Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




 PORTRELER
SEDAT YENİGÜN Portre Resmi




“... Biz işte böyle mücadele eder, böyle ölürüz! Ölüme, düğüne gider gibi gideriz. Biliriz ki ölürsek şehid, kalırsak gaziyiz...”

5 Temmuz 1980 Cumartesi akşamı Fatih Akşemsettin’de katillerin kurşunlarına hedef olan Sedat Yenigün kardeşimiz, şehid oluyordu.



Sedat Yenigün, şehadetinden bir süre önce o zamanlar yayınlanmakta olan ve kendisinin de bilfiil katkısında bulunduğu “İslami Hareket” gazetesinin yeni sayısıyla ilgili toplantıdan ayrılmış, ikindi namazı için Hırka-i Şerif Camii’ne gitmişti... Oradan da her zaman uğradığı berbere giderken kendini takip eden katillerden habersizdi. Berberde otururken içeri giren iki kişinin kurşunlarıyla şehid oluyordu.

Sedat Yenigün, edebiyat öğretmeni ve İhsan Mermerci Lisesi müdür muavinliği görevini yapıyordu. Mücadele hayatına MTTB’nin ortaöğretim komitesinde başlayan şehidimiz, sırayla basın yayın müdürlüğü ve MTTB yönetim kurulu üyeliği yapmıştı. Şehid Sedat iki çocuk babasıydı...

Sedat Yenigün öğretmenlik yaptığı sıralarda Mehmet Mengüç müstear ismiyle yazılar yazıyordu. Fikir yazılarının yanında kitap tahlilleri ve edebi denemeleri de vardı. Eskiden çıkan yazılarını genişletmek ve ilaveler yapmak suretiyle bir kitap hazırlamıştı. Konuları daha da genişletmek istemesi üzerine kitabını basacakken geri aldı. Kısmen ilaveler yapmasına rağmen bitiremeden şehid oldu.

Çocukları Mehmed Murad ve Halil İbrahim’i çok severdi. Onların da kendisi gibi yetişmesini istiyordu.

Değişik fikirlere sahip birçok öğretmen arkadaşı bile ona olan hayranlıklarını her vesile ile belirtmiş ve hatta bazıları onun sayesinde İslam’a yaklaşmışlardı. Kendisine birkaç defa okul müdürlüğü tavsiye edilmesine rağmen O, bürokratik çalışmalarla fazla uğraştıracağı ve İslami mücadeleden uzaklaştıracağı için kabul etmemişti.

Burhaneddin Kayhan anlatıyor:

“Sedat’ın bence iki büyük vasfı vardı. Birincisi sarsılmaz imanı, ikincisi ise örnek ahlakıydı. O’nun imanı o kadar kuvvetliydi ki İslam için veremeyeceği hiçbir şeyi yoktu. İnsanın en büyük mal varlığı olan canını verebilmesi, Müslüman için ancak iman zirvesine ulaşmakla mümkün olur. Sedat bu iman zirvesine ulaştığı için ölümsüzlüğü öze almıştır. Bunun mükâfatı olarak Cenab-ı Hak onu şehidlik mertebesine ulaştırdı.”

..........

“Bir gün bir konu üzerine oldukça varlıklı olduğunu hissettiren bir ağabeyin evinde toplantı yaptık. Dönüşte Sedat şunu söyledi: “Ağabey bu dava kurtulmaz,” ben “Niçin Sedat?” diye sorduğumda da “Bu Müslümanlar bu saltanata dalar, böyle lüks içinde yüzer, benim Anadolu’dan gelen kardeşim yurt bulamayıp fakru zaruret içinde mücadele ederse bu İslami bir düzene manidir” demişti... En son şehadetinden bir ay önce Çemberlitaş’tan Beyazıt’a giderken rastlamıştım. Selamlaştıktan sonra “Nasılsınız, ne yapıyorsunuz? Diye sorduğumda ve böyle tek başına gezmemesini söylediğimde O da bana “Ağabey zaten cemiyette bir şey yapamıyoruz. Yaşamamızlar ölmemiz arasında ne fark var ki?” diye cevap vermişti.

KaMeRaY:

KIZ KARDEŞİ NİLGÜN YENİGÜN’ÜN KALEMİNDEN ŞEHİD:

“Ağabeyimin şahsiyeti, manevi yönü, insanlığa olan vazifelerine okuyucu ve dostları olarak hepiniz vakıfsınız.

O bir tek karıncanın kanadını incitmekten korkan, şahsi haksızlıklar karşısında dahi kimseye tokat atmayan, anne ve babasına itaatli evlat, karısına vefakar eş, çocuklarına müşfik bir baba, kardeşlerine saygılı, topluma son derece faydalı, davasına dört eliyle bağlı, dini vazifelerini tam manasıyla yerine getirmeye çalışan, ince ruhlu, hassas bir dava adamıydı. Bütün gayesi vatanına kültürlü, İslam kardeşliğini kavrayabilmiş, kökünden kopmayan, mazisine sahip çıkan, kahraman dedelerini ninelerini iftiharla anan, geçmişinden eziklik duymayan nesiller yetiştirmekti. Müslüman oldukları halde yabancı cereyanlar tarafından bölünerek fırka fırka edilmiş, birbirine düşman gibi gösterilmiş grupları kardeşliğe davet eden, bu dava kalemiyle çaba göstermiş ve bunun için şehid edilmiştir.

Maarif hayatımızı dejenere ederek, sağlam içtimai bünyemizi bozmaya çalışan yoğun çalışmaları neticesi birlik ve beraberlikten uzak, kardeşlik duygusundan yoksun, her türlü kirli fiiliyatı işlemeyi meşru sayacak bir zihniyetin hüküm sürdüğü bulanık havayı meydana getirmek isteyenlerdir asıl suçlular!

Bu tip çalışmalar karşısında birleşen, imanlı, kuvvetini sağlam inançlardan ve temiz karakterinden alan, mazisine bağlı gençleri ezmek, yıldırmak, fikir meydanında yalnız kalıp diledikleri gibi at oynatmak için ellerinden gelen her şeyi yapanlardır asıl suçlular!..

Silahsızlara karşı silah çekmek, pusu kurup arkadan vurmak, bunlar katillerin yabancı davalarındaki zayıflıklarının işaretidir. Fikir silahıyla hücum edin... Pusuya ne hacet... Fikir meydanında düelloya buyrun... Ama yapamazsınız çünkü fikirsizsiniz!

Gözleriniz kan ve ölüm değil, Rabbimizin yarattığı yeşili, ayı, batan güneşi seyretsin ve ondan haz duysun. Tabanca tetiklerini çekmekten nasırlanmış ellerinizi yumuşatın, onların yeri orası değil yavrularınızın ince pembe tenlerini okşayın. Sizi bu duygulardan mahrum bırakanlar his katliamını yaptılar. Sin duygularınızı törpülediler. Hissedemezsiniz. Gözlerinizi kör etmişler göremezsiniz. Kulaklarınızı tıkamışlar duyamazsınız. Sizi gözsüz, kulaksız, kalpsiz, buz gibi robot yapmışlar. Size acımayalım da kime acıyalım? Manevi değerlerinizi yakmışlar, sizi maşa olarak kullanıyorlar. Cemiyetteki mesleki yerinizi, ailedeki kendi vazifenizi imha etmişler. Size meslek olarak cellâtlığı seçmişler. Ancak bu mesleğe yakıştırmışlar. Sizi parayla satın alarak, kendi yalancı ideallerini esiri yapmışlar. Siz ki bir zamanlar Avrupa’yı titreten heybetli Osmanlı’ların torunlarısınız. Kendi benliğinize dönün. Kimsenin buyruğuna girmeyin.

Sadece Müslüman olmanızdan korkan, bizi bölmek isteyen yabancı mihraklar şunu bilin ki; "bizi hiçbir şey yıldıramaz İspanya önlerinden geri dönmemek için gemileri yaktıran İslam’ın muzaffer kumandanı Tarık bin Ziyad gibi dönmeyeceğiz".

Yirminci asır ufuklarında hakkaniyet tebellür eden iman hakikatlerinin damarlarına enjekte ettiği. İslam’a hizmet, İmana hizmet kurana hizmet davasından dönmeyeceğiz.

Ey rabbimiz bizi rızandan ayırma bu yolda şehit ettir. Fakat döndürme

Bütün İnanan din kardeşlerime bu yoldaki çalışmalarında başarılar diliyorum.

::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003073464

iletişim : editor@kimokur.com