Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




 PORTRELER
HASAN TURABİ Portre Resmi
31 Mart 2004’ten buyana gözetim altında tutulan Sudanlı fikir ve siyaset adamı Hasan Abdullah et-Turabi, iki gün önce yani 30 Haziran 2005 tarihinde serbest bırakıldı. Serbest bırakılması, Cumhurbaşkanı Ömer Hasan el-Beşir’in 1989’da gerçekleştirilen askeri darbenin yıldönümü münasebetiyle yaptığı konuşmada, siyasi tutukluların serbest bırakılacağını söylemesinden birkaç saat sonra gerçekleşti. Ancak Turabi’nin serbest bırakılacağını Dışişleri Bakanı Mustafa Osman İsmail, Yemen’de düzenlenen İKÖ Dışişleri Bakanları toplantısı esnasında açıklamıştı. Bakan İsmail, onun Cuma veya Cumartesi günü serbest bırakılmasının muhtemel olduğunu söylemişti. Fakat Cumhurbaşkanı el-Beşir’in 30 Haziran Perşembe günü yaptığı konuşmadan sonra hemen serbest bırakılarak bu işlem, bakanın verdiği tarihten önce gerçekleşmiş oldu.

Turabi, serbest bırakılmasından sonra ilk iş olarak ülkedeki mevcut yönetimi şiddetli bir şekilde tenkit etti. Serbest bırakılmasının herhangi bir pazarlığa veya şarta dayanmadığını vurgulayan Turabi, yürürlüğe konan yeni anayasanın da özgürlükler yönünden kötü olduğunu dile getirdi. Genel başkanlığını yaptığı Ulusal Halk Kongresi Partisi’nin genel merkezinin önüne gelerek kendisini karşılayanlara yaptığı konuşmada şöyle söyledi: "Yeni anayasa esas itibariyle özgürlükler sağlamıyor. Basın hâlâ gözetim altında. Siyasi partiler sıkı denetimde. Dünyanın her tarafında serbest olan gösteriler, Sudan’da önleniyor. Biz, basın ve ifade özgürlüğünü, adaleti ve servetlerin toplum tabakaları arasında eşit dağıtılmasını savunmaya devam edeceğiz."

Hasan Turabi, başlangıçta el-Beşir yönetimiyle işbirliği içindeydi. Hatta birçokları onun askeri darbesini Turabi’nin yönlendirdiğini düşünüyorlardı. Ama zaman içinde yollar ayrıldı ve yönetim ona karşı tavır almaya başladı. Değişik zamanlarda tutuklandı ve serbest bırakıldı. Son olarak evinde göz hapsinde tutuluyordu. 31 Mart 2004 tarihinde de yönetime karşı darbe hazırlığı içinde olduğu iddiasıyla tutuklanıp, hapse atıldı. 15 aydan beridir işte bu suçlamadan hapiste tutuluyordu. Bu suçlama birçok yönetim tarafından, bazı siyasetçileri tasfiye etmek veya etkisiz hale getirmek amacıyla kullanılmıştır. İslâm âleminde sıkça başvurulan bir metottur. Ancak ilginçtir ki, darbe hazırlığı içinde olduğu iddiasını herhangi bir siyasetçiyi tasfiye amacıyla kullananlar, kendileri yönetime darbe yoluyla gelmişlerdir. Eğer bu bir suç ise, adaletin geriye doğru da işletilmesi ve önce yönetimde olanların yargılanması gerekir. Yönetimde olanlar, kendileri her yıl yaptıkları darbenin yıldönümünde görkemli törenler düzenlerken, başkalarını darbe hazırlığı yapmakla suçlayarak cezalandırmayı adaletin icrası olarak gösterirler. Kaldı ki, bir fiil suç olsa bile işlendikten sonra ancak cezayı gerektirir. İşlenmeden önce sadece engellenmesi için tedbir alınır ki, bu güvenlik görevlilerinin işidir. Turabi darbe hazırlığı yapmakla suçlanarak hapse atıldı. Yani o daha böyle bir şey yapmamıştı, sadece hazırlık yapmakla suçlanıyordu. İş başındakiler ise bu fiili işlemişlerdi. Sonuç itibariyle Turabi yönetime karşı yanlış bir tutum izlemiş olsa da, yönetim ona karşı adaleti icra etmemiştir.

Muhtelif kitaplarından ve yazılarından istifade ettiğim Hasan Turabi’yle şahsen ilk olarak 1987’de İstanbul’da görüşmüştüm. Sudan’daki Müslüman Kardeşler cemaati içinde yetişen ve bu cemaatte üst kademelere kadar çıkan Turabi, daha sonra bu cemaatten ayrı olarak, kendi öncülüğünde İslâmi Milli Cephe’yi kurmuştu. Bu cephe, el-Beşir’in askeri darbesinden önce siyasi parti olarak çalışıyordu. Darbeden sonra diğer siyasi partilerle birlikte kapatıldı. Yönetimin siyasi partilerin kurulmasına izin veren yasal düzenlemeyi yapmasından sonra Turabi de Ulusal Halk Kongresi’ni kurdu.

Seçkin bir fikir ve siyaset adamı olduğuna inandığım Turabi, el-Beşir’le yolları ayırmasından sonra izlediği tutumunda katı davrandı. Sürekli dış baskılara, çağdaş emperyalizmin oyunlarına maruz kalan Sudan’ın ulusal ittifaka ve siyasi güçler arasında işbirliğine büyük ihtiyacı var. Turabi’nin bunu dikkate alması ve yönetimi içeride de zor durumda bırakacak tavırlar sergilememesi daha isabetli olurdu. Ayrıca bizim gördüğümüz kadarıyla yolların ayrılmasında Turabi’nin kendini "üst lider" veya "manevi lider" gibi görmesinin de önemli rolü olmuştu.

Biz Turabi’ye de Sudan’a da geçmiş olsun diyor, çağdaş emperyalizmin baskıları karşısında daha güçlü bir Sudan ortaya çıkarılması için gayretlerin birleştirilmesini temenni ediyoruz.
::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003076990

iletişim : editor@kimokur.com