Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




 PORTRELER
RASİM ÖZDENÖREN Portre Resmi
Türk hikayeciliğinin ve deneme yazarlığının yaşayan en büyük isimlerinden ve Mavera’nın "yedi güzel adam"ından biri olan Rasim Özdenören, 1940 yılında Maraş’ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini Maraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu şehirlerinde tamamladı.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini ve aynı üniversitenin Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatı’nda uzman olarak çalıştı. 1970-1971’de, araştırma amacıyla ABD’nin çeşitli eyaletlerinde, iki yıl kadar kaldı. 1975 yılında Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği görevine geldi. Aynı bakanlıkta bir yıl da müfettişlik yaptı. 1978’de istifa ederek ayrıldığı devlet memurluğuna bir süre sonra tekrar döndü.

“Çok Sesli Bir Ölüm” ve “Çözülme” adlı hikayeleri 1977’de, Şaban Karataş döneminde TRT bünyesinde ilk defa kurulmuş olan Drama Ünitesi tarafından TV filmi yapıldı. 50 dakika ve siyah beyaz olarak Maraş’ta çekilen bu çalışmalar TRT’de yapılan dramalar ve uyarlama eserler arasında en çarpıcı, en özgün yapımlarındardır. Bunlardan Çok Sesli Bir Ölüm, aynı yıl Uluslararası Altın Prag TV Filmleri Festivali’nde Jüri Özel Ödülü aldı. Bu ödül, TRT’nin ilk ödüllerindendir.

İki Dünya adlı deneme kitabı 1978′de Türkiye Milli Kültür Vakfı tarafından fikir dalında Jüri Özel Ödülü’nü kazandı. Denize Açılan Kapı adlı eseriyle 1984 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Hikayecisi Ödülü’ne layık görüldü.

Rasim Özdenören yazmaya 1956 yılında, henüz bir lise öğrencisi iken başladı. 1957 yılında, Varlık dergisinin Ocak sayısında yayınlanan "Akar Su" adlı ilk öyküsünün üzerinden elli yıl geçti.

Yazıya başlama amacı, bahanesi kendi ifadesiyle "biraz tuhaftır". Çünkü, yazdığı öyküsünü okumasını isteyen ve "sen de öykü yazarsan okuturum" diyen bir arkadaşının şartlı talebiyle başlar. İki arkadaş arasındaki ‘şartlı öykü yazma pratiği’ onun yazmaya ısınmasını sağlar. Büyük bir kalem, işlemeye, ışıldamaya böyle başlar. O kadar ki, yıllar sonra Fethi Gemuhluoğlu, "sen artık hikâye yazma!" der Rasim Özdenören’e: "Yazmayı bırak çünkü, senden sonra geleceklerin önünü tıkıyorsun. Sen bırak ki; onlara yol açılsın".

Özdenören bu elli yılı, bireyin yalnızlığını, yabancılaşmasını, kuşak çatışmasını, modernlik, gelenek gibi sorunları, değerlerinden koparılmış ve modern kentlerin varoşlarında kıstırılmış bireyin / ailenin acılarını anlatarak geçirdi.

İlk eserlerini, toplumcu gerçekçilerin belirlediği bir edebiyat ortamında veren Özdenören, mensup olduğu dünya görüşünü, duyarlılığını ve bakış açısını taşır öykülerine. Düşünceyle yoğrulmuş, oradan neşet etmiş ama mesaj taşımayan, böyle bir önceliği olmayan öykülerinde, "öykünün öykü olma hakkı"nı hakkıyla verir: "Sanat eseri olmanın hakkını veren sanat eserinin mesajı, bitimsiz olarak kendi içindedir." der. Öykü yazmanın "dehaya mahsus bir iş olduğunu" ispatlar ve böylece kabul görür.

Rasim Özdenören Çağdaş Türk Öyküsü’ne yepyeni bir çehre ve yerlilik kazandırır. Hikâyelerinde bireyin bilinçaltına iner, ruhsal çözümlemelerde bulunur. Ele aldığı birey susturulmuş ve bastırılmıştır, duyguları dış dünyanın gerçekliğiyle çakıştığı için de yaralıdır, dolayısıyla ızdıraplı. Bu coğrafyada bir kültür değişimi yaşanmıştır çünkü, yaşanan köklü değişim, kuşaklar arasındaki bağı koparmış, geçmişle kurulamayan ilişki, kuşaklar arası iletişimsizliği derinleştirmiştir. Buradan doğan trajedileri, olayın sosyolojik, tarihsel, ekonomik temellerini de vererek işleyen Özdenören, bu ülke insanının yaşadıklarının bilinçaltı boyutunu, zihinsel macerasını doyumsuz bir üslupla aktarır öykülerine.

Ömrünce ‘an’ı yakalamaya çalıştığını söyleyen Rasim Özdenören, "Hastalar ve Işıklar"da değerlerinden koparılmış insanların acılarını, toplumsal değişimin insana yansıyan sonuçlarını dantel gibi işler. Hayal gücünü harekete geçiren tasvirler yaparken, gerçeklik duygusundan asla kopmaz. "Çok Sesli Bir Ölüm"de ise aileyi, çözülmüş, parçalanmış ailelerinin yaşantılarını merkeze koyar. "Çözülme"de toplumu ve aileyi ayakta tutan dinamiklerin ortadan kalkmasıyla çözülmenin nasıl da kaçınılmaz olduğunu şaşırtıcı bir orijinallikle, üstün bir dil işçiliğiyle işler. "Hışırtı"daki öykülerinde ise kelimenin çağrıştırdığı gibi sıkıntı içindeki kadını hayatta var olduğu gibi anlatır.

"Çarpışmalar", yanlışa yönlendirilmiş insanların, dini değerlerden de uzaklaşınca yaşadığı yabancılaşmanın, karşılaştığı açmazların trajik destanıdır. Bu ülke insanının parçalanmış dünyasına ışık düşüren yazar "Denize Açılan Kapı"da da, kendi gerçeğini arayan insanın varıp dayandığı geçitteki fıtri dinginliği dile getirir.

"Gül Yetiştiren Adam" adlı eserinde, düşmana karşı mücadele vermiş bir neslin son temsilcilerinden biriyle ve onun sessiz protestosuyla tanıştırır okurunu. Mücadele sonrası yaşananlara üzülen, susarak direnen ve kendini elli yıl boyunca evine, "Peygamber aşkı"na yetiştirdiği gül bahçesine kapatan bir adamı anlatır.

Olayların esrarengiz bir atmosfer içinde aktarıldığı "Ansızın Yola Çıkmak" adıyla kitaplaştırdığı öykülerinde zihnin zaman ve mekan algılarıyla oynar. Öykülerin kurgusu düş ve düşünce alışkanlıklarını aşmayı gerektirir.

Değişim, uyumsuzluk, yabancılaşma konularını hikayeciliğimizde ilk kez yerli bir bakışla ve tüm boyutlarıyla ele alan yazar "Kuyu"da da ‘kuyuya düşen’ insanımızı anlatır. Sıradan, basit gibi görünenleri kendiliğinden içkin olanla, felsefeyle yoğurarak anlattığı öykülerini ise “Toz”da toplar "Ben isterim ki; öykülerim okunduğunda insan ruhen yüceldiğini hissetsin!" diyen Rasim Özdenören. Bu yüzden kitapta "töz", bir sözcük değildir sadece. Töz yani içe ve dışa bakan göz demektir. Aşk, doğa, hayat ve dirim üzerine nitelik ve derinlikte doruklaşmış aşk öykülerinin toplamıdır töz.

Rasim Özdenören’in öyküleri gibi denemelerinde de dine, felsefeye, ideolojiye, toplumsal ve bireysel gerçekliğe ilişkin zengin bir alt yapı hakimdir. Onu "Rasim Özdenören" yapan işte bu donanımı ve "insan beyninin ürünü olan her şey şiirdir" bakışından doğan üslup ustalığıdır. Öykülerindeki temaları denemelerinde açık bir zihin, dikkatli ve derinlikli bir bakış, özenli bir anlatımla işler. Ele aldığı kavramların hücrelerine kadar inerek inceleyip analiz ederek yazar Rasim Özdenören.

“Ruhun Malzemeleri”nde sanat ve edebiyat yazılarından üzerine şematik kalıpların dışında bir metod güderek son yüzyılda siyasal ve toplumsal açmazların paralelinde yol alan kültürel kopukluğa ve yerli kültüre sayalı bir edebiyat ortamının oluşmasına İslamî bir bakışa yer veriliyor. “Ben ve Hayat ve Ölüm” bir bakıma anı ile deneme arasında bir yere konulabilecek bir kitap.

Deneme kitaplarından, “Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler”de insanın, toplumsal hayatı gibi düşünce hayatının da karmaşıklaştığı bir dünyada "Müslümanca düşünme"nin imkan ve yöntemi kuşatıcı bir perspektifle gündeme getirmekte ve sahip olduğu zengin birikimini başarıyla işleyerek, tartışmaktadır. "Kafa Karıştıran Kelimeler"de muhatabına bir düşünme yöntemi teklif eder. Batılılaşma sürecinde anlam kaymasına uğrayan kelimeleri, kavramları ele alarak onları kafa karıştırıcı niteliklerinden soyup özüne açar.

“Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı”da Batı ve İslam; iki kültür ve tefekkürün arasındaki farkları, Batı dünyası hakkında azgelişmiş ülkelere verilen imajları tartışmaktadır. "Müslümanca Yaşamak"da Müslümanın elindeki fırsatı değerlendirerek kendi iç oluşumunu gerçekleştirmesi gerektiğine dikkat çeker. “Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti”nde demokrasi, küreselleşme, yeni dünya düzeni, liberalizm, insan hakları ve laiklik kavramlarının Müslümanca bir eleştirisini yapıyor. "Eşikte Duran İnsan"da iki eşik arasında kalan insanımıza İslâm maneviyatının temel kavramlarını hatırlatır.

“Yaşadığımız Günler”, yaşadığımız günler, yaşayamadıklarımızın da yer aldığı bir modern çağ tasviridir, "İki Dünya"da uygarlık olgusunu ve kenti tartışır, "Köpekçe Düşünceler"de edebiyat ve sanat üzerine düşüncelerini toplar.

2004′te yayınlanan "Düşünsel Duruş" adlı deneme kitabında günümüz insanının kafa karışıklığının arka planını analiz eder. İçinde yer aldığımız kültürel ortam tarafından oluşturulan ‘düşünsel duruş’un dışına çıkarak onu gözlemeyi dener. Rasim Özdenören geleneksel estetiğimizde ifadesini bulan mazmunlara göndermede bulunarak bir aşk metafiziğine yöneldiği "Aşkın Diyalektiği"nde ise felsefenin, sanatın, edebiyatın içinden derlediği ‘aşk’ı tasavvufi bakışta yoğurup kristalize eder. Kalbin hallerini anlatırken ‘Aşk’ın gerçeğini varlığın dikey boyutunda irdeler.

Rasim Özdenören, bir konuşmasında, “Her ne kadar 50 yıldan beri yazdığımız söyleniyor ise de 50 yıldan beri konuşan birisi değilim ben. Konuşma insanın dışa doğru yönelmesi ve kendini dışta göstermesidir. Ama ağrı konuşmayı önler. Ağrı, insanın kendi içine yönelmesini sonuçlar. Ben buna ruhun ağrısı diyorum. İnsan ruhu ağrılar çeker. O kutsalla olan ilişkisinden doğan ağrıyı çeker, kendi beninin ağrısını çeker. Gelin buna gaybın ağrısı diyelim. Bu, insanın kendi kutsalından onun kendi amentüsünün terinden boşalan bir ağrıdır.” …

2006 yılında yazı hayatının 50. yılına şahit olduğumuz ve bir üslup ustası olan Rasim Özdenören, yayınlanan hikaye kitapları ile Türk edebiyatının, düşünce kitapları ile düşünce dünyasınının saygın ismidir.

::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003076994

iletişim : editor@kimokur.com