraber evden çıktık. Mahalle kahvesine gittik. Söğüt ağacının gölgesine serilmiş masalar vardı. Çoğu boştu. Vakit erkendi daha ama aradığımız Veli amca, en dip masada oturuyordu. Babam beni onun yanına götürdü. Veli amcanın önünde küçük bir saksı vardı. Saksıda kurumuş bir kadife çiçeği… Onunla içli içli konuşuyordu. Bir anda ürperme geldi bana ve tüm bedenim sarsıldı. Babam soğukkanlı bir şekilde; -“Veli, oğlanın bir ödevi varmış, ancak sen yardımcı olabilirsin diye sana getirdim. Eğer yardımcı olursan bugün bütün içtiğin çaylar benden. Ayrıca öğlene bir gazoz, yanında da lokumlu püskevit var…” -“Tamam ama biraz işim var, ondan sonra” -“Olur olur” dedi babam gülerek e arkadaşlarının olduğu bir masaya yöneldi. Bana karşısındaki sandalyeyi gösterdi, geçtim oturdum. O, biranda beni unutup çiçeğiyle tekrar konuşmaya başladı. -“Kadife, biliyorum seni incittim. Her şeyi anlatmamalıydım sana. Ağır geldi bunlar sana. Günbegün yıprandın, üzüldün ve sonsunda dayanamayıp kurudun. Haksızlık yaptım sana, ancak bir insanın yüklenebileceği yükleri senin gibi narin bir çiçeğe yükledim. Ama biliyorsun, yalnızım ben, senden başka kimsem yok. Biraz duraksadı, sanki çiçek konuşuyor o da dinliyormuş gibi bir hali vardı Veli amcanın, birden kızgın bir dille,
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 13.7.2019 12:11:42 devamı >
BIRAK KANASIN DURMAZ BU YARA
BIRAK KANASIN, DURMAZ BU YARA -Bırak, kanasın, durmaz bu yara. -Kim yaptı bunu sana? Hangi vicdansız?Hangi kendini bilmez? Benim dostumun canına kim kastedebilir? -Önemi yok kimin yaptığının. Olan oldu bir kere. Kaldırma beni buradan, zaten toprağa gömüleceğiz. Bırak, toprak üstünde öleyim. -Bırakmam seni bu yerde, hastaneye götüreceğim, iyileşeceksin. -Uğraşma boşyere. Bak, tuttuğun yerin yarası daha çok açıldı, daha çok kan kaybediyorum şimdi, daha çabuk öleceğim. -Bırakamam, seni ölüme terkedemem göz göre göre. Hastaneye gitmeliyiz. -Ama buraya yakın hiç hastane yok. Bizi götürecek bir araç yada birini arayacak telefonumuzda yok. Bu boş arazide yapa
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 10.7.2019 22:55:20 devamı >
MUTLULUĞUN EN BASİT FORMÜLÜ
Mutluluğun En Basit Formülü -Anlamıyorsun beni dostum, çok mutsuzum. -Neden? -Bilmiyorum. -Eger bilmiyorsan neden mutsuz olduğunu, gerçekten mutsuzsun demektir. -Ne yapmalıyım? -Neden mutsuz olduğunu bulmalısın. -Nasıl bulurum? -Ne yapmadığına bakarak... -Mutlu olmak, birşeyler yapmaktan mı geçer? -İyi şeyler yapmaktan... -Ne iyidir? -Kötü olmayan şeyler. -Ne kötüdür? -İnsana yakışmayan şeyler... -İnsana ne yakışmaz? -Sadece kendi derdiyle dertlenmek... -Hepsi bu kadar mı? İnsana sadece bencillik mi yakışmaz?
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 9.7.2019 23:12:17 devamı >
EYYÜB’ÜN GÖZÜNDEN TÜRKİYE DEĞERLENDİRMESİ
Eyyüp, fildişinden değerli bir arkadaşım. Ondan, Türkiye ve Türklerle ilgili üç olumlu değerlendirme istedim. Bir yabancı olarak ama yılardır Türkiye de yaşayan biri olarak, önemli gördüğü üç şeyi bilmek istediğimi söyledim. Şunları sıraladı; 1-Türkiye bolluklar ülkesi. Allah o kadar çok nimet vermiş ki bunları saymakla bitiremem. ...
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 5.7.2019 08:59:05 devamı >
İNSANIN ÖZGÜRLÜĞÜ ÜZERİNE
İnsanın özgürlüğü meselesi tarih boyunca tartışılan konulardan bir tanesidir. İnsanın özgürlüğüne bakışı iki noktada ele alabiliriz. Birincisi; insanın içsel özgürlüğü meselesi, ikincisi; insanın bedensel özgürlüğü meselesi yani fiili kölelik mevzusu. İki özgürlük sorunu arasında kuşkusuz çok büyük farklar vardır. Birinci sorun kişinin zihni ve kalbi bir meselesi olduğu gerçeğine dayanır. İkinci mesele ise kişinin kendi dışında gelişen ve teslim olmak zorunda olduğu bir durumla alakalıdır.   İnsan kuşkusuz isteyerek köle olmaz. İnsanı köle yapan zaafları olduğu gibi o zaaflarını tetikleyen, sürekli besleyen kanalları herdaim diri tutan görünür ve görünmez eller vardır. Eğitimden sanata, sinemadan spora, medyadan basına, siyasetten bürokrasiye, sivil toplum kuruluşlarından sermaye sahiplerine, ruhban sınıfından akademi dünyasına ve entelektüellere varıncaya kadar köleliği canlı tutan mekanizmalar iş başındadır
Yazar : Bünyamin Zeran   Eklenme Zamanı : 18.6.2019 00:11:02 devamı >

Sitemizde Kayıtlı Olan Makaleler
MUHAMMED MURSİ’NİN ŞEHADETİ VE DEMOKRASİ ÜZERİNE   Dilek Buz
GERÇEK VE TAKLİT   Dilek Buz
KİM KURTARACAK DÜNYAYI   Dilek Buz
İKİ GÜNÜ EŞİT OLAN ZİYANDADIR   Dilek Buz
KADİR GECESİ NASIL MÜBAREK OLUR?   Dilek Buz
ŞİMŞEKLER VE HATIRLATTIKLARI   Dilek Buz
DOKTOR VE RÜYA GÖREMEYEN ADAM (ÖYKÜ)   Dilek Buz
YABANCI   Dilek Buz
İSTANBUL SEÇİMLERİ   Dilek Buz
BERAAT KANDİLİ, MESAJLARI...   Dilek Buz
SADECE BİR RÜYA   Dilek Buz
GÜZEL İNSAN, AZ KALDINIZ!   Dilek BUZ
KARANLIKTAKİ GÖLGELERDEN AYDINLANMIŞ RUHLARA YA DA ZULÜMATTAN NURA   BARIŞCAN
SESSİZLİK NE KÖTÜ BİR HASTALIKTIR…   Bünyamin ZERAN
BEŞ DUYU ORGANIMIZ (ÖYKÜ)   Dilek BUZ
GÖRÜNMEZ BİR EL BİZİ KONTROL EDİYOR !   Bünyamin ZERAN
EMOJİ VE HAYAT   Oktay Ünal
İSLAMİ MÜCADELEDE “BEN” FAKTÖRÜ   Bünyamin ZERAN
KÜÇÜK HABERCİ (ÖYKÜ)   Dilek Buz
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE MODERNLEŞME SÜRECİNDE AYDINLAR VE SİSTEME KATKILARI-IV   Bünyamin ZERAN
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE MODERNLEŞME SÜRECİNDE AYDINLAR VE SİSTEME KATKILARI-III   Bünyamin ZERAN
BATI DERSLERİ   Dilek BUZ
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE MODERNLEŞME SÜRECİNDE AYDINLAR VE SİSTEME KATKILARI-II   Bünyamin ZERAN
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE MODERNLEŞME SÜRECİNDE AYDINLAR VE SİSTEME KATKILARI-I   Bünyamin ZERAN
OKU   Necati ÜN
ADI NE?   Dilek Buz
MECZUPLAR   Dilek Buz
HEPİMİZ ÖLÜYORUZ   Dilek Buz
PEŞİMDEN GELEN ŞEY (ÖYKÜ)   Dilek Buz
ELEŞTİRİ AHLAKI ÜZERİNE   Bünyamin ZERAN
1016 tane makaleden 1 - 30 arası gösteriliyor
Sayfalar : .1 . 2 . 3 . 4 . 5 . 6 . 7. Geri · İleri
::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003006987

iletişim : editor@kimokur.com