Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




 PORTRELER
KOÇİ BEY Portre Resmi
XVII. yy’da yetişen meşhur bir Türk müellifidir. İsmi muhtelif kaynaklarda Koçi, Kuçi, Koca şekillerinde yazılmaktadır.[1] Türklerin Monteskiyö’sü olmaya hak kazanmış değerli bir şahsiyettir. Koçi kelimesinin adından çok lakabı olması gerektiği düşünülmektedir. Arnavutça “Kuç” kelimesi kırmızı anlamındadır. İhtimali yüzünün kırmızı olmasından dolayı bu isim verilmiştir.[2]

Koçi Bey’in hayatı hakkında kesin bilgiler olmamakla beraber bilinenler şunlardır:

Koçi bey Arnavut asıllı bir devşirme çocuğudur. Görice’de veya Gümilcine’de doğduğu hakkında rivayetler bulunmaktadır.[3]

Tahir Bey, yazma bir nüshaya ve Hidiv Kütüphanesi fihristine dayanarak, adının Mustafa Bey olup, kendisinin has odadan çıktığını ileri sürmüştür. Hakikaten Koçi Bey’in padişahla görüşebilmesi, sık sık arzlarını verebilmesi için, hükümdarın hususi hizmetinde olan kimseler arasında bulunması, yani has odalı olması gerekir.

IV. Murad ve Sultan İbrahim deri inam ve ihsan defterlerinde Koçi adlı bir isme rastlanmadığı fakat bu defterlerde Mustafa Ağa, Mustafa Çavuş, Deli Mustafa gibi isimler geçmekte, bunlarda Koçi Bey’in asıl adının Mustafa olduğunun göstergesidir.[4]

I. Ahmet devrinde saraya gelen Koçi Bey’in saraya giriş yılı ve şekli hakkında bilgi yoktur.[5]

IV. Murad döneminden önce has odaya alınmış akabinde padişahın muhasibi olarak IV. Murad’ın güvenine mahzar olmuştur. Koçi Bey Bağdat seferine katılarak padişahın yanında bulunmuştur. IV: Murad’ın ölümüyle Sultan İbrahim döneminde görev devam etmiştir.[6]

Koçi Bey, Sultan Murad’a ve Sultan İbrahim’e sunduğu risalelerle üne kavuşmuştur.[7]

Koçi Bey, IV. Mehmet döneminde emekli olarak Görice’ye dönmüş ve ölümüyle Görice’nin Plament Köyüne gömülmüştür. Eşi ve çocuğunun da Görice’de gömülü olması Gümilçine’li değil de Göriceli olduğu görüşünü kuvvetlendirmektedir.[8]

Şahsiyeti hakkında el yazmalı eserlerde de pek bilgi bulunamamıştır. Risalesinden; Koçi Bey’in akıllı, bilgili, cesur, yönlendirici ve güvenilir özelliklere sahip olduğu çıkarılabilir.[9]

İKİNCİ BÖLÜMKOÇİ BEY RİSALELERİ

Hayatı hakkında pek bilgi bulunmayan Koçi Bey IV. Murad ve Sultan İbrahim’e sunduğu risaleleriyle Türk Tefekkür Tarihinde çok önemli bir yer edinmiştir.

I- IV. MURAD’A SUNULAN RİSALE

Koçi Bey 1631 yılında ilk risalesi IV. Murad’a takdim etmiştir. Risale arzlardan meydana gelmiş olup, muhtelif mevzuları ihtiva etmektedir.[10]

Risale III. Murad’dan IV. Murad’a kadar meydana gelen düzensizliklerin sebeplerini ele almaktadır.[11] IV. Murad’a yazılan bu risale, imparatorluğun gerileme sebeplerini ve bu sebeplerin başında gelen idari aksaklıkları açık ve cesur bir ifadeyle selahiyetli bir görüşle belirtmektedir.[12] Koçi Bey ülke ve devletin içine düşmüş olduğu kötü durumu görerek, seyredip susmasının kendisi için mümkün olamayacağını ve genç sultanın, gidişe dur demeye ve devletin sürüklendiği tehlikenin önüne alıp harekete geçmeğe davet etmeyi kendime görev bilmiş bu sebeple de risaleyi yazmıştır.[13]

IV. Murad’a sunulan risaleyi; ülkenin içine düştüğü kötü durumların sebepleri ve bu kötü durumlardan kurtulmanın yolları diye iki kısımda ele alalım.

1) Koçi Bey, Kanuni devrini göz önünde tutarak;

a. Sarayın devlet işlerine müdahelesiyle meydana çıkan karışıklıklar,

b. Padişah ve şehzadelerin luzumsüz masrafları,

c. Rüşvet ve iltimaslar yüzünden idarenin ehlinden uzaklaşması,

d. İdare amirlerinin ihmalleri ve suistimalleri,

e. Vergilerin hadden aşkın hale gelmesi,

f. Halkın içine düştüğü zor durum,

g. Yeniçeri ocağının bozulması

h. İlim ve fikir hayatının gerilemesi

i. İdari, içtimai, iktisadi ve asgari sakatlıklarla zihniyet bozuklukları ülkeyi bu güç duruma sokmuştur.[14]

2) Koçi Bey Risalesinin bu ikinci kısmında yer alan arzlarında, birinci kısımda sıraladığı meselelerin düzeltilme ve giderilme çarelerini açıklamaya yönelir ve ne gibi tedbirlere ihtiyaç bulunduğunu bir bir anlatır.

Düzeliş çarelerini, “Kanun-ı Kadim” dedidiği geçmişteki usul ve nizamlara dönüşte arayan ve bunların gerçekleştirildiği takdirde devletin eski kudretini yeniden kazanacağı ümidini belirtmiştir.[15]

Koçi Bey Risalesinin takdim edildiği sene, padişahın hayatında büyük tahavvül olduğunu görüyoruz. O tarihe kadar annesinin sözleriyle hareket eden padişah, aynı tarihten itibaren idareyi re’sen eline alarak, Koçi Bey’in ileri sürdüğü esaslar dahilinde, ıslahata başlar içkiyi ve tütünü men eder, yeniçeri ve sipahi zorbalarının elebaşlarını öldürtür, devlet teşkilatında vazifeli olanlardan suistimal ve ihmalleri görülenleri sert ve amansız cezalara çarptırır, sipahi ve zaimlerin durumlarını düzeltmeye çalışır; rüşvet ve iltimaslarla mücadele eder.[16]

II - SULTAN İBRAHİM’E SUNULAN RİSALE

Sultan İbrahim varlığını muhtemelen annesi Kösem sultan’dan öğrendiği onun ve özellikle veziriazam Kemankeş Paşa’nın öğütlemeleriyle Koçi Bey’den kardeşi IV. Murad’a olan risalesi gibi kendisinide devlet işleri hususunda bilgilendirecek bir rehber yazmasını ısrar ve aceleyle istemektedir.

Koçi Bey’in bu şartlar altında bu risaleyi ilk risaleyi ilk risalesinden dokuz yıl sonra sultana sunmuştur.[17]Bu risale yalın ve anlışılır diliyle, idari, mali, asgari, saray protokolu ve konuşma biçimlerini içermiştir.[18]

Bu risalede Koçi Bey adeta bir hoca, Sultan İbrahim’de bir talebe gibi görünmektedir. Koçi Bey Risalesinde padişaha devlet teşkilatını öğretir, devlet erkanına nasıl hitap ve muamele edeceğini, fermanlara neler yazacağını, sade bir ifadeyle anlatmaya çalışmış ve öğütler vermiştir.[19]

Netice itibariyle Koçi Bey’in ikinci risalesi idari ve sosyal problemler yerine çeşitli müesseleriyle devlet mekanizmasını işleyişi ve saray teşrifatıyla ilgili konular ağırlık kazanmıştır. Bu sebeple Koçi Bey tarafından risael isimlerindirilmemiş fakat günümüzde “Teşkilat Risalesi” diye adlandırılmaya başlanmıştır.[20]

İki risale karşılaştırıldığı zaman; ikinci risalede aynı cesur ifadelerin kullanılmadığı görülmektedir. Risaleler mana ve muhteva yönündende farklıdırlar. Bunun sebebide iki hükümdarın karakterlerinin ve tahsil durumlarının, bilgi derecelerinin farklı olmasıdır.[21]

Koçi Bey Risaleleri bir vakalar tarihi değil fakat ibret alınacak davranışlar tarihi hakkında bilgi veren önemli bir eserdir.Koçi Bey Risalesi’nin yazmaları ve basmaları batı dillerinde çevrilmiştir. Koçi Bey Risalesi’nin günümüze Türkçe’sine ilk çeviren Ali Kemali Aksüti’dir (1939).

Koçi Bey Risalesinin yayınlandığı başlıca kaynaklar şunlardır;

- Ali Kemeli Aksüti, “Koçi Bey Risalesi”, İstanbul, 1993.

- Bursalı Tahir Bey, “Osmanlı Müellifleri III” 119- J.V. Hammer, “Atebey Tercümesi”, IX 283- Ahmet Vefik Paşa, “Koçi Bey Risalesi”, İstanbul 1303- M. Çağatay Uluçay “Koçi Bey” maddesi ve bibliyografyası Türk İslam Ansiklopedisi.[22]



--------------------------------------------------------------------------------

[1] M. Çağatay Uluçay, “Koçi Bey”, İslam Ansiklopedisi, C. 6, İstanbul, 1976, s. 892.

[2] Zuhuri Danışman, “Koçi Bey Risalesi”, İstanbul, 1993, s. 8.

[3] Nihat Sami Banarlı, “Koçi Bey”, Türk Edebiyat Tarihi, C.2, İstanbul, 1987, s. 697.

[4] M. Çağatay Uluçay, “Koçi Bey”, İslam Ansiklopedisi, c. 6, İstanbul, 1967, s. 832.

[5] Heyet , “Koçi Bey”, Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, c. 6, İstanbul, 1975, s. 3282.

[6] Heyet, “Koçi Bey”, Yeni Türk Ansiklopedisi, C. 5, İstanbul 1985, s. 1890.

[7] Heyet, “Koçi Bey”, Türklerin Altın Kitabı, C. 4, İstanbul, 1990, s. 703.

[8] Nihat Sami Banarlı, “Koçi Bey”, Türk Edebiyat Tarihi, C. 2, İstanbul, 1987, s. 697.

[9] Zuhuri Danışman, Koçi Bey Risalesi, İstanbul, 1993, s. 9.

[10] M. Çağatay Uluçay, “Koçi Bey”, İslam Ansiklopedisi, C. 6, İstanbul, 1967, s. 833.

[11] Fransız Babinger, Osmanlı Tarihi Yazarları ve Eserleri, (çev: Prof. Dr. Çoşkun Üçok), Ankara, 1982, s. 203.

[12] Nihat Sami Banarlı, “Koçi Bey”, Türk Edebiyat Tarihi, C. 2, İstanbul, 1987, s. 697.

[13] Ömer Faruk Akün, “Koçi Bey”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, C. 26, Ankara, 2002, s. 144.

[14]

[15] Ömer Faruk Akün, “Koçi Bey”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, C. 26, Ankara, 2002, s. 145.

[16] M. Çağatay Uluçay, “Koçi Bey”, İslam Ansiklopedisi, C.6, İstanbul, 1967, s. 833.

[17] Ömer Faruk Akün, “Koçi Bey”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, C. 26, Ankara, 2002, s. 147.

[18] Heyet, “Koçi Bey”, Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, C. 26, İstanbul, 1975, s. 3282,

[19] M. Çağatay Uluçay, “Koçi Bey”, İslam Ansiklopedisi, C.6, İstanbul, 1967, s. 834.

[20] Ömer Faruk Akün, “Koçi Bey”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, C. 26, Ankara, 2002, s. 147.

[21] Zuhuri Danışman, “Koçi Bey Risalesi”, İstanbul, 1993, s. 15.

[22] Nihat Sami Banarlı, “Koçi Bey”, Türk Edebiyat Tarihi, C. 2, İstanbul, 1987, s. 698.

::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003073450

iletişim : editor@kimokur.com