Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




 PORTRELER
CAHİT KOYTAK (1949-), ŞAİR Portre Resmi

 

An itibariyle yaşayan şair.

1949 yılında Erzurum’da doğan şairimiz, ilk ve orta öğrenimini de bu kentte yaptı. İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Fakültesi’nden 1973 yılında mezun olmasından sonra, kısa bir süre mühendislik yaptı ve ardından serbest ticarete başladı. Çeyrek yüzyılı aşkın bir süredir, görünürde ticaretle uğraştı.

Yazı hayatı, yirmi iki yaşında Sezai Karakoç’un Diriliş Dergisi’nde yayınlanan ilk şiirleriyle başladı. Sonraları ürünlerini 1977’den başlayarak Kriter, Yönelişler; Kelime ve Yedi İklim gibi dergilerde yayınladı. Cahit Koytak’ın kendisi; "İlk Atlas’tan sonra çeşitli dergilerde (Dergah, Defter, Kayıtlar, Kaşgar v.b) yayınladığı, 2-3 kitap olabilecek hacimdeki şiirlerinin, yeni bir atlas olarak kitaplaşması için, bazı haritalara, bazı zayice planlarına ait kayıp parçaların ortaya çıkmasını beklediğini" ifade etmektedir. Daha ilk şiirlerinden başlayarak bir özgünlük ve yoğunluk sundu okurlarına. İlk şiirlerinin yayınlandığı adres olan Diriliş bile tek başına bize O’nun şiirinin kalite düzeyi hakkında bilgi verebilir. Otuz yıla yakın bir süredir şiir yazan / yayınlayan bir şair olan Koytak, tek şiir kitabı olan ’İLK ATLAS’ı 1990 yılında, Ahmet Kot’un yönettiği Yazı Yayıncılık’tan çıkardı.

1 Haziran 2009 gününden bu yana Taraf gazetesinde haftada bir (Pazartesi günleri) YOKSULLAR VE SİVİLLER İÇİN TEZLER başlığı altında şiir yayınlamaktadır. 2009 yılında, Pınar Yayınları’ndan ’GAZZE RİSALESİ’ isimli şiir kitabı, 2010 yılında, Timaş Yayınları’ndan, 3 cilt halinde, toplam 1100 sayfayı aşan, ’YOKSULLARIN VE ŞAİRLERİN KİTABI’ isimli şiir kitabı, Ocak 2011 de yine Timaş Yayınları’ndan ilk kitabı ’İLK ATLAS’ın genişletilmiş baskısı çıktı.

2011 yılı içinde yine Timaş Yayınları’nda, şairin, ’YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN METAFİZİK’, ’CAZIN IRMAKLARI’ ve ’ŞEN MANEVİYAT’ isimli 3 şiir kitabının yayını planlanmaktadır.

Şairliğinin yanı sıra, Koytak aynı zamanda usta bir çevirmen olarak karşımıza çıkıyor. İngilizce ve Fransızca’dan önemli çevirileri bulunan Koytak, 1988’de Türkiye Yazarlar Birliği tarafından "yılın mütercimi" seçildi. Frantz Fanon’un "Siyah Deri Beyaz Maskesi" burada anmadan geçemeyeceğimiz değerli bir yapıtıdır. Fanon çevirisinden daha önemli bir çalışması ise Ahmet Ertürk ile birlikte hazırladığı Muhammed Esed’in The Message Of The Qur’ân’ıdır. Kuşkusuz bu yapıt ile Türkçe Kur’an çevirilerinde yeni bir döneme girilmiştir. Esed’in İngilizce’ye çevirirken gösterdiği titizliği onlar da dilimize aktarırken gösterdiler. On yıla yakın bir süre üzerinde çalışıldığını belirtirsek ne kadar titiz olduklarının anlaşılmasında kolaylık sağlamış oluruz.
Yine Mevdudi’nin Kur’an-ı Kerim’de Dört Terim adlı eserinin Cahit Koytak tarafından yapılan çevirisinin BEYAN YAYINLARI ve ÖZGÜN YAYINCILIK’ın çevirilerinden daha başarılı bir Türkçe’ye sahip olduğu okuyucular tarafından ileri sürülmektedir. Bir okuyucu notu için bkz. http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=48589

---

Ali Dölek’in Kayıtlar dergisinde yayınlanmış yazısından:

Günlük Hayatın Resmini Çizen ve Valizinde gittikçe ağırlaşan dünyadan kaçan bir şair: Cahit Koytak
Şair Cahit Koytak’ın şiir serüvenine, şiir dünyasına girdiğimizde de karşımıza çıkan ilk tema, gündelik hayatın tasviri ve bunun karşısında sonsuzluğu, ebedi olanı yakalama arzusudur. Şair, imgelerini gündelik hayatın akıp giden olaylarından ve olgularından seçip çıkarmakta ve bunların adeta anlamsızlığını değil ama gelip geçiciliğini, sıradanlığını vurgulamaya çalışmaktadır. Ayakları yere basan, insanın en derinden arzuladığı o sonsuzluğa ulaşmasını sağlayacak olan unsurların bu geçici hayattan devşir ilemeyeceğini ima eder gibidir. Şaire göre gündelik hayat, sonsuzluğa ulaşmamızda gerektiği kadar sağlam ve sırtımızı dayayabileceğimiz bir temel sunmaktadır. Hatta değişmeye açık olan bu dünya, sonsuzluğu yakalama çabamızda karşımızda aşılması gereken bir engel olarak durmaktadır.

Suretten asla, kopmayan eşyanın hakikatine gitmek için tasavvufta tasvir edilen duygu ve düşünceyi, Cahit Koytak’ ın günümüzdeki şiirsel söylem aracığıyla yukarıdaki düşünceleri de örneklendirecek biçimde dile getirilmiş şu mısralarında yakalayabiliriz:

Yüzleri, yüzleri ve maskeleri
Silik kopyaları bırak yaşayanlara
Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz
Ve hazin güz yağmuru görünümünde
Yağan ebediyeti
(Daktilo Kızın Ölümü Üzerine Caz İçin Nihavent)
...
Şair Cahit Koytak’ a göre gündelik hayatın akışına sonsuzluğu ve ebedi yaşamı göz ardı edercesine kendini bırakmış olan insanların derinlik boyutunu kaybetmiş olmalarıdır. Eşyanın metafizik anlamını ve boyutunu göz ardı eden insanlar, şair için her şeyin kıyısında, nesnelerin arka planına geçemeden yaşayan kişiler olarak görülmektedir.
 

Kıyılarda yaşıyor-hazin ve canı sıkkın
Şeylerin kıyısında-kendinin, karısının
Büyükannesinin oyuncak ayısının
(Homo Poesia)

her şeyin kıyısında, aslında ve derin anlamına vakıf olmadan yaşayan insanların hayatlarını bağlamış oldukları, kendisine değer verdikleri şeyler de şaire göre üzerinde konuşmaya değer şeyler olarak bile görülmeyebilir. Zira bunlar insanın sonsuzluğa ulaşma çabasında üzerinde çok da durulması gereken şeyler değildir. Biraz alay ve hicivle karışık bir biçimde bakın şair bu insanların değer verdikleri şeyleri, gündelik yapıp etmelerini nasıl dile getirmekte:

Onlar odun kömür istifliyorlar balkonlarına
Çocukları yarışa sokuyorlar yarışa itiyorlar
Helva pişiriyor sevişiyor mezar kapışıyorlar
(Huş Ağacı Hakkında Bilgi Topluyorum)
 


Üstad, 03.05.2007 tarihli YeniŞafak Gazetesi’nde Rasim Özdenören’in köşesinden yayınlanan "Sisifos’un Köyü" isimli şiiriyle, politik alan etkisindeki toplumsal hassasiyetlere nasıl kayıtsız kalamayacağını, tarihe nasıl not düşmesi gerektiğini de gösteriyor kendi diliyle:

SİSİFOS’UN KÖYÜ (28 Nisan 2007)
köyün korucuları silahlarını yine
köylülere çevirdiler.
kuzularımızı kurtlara, çakallara,
ekinlerimizi yaban domuzlarına
karşı korusunlar diye,
bebelerimizin, yetimlerimizin
boğazlarından kesip
omuzlarına silah astığımız,
giyindirdiğimiz, kuşandırdığımız,
yedirdiğimiz, içirdiğimiz köyün korucuları
tüfeklerini bir kere daha,
biz, işinde gücünde,
tarlada, bahçede çalışan,
kemiklerinin ucuyla toprağı süren,
ekini çapalayan
’ağızsız dilsiz’ köylülere doğrulttular
ve bizden yine diz üstü çöküp
postallarının tozunu
almamızı buyurdular;
köyün fiskosçuları, asalakları,
bıçkınları ve kabadayıları da
onlara alkış tuttular, yılıştılar,
teneke çalıp oynamaya başladılar.
böylece, bizi bir kere daha,
çocuklarımızın önünde aşağıladılar;
kadınlarımızın önünde ağlattılar,
elin günün, komşu köylerin önünde
yere baktırttılar.
 

böylece, bir kere daha özgür, bayındır,
kurda kuşa karşı güvenlik içinde
el ele, omuz omuza
çalışıp didinme,
üretme, bölüşme
ve sevişme hevesimizi
kursağımızda koydular
...

Politikası

Cahit Koytak’ın imgenin hemen hemen hiç ortalarda olmadığı bir şiir anlayışı vardır. Koytak’ın, istiarelerin, benzetmelerin, metaforların çok incelikle işlendiği ama 2.Yeni’den beri Türk Şiiri’inde vazgeçilmez olan bireyin ve bireyin imgeleminin şiire hakim olması ilkesinin göz ardı edildiği bir şiir anlayışı vardır. Şiirlerinde "ben" yoktur. Çoğunlukla düzyazıya yaklaşan hatta şiirsel metin denebilecek şiirleri vardır. Şiirlerinin kalkış noktasını insanlara herhangi bir konuda kendi bildiği doğruyu anlatma arzusu vardır. Son dönemde güncel politik olaylara değinen şiirlerine bakıldığı zaman bu niyet hemen görülür. Bu da poetikasını düzyazıya, yer yer denemeye yakınlaştırmaktadır.

::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003077085

iletişim : editor@kimokur.com