Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Allah islam ümmetine iman, akıl, ahlak, imkan ve sonunda da nice gerçek bayramlar nasip eder inşallah. İyi bayramlar.

::Ziyaretci Defteri
Tebrik ederiz
10.11.2020 17:19:55

Tebrik ederiz

İmtek Mühendislik

Merhaba Web Siteniz hem içerik yönünden hemde tasarım yönünden çok güzel olmuş. Başarılar dileriz.


Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




MAKALELER
KURTARICI BEKLEME SENDROMU
İslam’a sokulan kurtarıcı fikri tamamen soyut bir mesele olmayıp, kökeni diğer büyük din ve kültürlerin mirasıyla paylaşılan bir inançtır. Ancak kavramı ifade eden kelimeler, din ve dillere göre değişkenlik arz etmektedir.Meselâ ilkel din mensuplarından sayılan Yeni Gine yerlileri, âhir zamanda geleceğini bekledikleri kurtarıcılarının “Mensren” olduğunu söylerler. Yahudîlik ve Hıristiyanlık’ta mehdî kavramını ifade eden kelime “Mesîh” Hinduizm’de “Kalki” Budizm’de “Maitraya”, Eski Mısır’da “Ameni”, Sabiîlik’te “PraşaiSiva” ve Şintoizm’de “Miroko”dur. Mazdaist veya Mecusîler de peygamberleri Zerdüşt’ün soyundan Saoşyant’ı kurtarıcıolarak beklemektedirler.Moğollar, mezarına kurbanlar adanan CengizHan’ın Moğolları Çin esaretinden kurtarmak üzere, sekiz veya dokuz yüzyılsonra tekrar dünyaya döneceğine inanmaktadırlar.
Yazar : Haydar ÖZTÜRK   Eklenme Zamanı : 12.2.2021 22:21:02 devamı >
MODERN İNSANIN GÜNLÜĞÜ
Bir insanı kendisiyle yüzleştirmekten alıkoyan şey nedir? İnsan odur ki aslında kendi gerçekliğinin ve neliğinin farkına varmış olsun. İnsan için en zoru kendisini anlamaya çalışmasıdır. Kendini bilen rabbini bilir düsturunca hareket eden biri hayatın içinde bir nesne olmadığını da farkeder. Aynı zamanda hayatın içinde sıradan olduğunu da kabullenir. Sıradan olmak herkesin kabullenebileceği bir şey değildir. Çünkü herkes sıra üstü, insan üstü olmanın derdindedir. Elbette sıradan olmaktan anlaşılan şey herkes gibi olmaktır. Benim kastettiğim şey ise alışılmışın ortalamasını tuturarak yaşayan insanlar gibi olmak değil. Ölümlü olduğunu bilmek ve kimseden üstün olmadığını farkederek herkes gibi sıradan bir fani olduğunun ayırdına varmaktır. Rönesanstan bugüne insanın tanrı olarak anıldığı bir çağdayız. Tanrı olmak demek her türlü sıradanlığın üstüne çıkmak demektir. Modern çağda insana yutturulan en büyük zoka da bu olsa gerek. İnsan tanrıdır ama açtır, insan tanrıdır ama çöpten ekmek toplayarak yaşamak ağırlığına sahiptir. İnsan tanrıdır ama efendilerin ayaklarına topraktır. İnsan tanrıdır ama efendilerin hazlarının kurbanıdır. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, çocuğuyla modern hayatın paye verdiği ama sömürdüğü bir tanrıdır. Kendini efendi yerine koyan ve ölümsüzlük şarabından içtiğini zannedenler de ölüme karşı çaresiz ve en küçük bir virüse karşı bile korunmasızdır. Öyleyse insan tanrı değildir ve bu tanrılık oyununu bir kenara bırakarak ne olduğunun farkına varmalıdır. İnsan acizdir, cahildir ve Allah insana yol göstermezse, rızık vermezse, gökten yağmur yağdırıp su vermezse ve ona düşünmesi için akıl vermezse insan hiç bir şey değildir.
Yazar : Bünyamin ZERAN   Eklenme Zamanı : 4.2.2021 10:34:22 devamı >
UYDURMA DİNDEKİ KOŞULSUZ TESLİMİYET
Bir öğretiyi doğru olarak anlamak ve yaşamanın yolu o öğretinin kurucu metniyle mümkündür. İslam’ın kurucu metni de Kuran’dır. Hz. Peygamber ve sahabe İslami bilinci Kuran’dan öğrenmiştir. Bunun içinde Kuran bir Müslüman için başvuru kitabı değil başucu kitabı olmalıdır. İlk dönem İslam toplumu Kuran’ın öğretileri ve Resulün örnekliğini yaptığı uygulamalarla belirginleşmişti. Toplumun Kuranî değişim sürecini yaşayarak kendisini değiştirmesi (Rad13:11) ile ortaya çıkan olgu, peygamberin ölümünü izleyen zaman diliminde "olumsuz olarak değişim" sürecine yöneldi. Bu devrede İslam’la öteki düşünce sistemlerinin uzlaştırılması, bölgesel olaylar, fıkıh ekolleri, kelam ilmindeki münakaşalar, Şark dinleri ile Hind Tasavvufu ve Yunan Felsefesinin etkisiyle hızlandırıldı. İnançta akait esasları, fıkıhla hukuk ekolleri, felsefe ekolleri, Kuran’ı tefsir ekolleri ortaya çıktı. Ekollerin oluşumu esnasında da Şia-Sünni arasındaki anlaşmazlık ve açılım iyice belirginleşirken ümmet içerisindeki aklî tartışmaların düşmanlıklara dönüştürüldüğü olumsuzluklar yaşandı. Mızraklara takılan Kuran, yaratılıp-yaratılmadığı biçimindeki tartışmanın da odağını oluşturdu. Kuran bilgilendiren, bilinçlendiren, iman ve şahsiyet oluşturan; varlık alanlarına dair kesin ve çelişkisiz bilgiler sunan; söz ve içerik olarak aynısı ile taklidi imkânsız, muttakiler için hidayet kitabıdır.
Yazar : Haydar ÖZTÜRK   Eklenme Zamanı : 3.12.2020 12:12:44 devamı >
AHLAKSIZ DİNDARLIĞIN KÖKLERİ
Ahlak şöyle özetlenebilir: Yapılan iyiliğe teşekkür; insanlara karşı merhamet; zulmetmeden yararını gözetmek. İman bu ahlakı doğurmalıdır. Yanlış imanlar büyük ahlaksızlıklar doğurabilir. Yahudilikte seçilmişlik inancı, Hıristiyanlıkta kurtulmuşluk inancı, Müslümanlıkta son hak dine sahip olma inancı. Yahudiler seçilmişiz diye diğer insanlara zulmü (dindarlığı), Hıristiyanlar kurtulmuşuz diye günahı (dindarlığı), Müslümanlar da son hak dine mensubuz nasıl olsa cennete gideriz diye ahlaksızlığı (dindarlığı) hayat tarzı yapmışlardır. Sünniliğin ve şiiliğin trajedisi; meşhur/görünen (İslam’ın 5 şartı) ibadetleri yerine getirmek, meçhul/görünmeyen adalet, merhamet gibi ahlaki sorumlulukların örtülmesidir. Din yorumları içinde ahlaka kurulmuş tuzaklar mevcuttur. Bu tuzaklar fark edilmeden ve onlara karşı önlem alınmadan daha fazla dindarlaşma ahlak sorununu çözmüyor. Aksine ahlaksız dindarlığı çoğaltıyor. Dindarlık artıyor ama ahlak azalıyor ise, burada bir tespit yapmak gerekiyor. Artan dindarlık mı dinsellik mi? Artan dinselliktir. Ahlakı dindarlıktan ayıramayız. Gerçek anlamda dindarlık artınca doğal olarak ahlakın da artması gerekirdi.
Yazar : Haydar ÖZTÜRK   Eklenme Zamanı : 25.11.2020 09:07:20 devamı >
EMANETİ İFADA BENLİĞİN ROLÜ
Allah varlığı “kef, nun كُنْ” tezgâhından çıkarınca, emaneti onlara arz etti; gökler, yer ve dağların(bütün varlığın) içtinap ettiği emaneti insan yüklendi –belki de insana yüklendi - . Varlıklar yaratılış formatlarının bu vazifeye uygun olmadığını hal diliyle ifade etmişlerdi… Artık sözün tükendiği, sözün tüketilmemesi gereken bir zaman dilimine girilmişti… O; oluş, ve eylem süreciydi. Ayet de öyle demiyor muydu? “Ve leyse lil insani illa ma sa’â/ İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır”. İnsan için ancak söylediğinin karşılığı vardır/ Ve leyse lil insani illa ma gâle”, değil. Zaten insan yaptıkları değil midir?
Yazar : Haydar ÖZTÜRK   Eklenme Zamanı : 22.11.2020 08:43:10 devamı >
İSA PEYGAMBER
Bugün peygamber kıssalarının sonuncusunu sizinle paylaşıyorum değerli dostlar. Yazdığım kıssa hikayelerinde sadece Kur’an’ı kaynak almaya çalıştım. Yazdıklarımda eksik ve yanlış olan ne varsa bana aittir. En doğrusunu Allah bilir.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 13.8.2020 11:27:04 devamı >
ZEKERİYA VE YAHYA PEYGAMBER
Yüce Allah elçi göndermediği hiçbir kavmi sorumlu tutmayacağını beyan etmişti. Bu yüzden akıl ve vahiyle şereflendirdiği insan neslini elçisiz bırakmıyor; sık sık uyarıcı ve müjdeleyici olarak peygamberler görevlendiriyordu. Tarih boyunca birçok peygamber gelmiş ancak çok az bir kısmını Allah bize haber vermişti. Bu peygamberlerden biri de Zekeriya peygamberdi. Süleyman peygamberden uzunca bir zaman sonra onun yaşadığı topraklarda, Musa peygambere ve ona gönderilen kutsal kitap Tevrat’a inandığını iddia eden İsrailoğullarına gönderilmişti. O zamanlar İsrailoğullarından olan din adamları ellerinden Tevrat isimli kitabı düşürmüyorlardı. Tevratın içinde uzun sahifeler boyunca en ince ayrıntısına kadar anlatılan peygamber hikayeleri ve günlük hayatı şekillendiren helaller haramlar vardı. Ancak ellerinde tuttukları ve adına Tevrat dedikleri bu kitap, Allah’ın Musa peygambere gönderdiği hak kitap değildi. Vahyin gerçek sözlerinizaman içinde kendi sözleriyle değiştirip, kavmiyetçi, çıkarcı, acımasız, toplum içinde belli kesimi yüceltirken diğerlerini acımasızca aşağılayan, ibadet adı altında gereksiz ve asılsız birçok uygulamayı zorunlu kılan bir kitaba dönüştürmüşlerdi.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 12.8.2020 15:42:21 devamı >
YUNUS PEYGAMBER
İnsanlar eski dönemlerde kabile hayatı yaşarken daha çok tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlıyorlar ve doğayla daha çok iç içe oluyorlardı. İnsanlar nüfuslarının artmasıyla beraber büyük şehirler kurmuş; ticaret yaparak ya da silah, alet ve ev eşyası yapan sanatkârlar olarak geçimlerini sağlamaya başlamışlardı. Ticaret yapmak ve sanatkâr olmak yazmayı, not almayı, hesap yapmayı gerektiriyordu. Bu durumda toplumların gelişimini hızlandırıyor; medeniyet kurmanın yolunu açıyordu. Mezopotamya, verimli topraklarıyla insanların yaşamayı en çok tercih ettiği yerlerden biriydi. Bu topraklar Dicle ve Fırat nehirlerinin çevresinde yer alıyordu. Tarih boyunca da birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştı. İbrahim ve sonraki dönem peygamberlerden birçoğu bu topraklarda yaşamıştı. Bu peygamberlerden biri de Yunus peygamberdi. Yunus daha genç yaşlarda iken, Allah ona elçilik görevi vermişti. Halkını tüm peygamberler gibi tek bir Allah’a inanmaya davet ediyordu. Onlardan kabul etmelerini istediği şey çok açık ve anlaşılırdı. Allah, gözle görülmese bile yaratan, rızık veren, hayata kanunlar koyan ve ahirette de bunlardan hesaba çekecek olandı. Halkına sadece bunları anlatıyordu. Rabbinden kendisine öğretilen bilgiler sayesinde onlara nice örnekler veriyor, akıllarını kullanmalarını ve vicdanlarında ki hakkın sesini dinlemelerini istiyordu.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 11.8.2020 11:38:56 devamı >
DAVUT VE SÜLEYMAN PEYGAMBER
Musa peygamberin kavmini terk etmesinden sonra İsrailoğulları kırk yıl boyunca göçebe hayat sürüp rezillik içinde yaşadılar. Musa’dan kalan ilahi sözleri kendi çıkarları doğrultusunda değiştirip aslını bozdular. Sonunda Filistin topraklarına yerleşip orada çoğaldılar. Bölgenin hakimi olan büyük bir Kralın emri altında yaşamlarını sürdürüyorlardı. Calut ismindeki bu kral zalim ve gaddar oluşuyla nam salmıştı. Halkın neredeyse tamamı, kendilerine uygulanan baskıdan bıkmış usanmıştı; içten içe feryat figan ediyorlar ama Calut ve onun acımasız ordusunun korkusundan ötürü ses çıkaramıyorlardı. İnsanların feryadına cevap olarak Allah yine merhamet göstererek onlara kurtarıcı olarak Davut isminde bir kulunu elçi olarak seçti. Ona vahyi ile destek vererek, insanları bir ve hakim olan Allah’a imana davet etmesini istedi. Calut’un zulmünden bıkan ve Davut’un merhametli çağrısına kulak veren insanlar iman etmeye başladılar. Gizli gizli Davut’a gelen Allah’ın sözlerini öğreniyorlar, çocuklarına da öğretiyorlardı. Davut akıllı ve çok becerikli biriydi. Demirciydi. Ateşte ısıttığı demir külçelerini döverek harika işler çıkarırdı. Onun ustalığı ve gayreti kimse de yoktu. İman eden bazılarını yanına alıp onları yetiştirdi. Calut denen zalim krala karşı koymak üzere, günlerce demirden kılıç kalkan ve zırh yaptılar. Özellikle yaptıkları zırh daha önce kimsenin bilmediği bir şeydi. Aklını kullanarak ürettiği bu demirden zırhlar bir insanı kılıç ve oklara karşı adeta yenilmez kılıyordu.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 9.8.2020 09:55:47 devamı >
MUSA VE HARUN PEYGAMBERLER
Yusuf peygamberin Mısır’a melik olmasının üzerinden uzun yıllar geçti. İman ve huzurla büyüyen Mısır ülkesi ve Yakub’un soyu bir süre kardeşçe beraber yaşadılar. Sonra aralarına fitne girdi ve Yusuf’un bıraktığı emanete sahip çıkamayıp birbirine düşman oldular. Nüfusça daha üstün olan ve bölgenin yerleşik halkı olan Mısırlılar yönetimi ele geçirip zalim bir sistem kurdular. Allah’ı unutup yoldan saptılar. En büyük yöneticilerine Firavun dediler. Halkıyla istişare edip, onlar için çalışan, üstünlük taslamayan Meliklerin dönemi bitmiş; zalim ve otoriter Firavunların dönemi başlamıştı. Firavunlar gücü ellerinde toplayıp tek hakim olmak için zalim bir sistem geliştirdi. Yakupoğullarına, İsrailoğulları demeye başladılar. Onları alt tabaka insanlar olarak görüp yerli halktan ayırarak ötekileştirdiler. Sonra da onları en zor işlerde çalıştırmaya başladılar, türlü bahanelerle de cezalandırarak zayıf düşürdüler. Böylece onları emirlerine amade köleler haline getirdiler. Yaptıkları devasa inşaatlarda ve ekin tarlalarında onları zorla çalıştırıyor, hayvan bakıcılığı yaptırıyorlardı. İsrailoğulları tüm bunları yaparken emeklerine karşılık yeterli gıda alamıyor, ücret talep edemiyor, değer görmüyorlardı. Hepsi birden sefalet ve açlık içinde sürünüyor; işkence ve ölümle burun buruna yaşıyorlardı. Huzur ve bereket dolu eski güzel günleri bir hikaye gibi anlatan yaşlılarını dinliyor; bir zamanlar Mısır Melikinin sarayında saygın biri olan atalarından Yusuf’un hikayesine inanamıyorlardı.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 5.8.2020 09:35:22 devamı >

Sitemizde Kayıtlı Olan Makaleler
MODERN ÇAĞDA DEİZMİN POPÜLERLEŞMESİ VE SEBEPLERİ   Emre Dorman
BİR EKONOMİK TETİKÇİNİN İTİRAFLARI   John Perkins
SİNEMA FİLMİ İZLEMENİN BEDELİ (ÖYKÜ)   Dilek BUZ
ÖLÜMCÜL ZAAFLARIMIZ   Atasoy Müftüoğlu
RÖNESANS VE REFORMUN TARİHSEL GELİŞİMİ-I   Bünyamin ZERAN
ALLAH İLE ARAYA MESAFE KOYMAK   Oktay ÜNAL
TAKİP (ÖYKÜ)   Dilek Buz
ORYANTALİZM   Mehmet Durmuş
FARKINDA MIYIZ BİLMİYORUM AMA ÇOK AYIP EDİYORUZ!   Erem Şentürk
ÇİÇEK-BÖCEK ÜZERİNE   Harun GÖRMÜŞ
EKONOMİNİN İNSAN HAYATINDAKİ GERÇEK ROLÜ   İsmail Bayrak
KUŞATILMIŞLIK   Harun GÖRMÜŞ
AŞIRI YÜCELTMECİLİK   Harun GÖRMÜŞ
MİNAREDEKİ ÇAN   Dilek Buz
YENİ BİR DİLİN İNŞASI AMA NASIL?   Bünyamin Zeran
ARAKAN, NE ARAYAN, NE SORAN...   Ramazan Kayan
ATASOY MÜFTÜOĞLU/ BİR SOHBETİN SATIR BAŞLARI   Atasoy Müftüoğlu
YENİ BİR DİLİN İNŞASI GEREK   Bünyamin ZERAN
SUYU HAPSETMEK   Harun GÖRMÜŞ
KOKUNUN KAZANCI   Dilek Buz
İNSAN DÜŞÜNCE VE AKIL   Necdet DALYAN
ŞAHSİYETİ TÜKETİMDE ARAMAK   Harun GÖRMÜŞ
MUHAFAZAKÂRLIK DİNİ   OKTAY ÜNAL
HUZURLA UYU BEBEĞİM   Dilek Buz
HAKİKATİ BULMAK   Necdet DALYAN
DÜŞÜNÜYOR MUYUZ?   Bünyamin ZERAN
KAYBETTİKLERİNİ BULMAK   Necdet DALYAN
HAYAT YAĞARKEN OMUZLARA   OKTAY ÜNAL
MÜSLÜMANLARIN GÖRÜŞ AYRILIĞINDAKİ AŞIRILIK   Harun GÖRMÜŞ
PEYGAMBERİMİZİN SECDE ANLAYIŞI   Necdet DALYAN
1060 tane makaleden 121 - 150 arası gösteriliyor
Sayfalar : .2 . 3 . 4 . 5 . 6 . 7 . 8. Geri · İleri
::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003528369

iletişim : editor@kimokur.com