Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




MAKALELER
PEŞİMDEN GELEN ŞEY (ÖYKÜ)
Caddeye inen yolda bisiklet sürüyordum. Bir şeye vazifeli olduğumu hissediyor; ama bunun ne olduğunu bilmiyordum. Sadece sorumluluk sahibi birinin hissiyatıyla hareket ediyor, gitmem gereken yere doğru gidiyordum. Bisikletin tekeri aniden patladı. Düşmekten son anda kurtuldum. Bu kurtuluşa kendim bile şaşırdım. Ancak bir akrobatın yapabileceği çeviklikle zıplayıp, yerde yuvarlanmaktan kurtardım kendimi. Etrafta tamirci görünmüyordu. Bisikleti yoldan çekip bir duvar dibine bıraktım. Hiç vakit kaybetmeden caddenin önündeki kayalık alana tırmandım. Keskin ve sert kayaları çıkması kolay olmuştu. Ama inişe geçtiğimde, düz yoldan gitmek varken bu kayalık alanı tercih etmenin ne derece tehlikeli bir iş olduğunu anladım. Yine de üzerine çok düşünmedim. Hatta içimden bir “tövbe estağfurullah” çektim. Görevimi ifa etmemde ihmal, şüphe, pişmanlık, korku olmamalıydı. Ve yoktu da…
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 17.10.2018 11:10:36 devamı >
ELEŞTİRİ AHLAKI ÜZERİNE
Kur’an’ın bizlere öğrettiği eleştiri kültürü kuşkusuz hakikati yakalamaya dönüktür. Senlik benlik kavgası egolar üzerinden yürütülemez. Kur’an bir insan eleştirisinden ziyade insan tiplemesini ele alarak eleştirir. Önemli olan insanın kendisi değil ortaya konan eylemin kendisidir. Eylemin niteliğine göre insan bir sınıfa ait olur. Bu sınıf Batı’nın tanımladığı biçimde efendi-köle gibi piramidal bir sınıf olmayıp yatay düzlemde oluşan sosyal bir sınıftır. Bu sınıflama toplumlar arası hukukun belirginleşmesi için esastır. Aynı zamanda Carl Schmitt’in dost ve düşman ayrımı için elzem olan bir sınıflamadır. Her dinin ve ideolojinin bir ötekisi olduğu gibi İslam dininin de ötekisi mevcuttur. İslam “ötekini” ıslah etme yoluna gider. Eğer “öteki” ıslah olmaz ise bozgunculuk çıkarmadığı sürece kendi inancında yaşamasına, üretmesine müsaade eder. İslam eleştiriyi hak ve batıl üzerinden sürekli canlı ve diri tutar. Küfredenlerin de iman edenlerin de delilleriyle birlikte küfretmelerini yahut iman etmelerini emreder. Kur’an’a baktığımızda Allah açıkça meydan okur: “Göğe bakmaz mısınız? yağmuru kim yağdırıyor?...” vs diye. Yani tartışmadan kaçmaz aksine insanı düşünmeye zorlayan ayetlerle onun iman etmemesinin ne kadar tutarsız olduğunu ona ispatlar. Öyleyse Müslümanların hak ve batıl üzerinden tartışmayı hayatlarında hep diri tutma zorunlulukları olduğunu görürüz. Eleştirmek, eleştirilere kulak vermek ve eleştirinin gereğini yapmak gibi yükümlülüklerimiz vardır.
Yazar : Bünyamin ZERAN   Eklenme Zamanı : 12.10.2018 11:11:53 devamı >
YİNE BİR SONBAHAR YAZISI
Yine bir sonbahar yazısı ile karşınızdayım sayın dostlar. Havalar sıcak, henüz gelmedi sonbahar demeyin; zira mevsimler sıcaklıkla ölçülmez, gönülle ölçülür, hisle ölçülür. Hislerim, gelen sonbaharı haber verdiler bana. İlk kez bu gece bir üşüme geldi bana. Yine bu gece rüyamda ekin tarlasındaydım, her sonbaharda olduğu gibi. Sabah kalktığımda belim ağrıyordu. İş yerine gelirken bir simit aldım. Sonra en sevdiğim türküyü dinledim. En sevdiğim türkü de bir hüzne boğdu beni. İşte o zaman anladım sonbaharın geldiğini. Sonbaharı, ömrün son zamanları gibi algılarım. İlkbaharın dünyaya getirip can verdiği ne varsa, yazın büyüyüp canlandırdığı ne varsa, yorulup takatsiz düşenleri usulca sona hazırlayan aydır sonbahar. Sararmaya başlayan yapraklar, kuruyan çayır çimenler, meyve sebzesini verip solan bitkiler, büyüyüp yuvadan ayrılan yavru kuşlar, okul önlükleri, turşuluklar, yakacak odun kömür… ilkokul hayat bilgisi kitabında bile yazar bunlar. Ama yazmayan şeylerde vardır. Kış mevsimini romancıların, hikayecilerin mevsimi olduğunu düşünüyorum ben. İlkbaharı ressamların, yaz aylarını müzisyenlerin, sonbaharı da şairlerin mevsimi…
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 8.9.2018 11:58:33 devamı >
HALKININ İSLAM OLDUĞU İDDİA EDİLEN ÜLKEDEN NOTLAR
Reel siyaset ile değer temelli siyasetin kıyasıya savaşında reel siyaset, yarışı kazanmış görünüyor. Her şeyin rakamlar üzerine kurulduğu bir düzlemde hakikat buharlaşıveriyor. İslami değerlerin hiç bir değerinin olmadığı bir düzlemde hayat akıp gitmektedir. İnsanların gündelik telaşı ABD ile olan gerginliğin bir yandan ekonomik düzlemde oluşturduğu sıkıntılar diğer yandan bu sıkıntıların giderilebilmesi için Rusya ve Çin ile yakınlaşmanın doğurduğu olumlu etkiler üzerinedir. Varsa yoksa ekonomi nasıl düzelecek ve düzelmesi için lazım gelen tedbirlerin millilik duygusuyla bir an önce sonuçlanabilmesi. Bunun için bir yandan ABD mallarını boykot ve Amerika düşmanlığı diğer yandan ise Rusya ve Çin sevgisinin yükselişi. Oysa çok değil iki sene öncesine kadar Rus uçağı düşürüldüğünde aynı milli duygularla Rusya’ya karşı diklenmemiş miydik? Neyse ki Devlet-i Aliyye’nin en üst mertebesince Rusya’dan özür dilenmiş ve ilişkiler tatlıya bağlanmıştı. Biraz daha geriye gidecek olursak Uygur müslümanlarına Çin Devleti’nin yapmış olduğu zulümler TV ekranlarında gırla giderdi. Ramazan ayında oruç tutulmasına müsaade edilmeyen, namaz ve türban yasağı getirilen uygurlu müslümanları göz yaşları içinde okur ve seyreder aynı zamanda Çin Devleti’ne lanetler okurduk. Oysa şimdi Çin Devleti’nin ABD’ye karşı ekonomik savaşta yanımızda yer alışından mıdır nedir bilinmez hiç bir Uygur müslümanı bizi ilgilendirmez oldu ve TV ekranlarımızda da onları göremez olduk. Galiba son ekonomik gerginlikten sonra laf aramızda Çin Devleti’ni de sever olduk.
Yazar : Bünyamin ZERAN   Eklenme Zamanı : 19.8.2018 09:31:22 devamı >
ÇOCUKLAR MASUM DEĞİLDİR!
Mahallenin küçük oyun parkında çocuklar oyun oynuyordu. Çığlıkların, koşturmaların, ağlaşmaların arkası hiç kesilmiyordu. Demlikteki çay suyunun kaynaması gibi; parkın ortası çocuklarla bir iniyor bir çıkıyordu. Bununla beraber, parkı çevreleyen banklarda oturan yaşlı kadın ve erkeklerde ise tam bir sükunet hakimdi. Hareketler yavaş, sözler hafif, bakışlar yorgundu. İçlerinden biri bir şey söylüyor, diğerleri düşünüp anlamaya çalışıyor, sonra varsa bir cevapları tane tane dile getiriyorlardı. Bazen “olmaz efendim” diyerek bir itiraz gelebiliyordu içlerinden ama bu düşük bir ses tonuyla ve kibarca oluyordu. Bir ara uzun sakallı, cami cemaatinden olduğu her halinden belli olan bir ihtiyar söze girdi; -“Efendiler, görüyorsunuz değil mi? Allah ne güzel yaratmış çocukları, masum ve sevimli…” -“Haklısın hacı abi, onları seyretmekten hiç usanmıyorum. Hepsi hayat dolu ve neşeli” dedi bir diğeri. -“Birbirlerinden farklılar, cinsiyetleri farklı, boyları posları, biri salıncak ister biri kaydırak ama hepsi masum, hepsi temiz. Biz de bir zamanlar çocuktuk, ama hayat kirletti gün be gün. Keşke böyle kalabilseydik” dedi bir başkası. -“Allah, insanı İslam fıtratı üzerine yaratır. Bu nedenle her doğan çocuk temiz, pak ve masumdur” dedi emekli imama benzeyen, fikrine güvenen bir başka ihtiyar. Muhabbet bu şekilde sürüp giderken, o vakte kadar sessiz sedasız, en kenarda oturan kır saçlı, sakal traşlı, mahallede yabancı olan adam söze girdi;
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 22.7.2018 12:10:11 devamı >
HAYAT
Onu gördüğümde amansız bir hayrete düşerim. Her sabah, uyanmaya çalıştığım kaldırım yolunda karşılaşırız. Ben yoldan aşağıya inerken, o da yukarı doğru çıkar. Üzerinde ki elbiseyi çok az değiştirir; kışın uzun bir manto giyer, yazın yakası açık ince bir gömlek. Ama yüzündeki ifade her gün değişir. Bazen uzun kumral saçlarını tarar, tokalar takar, küpeler sallanır narin kulaklarından. Gözleri yanan mum ışığı gibi her bakanın gözlerini alır, kibar dudakları tebessüm saçar. Adımları kibardır, her adımını taklit etmek ister en zarif kuşlar bile. Bir elini yanına salar, diğerini çantasının üzerinde sergiler; milyonluk tablo gibi. Etraftan laf atanlar olur; “bir içim su” diye, “ay parçası” diye, “bir selam ver, kölen olayım” diye. Ben izlemekle yetinirim sadece, laf atacak gücüm hiç olmadı. Yine de bazen uzanmak isterim, bir elini tutmak, belki saati sormak, belki günaydın demek. Ama o hiç sarsılmaz, kayan yıldız gibi geçer gider önümden. Güzelliğine meftun, gelip geçiciliğine deli olurum.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 19.7.2018 12:58:57 devamı >
HADDİ AŞMAK
Bir ihtiyar gördüm. Sordum; -Dede, yaşın kaç? Manalı manalı tebessüm etti; -Haddi aştık evlat, dedi. -Had kaçtır dede? -Had; atmış üçtür evlat! -Atmış üçün sırrı nedir dede?
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 10.7.2018 14:47:03 devamı >
KAHRAMAN
Kahraman, tüm gücüyle tırmanıyordu. Derin derin nefes alıyor, aldığı nefesle ciğerlerinin her bir köşesini oksijenle dolduruyor ama bu nefes yinede yeterli gelmiyordu. Yorulmuştu, zirveye çok yakındı; güneşin doğması da çok yakın... Bacaklarındaki ve baldırlarındaki kaslar sertleşmiş, yumru yumru olmuştu. Alnından akan terlerin bir kısmı dudaklarına düşüyor, tuzlu teri kah içiyor kah tükürüyordu. Durmadı, canını dişine takıp zirveye ulaştı. Ufka baktı, “çok şükür” dedi. Bir ayağını kaldırıp önündeki taşa bastı, diğer ayağını yere sabitledi. Terini silmedi, ıslanıp alnına yapışan saçlarını kurulamadı. Bir elini beline koydu, bir elini şafağı kızartıp doğmaya hazırlanan güneşe dikti. Nefesini topladı ve güneşin ilk ışıklarının görünmesini bekledi. Ve nihayet, kızıllığı yararak ortaya çıkınca güneş, Kahraman, ufka bakarak tüm gücüyle bağırdı; -"Kirli ve yalancı dünya, bir gün sende kaybedeceksin, yenileceksin; kazanan sadece iyiler olacak. Hüküm sürdüğün zulüm diyarların, acıyla yoğurduğun insanlık, utançla yazdığın tarih…
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 2.7.2018 19:59:55 devamı >
BİR YER VAR BİLİYORUM ANLATAMIYORUM
Bir yaprak misali süzülen yaşlar indi kirpiklerinden aşağıya. Ve avuçları ile yüzünü sıvazlarken, âmin dökülüverdi bir den dudaklarından. Yaşının ilerlemesine aldırmayan gergin alnındaki masumluk bir anda ortaya serildi. İki eli ile kavraladığı seccadeyi özenle katladı ve masanın üzerine bıraktı. Vakit bir hayli ilerlemişti. Kitaplığından aldığı bir kitabın sayfalarını karıştırdı. Durduğu sayfaya şöyle bir göz gezdirdi. Tam da o anda mırıldanarak okumaya başladı; ‘’dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar! Falları grafiklerde bakılanlar, sizde işitin! Külden martı doğuran odalıklar ve kâhyalar, kara pıhtıyla damgalanmış veznelerde dili şehvetsiz çilingirler, yaltak çerçiler, celepler ki sıvışık, natırlar ki nadan, ey hayat rengini sazendelik sanan yırtlaz kalabalık! Dinleyin bendeki ikindiyi hepiniz kulak verin! ‘’
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 28.6.2018 08:58:05 devamı >
AĞLAYAN BABALAR VE SUSAN ÇOCUKLAR
AĞLAYAN BABALAR VE SUSAN ÇOCUKLAR Kapı zili çaldığında, elimdeki kontrol kalemi ile arızalı prizi tamir etmeye çalışıyordum. Kabloları yerine yerleştirip, hala çalmakta olan zili susturmak maksadıyla dış kapıya koştum. Kapıyı, benden önce davranan büyük kızım Zehra açtı. Karşımızda on yaşlarında bir erkek çocuğu duruyordu. -“Ali” dedi Zehra. Belli ki çocuğu tanıyordu. Çocuk ona cevap vermedi. Bana mahcup bir eda ile bakarak; -Amca, ben Zehra’nın sınıf arkadaşıyım. Beni babam gönderdi. Annemi ve bizi, arabanızla otobüs terminaline bırakmanızı rica ediyor. Mümkün mü acaba? Şaşırmıştım, yine de cevapta geç kalmayıp; “tabi, geliyorum hemen” dedim. Askılıktan arabanın anahtarını aldım. Benim evden çıktığımı gören babam, “bende geleyim, arabada yer varsa” dedi. Daha cevap vermeden kızlarımın ikisi birden “bizde gelmek istiyoruz” diye feryadı bastılar. Hepsine “olur” dedim, netice de terminale kadar gidip gelecektik. Hep beraber arabaya doluştuk. Misafirleri arabanın neresine alacağımı hiç hesaba katmadan evlerine doğru yol aldık. Zehra yolu tarif ediyordu. Babamda arabada gezmenin keyfine varmak istercesine sessiz sedasız pencereden dışarıyı izliyordu.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 2.6.2018 03:13:16 devamı >

Sitemizde Kayıtlı Olan Makaleler
MUHAFAZAKÂRLIK DİNİ   OKTAY ÜNAL
HUZURLA UYU BEBEĞİM   Dilek Buz
HAKİKATİ BULMAK   Necdet DALYAN
DÜŞÜNÜYOR MUYUZ?   Bünyamin ZERAN
KAYBETTİKLERİNİ BULMAK   Necdet DALYAN
HAYAT YAĞARKEN OMUZLARA   OKTAY ÜNAL
MÜSLÜMANLARIN GÖRÜŞ AYRILIĞINDAKİ AŞIRILIK   Harun GÖRMÜŞ
PEYGAMBERİMİZİN SECDE ANLAYIŞI   Necdet DALYAN
NAMAZ NEDİR?   Necdet DALYAN
NUH GİBİ   OKTAY ÜNAL
SON KAYAN YILDIZ: AKİF EMRE   Mehmet DURMUŞ
ÇEREZCİ VE DUA   Dilek Buz
USTA (ÖYKÜ)   Dilek Buz
ŞİRKİ TÂMİR ETMEK   Harun GÖRMÜŞ
TARLADA YATAK YORGAN   Dilek Buz
SEVGİ VE MERHAMETİN YOKLUĞUNDAKİ DAVRANIŞ BOZUKLUĞU   Harun GÖRMÜŞ
MEHMET’İN FETHİ   Mustafa CEMAL
PEYGAMBERİ ANLAMAK   Gülhan KARATAŞ
SÖZ MÜ ÜSTÜNDÜR, KREDİ KARTI MI?   Harun GÖRMÜŞ
SUSKUNLAR KÖYÜ   Dilek Buz
BİR ANLIK HAYAT (ÖYKÜ)   Necati ÜN
REFERANDUM DEĞERLENDİRMESİ   Dilek BUZ
ŞEYTANLA PAZARLIK   Dilek Buz
CIZLAVİT   EMRE ÖZER
İSLAMİ DÜŞÜNCE ÜZERİNE ELEŞTİREL BİR DENEME   Bünyamin ZERAN
ZİHİN KARIŞIKLIĞINA HACET YOK   Mehmet DURMUŞ
SİYAH ÖNLÜK, MENEMEN VE MAHALLE ÇETESİ   Dilek Buz
DERE GÖL VE DENİZ   HARUN GÖRMÜŞ
KALEM KIRILDI   Necati Ün
KORKU CUMHURİYETİ   Bünyamin ZERAN
978 tane makaleden 61 - 90 arası gösteriliyor
Sayfalar : .1 . 2 . 3 . 4 . 5 . 6 . 7. Geri · İleri
::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002773708

iletişim : editor@kimokur.com