Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




 PORTRELER
PROF.DR. FUAT SEZGİN Portre Resmi
Müslümanların mensup oldukları bir ilim, kültür ve medeniyet dünyası vardır. Kökleri yüzlerce yıl ötesine uzanan sağlam bir medeniyet, görmezden gelinmiş, hakkı yenilmiş, aşağılanmanın yanı sıra bütün yaptıkları elinden alınıp köksüz hâle getirilerek zulme uğratılmıştır. İslam medeniyetinin dünya bilimine yaptığı bütün katkıları, bunun farkında olmayan dünyaya tanıtmayı kararlıdır.

Dünyanın önde gelen bilim tarihçilerinden Prof. Dr. Fuat Sezgin, 24 Ocak 1924’te Bitlis’te doğdu. 1943-1951 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Şarkiyat Enstitüsü’nde, "İslami Bilimler ve Oryantalizm" alanında öncü bir yere sahip olan Alman oryantalist Hellmut Ritter (1892 - 1971)’in yanında öğrenim gördü. Hocasının, bilimlerin temelinin, "İslam bilimleri"ne dayandığını söylemesiyle bu alana yöneldi. Fuat Sezgin Hoca, o günleri şöyle anlatıyor:
"Hocam bir gün bana sordu; kaç saat çalışıyorsunuz? Ben, günde 13-14 saat çalışıyorum dedim. ’Ne, dedi. Bu tempoyla bir bilim adamı olamazsınız. Eğer bilim adamı olmak istiyorsanız bunu çok daha artırmalısınız’ dedi. Ben ondan sonra çalışmamı, 17 saate çıkardım. Bu, 70 yaşıma girinceye kadar devam etti. 70 yaşımdan sonra, çalışmamı, bir iki saat azalttım. Aşağı yukarı, 13-14 saat çalışmaya gayret ediyordum."

1951’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdikten sonra, Arap Dili ve Edebiyatı üzerinde doktora yaptı. 1954’te Arap Dili ve Edebiyatı bölümünde, "Buhari’nin Kaynakları" adlı doktora tezini tamamlayarak doçent oldu. Bu teziyle o, hadis kaynağı olarak İslam kültüründe önemli bir yere sahip olan Buhari(810-870)’nin, bilinenin aksine sözlü kaynaklara değil, "yazılı kaynaklara dayandığı" tezini ortaya attı. ‘Uydurma tarih’ olarak nitelendirdiği Rönesans döneminde arsızca ve hiç kaynak gösterilmeden intihal edilen bilimsel değerlere karşılık, İslam dünyasının ‘kaynakların tamamıyla verilmesi’ esasını ortaya koyan bir kültür dünyası olduğunu söyler. Tezinde bahsettiği yazılı kaynakların, İslam’ın erken dönemine, hatta 7. yüzyıla kadar gittiğini ortaya koyarak iddiasını güçlü bir temele dayandırır. Sezgin’in 30 yaşında ortaya koyduğu bu tez, Avrupa merkezli oryantalist çevrelerde hâlâ tartışılmaktadır.

Fuat Sezgin Hoca, Doğu Bilimi ve Türkoloji üzerine çalışmalar yapan bilim adamı Alman Carl Brockelmann’ın (1868-1956); "Arap Edebiyatı Tarihi" ve "İslam Milletleri ve Devletleri Tarihi" gibi çalışmalarındaki eksiklikleri fark etmiş ve bunları tamamlamak maksadıyla, 1954 yılında İslam Bilim Tarihi ile ilgilenmeye başlamıştır.

Fuat Sezgin Hoca, 1960 cuntacılarınca, "Zararlı Profesör" diye üniversiteden atıldı. 1961 yılında, 36 yaşındayken Türkiye’yi neden terk ettiğini şöyle anlatıyor: "1960 yılında, bir hükümet darbesi oldu. Askerler devletin idaresini ele geçirdiler. Milli Eğitim Komitesi diye bir komite kurdular. Bir gün bunlar, ’hangi profesörler zararlıdır?’ diye bir liste çıkarmışlar. Bunların listeleri kanun gibiydi. Gazeteler, 147 profesörün atıldığını yazıyordu. Benim de adım vardı. Gazetedeki ’zararlı profesörler’ listesini ve ismimin bu listede olduğunu görünce, ülkeden gitmemin, artık benim iradem dışında olduğunu anladım."

"Gazeteyi çantama koydum, Süleymaniye Kütüphanesi’ne gittim ve hemen orada üç tanıdığım dostuma mektup yazdım. İki Amerikalı, bir de Frankfurt Üniversitesi’nin eski rektörü olan dostlarıma; ’Bana bir yer bulun, geleceğim’ diye yazdım. 30 gün içinde üçünden de cevap geldi. Üçü de beni, memnuniyetle kabul ediyorlardı. Ancak ben Frankfurt’u tercih ettim. Frankfurt’a gittim."

1960–61 yıllarında, Almanya’ya giderken yanına, kıyafetlerinin dışında, sadece iki bavul dolusu fiş ve belge alabildi. Fuat Sezgin Hoca, Frankfurt Üniversitesi’nde ilkin misafir doçent olarak dersler verdi. 1966 yılında profesör oldu. Bilimsel çalışmalarının ağırlık noktası, "Arap-İslam Kültürü"nün, "tabii bilimler tarihi" alanıdır.

Sezgin hoca azimle çalışmalarına devam eder. 1967’de Arap-İslam İlimleri Tarihi kitabının ilk cildi basılır. Kitabının yayımlanması ve düşüncelerinin destek görmesiyle Fuat Sezgin’in önü daha da açılır. Alman Araştırma Cemiyeti kitabını finanse eder. Asistan ve sekreter verir. Ulaştığı saygınlık ona Almanya dışında da kapıların açılmasını sağlar. Kral Faysal Vakfı’ndan İslami Bilimler Ödülü’nü alır. Bu ödül vesilesiyle Arap dünyasını gezip akademik camia ve bakanlıkların desteğini kazanır.

Düşüncelerinin destek görmesiyle, Sezgin Hoca, 1982’de Goethe Üniversitesi’ne bağlı Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü’nü, bir yıl sonra da müzeyi kurar. Müze, onun İslam dünyasında iyice tanınmasını sağlar. Burada çok büyük bir kütüphane ve Arapça el yazmaların mikrofilm koleksiyonu ve 1300 kadar tıpkıbasımı bulunmaktadır.

Sezgin, İslam bilimler tarihi uzmanlık alanını yeniden biçimlendirip yeni bir temele oturtmuştur. Enstitü sayesinde el yazması eser ve bilgiler sistemleştirilerek araştırmaya hazır hâle getirilmiştir. Mesela hangi Müslüman ilim adamlarının coğrafya ile ilgili çalışmalar yaptığını ve hangi kütüphanelerde bu saha ile ilgili eserler bulunduğunu ortaya koyar.

Bu araştırmaların toplandığı bilimsel eser yıllar içinde cilt cilt artarak bugün itibariyle 15 cilde ulaşır. Oryantalistlerin başvuru kaynağı hâline gelen eser, mevcut en güvenilir kaynaklarla yazılmış bir İslam Bilim Tarihi’dir. Araştırma ve yazmalarını sürdüren Sezgin, 87 yaşında olmasına rağmen eserine son noktayı koymadığı için hâlâ günde 14 saat çalışıyor. Sezgin, yazımı devam eden 16 ve 17. ciltlerin konusunun ‘Arap dilindeki edebi bilimler’ olduğunu söylüyor.

Fuat Sezgin Hoca, halen Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü’nün direktörlüğünü yürütmektedir. Enstitü’ye bağlı olarak kurduğu müzede, Müslüman bilginler tarafından yapılmış aletlerin ve bilimsel araç ve gereçlerin, yazılı kaynaklara dayanarak yaptırdığı numunelerini (örneklerini) sergilemektedir. Bilimler Tarihi alanında dünyanın sayılı otoritelerinden birisi olan Fuat Sezgin Hoca; Süryanice, İbranice, Latince, Arapça ve Almanca da dahil 27 dili çok iyi derecede bilmektedir.
O, dünyanın neresinde olursa olsun, "İslam Bilim Tarihi" adına; fizik, kimya, biyoloji, hayvancılık, veterinerlik, ziraat, tıp, astronomi, coğrafya gibi bütün bilim dallarına ait bir eser veya orijinal bir aletin varlığını duyunca; bir dedektif gibi, o eserin peşine düşüyordu. Hiçbir masraftan çekinmeden, gerekirse özel uçakla oraya gidiyor. O kitabın değeri ne olursa olsun alıyor ve bulduğu eseri hemen incelemeye başlıyordu. Enstitü’de yapılan çalışmaları; "Geschichte des Arabischen Schrifttums" (Arap-İslam İlimleri Mecmuası)nda yayınlıyordu. Böylece bu dergi-ansiklopedi, kısa sürede, dünya çapında bir kaynak haline geldi. Bilim tarihçilerinin temel müracaat kaynağı olan ve en son 15. cildi çıkan bu dev eser; halen iğneyle kuyu kazar gibi yazılmaya devam ediliyor. Bir bibliyografya olarak da görülen bu eser; mevcut en sahih kaynaklarla yazılmış bir "İslam Bilim Tarihi"dir.

Fuat Sezgin Hoca, Enstitü’de bulunan bütün eserleri, kataloglar halinde yayımlayarak, çok önemli bir hizmete daha imza atıyordu. Böylece, "Wissenchaft und Technik im Islam" (İslam’da Bilim ve Teknoloji) isimli 5 ciltlik eseri, mükemmel bir özet olarak yayınlanmıştı. 2003 yılında Almanca ve 2004 yılında da Fransızca neşredilen bu muhteşem eserin; 1. cildinde, çok muhtevalı bir giriş ve genel bilim tarihi anlatıldıktan sonra; 2. ciltte astronomi, 3. ciltte coğrafya, denizcilik, saatler, optik ve geometri, 4. ciltte tıp, kimya ve mineraloji, 5. ciltte ise fizik, mekanik, mimari ve harp aletlerinden bahsedilmektedir. Almanca yazılan bu eser, Türkçe’ye de çevrilmiş bulunuyor.

Fuat Sezgin Hoca’nın eserleri saymakla bitmez. Bütün ciltleri tek tek sayıldığında Coğrafya, Tıp, Matematik, Astronomi, Müzik, Felsefe gibi orijinal eserlerin tıpkıbasımlarını ve bu konuda araştırmalar yapmış Batılı bilim adamlarının çalışmalarının yeniden basımlarını içeren 1300 cilt civarındaki eser Sezgin’in ömrünün ne kadar bereketli olduğunu ortaya koyuyor. Sezgin’in çalışma odası tam bir kütüphane gibi. Dört duvarı kaplayan farklı boylarda yüzlerce ciltten oluşan kitapların neredeyse hepsi kendi eseri.

İstanbul Gülhane Parkı içindeki Has Ahırlar Binası’nda, Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından açılan "İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi"yle, Türk insanı onu yeniden tanıma fırsatı buldu. Müslüman bilim adamlarının buluşları, şimdi Gülhane Parkı’ndaki "İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi"nde sergilenmektedir.

Müze yetkilileri, burada sergilenen 140 eserin büyük bir kısmının orijinal olduğunu, eser sayısının, kısa süre sonra 800’ü bulacağını açıklıyor. Açılan müzede; astronomi, coğrafya, deniz bilimleri, saat teknolojisi, geometri, optik, tıp, kimya, maden, fizik ve mekanik, savaş teknolojisi ve mimarlık dallarında eserler ve aletler sergileniyor. Fuat Sezgin Hoca, Almanya’daki Enstitü’de yaptığı olağanüstü çalışmalarını şöyle anlatıyor:
"Bugün bu Enstitü’de 800 den fazla alet var."Her aletin yapımının, kendine mahsus bir hikayesi vardır. Mesela bazı saatler var. Takiyyüddin denen bir Osmanlı bilgini vardı. On tane saati tarif eden bir kitap yazmış. Onların ikisini yapmaya gayret ettik. Bunu Türkiye’de, İspanya’da, Hollanda’da, Almanya’da, Mısır’da herkese sordum. Hiç kimse yapamadı. Sonra bir Bremen şehrinde, saatçilikten, profesörlüğe girmiş olan bir astronomi profesörü vardı, ona yaptırdım.

"Sabit yıldızlar gök haritasını, bin yıllarında yazılmış bir yazmaya dayanarak yaptık. Çok zordu. Bütün yıldızların bir koordinatları vardır. Bu koordinatları, Kahire’de bir türlü tam veremediler. Astronomi tarihi ile uğraşan, Bremen’de bir Alman bilgini vardı. Ona götürdüm. Biz bir küre yaptık. Küreyi ona gönderdim. Kurşun kalem ile bu resimleri çizerek yıldızların yerlerini belirtti. Bunu alıp, Kahire’ye götürdüm. Ondan sonra bunu işlediler.

"Bundan 23-24 sene evveldi. 9.yüzyılın başında, Halife Me’mun’un yaptırdığı bir harita vardı. Onu Topkapı Sarayı’nda bulunan bir ansiklopedide keşfettim. Me’mun’un haritası, benim buluşlarımın en önemlisi. Bu haritaya dayanarak, kitabımın coğrafya cildini yazmaya başladım. Coğrafya cildini yazarken, bende herkes gibi, elimizde olan bütün haritaların, Avrupalılar tarafından yapıldığını zannediyordum. Tamamıyle bir karanlık içerisindeydim. Fakat İslam coğrafya tarihi üzerinde çalışmam, 10. Yüzyıla uzanınca, benim dünyam değişmeye başladı. Yavaş, yavaş baktım ki, Müslümanlar, "matematik coğrafya"yı kurmuşlar. "Matematik coğrafya" nedir? Dünya haritasının, matematik esaslara; enlem ve boylam derecelerine dayanarak haritalandırılmasıdır.
"Dördüncü cilde, bilimler dünyasına sunduğum önemli bir sonuç vardır. O da, Amerika kıtasının, Müslümanlar tarafından keşfedilmiş olması. Müslümanlar tarafından Dünya haritasının yapıldığı ve bu haritaya dayanarak Christophe Colomb’un, Amerika’ya değil, Asya’ya ulaşmak istediği gerçeğine ulaştım."

“Benim kanaatime göre, 8. yüzyılın sonlarına doğru İslam dünyasında gelişen okuma yazma oranı, tüm dünyadaki toplumların okuma yazma oranından daha fazla idi. Müslümanları yanlış düşünce ve kompleksten kurtarmak lazım. Müslümanların kimya, fizik, tıp, sosyoloji ve tarih alanlarında ortaya koyduklarını kimse bilmiyor. Bundan dolayı modern bilim tarihi yeniden yazılmalı."

Kur’an bilim ansiklopedisi değildir: İslam’a göre bilginin kaynağı bilimdir. İslam dünyasında Kur’an’ı bilimsel gelişmelerin sonuçlarıyla tefsir etme çalışmalarına tamamıyla karşıyım. Kur’an bir bilim ansiklopedisi değil. Kur’an insanlara yeni bir iman, yeni bir ahlak getirir. Fakat onun getirdiği yeni bir atmosfer ilmin başka kültür dünyalarından alınanlara nispetle çok ileriye gitmesini sağlamıştır.

Not: Prof. Dr. Fuat Sezgin Almanya’da kendisine verilmek istenen Hessen Kültür Ödülü’nü Gazze katliamında İsrail yanlısı açıklamalarıyla tepki çeken, Alman yahudileri birliği başkanı Salomon Korn’la birlikte aynı ödülü alamayacağını gerekçe göstererek reddetmiştir. 

Doç.Dr. İbrahim Ketenci

::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003073444

iletişim : editor@kimokur.com