Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




 PORTRELER
FAHREDDİN RAZİ Portre Resmi

 



Fahreddin er-razi nin gerçek adı Muhammed Bin Ömer’dir. Rey hatibinin oğlu (İbn Hatibirrür Rey) diye de tanınır. Selçuklu devletinin başkenti olan Rey de dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi 1149 olarak biliniyor. Ailesinin aslen Taberistan’lı Türk bir aile olduğu söylenir. Ama arap ya da İranlı olduğu iddiaları da mevcuttur.


Eğitim hayatına fıkıh ve kelam âlimi olan babası Ziyauddin Ömer’in yanında başlamıştır. Babası iyi bir hatipti. Rey şehrinin hatibi olan tanınırdı. Oğlu Fahreddin de babası gibi iyi bir hatip olacak ve vaazlarıyla cemaati coşturacaktı. Razi on altı yaşında iken babası vefat etti. Daha sonra öğrenimine devam etmek için Rey’den ayrıldı ve yıllarca birçok şehri; Maveraünnehir, Türkistan,  horasan ve pek çok Hint şehrini gezdi. Buralarda tıp, astronomi, dil ve edebiyat, fıkıh, kelam, felsefe, metafizik gibi konuları okudu araştırdı. Bu dönemlerde maddi durumu çok zayıftı. Ama bu durum şöhretinin yayılmasıyla değişti. Gur sultanları ve harzemşah sultanları ile iyi ilişkiler kurdu. Eserlerini onlara ithaf etti. Bizzat devletlerinde görev aldı. Hizmetleri ve ilmi çalışmaları nedeniyle iltifat gördü ve değerli hediyelerle ağırlandı. Bir dönem tanıştığı zengin bir doktorla da arkadaş oldu ve iki oğlunu doktorun iki kızıyla evlendirdi. Böylece zenginliği daha da arttı.


Hem Gur da hem de harzemde adına medreseler inşa edildi. Buralarda talebe yetiştirmeye ve ilmi çalışmalar yapmaya devam etti. Razi zamanla şeyhul islam olarak anılmaya başlandı. Büyük bir şöhret, itibar ve nüfuz elde etti. Öyle ki felsefe ve kelamda ne zaman imam ya da imamın görüşü böyle dense bununla fahreddin razi kastedilirdi. Yine tıp alanında ki ve tefsirdeki çalışmaları yüzyıllar boyunca kaynak olarak adres gösterilmiştir, ders olarak okutulmuştur.


Razi, 1210 yılının ramazan bayramında 61 yaşında vefat etti. Öldüğünde gizlice evine gömüldüğü ama yakındaki bir dağın eteğine gömülmüş gibi tören yapıldığı söylenir. Bu şekilde, sağlığında çokça tartıştığı kerramiler tarafından mezarının açılıp ölüye işkence yapılmasına ve cesedinin parçalanmasına mani olmak için önlem alındığı söylenir.


Razi hayatı boyunca iltifat gördüğü gibi düşmanda edinmişti. Tartışmayı, iddialaşmayı, karşı iddiaları çürütmeyi sever ve kendine görev bilirdi. Özellikle mutezile, mücessime ve kerramilerle sık sık tartışma yaşardı. Mutezile ile irade, insan fillerinin yaratılması, kaza-kader, ruyetullah, Allahın zat sıfat ve fiilleri, hüsün-kubuh gibi konularda tartışmaya girdi. Hristiyanların da iddialarını akli ve nakli delillerle çürütmüş, bunun için de “münazara firred alen nasara” isimli eseri yazmıştır.


Kendisi fıkıhta şafi akaidde eşari kelamını benimsemiştir ve müdafaa etmiştir. Eşari imamlarından sayılan İmam Gazali’yi sevmesine ve birçok eserinden alıntı yapmasına rağmen bazı fikirlerini de tenkit ettiği görülür.


Fahreddin Razi nin ilgilendiği ilimler arasında en çok onu ön plana çıkaran kelam, tefsir ve tıp olmuştur. Bu ilimler arasından, tıptaki çalışmaları neticesinde, meşhur hekim galenden sonra hiçbir hekimin sahip olamadığı bir tıp bilgisine sahip olmuştur. Bu nedenle calinusul-Arap (arapların galeni) olarak isimlendirilmiştir. Tıp tarihinde ilk kez kızamıkla çiçek hastalığının farklı olduğunu tespit etmiştir. Hayvan bağırsağını ameliyat dikişlerinde, cıvayı müshil, alkolü antiseptik olarak kullanmıştır. Tıp sahasında 59 eserinin olduğu bilinmektedir.


Razi’nin en çok eser verdiği ilim ise kelamdır. Ona göre kelam bütün ilimlerin en şereflisidir. Zira kuranı kerim başından sonuna kadar peygamberler ile kâfirler arasındaki itikadı mücadeleyi anlatır. İslam akaidini kesin delillerle kanıtlayıp muhalif görüşleri reddetmeyi peygamber mesleği olarak görür. Genç yaşından itibaren kelam ve felsefeyle meşgul olmasına ve bu alanlarda otorite olarak tarihe geçmesine rağmen, kaynaklar onun ömrünün sonuna doğru, kelam ve felsefenin uyguladığı yöntemlerle akaid konularında insanı kesin bir tahmine ulaştıramayacağı kanaatine vardığını ve herkesi Kuranın yöntemine dönmeye davet ettiğini kaydeder.


Razi’nin en önemli eserlerinden biri de mefatihul gayb dır. Diğer ismiyle tefsiri kebir olarak bilinen ve günümüzde 32 cilt olarak yayınlanan eseri Razi’nin yaşlılık döneminde ele aldığı bir çalışmanın neticesidir. Kelam felsefe tıp astronomi ve diğer akli ve tabi bilimlerden fazlaca faydalandığı tefsir çalışması takdir topladığı kadarda eleştirilmiştir. Fazlaca örneklemeler, bilimsel açıklamalar, çeşitli kaynaklara fazlaca başvurmalar tefsirin özünden uzaklaşılması endişesiyle eleştirilmiştir.  


Razi’nin tasavvufa ilgi duyduğu bunda çoğunlukla eşari âlimlerinin tasavvufa meyletmiş olmalarının yanı sıra babasının da aynı yolu seçmesinin ve büyük ölçüde faydalandığı Gazalinin önemli tesiri olduğu belirtilmektedir. Çağdaş yazarlardan Süleyman Uludağ, Razi’nin sufi olarak düşünülemeyeceğini ileri sürer. Razi’nin bir tarikata intisap ettiğine dair yeterli bilgiler yoksa da eserlerinde insanda kutsiyet gücünün ve sadece keşf ehlinin bilebileceği ilahi sırların mevcudiyetine ilişkin görüşleri savunduğunu dikkate alarak onun sufiliği benimseyen, en azından tasavvufi düşünce ve hayata önem veren bir düşünür olduğunu söyleyebiliriz.


Razinin ilme olan meylini es-siretül felsefiyye isimli eserinde şöyle anlatmaktadır. “beni tanıyanlar bilirler ki, ilme karşı olan sevgim tutkum ve bu yoldaki çalışmalarım gençliğimden beri devam etmektedir. Hatta okumadığım bir kitap karşılaşmadığım bir alim bulunursa, büyük zarara uğramam dahi söz konusu olsa herşeyi bir yana bırakıp o kitabı okurum ya da o alim şahsiyetle tanışırım. Bu alandaki sabırlı çalışmalarım neticesinde bir yıl içinde müsvedde olarak yirmibin varaktan fazla yazı yazdım. El camiul kebir üzerinde geceli gündüzlü onbeş yıl çalıştım. Neticede gözlerim zayıfladı ve ellerim tutmaz oldu. Bu halde iken dahi peşini bırakmadım ve başkasına okutup yazdırarak çalışmalarıma devam ediyorum”


Razi bu yoğun çalışma mesaisine dayanamayarak ve bilimsel bazı çalışmalarda ki kimyevi maddelerden etkilenerek gözlerini kaybetmiştir. Hayatının son yıllarını ama olarak geçirmiştir.


İslam dünyasında fikri hareketliliğin geliştiği, tercüme ve tedvin hareketinin yoğun olduğu bir dönemde yaşamış olan Fahreddin razi, gerek teorik gerekse pratik ilimlerin hepsine ilgi duyan, felsefeden tıbba, matematikten astronomiye, ilahiyattan siyasete, fizikten kimyaya ve ahlaktan müziğe kadar pek çok sahada eser yazarak zengin bir külliyat meydana getiren alim bir şahsiyettir. Kitap makale ve risalelerden oluşan iki yüz den fazla eseri vardır.


Konumuzu, vaaz ederken kendisini dinlemeye gelen sultan şihabuddine söylediği şu meşhur sözüyle bitirmek istiyorum.


“ey sultan, ne senin saltanatın kalır ne de Razinin allı pullu lafları. Hepimizin dönüşü Allah’adır.”
::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003077105

iletişim : editor@kimokur.com