Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




MAKALELER
AĞLAYAN BABALAR VE SUSAN ÇOCUKLAR
AĞLAYAN BABALAR VE SUSAN ÇOCUKLAR Kapı zili çaldığında, elimdeki kontrol kalemi ile arızalı prizi tamir etmeye çalışıyordum. Kabloları yerine yerleştirip, hala çalmakta olan zili susturmak maksadıyla dış kapıya koştum. Kapıyı, benden önce davranan büyük kızım Zehra açtı. Karşımızda on yaşlarında bir erkek çocuğu duruyordu. -“Ali” dedi Zehra. Belli ki çocuğu tanıyordu. Çocuk ona cevap vermedi. Bana mahcup bir eda ile bakarak; -Amca, ben Zehra’nın sınıf arkadaşıyım. Beni babam gönderdi. Annemi ve bizi, arabanızla otobüs terminaline bırakmanızı rica ediyor. Mümkün mü acaba? Şaşırmıştım, yine de cevapta geç kalmayıp; “tabi, geliyorum hemen” dedim. Askılıktan arabanın anahtarını aldım. Benim evden çıktığımı gören babam, “bende geleyim, arabada yer varsa” dedi. Daha cevap vermeden kızlarımın ikisi birden “bizde gelmek istiyoruz” diye feryadı bastılar. Hepsine “olur” dedim, netice de terminale kadar gidip gelecektik. Hep beraber arabaya doluştuk. Misafirleri arabanın neresine alacağımı hiç hesaba katmadan evlerine doğru yol aldık. Zehra yolu tarif ediyordu. Babamda arabada gezmenin keyfine varmak istercesine sessiz sedasız pencereden dışarıyı izliyordu.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 2.6.2018 03:13:16 devamı >
DÜŞÜNCENİN DEVAM EDEN SERÜVENİNDE DÜŞÜNEN ADAMIN DEĞİŞİMİ
İnsanın düşünce serüveni yaşamından ölümüne kadar sürekli devingen bir şeydir. Sabit, statik bir düşünceden bahsedemeyiz. İnsan başlangıçta bir düşünceye iman eder hayat devam eder ve sürecin içinde insan iman ettiği düşünceden yüz çevirebilir. Yüz çevirdiği düşünceyi ya yeterince tanımamıştır ya da yeterince iman etmemiştir. Yeterince tanımamasından dolayı eğer bir düşünceye yüz çevirmişse bu hatasından dönmesi kolaydır. Çaresi bellidir ki terkettiği düşünceyi asli kaynaklarından tekrar gözden geçirmesi icap eder. Ama düşüncesine yeterince iman etmemişse orada konuşulacak çok daha fazla şeyler var demektir. Acaba hangi sebepten yeterince iman etmemiştir? Her düşünce için genel geçer belli başlı kaideler vardır. Mantık kuralları dahilinde bir düşünceye baktığımızda o düşünceyle ilgili bir takım kanaatlerimiz oluşur. Mesela liberalizmi incelediğimizde onu oluşturan asli unsurları hemen bulabiliriz. Demokrasi, laiklik, serbest piyasa ve devlet tekelinden uzak sermaye yönetimi gibi unsurlar liberalizmin olmazsa olmazlarındandır. Bu ana başlıklar altına onlarca yüzlerce tali başlıklar açmak da mümkündür. Şimdi biri çıkıp ben liberalim ama demokrasiyi benimsemiyorum derse sahip olduğunu iddia ettiği düşünceyi yeterince tanımıyor deriz. Çünkü mantık der ki A, A olmayan değildir. Bir şey, aynı zamanda hem kendisi hem de başka bir şey olamaz. Zira birbiri ile çelişik olan iki önermeden birini kabul ederse diğerini reddetmiş olur. Bu örneği bir çok izimler için yahut da dinler için de kullanabiliriz.
Yazar : Bünyamin ZERAN   Eklenme Zamanı : 29.5.2018 16:37:40 devamı >
İRTİCÂ (GERİCİLİK)
“Geri”; bir şeyin arka tarafı, “şimdi”den önceki zaman, “daha önceki zaman” anlamlarına gelir. İrticâ, “önceki yere dönüş” yada gericilik. Arapça rücû kökünden, Fransızca: Réaction, “önceki koşullara dönüşü isteyen, aşırı tutucu ve ilerlemelere karşıt olan, her-hangi bir toplumsal yada siyâsi hareket yada ideoloji ve buna bağlı eylemler” anlamına gelir. Bu terim batı’da Fransız Devrimi’nde sâbık monarşi rejimine veya onun koşullarına dönüşü isteyen karşı devrimcileri tanımlamakta kullanılmıştır. Ondokuzuncu yüzyılda batı’da derebeylikleri ve aristokrasiyi korumayı arzu eden ve sanâyileşme, cumhuriyetçilik, liberâlizm ve sosyâlizm karşıtlarını tanımlamakta kullanılmıştır. Gerici tâbiri politik anlamda gelişme ve yenileşmelere karşı olan ideolojileri tanımlamak için aşağılama amacıyla da kullanılır. Bu kavram, modern zamanlarda, yâni pozitivist-materyâlist düşüncenin insanlar üzerinde etkisini gösterdiği zamanlarda çıkmış ve hâlen de etkisini sürdüren bir kavram olarak, “dînî olan” için kullanılıyor. “Dînî olan şey irticâdır” söylemi hâkim. Dînin “ilerleme”ye aykırı ve engel olduğu inancı ile dîni karalamak için söylenen bir sözdür aslında. “Din geriye götürür, dînî olan geriye götürdüğünden, dîne bağlı olanlar da gericidir ve ilerlemeye karşıdırlar ve de engeldirler” düşüncesi hâkimdir ve bu nedenle de “mürtecî” olarak tanımlanır dinden yana olanlar. Lâik-seküler-kapitâlist-liberâl-demokratik-konformist-modernist-emperyâl-zâlim ideolojilerin baskısı ve çeşitli dayatmalarıyla halkın bir kısmı da dîni ve dindarı “ilerleme”ye bir engel olarak görüyorlar.
Yazar : Harun Görmüş   Eklenme Zamanı : 23.5.2018 15:36:53 devamı >
MÜLTECİ
Uzun bir vadinin sonundaki tepede saklı olan, büyük bir mağarada gözlerimi açtım. Etrafımda mülteci insanlar vardı. Her yaştan yaklaşık otuz insanın olduğu bu topluluk bir millete ait değil; sanki tüm dünyadan tek tek toplanmış gibiydi. İçlerinde çekik gözlüsü de vardı, siyah derilisi de, beyaz tenlisi de. Hepsinin ortak yanı çok perişan görünmeleriydi. Belli ki aç ve yorgundular. Aynı zamanda ortamı saran korku o denli yoğundu ki; ne tarafa dönseniz korkuyu hissediyordum. Bende bu korkudan nasibimi almış olmalıyım ki titriyordum. Yine de diğerlerine göre daha dinç duruyordum. Hepsi karanlık mağaranın kenarlarına çökmüş, çocuklarını kucaklarını almış, koro halinde inliyorlardı. Ben ise içlerinde dolaşıp ne olup bittiği anlamaya çalışıyordum.
Yazar : Dilek BUZ   Eklenme Zamanı : 20.5.2018 02:11:14 devamı >
YARIM İMAN
“..Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz?. Artık sizden böyle yapanların dünyâ-hayâtındaki cezâsı aşağılık olmaktan başka değildir; kıyâmet gününde de azâbın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir” (Bakara 85). Îman %100 îmandır. Bu îman, “îman ettikten sonra îmânın gereğini yerine getirmekle” tezâhür eder. Böylelikle yeryüzüne îman hâkim olur. Îman, îman ettiğimiz Allah’ın sözünü yeryüzünde hâkim kılmak içindir ve zâten ancak böyle bir îman Allah’ın sözünü-dînini-sistemini hâkim kılabilir yeryüzüne. Amele-eyleme dönmeyen îman, “yarım bir îman”dır ki çok risklidir ve böyle bir îmânın gerçek bir îman olup-olmadığı da tartışılır. Bir îmânın “tam bir îman” olduğunun göstergesi, o îmânın “ille de hayatta görünmek isteyen bir îman” olmasıdır. Oturulup durulan yerden îman edilemez. Oturulup-durulan yerde; “îman ettim” demekle “îman etmiyorum” demek arasında fark yoktur. Yine îman, “son nefeste yapılacak olan îman” da değildir ki Allah böyle bir îmânı kabûl etmeyeceğini, Firavun’un yaptığı “son dakîka îmânı”nın geçersiz olduğunu söyleyerek göstermiştir:
Yazar : Harun Görmüş   Eklenme Zamanı : 11.5.2018 15:16:10 devamı >
DEMEK Kİ FRANSA KUR’AN’I ANLAMIŞ!
Fransa’da, aralarında eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile üç eski başbakan, bazı Yahudi ve Hristiyan cemaati temsilcileriyle yazarların da bulunduğu 300 kişinin imzasıyla, Kur’an-ı Kerim’den şiddeti ve Yahudi karşıtı fikirleri yaydığı gerekçesiyle bazı ayetlerin çıkarılmasını isteyen bir bildiri, Le Parisien gazetesinin 22 Nisan tarihli baskısında yayınlanmış. İslam’ın Kitabına ya da Elçisi’ne yapılan bu gibi saldırılarda, kendini İslam adına söz söylemeye yetkili gören kimselerin tavırlarının mahiyetinde pek bir şey değişmemektedir. Aynı ‘etki’ler, hep aynı tepkileri doğurmaktadır. Anadolu Ajansı’nın haberine göre, Bordeaux Camiin Tarık Ubru adındaki görevlisi, Kur’an-ı Kerim’de öldürmeye dair bir emrin olmadığını, Fransa’da dini metinlerin tercümesi konusunda önemli hataların bulunduğunu, Kur’an-ı Kerim’deki mücadele emrinin öldürme şeklinde bilinçli olarak yayıldığını söylemektedir. Fransa’daki bir camiin ‘İmam’ı, Kur’an’dan bazı ayetler çıkartılsın mealindeki bir bildiriyi ancak böyle cevaplamaktadır. Öldürme diye bir emir yok, yanlış tercüme var… Aynı görevli, Yahudi karşıtlığının kaynağını Kur’an-ı Kerim’den aldığını söylemenin de saçmalık olduğunu belirtmiş bulunmaktadır.
Yazar : Mehmet Durmuş   Eklenme Zamanı : 9.5.2018 14:33:25 devamı >
SELAM SANA SALİH MİRZABEYOĞLU
Selam Sana... Bu topraklar, tarih boyunca en çok acıya ve hüzne vatan olmuştur. Elbette acı ve hüzün görecelidir. Yaralı bir kuşun acısı da acıdır, küffar kılıcının yaraladığı atımızın acısı da acıdır, düşman mavzerinin parçaladığı tarihi eserlerimizin acısı da acıdır, şehit Mehmet’in kınalanmış ellerinin bedeninden ayrı düşmesi de acıdır, açlığın naçar bıraktığı ananın evlatlarını avutup kendini asması da acıdır, bin yıldır İslam ile yoğrulan bu topraklarda camilerin ahır, Kur’an’ın yasak olması da acıdır. Hepsi acıdır, vicdanlı ruhlar için de hüzündür. Bu hüzne bir yenisi daha eklendi dün. Kardeşim haber okuduğu haber sitesine bakarak dedi ki; -Abi, Salih Mirzabeyoğlu kimdi acaba? -Neden sordun? -Ölmüşte… -Ölmüş mü? Ölmüş mü? -Kimdi? -O, onurlu ve dik duruşun sembolüydü. Sabrın ve selametin... Mazlumun ve masumun... iftiraya uğramanın ve bedel ödemenin... Çok az tanıdığım birine karşı ilk defa bu kadar suçluluk hissediyordum. Bir mahcubiyet, ağır bir suçluluk, acı bir hüzün sardı beni.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 8.5.2018 13:08:51 devamı >
GERİ DÖNMEK İÇİN NEDEN LAZIM! (ÖYKÜ)
Geri Dönmek İçin Neden Lazım! Yalnızlığı hem severim hem de korkarım. Ara sıra şehrin sokaklarında yürürüm tek başıma, serseri gibi balkonları seyrederim. Çocuk parklarında otururum, oyun heyecanında kaybolmuş çocukları, kendi çocuklarım gibi izlerim. Açık arazide isem hemen en yakın tepeye koşarım. En yüksek yerine çıkıp bağdaş kurarım, tepede güneş, kulağımda rüzgar, aklımda düşünceler yarışır durur. Yolculukta isem koltuğuma gömülür, hayallerin içinde kaybolurum. Severim böyle yalnızlıkları; zira en güzel şiirlerimi, en güzel öykülerimi yalnızken yazıyorum. Yalnızlık ilham veriyor, hayatta kalabilme güdümüzü tetikliyor, bizi kalabalık ama boş şeylerden uzaklaştırıyor. Daha sade ve daha öz oluyoruz yalnızken. Ama yalnızlık bir yere kadar… İnsanlardan veya kalabalık düşüncelerden uzak kalmaktır yalnızlık... Bu bazen iyidir ama bir yere kadar. Eğer yalnızlık uzarsa sonunda kaybolur insan, geri dönemez; işte bundan korkarım her zaman. Zira geri dönmemi gerektirecek nedenlerim var; onları kaybetmekten korkarım. Ya bu nedenler bir gün biterse… Geri dönmek için yetmezse… Korkuyu ortadan kaldırırsa…
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 29.4.2018 10:20:57 devamı >
İLİM, EMEK VE KAZANÇ
Bir müşterimle ilim üzerine konuşuyorduk. Batının diğer ilimlerde olduğu gibi tıp ilminde de islam ve doğu medeniyetinden çok şey aşırdığını ve bunu ciddi kazanç haline getirdiğini anlatıyordu. Sonunda dedi ki; “Batı, ilimden ölçüsüz derecede para kazanmaktadır. Ölmek üzere olan bir hastaya ilacını, ancak parası varsa verir. Ve bu ilacı satabilecek ise üretir. İslam toplumunda ise ilimden para kazanmak doğru bulunmaz. Müslümanlar, emeği ile geçim sağlayanlardır. İnsanların sağlığı ve iyiliği için gerekli olan ilimden para kazanılmaz. İlim, Allah’ın insanlara lütfudur; saklayamazsın, satamazsın, ihmal edemezsin… Velhasılı; İslam emeğe değer biçer; batı ise her şeye… İşte bu bizim onlarla olan
Yazar : Dilek buz   Eklenme Zamanı : 17.4.2018 22:58:00 devamı >
BİLGİ SORUNUMUZ ÜZERİNE
İdeolojilerin tarihsel süreçlerine baktığımızda her biri belli bir bilgi birikiminin ve süregelen tecrübelerin işleyişiyle yoluna devam etmektedir. İslam’ı bir ideoloji anlayışından dışarı taşırarak din formunda ele aldığımızda İslam’ın süreci ilim ve bu ilmin inşa ettiği gelenekten oluşur. İslami hayatın devam edebilmesi ilmin sürekli olarak varlığını mecbur kılar. İlim ise insanın kendisini keşfetmesine muhtaçtır. Müslüman işte burada fonksiyon kazanır. Çünkü o yaşadığı her an ilmin peşinden koşan sorumlu bir varlıktır. İslam insana neden alim olma sorumluluğu yükler? Çünkü Allah’tan ancak alimler gereği gibi korkar da ondan. Tabi burada kastedilen alim bugün bizim anladığımız anlamda belli bir ruhban sınıfı temsil eden kimselerden oluşmaz. Mümin olma iddiasındaki herkesin kendi kapasitesi ve payınca ilme sahip çıkmasını ifade eder. Alimi entelektüelden ayıran çok önemli bir kaç fark vardır. Bunlardan bir tanesi; alim, bilginin hamalı değildir. Onun bizzat yaşayıcısıdır. O ilmi hem kendini ıslah hem de gücü yettiğince çevresini ıslah için öğrenir. Alimin ilminin temelini vahiy oluşturur. Tüm öğrendiği şeylerin sağlamasını vahiy ile çek eder, yanlışları varsa düzeltir. Entelektüelin bilgi temeli ise seküler bir bilgi üzerine inşa olur ve daha çok veri deposu gibidir. Bilgi çoktur ama o bilgi bir hayat formuna dönüşememiştir henüz.
Yazar : Bünyamin ZERAN   Eklenme Zamanı : 17.4.2018 14:28:07 devamı >

Sitemizde Kayıtlı Olan Makaleler
YORUM YORAR; BAKINIZ: DEİZM   Aydın TÜRK
MİRAÇ YALANI   Mehmet Durmuş
KÜF   Dilek Buz
LÂİKLERİN ARAP VE DOĞULU DÜŞMANLIĞI   Harun Görmüş
YENİ NESLİN UMURSAMADIĞI KAVRAM: RIZ   Harun Görmüş
İSLAMİ MÜCADELEDE HATIRLAMAMIZ GEREKEN BİR KAÇ ŞEY   Bünyamin ZERAN
DOKTOR VE HASTA (ÖYKÜ)   Dilek BUZ
EĞRETİ İNANÇ   Harun Görmüş
SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ   Aydın TÜRK
BİR DÜŞ GÖRDÜM DÜŞÜMDE   Aydın TÜRK
ANARŞİZM   Bünyamin ZERAN
SEZAİ KARAKOÇ’TA DEVLET FİKRİ   Değerlendiren: M. Ziya Sarı, İDP Araştırma Stajyeri
ZAMAN (ŞİİR)   NECATİ ÜN
HERKESE BAHSET: SENDEN, BENDEN, BİZDEN   Aydın TÜRK
HAKKIN RAHMETİ (ÖYKÜ)   NECATİ ÜN
EN MESUT KİMDİR?   Dilek BUZ
KİMOKUR.COM OKURLARI DİKKATİNE   EDİTÖR
MUHAFAZAKARLIK-II   Bünyamin ZERAN
YASAL AMA HARAM!   Mustafa Bozacıoğlu
MUHAFAZAKARLIK-1   Bünyamin ZERAN
KIBLE   Necdet DALYAN
GÖSTERİŞ VE SÂDELİK ÜZERİNE   Harun Görmüş
REFORM SONRASI AYDINLANMA DÖNEMİ-II   Bünyamin ZERAN
DİBE VURUŞ   Mustafa ÖZTÜRK
REFORM SONRASI AYDINLANMA DÖNEMİ-I   Bünyamin ZERAN
RÖNESANS VE REFORMUN TARİHSEL GELİŞİMİ-III   Bünyamin ZERAN
ÇAYIN HİKAYESİ (ÖYKÜ)   Dilek Buz
RÖNESANS VE REFORMUN TARİHSEL GELİŞİMİ-II   Bünyamin ZERAN
BİR SONBAHAR YAZISI   Dilek Buz
MODERN ÇAĞDA DEİZMİN POPÜLERLEŞMESİ VE SEBEPLERİ   Emre Dorman
969 tane makaleden 1 - 30 arası gösteriliyor
Sayfalar : .1 . 2 . 3 . 4 . 5 . 6 . 7. Geri · İleri
::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002681046

iletişim : editor@kimokur.com