Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




MAKALELER
ÇOCUKLAR MASUM DEĞİLDİR!
Mahallenin küçük oyun parkında çocuklar oyun oynuyordu. Çığlıkların, koşturmaların, ağlaşmaların arkası hiç kesilmiyordu. Demlikteki çay suyunun kaynaması gibi; parkın ortası çocuklarla bir iniyor bir çıkıyordu. Bununla beraber, parkı çevreleyen banklarda oturan yaşlı kadın ve erkeklerde ise tam bir sükunet hakimdi. Hareketler yavaş, sözler hafif, bakışlar yorgundu. İçlerinden biri bir şey söylüyor, diğerleri düşünüp anlamaya çalışıyor, sonra varsa bir cevapları tane tane dile getiriyorlardı. Bazen “olmaz efendim” diyerek bir itiraz gelebiliyordu içlerinden ama bu düşük bir ses tonuyla ve kibarca oluyordu. Bir ara uzun sakallı, cami cemaatinden olduğu her halinden belli olan bir ihtiyar söze girdi; -“Efendiler, görüyorsunuz değil mi? Allah ne güzel yaratmış çocukları, masum ve sevimli…” -“Haklısın hacı abi, onları seyretmekten hiç usanmıyorum. Hepsi hayat dolu ve neşeli” dedi bir diğeri. -“Birbirlerinden farklılar, cinsiyetleri farklı, boyları posları, biri salıncak ister biri kaydırak ama hepsi masum, hepsi temiz. Biz de bir zamanlar çocuktuk, ama hayat kirletti gün be gün. Keşke böyle kalabilseydik” dedi bir başkası. -“Allah, insanı İslam fıtratı üzerine yaratır. Bu nedenle her doğan çocuk temiz, pak ve masumdur” dedi emekli imama benzeyen, fikrine güvenen bir başka ihtiyar. Muhabbet bu şekilde sürüp giderken, o vakte kadar sessiz sedasız, en kenarda oturan kır saçlı, sakal traşlı, mahallede yabancı olan adam söze girdi;
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 22.7.2018 12:10:11 devamı >
HAYAT
Onu gördüğümde amansız bir hayrete düşerim. Her sabah, uyanmaya çalıştığım kaldırım yolunda karşılaşırız. Ben yoldan aşağıya inerken, o da yukarı doğru çıkar. Üzerinde ki elbiseyi çok az değiştirir; kışın uzun bir manto giyer, yazın yakası açık ince bir gömlek. Ama yüzündeki ifade her gün değişir. Bazen uzun kumral saçlarını tarar, tokalar takar, küpeler sallanır narin kulaklarından. Gözleri yanan mum ışığı gibi her bakanın gözlerini alır, kibar dudakları tebessüm saçar. Adımları kibardır, her adımını taklit etmek ister en zarif kuşlar bile. Bir elini yanına salar, diğerini çantasının üzerinde sergiler; milyonluk tablo gibi. Etraftan laf atanlar olur; “bir içim su” diye, “ay parçası” diye, “bir selam ver, kölen olayım” diye. Ben izlemekle yetinirim sadece, laf atacak gücüm hiç olmadı. Yine de bazen uzanmak isterim, bir elini tutmak, belki saati sormak, belki günaydın demek. Ama o hiç sarsılmaz, kayan yıldız gibi geçer gider önümden. Güzelliğine meftun, gelip geçiciliğine deli olurum.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 19.7.2018 12:58:57 devamı >
HADDİ AŞMAK
Bir ihtiyar gördüm. Sordum; -Dede, yaşın kaç? Manalı manalı tebessüm etti; -Haddi aştık evlat, dedi. -Had kaçtır dede? -Had; atmış üçtür evlat! -Atmış üçün sırrı nedir dede?
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 10.7.2018 14:47:03 devamı >
KAHRAMAN
Kahraman, tüm gücüyle tırmanıyordu. Derin derin nefes alıyor, aldığı nefesle ciğerlerinin her bir köşesini oksijenle dolduruyor ama bu nefes yinede yeterli gelmiyordu. Yorulmuştu, zirveye çok yakındı; güneşin doğması da çok yakın... Bacaklarındaki ve baldırlarındaki kaslar sertleşmiş, yumru yumru olmuştu. Alnından akan terlerin bir kısmı dudaklarına düşüyor, tuzlu teri kah içiyor kah tükürüyordu. Durmadı, canını dişine takıp zirveye ulaştı. Ufka baktı, “çok şükür” dedi. Bir ayağını kaldırıp önündeki taşa bastı, diğer ayağını yere sabitledi. Terini silmedi, ıslanıp alnına yapışan saçlarını kurulamadı. Bir elini beline koydu, bir elini şafağı kızartıp doğmaya hazırlanan güneşe dikti. Nefesini topladı ve güneşin ilk ışıklarının görünmesini bekledi. Ve nihayet, kızıllığı yararak ortaya çıkınca güneş, Kahraman, ufka bakarak tüm gücüyle bağırdı; -"Kirli ve yalancı dünya, bir gün sende kaybedeceksin, yenileceksin; kazanan sadece iyiler olacak. Hüküm sürdüğün zulüm diyarların, acıyla yoğurduğun insanlık, utançla yazdığın tarih…
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 2.7.2018 19:59:55 devamı >
BİR YER VAR BİLİYORUM ANLATAMIYORUM
Bir yaprak misali süzülen yaşlar indi kirpiklerinden aşağıya. Ve avuçları ile yüzünü sıvazlarken, âmin dökülüverdi bir den dudaklarından. Yaşının ilerlemesine aldırmayan gergin alnındaki masumluk bir anda ortaya serildi. İki eli ile kavraladığı seccadeyi özenle katladı ve masanın üzerine bıraktı. Vakit bir hayli ilerlemişti. Kitaplığından aldığı bir kitabın sayfalarını karıştırdı. Durduğu sayfaya şöyle bir göz gezdirdi. Tam da o anda mırıldanarak okumaya başladı; ‘’dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar! Falları grafiklerde bakılanlar, sizde işitin! Külden martı doğuran odalıklar ve kâhyalar, kara pıhtıyla damgalanmış veznelerde dili şehvetsiz çilingirler, yaltak çerçiler, celepler ki sıvışık, natırlar ki nadan, ey hayat rengini sazendelik sanan yırtlaz kalabalık! Dinleyin bendeki ikindiyi hepiniz kulak verin! ‘’
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 28.6.2018 08:58:05 devamı >
AĞLAYAN BABALAR VE SUSAN ÇOCUKLAR
AĞLAYAN BABALAR VE SUSAN ÇOCUKLAR Kapı zili çaldığında, elimdeki kontrol kalemi ile arızalı prizi tamir etmeye çalışıyordum. Kabloları yerine yerleştirip, hala çalmakta olan zili susturmak maksadıyla dış kapıya koştum. Kapıyı, benden önce davranan büyük kızım Zehra açtı. Karşımızda on yaşlarında bir erkek çocuğu duruyordu. -“Ali” dedi Zehra. Belli ki çocuğu tanıyordu. Çocuk ona cevap vermedi. Bana mahcup bir eda ile bakarak; -Amca, ben Zehra’nın sınıf arkadaşıyım. Beni babam gönderdi. Annemi ve bizi, arabanızla otobüs terminaline bırakmanızı rica ediyor. Mümkün mü acaba? Şaşırmıştım, yine de cevapta geç kalmayıp; “tabi, geliyorum hemen” dedim. Askılıktan arabanın anahtarını aldım. Benim evden çıktığımı gören babam, “bende geleyim, arabada yer varsa” dedi. Daha cevap vermeden kızlarımın ikisi birden “bizde gelmek istiyoruz” diye feryadı bastılar. Hepsine “olur” dedim, netice de terminale kadar gidip gelecektik. Hep beraber arabaya doluştuk. Misafirleri arabanın neresine alacağımı hiç hesaba katmadan evlerine doğru yol aldık. Zehra yolu tarif ediyordu. Babamda arabada gezmenin keyfine varmak istercesine sessiz sedasız pencereden dışarıyı izliyordu.
Yazar : Dilek Buz   Eklenme Zamanı : 2.6.2018 03:13:16 devamı >
DÜŞÜNCENİN DEVAM EDEN SERÜVENİNDE DÜŞÜNEN ADAMIN DEĞİŞİMİ
İnsanın düşünce serüveni yaşamından ölümüne kadar sürekli devingen bir şeydir. Sabit, statik bir düşünceden bahsedemeyiz. İnsan başlangıçta bir düşünceye iman eder hayat devam eder ve sürecin içinde insan iman ettiği düşünceden yüz çevirebilir. Yüz çevirdiği düşünceyi ya yeterince tanımamıştır ya da yeterince iman etmemiştir. Yeterince tanımamasından dolayı eğer bir düşünceye yüz çevirmişse bu hatasından dönmesi kolaydır. Çaresi bellidir ki terkettiği düşünceyi asli kaynaklarından tekrar gözden geçirmesi icap eder. Ama düşüncesine yeterince iman etmemişse orada konuşulacak çok daha fazla şeyler var demektir. Acaba hangi sebepten yeterince iman etmemiştir? Her düşünce için genel geçer belli başlı kaideler vardır. Mantık kuralları dahilinde bir düşünceye baktığımızda o düşünceyle ilgili bir takım kanaatlerimiz oluşur. Mesela liberalizmi incelediğimizde onu oluşturan asli unsurları hemen bulabiliriz. Demokrasi, laiklik, serbest piyasa ve devlet tekelinden uzak sermaye yönetimi gibi unsurlar liberalizmin olmazsa olmazlarındandır. Bu ana başlıklar altına onlarca yüzlerce tali başlıklar açmak da mümkündür. Şimdi biri çıkıp ben liberalim ama demokrasiyi benimsemiyorum derse sahip olduğunu iddia ettiği düşünceyi yeterince tanımıyor deriz. Çünkü mantık der ki A, A olmayan değildir. Bir şey, aynı zamanda hem kendisi hem de başka bir şey olamaz. Zira birbiri ile çelişik olan iki önermeden birini kabul ederse diğerini reddetmiş olur. Bu örneği bir çok izimler için yahut da dinler için de kullanabiliriz.
Yazar : Bünyamin ZERAN   Eklenme Zamanı : 29.5.2018 16:37:40 devamı >
İRTİCÂ (GERİCİLİK)
“Geri”; bir şeyin arka tarafı, “şimdi”den önceki zaman, “daha önceki zaman” anlamlarına gelir. İrticâ, “önceki yere dönüş” yada gericilik. Arapça rücû kökünden, Fransızca: Réaction, “önceki koşullara dönüşü isteyen, aşırı tutucu ve ilerlemelere karşıt olan, her-hangi bir toplumsal yada siyâsi hareket yada ideoloji ve buna bağlı eylemler” anlamına gelir. Bu terim batı’da Fransız Devrimi’nde sâbık monarşi rejimine veya onun koşullarına dönüşü isteyen karşı devrimcileri tanımlamakta kullanılmıştır. Ondokuzuncu yüzyılda batı’da derebeylikleri ve aristokrasiyi korumayı arzu eden ve sanâyileşme, cumhuriyetçilik, liberâlizm ve sosyâlizm karşıtlarını tanımlamakta kullanılmıştır. Gerici tâbiri politik anlamda gelişme ve yenileşmelere karşı olan ideolojileri tanımlamak için aşağılama amacıyla da kullanılır. Bu kavram, modern zamanlarda, yâni pozitivist-materyâlist düşüncenin insanlar üzerinde etkisini gösterdiği zamanlarda çıkmış ve hâlen de etkisini sürdüren bir kavram olarak, “dînî olan” için kullanılıyor. “Dînî olan şey irticâdır” söylemi hâkim. Dînin “ilerleme”ye aykırı ve engel olduğu inancı ile dîni karalamak için söylenen bir sözdür aslında. “Din geriye götürür, dînî olan geriye götürdüğünden, dîne bağlı olanlar da gericidir ve ilerlemeye karşıdırlar ve de engeldirler” düşüncesi hâkimdir ve bu nedenle de “mürtecî” olarak tanımlanır dinden yana olanlar. Lâik-seküler-kapitâlist-liberâl-demokratik-konformist-modernist-emperyâl-zâlim ideolojilerin baskısı ve çeşitli dayatmalarıyla halkın bir kısmı da dîni ve dindarı “ilerleme”ye bir engel olarak görüyorlar.
Yazar : Harun Görmüş   Eklenme Zamanı : 23.5.2018 15:36:53 devamı >
MÜLTECİ
Uzun bir vadinin sonundaki tepede saklı olan, büyük bir mağarada gözlerimi açtım. Etrafımda mülteci insanlar vardı. Her yaştan yaklaşık otuz insanın olduğu bu topluluk bir millete ait değil; sanki tüm dünyadan tek tek toplanmış gibiydi. İçlerinde çekik gözlüsü de vardı, siyah derilisi de, beyaz tenlisi de. Hepsinin ortak yanı çok perişan görünmeleriydi. Belli ki aç ve yorgundular. Aynı zamanda ortamı saran korku o denli yoğundu ki; ne tarafa dönseniz korkuyu hissediyordum. Bende bu korkudan nasibimi almış olmalıyım ki titriyordum. Yine de diğerlerine göre daha dinç duruyordum. Hepsi karanlık mağaranın kenarlarına çökmüş, çocuklarını kucaklarını almış, koro halinde inliyorlardı. Ben ise içlerinde dolaşıp ne olup bittiği anlamaya çalışıyordum.
Yazar : Dilek BUZ   Eklenme Zamanı : 20.5.2018 02:11:14 devamı >
YARIM İMAN
“..Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz?. Artık sizden böyle yapanların dünyâ-hayâtındaki cezâsı aşağılık olmaktan başka değildir; kıyâmet gününde de azâbın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir” (Bakara 85). Îman %100 îmandır. Bu îman, “îman ettikten sonra îmânın gereğini yerine getirmekle” tezâhür eder. Böylelikle yeryüzüne îman hâkim olur. Îman, îman ettiğimiz Allah’ın sözünü yeryüzünde hâkim kılmak içindir ve zâten ancak böyle bir îman Allah’ın sözünü-dînini-sistemini hâkim kılabilir yeryüzüne. Amele-eyleme dönmeyen îman, “yarım bir îman”dır ki çok risklidir ve böyle bir îmânın gerçek bir îman olup-olmadığı da tartışılır. Bir îmânın “tam bir îman” olduğunun göstergesi, o îmânın “ille de hayatta görünmek isteyen bir îman” olmasıdır. Oturulup durulan yerden îman edilemez. Oturulup-durulan yerde; “îman ettim” demekle “îman etmiyorum” demek arasında fark yoktur. Yine îman, “son nefeste yapılacak olan îman” da değildir ki Allah böyle bir îmânı kabûl etmeyeceğini, Firavun’un yaptığı “son dakîka îmânı”nın geçersiz olduğunu söyleyerek göstermiştir:
Yazar : Harun Görmüş   Eklenme Zamanı : 11.5.2018 15:16:10 devamı >

Sitemizde Kayıtlı Olan Makaleler
BENİM KENDİME YOLCULUĞUM-2 (ÖYKÜ)   Murat TÜRKMEN
İSLAM VE DEMOKRASİ (KİTAP ÖZETİ)   CELAL SANCAR
BENİM KENDİME YOLCULUĞUM-1 (ÖYKÜ)   Murat TÜRKMEN
TESETTÜRÜ ÖRTMEK   Oktay ÜNAL
KUR’AN’IN HAYATI DİZAYN ETMESİ   Bünyamin ZERAN
ARACI KOYMA VE ALLAH’TAN BAŞKA VARLIKLARDAN MEDET BEKLEME SAPMASI   Ebubekir MERCAN
DOST ELİNDEN DEVLET SOFRASI   Dilek BUZ
DÜŞÜNMEDEN OKUMAK VE OKUMADAN DÜŞÜNMEK ÜZERİNE   Haydar ÖZTÜRK
ALLAHA KARŞI YAPILAN DUA, İBADET VE YÖNELMEDE ARACI KOYMAK   Ebubekir MERCAN
YAŞLI ADAM VE ÇOCUK   Necati ÜN
CAHİLİYE KARANLIĞINDAN TEVHİDİN AYDINLIĞA DOĞRU   Ebubekir MERCAN
LİDERLERE TAPINMA RUHU   Haydar ÖZTÜRK
CAHİLİYE MEKKESİ DE ALLAH’IN YARATAN OLDUĞUNA İNANIYORDU   Ebubekir MERCAN
KARANLIK GECE (ÖYKÜ)   Necati Ün
BİLİMİ KUR’AN’A DOĞRULATMAK (BİR ALGIDAN ARINMA)   Haydar ÖZTÜRK
HİÇ DÜŞÜNDÜK MÜ?   Ebubekir MERCAN
BİR ASKERİN ANISI   Dilek BUZ
İSLAMİ MÜCADELE ÜZERİNE YENİDEN DÜŞÜNMEK   Bünyamin ZERAN
YOLCU VE YOL AYRIMI (ÖYKÜ)   Necati ÜN
SİYASET: ATİNA-MEDİNE BAĞLAMINDA İKİ AYRI TASAVVUR   Enes GÜNASLAN
KEDER   Necati ÜN
LEVHALAR (ÖYKÜ)   Dilek BUZ
YENİ ÇAĞ FELSEFESİ (ÖYKÜ)   Dilek BUZ
TEKFİR VE TEKFİRCİLİK SUÇLAMALARI   Necdet DALYAN
İHLAS SURESİ   Abdulkerim ULUDOĞAN
SİSTEM ELEŞTİRİSİ   Yakup DÖĞER
CEHENNEM AZABI (ŞİİR)   Necati Ün
ATASOY MÜFTÜOĞLU’NUN "KÜRESEL ÇAĞDA KAYBOLMAK" İSİMLİ KONFERANSINDAN NOTLAR   Dilek BUZ
MESELEMİZ NEDİR? ZAMAN İÇİNDE KAYBOLMAK MI ZAMANDA VAROLMAK MI?   Bünyamin ZERAN
MUTLULUĞUN RESMİ   Dilek BUZ
974 tane makaleden 181 - 210 arası gösteriliyor
Sayfalar : .4 . 5 . 6 . 7 . 8 . 9 . 10. Geri · İleri
::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002721733

iletişim : editor@kimokur.com