Gezinti Bağlantılarını Atla
::Haftanın Gündemi
Tüm dünya mazlumlarının acı ve keder gözyaşlarinin dinerek yerini sevinç ve huzur damlalarına bıraktığı ve tüm alemin İslam güneşiyle aydinlandiğı bayramlara ulaşmak duasıyla... Mübarek Ramazan Bayramimiz size ailenize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin inşallah.

::Ziyaretci Defteri
İnaadına Kur’anda birlik
25.12.2016 18:03:05

Bir portreye rahmetli Mutahhari’yi koymanız ümmetin mezhep taassubu üzerine bir birini kırdığı bir zamanda ne de güzel olmuş.Allah razı olsun.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




Necati ÜN ADLI YAZARIMIZIN TÜM YAZILARI
SOR BİR KERE
Sor bir kere ey insan! Satır satır yazılanlara, Dağlardan hışımla yuvarlananlara, Sor bir kere toprağı alt üst edip karıştıranlara! Hangi sevdaydı pınarlardan buz gibi aktı, Hangi yürek çarpıntısıydı kafesine sığmadı, Ve doldu taştı, Ruhumun gamı söndü; Ufukta uzunca bir ışık gördü…
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 10.10.2018 12:15:08 devamı >
YA ÇOKTAN GİTMİŞSE ZAMAN ((ŞİİR)
YA ÇOKTAN GİTMİŞSE ZAMAN Ya çoktan geçmişse zaman! Kapısını aralayıp geçtiğim koridor, Ve zeminden su taşmışsa yüreğe, Düşünmek bile çok zor, Çaresiz kalmış küçük ellerime. Aramalı yüreğin ince tellerini ey zaman! Bir köşesinde saklı kalmış sevgileri. Unutulup yitik kalmış özlemleri, Kendimizin, özümüzün, anlamlı hazineleri… Ya çoktan geçmişse zaman! Bir Taha uyanmışsa uykudan, Ya gitmişse aralı kalmış kapıdan, Sen yatağından kalkamadığın zaman…
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 26.9.2018 13:03:54 devamı >
BİR YER VAR BİLİYORUM ANLATAMIYORUM
Bir yaprak misali süzülen yaşlar indi kirpiklerinden aşağıya. Ve avuçları ile yüzünü sıvazlarken, âmin dökülüverdi bir den dudaklarından. Yaşının ilerlemesine aldırmayan gergin alnındaki masumluk bir anda ortaya serildi. İki eli ile kavraladığı seccadeyi özenle katladı ve masanın üzerine bıraktı. Vakit bir hayli ilerlemişti. Kitaplığından aldığı bir kitabın sayfalarını karıştırdı. Durduğu sayfaya şöyle bir göz gezdirdi. Tam da o anda mırıldanarak okumaya başladı; ‘’dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar! Falları grafiklerde bakılanlar, sizde işitin! Külden martı doğuran odalıklar ve kâhyalar, kara pıhtıyla damgalanmış veznelerde dili şehvetsiz çilingirler, yaltak çerçiler, celepler ki sıvışık, natırlar ki nadan, ey hayat rengini sazendelik sanan yırtlaz kalabalık! Dinleyin bendeki ikindiyi hepiniz kulak verin! ‘’
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 28.6.2018 08:58:05 devamı >
ZAMAN (ŞİİR)
Aslında tutamadığım tek şeydi zaman. Acıyışlarım, Haykırışlarım boşuna! Yakıp geçmişti Timur misali, En derinden en incesine… Uzatırdım ellerimi çarpıklaşmış düzenin pençesinden kaçarken uzaklara, Bir damla sevgi, Ve ana kucağı gibi şefkatti özlediklerim. Yaktı zaman küllerini, Bir daha, Bir daha verdi saman alevlerini, İnceden inceye eskitti sevdiklerimi.
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 6.2.2018 10:57:45 devamı >
HAKKIN RAHMETİ (ÖYKÜ)
Yumuk gözlerini yavaşça aralamaya başladı. Gök mavisi gözleri ışıl ışıl parlıyordu. Küçük bir tebessüm fırlattı, bembeyaz yüzü, gündüz vakitlerinde görünen dolunay kadar güzeldi. Masumdu bakışları, sanki acele yardıma ihtiyacı varmış gibi bakmaya başladı. Önce sola kaydırdı bakışını ve birden sağa çevirdi. Minik elleri ile üzerindeki battaniyeyi kaldırmak için bütün gücünü harcadı. Ihladı, yüzünü buruşturdu, kimsesizliğin ve çaresizliğin verdiği acı, ızdırap ile çığlığı bastı. Bütün oda minik bebeğin ağlamaları ile yankılandı. O kadar çaresiz ve o kadar masumdu ki, ağlamaları alttaki komşunun mutfağına kadar gidiyordu. Bebeğin ağlamasını fark eden Firdevs Hanım televizyonun sesini biraz kıstı ve bebeğin ağlamasına dikkat kesildi. Uzun uzun ağlayan bebeğin sesi kesilmiyordu. Kanepeden ayağa kalkan Firdevs Hanım mutfağın kapısını tam açacaktı ki, ses birden kesildi. Bebek biraz daha ağlasa yukarıya çıkıp annesi Handan hanımın yanına gidecekti. Masanın üzerine koyduğu kumandayı yeniden eline alan Firdevs Hanım kanepeye oturdu. Televizyonun sesini açtı.
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 31.1.2018 22:32:29 devamı >
ÖL ADEM
Kitabın sayfalarından dökülen yeminler, Sanki fecrin muştusunu vermekteler, Sende fecri bekle Minik serçeler, Serçeler şimdi fecirdeler, Bir kuşan kuşan ki perdeler, Perdeler fecri görmeliler Ve sen âdem fecir gelmeden ölmelisin Çünkü sen öldüğünde dirileceksin! Öl âdem öl ve diril...
Yazar : Necati Ün   Eklenme Zamanı : 16.10.2017 19:50:26 devamı >
HABİL VE KABİL
HABİL VE KABİL Ve toprak kana bulandı. Ne Habil Kabil idi, Ne de Kabil. Bir doymayan topraktı kana. Bir de topraktı yeminli, kanla yaşamaya! Ve Habil oldu kabil, Toprakta cahil! Cahilin cürmü Habilin sırtında taçtı! Ve kanları yine toprağa saçtı…
Yazar : Necati Ün   Eklenme Zamanı : 4.10.2017 15:31:36 devamı >
VE SEN GİDERKEN
VE SEN GİDERKEN Dön de bir bak hayata, Nasır tutmuş ellerinle sardığın goncaya, Ve koyaklardan şırıl şırıl akan sulara, Dön de bir bak gündüzü geceye sarmalayan ufuk’a! Dön de bir bak sarmaş dolaş olmuş sarmaşığa, Karanlıkların derininden doğan yıldıza, Ve gecenin sessizinde pusu kurmuş avcıya, Dön de bir bak yaşamın girdabında ki karmaşaya. Dön de bir bak minik yavrusunu suvaran serçeye, Damla damla toprağı çatlatan rahmete, Ve neminden çatlayan tomurcuğa Dön de bir bak her bir yanı cennet kokan doğaya.
Yazar : Necati Ün   Eklenme Zamanı : 26.9.2017 12:44:53 devamı >
NERDE KALMIŞ İNSANLIK
Bana bir şeyler anlat, Acılarım dinsin içimde. Bana gerçekleri söyle, Birçok yol var önümde. Nasıldır bilmiyorum? Karma karışık tüm dünya. Nasıldır bir türlü anlamıyorum? Neresindedir anlam! Düşün düşün çıkamıyorum, Bir umman var fikirde. Her yanda sahte bir kargaşa, Her yanda hendekler var! Sessiz bir kuyu tüm kelimeler. Anlamını yitirmiş kavramlar. Bir kaosta akıllı insanlar! Bir kaosta aldananlar! Bilmiyorum çok karmaşık, Felsefik yorumlar çapraşık, Yıkılmış sanki ruhlar! Ruhlar psikoloğa alışık!
Yazar : Necati Ün   Eklenme Zamanı : 4.8.2017 12:49:28 devamı >
ZULME HAYKIRIŞ
Zulümle yıkandı bir kez daha topraklar. Çığlıklar göklerden daha da uzaktalar. Buharlı bir tren geçti yine kırlardan, Gürültüsünden ürperen kuşlar, kanat çırpmaktalar! Kus hadi yüreğinin yasını minik güvercinim, Kusta büyüsün kayalıktaki küçük yavrular. Savursunda kanadını diyar diyar, Diyarları bekleyen yeni muştular var. Kus yasını kalmasın duymayan, Doysun zulüm! Doysun da sussun feveran! Bir kuşan kuşansın yiğit yürekli Müslüman, Müslüman’ım diyen kullar utansın!
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 11.7.2017 08:21:09 devamı >
BİR YOLCUYU UĞURLARKEN (ŞİİR)
Bir yolcuyu uğurlarken Vakit bir adım geride kaldı. Bir yaprak daha düştü, bilgelik çınarından. Sessiz sedasız çekildi kara bulutlar, Rahmet yağmurunun ardından. Anlamadı belki hiç kimse, Bilmedi hangi sevdalara daldığını, Garipsedi mağrur duruşunu, Acemi gibi görüldü, Kapitalin sürdüğü telaşlı sürüde… Oysa hak birdi, Söz bir! Sözün olduğu yerde, Susardı diller amade, Kulaklar işitir, kalp koşardı. Ve ruh mest olurdu, yüreğin çarptığı yerde. Ve katar katar düşlerimiz vardı, Bir gün nev bahar gelecek diye. Tohum filize, filiz fidana erecekti. Ve sevdamız dimdik duracaktı. Bir kelam, bir salat eşliğinde. Ve cennet-i ala yere inecekti, İnsan yeniden düşündüğünde…
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 24.5.2017 19:06:37 devamı >
DİLRUBA (ŞİİR)
Zambaklar solgun açardı bu topraklarda. Bir derin sessizlik. Bir serin rüzgâr oynatırdı çimenlerin boylarını. Ne bir ah nede çığlık duyulurdu. Bir nemli göz uğurlardı sevgiliyi Ve derinden kaynayan yürek çarpıntısı olurdu dinlenen. Hep orada idi, Yaşlı Fatma teyze, bebeğini doğuran anne, Namusu, imanı için çarpışan kahraman. Daha baharında mor sümbüller koklayan! Ve kucağında agular bağıran Mihrican…
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 14.5.2017 09:45:02 devamı >
BEKLER (ŞİİR)
BEKLER Düşmanlığın kimeydi ey aczi beşer, Yüklendin her şeyi teker teker, Bir yürüyüp, bir afakî bekler, Bekler de durursun, kıyametin söyler. Sürdü sürüsünü nazlı bir rehber, Hep yürüdü, işitti kulak, şahitti yürekler, Kaldır kıyama pas tuttu küskün bilekler, Yürü! Geride seni kıyametin bekler.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 5.5.2017 12:50:50 devamı >
BİR ANLIK HAYAT (ÖYKÜ)
Dün gece saat bir buçuk sularında feryat edercesine çalan telefonumun sesine uyandım. Telefonun öbür ucundaki kayınbiraderim annesinin şiddetli ağrısı olduğunu söyledi ve acil servise bizi götürür müsün diye rica etti. Apar topar kıyafetlerimi giyindim ve eşimle vedalaşıp araba ile onlara gittim. Annemim sol kolunu aşağı doğru sarkmasından anladım ki kemik erimesine bağlı incelen kemikleri ağrıyordu. Hemen acil servise gittik. Kayıt işlemlerini tamamladıktan sonra geceni sakinliğine vurmuş koridordan geçip, koyu sohbete dalmış doktor ve sağlık memurunun yanına vardık. Doktor derdimizi dinledikten sonra bir iğne yaptırdı ve tomografi çektirmemiz için bizi tomografi odasına yönlendirdi. tomografiyi birkaç dakikada çektirdikten sonra teknisyen arkadaş doktordan sonucu alıp, durumumuzun ne olduğunu öğrenebileceğimizi söyledi. Ağır aksak sessiz koridoru adımlarken sadece kendi ayak seslerimizi duyuyorduk.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 17.4.2017 08:13:03 devamı >
KALEM KIRILDI
Ve kalem kırıldı. Masada oturan hâkim son sözlerini söylerken derviş artık duyamıyordu. Vücudu ısınmaya başlamıştı. Kulağındaki tek ses gittikçe artan kalbinin çarpma sesleri idi. Beden durmuş, dil susmuş, gözlerde kör olmuştu. Duyacağı haberden öte o anı düşlemeye başladı. Günlerden Cuma idi. Her zaman ki gibi sabah kahvaltısını yaptıktan sonra dışarı çıktı. Çıkarken kapının kapalı olup olmadığını iterek kontrol etti. Dik yapılmış mermer merdivenlerden inerken ayağının takılmamasına özen gösterdi. Dış kapıyı araladı. Bir anda burnunu ve akciğerlerini uyaran enfes ıhlamur kokuları ile kendinden geçti. Kapının elli metre kadar ilerisindeydi o ıhlamur ağacı. Ona derviş, cennet ismini vermişti. Kalınlaşan ve kurumaya yüz tutmuş gövdesine inat her sene o enfes kokuları ile insanları mest ederdi.
Yazar : Necati Ün   Eklenme Zamanı : 27.03.2017 16:15:16 devamı >
UTANSIN
Hep aynı yüzler ve aynı sahte gülüşler. Zavallılığın simgesi yalan sözler. Ya o her yerde gördüğüm boş kimlikler, Yitirmişti kendini insanca kişilikler. Bir ahit vardı sözlerin üstünde olan, Bir yemin vardı sokakları cennet yapan, Ve bir vefa vardı onurlara onur katan, Ama çok azdı vefalı olan. Kır kalemini hâkim, yak kitapları, Bu dava sende solsun, söndür kıvılcımları, Kalk ayağa! Kararlar kırsın kürsüleri, Kürsünün ucundaki insan utansın!
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 15.03.2017 13:20:06 devamı >
KUŞLAR KADAR ÖZGÜRDÜ (ÖYKÜ)
Acıkmıştı, ayazın buza kestiği, ağaçsız arazide birkaç adım daha gidebildi. Ayaklarındaki halsizlik bedenini sağa sola doğru sallarken artık daha fazla gidemeyeceğini anladı ve çorak topraklara salıverdi kendini. Göğsünün hızlı bir şekilde inip kalkmasını izlerken aklına annesi geldi. Küçülen gözlerinden bir damla yaş düştü. Ve damla toprakla birleşip özüne döndü… Minik Mahmut çok mahzundu, biraz öfkeli, birazda üzgün. Çaresizce bedenini izliyordu. Annesini görmeyeli aylar olmuş, merhametli kollarında uyumayı dahi unutmuştu. Haziran ayında koparmıştı onu karakuşlar. Onlar her yerden geliyor ve ateş saçıyorlardı. Oysaki kuşlar uçmak için yaratılmışlardı. Yükseklerde süzülüp rüzgâra başkaldırırlardı. Özgürlükleri bir kanat ile başlar, yeşil dağların üzerinden derin vadilere iner ve bir damla su çalardı derelerin mahreminden.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 08.03.2017 13:25:39 devamı >
SENİNLE OLMAK
Seninle olmak, Bir an ile şimdide. Seninle olmak, Başını yastığa koyabildiğin bir günde… Seninle olmak, Günleri eklemek birbirine, Bir dizi oluşturan ömürde, Seninle olmak, Mezarın başında neslin beklediğinde… Seninle olmak, Madde de maddeyi incelediğimde, Ve her bir şifrenin, Tamamının sen olduğunu gördüğümde…
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 15.02.2017 13:48:43 devamı >
SÜKÛT (ŞİİR)
Haykırma isteklerimdir, Sessizce sukutta duruşum. Kapatsam da gözlerimi ah! Dursa bu zulüm. Yeniden bahar gelse, salkım dökse sümbülüm. Hayatı miske boğar mı sükûtta duruşum? Kapanmıştı pencerem, soğuktu koltuğum, Oturdum bir mısra oldu duruşum. Duruşumu harekete yorar mı sükûtum? Söyle ey yüce, En yüce,
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 26.01.2017 14:07:34 devamı >
KALK
Şafağın kızıllığı düşmeden buluta; Aç gözlerini yavaşça kalk ayağa. Çiseler düşerken uykusunda toprağa; Kalk ayağa kıyam dur Allah’a. Bebeler kaçıncı uykuya dalmışken, Eğil rükû et Allaha. Güneş rengini sunmamışken doğaya, Başını koy secde et Allaha!
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 13.01.2017 18:10:39 devamı >
GİDİŞİM
Bana içinizde sakladığınız pişmanlıklarınızı verin. Yıkık dökük, paramparça yaşanmışlıklarınızı, Ardında gözleriniz kalmasın, Bakmasın o dev ekran sinemaya. Bana ruhunuzda ısmarladıklarınızı verin. Küçük, komik belki de, ama hırçınca. Karanlık gecenin kör ışıklarında, Bana tüm ikramınızı verin, fütursuzca. Bana özlediklerinizi verin. Bir annenin yitik evladını, Yaşını almış yaşamın derin kırışıklıklarını, Bana gençliğimi verin, Yeni başlayan heyecanımı.
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 29.12.2016 15:19:37 devamı >
KİME SORMALI?
Şimdi kime sormalı anne çocukluğumu? Hepsi birer birer gitti, Umudum, neşem, kitabım, kalemim, Bende bir ah kaldı, Çünkü ben sensizim. Şimdi kime sormalı anne! Karatahtada yazılı kaldı sevgi, Şefkati çoktan silmişlerdi. Ve çevremde yoktu beni anlayan. Şimdi kime sormalı anne! Beni sendin anlayan. Bir göğsünün sıcaklığı, Bir de o şefkatli ellerdi, sımsıkı saran. Şimdi kime sormalı anne! Önceleri rahmet yağardı gökten! Damla damla düşerdi çatlamış toprağa, Yeni bekleyişler ve umut serperdi gönüllere.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 20.12.2016 13:19:58 devamı >
EY ACI!
Ey acı! Düğüm düğüm boğazımda duran, Yutkunduğum her bir zehri, Her bir sitemi yüreğimde yaşlandıran, Sendin öyle değil mi? Beton bloklarda bebeklerimi ağlatan, Acılı annelerin yüreklerini dağlayan, Sendin öyle değil mi? Özümde saklı yükselen haykırışlar, Karanlık, loş suların dibinde, Bir diyar verseler ellerime, Bir diyar! En yeniden başlayışlar. Küsmesin yetimlerim bana,
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 12.12.2016 19:42:55 devamı >
SENİDE VURURLAR EY ACI
Senide bir gün vuracaklar ey zulüm! Dinle! Zafer yazacak yiğitler, susacak ölüm. Susacak ağlamaklı bebekler. ‘’Barış’’ diyecek gözü yaşlı gülüm. Senide bir gün vuracaklar ey zulüm! Serçeler yeniden dönecek bahçelere, Zafer şarkıları şakıyacaklar seherlere. Ve yalnız ona secde edecekler seherlerde. Senide bir gün vuracaklar ey zulüm! Bahçelerde çocuk sesleri, Sokakta yiğitlerin tekbirleri, Ve yükselir minarelerden ezan sesleri. Ona teslim imamlar, Ona teslim bütün kıyamlar. Ve narince bükülen boyunlar. Ve alınlar Onun için topraktalar.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 24.11.2016 11:56:29 devamı >
REMY’DE ŞİMDİ ELLERİM
Remy’de şimdi ellerim, Bir yanım burada ise, Bir yanım Ula’da, Vusta’da ve Akabe’de, Gecenin karanlığında Mina’da. Topla silahını bir bir hesapla, Dön geçmişe, kendine, Arın, uzaklaş içindeki ifrite, İfrite fırlat, bir taş da kendine. Kendine gel nefsim, işte ellerin, Ellerin titremesin coşsun seferin, Seferin Mina’da kalmasın, gelsin! Gelsin de gürlesin, işte burada hedefin.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 08.11.2016 11:17:21 devamı >
NE OLUR DÖN BANA!
NE OLUR DÖN BANA! Ah! Çok suçluyuz biliyor musun? Seni hep mezarda gördük, Sanki mezara gömmek istedik. Bir suçlunun infazından kaçışı gibi kaçtık! Ve seni gizlice toprağa gömdük Utanıyor muyduk? Bilmiyorum ama, Ama hep kaçıyor, Ve hep uzaklaşmak istiyorduk. Ve en sonunda seni toprağa gömdük. Gizli, anlamsız bir abd ’la, Yalnız ölüye sunduk. Oysa yerin şehirdi, Sokak, cadde ve evdi, Masamızda ki yemek, Çantamızdaki azık, Yatağımızdaki dua idin sen! Dön şehrime affet! Görmeyen gözüme nur lütfet. Kalbimin tam ortasını fethet. Ne olur dön beni affet! Dön sokağıma affet! Çiçeklerimi renk renk donat, Çocuğumun, kadınımın dilinde dinlet. Ne olur dön beni affet!
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 29.10.2016 15:37:55 devamı >
BİZE KALAN
Bize kalan sadece susmak değildi elbet, Kirlenmiş yüzlere konuşmalıydı kelimelerimiz. Yazmalı, anlatmalıydı kalemlerimiz. Ve bize kalan sevdayı sırtlanıp yürümekti. Tekti hedefimiz, Yalın ve sade, Açık seçikti ayetlerimiz, Yönümüz, değerlerimiz ve kıblemiz. Bize kalan tek olmaktı elbet, Tek vücut, tek akıl. Tek mısraydık elbet, Uç uca eklenen şiirdik. Mısra, kafiye ve kifayet.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 17.10.2016 15:07:21 devamı >
BİR BEN BİLİRİM
BİR BEN BİLİRİM 04.10.16 Bir ben vardım o sokakta, bir ben bilirim. Uzatırken ellerimi masum saçlarına, Gözündeki anlamlı ışığı bir ben görürüm, Bir ben bilirim! Uzak değildi aslında manaları izlerin, Kalbinin derinliklerindeki cevherlerin. Cevherlerin saçılmıştı her yana, yeşildi gözlerin! Bir ben bilirim ne güzeldir yeşillerin. Ve yine bir damla süzülürdü kenarından. Yüreğin yanağında çırpınırdı, Utanırdı dillerin. Ne olur bükme o masum boynu bana, İnmesin damlalar yanaklarına.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 04.10.2016 15:18:32 devamı >
EBABİLİM
EBABİLİM 2015-09-09 Yine sensin sokaklarda küçük ebabilim. Gözlerin umutla bakarken hayata, Yedisinde tanıştın taşlarla, Pamuk gibi elleri; nasırlaştıran taşla. Atma demek isterdim masumca, Atmada yaşa; kendi sokağında. Ama iş öyle değil; Sokak senin! Attığın taş senin! Bu davada mazlum taraf senin! Kirletmişler sokakları firavunlar. Firavunun zulmünden kaçan firavunlar! Kirletmişler mabetleri, tuğyan serpmişler. Hep ilerlemiş gasp etmişler. Sokağınızın yanına kadar gelmişler.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 27.09.2016 12:35:22 devamı >
DURMA
Durma! Nasılda ilerliyor bak zaman, akrebin yelkovanla çatışmasında. Eksiliyor gözümüzdeki billur, yaşlı bir çınarın boşalan içi gibi, Kaçırma sancılı bakışlarını bir dur, Dur ve seyreyle şu âlemi! Ama sen durma! Bu atalet vurur seni! Koş âdemlerle arzın merkezlerine, Küpün çevresine hapseyle erdemlerini, Safa’dan, Merve’ye nakşeyle söylemlerini, Nakkaşlar gıpta ederde, yüksükler koruyamaz teni. Ne çarık gizledi, nede ihram bedeni, Bedeni arşlarda sidre’yi gezeli. Şahinler karış karış seyran etti de gökleri, Sidrenin yolunu çözemedi gözleri. Ey keşmekeş olmuş benliğim, nerdesin? Kaçıncı sitemi, hangi dervişlere söyledin? Derviş senin derdini bilemez ki söylesin. Mahşerde ruhunu kurtaracak yerde misin? Salın, kendini yokla, hadi durma! Sen bu kelamı sakın başkasına sorma?
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 17.09.2016 11:31:53 devamı >
BİR KIRLANGICIN PENÇESİNDEN KOPMAK
BİR KIRLANGICIN PENÇESİNDEN KOPMAK. 03.09.2016 Bir kırlangıcın pençesinden kopmak. Öyle ya, düşmek bir hınç ile sineye. Bize de düşmek yazılı ansızın, aniden! Bir kırlangıcın pençesinden ve birden. Yakar mı sineleri inse de en derine? Bir su sesi gelir mi kuyunun dibinden? Kuyu derin, kuyu sakinken, Bir Yusuf misali seslense derinden.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 07.09.2016 14:21:41 devamı >
RAHMANA TESLİM OLMA GÜNÜDÜR BUGÜN
Rahmana teslim olma günüdür bugün Teslim ol gönül vakit çok geç değil. Tövbenin kabulünün tam zamanıdır bugün. Geçmişin yasını tutmanın zamanı değil. Rahmana teslim olma günüdür bugün. Yaşım genç, vakit var deme, Aç gözünü bir bak, Bir gündüz, bir gece, Gecen gündüze, gündüzün geceye girmişse, Rahmana teslim olma günüdür bugün. Elim kirli, yolum belli deme, Aç kalbini kitaptaki cevhere, Oku, anla, çözümle. Rahmana teslim olma günüdür bugün.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 01.09.2016 10:34:36 devamı >
BİR MELEK
Acıyı çağırdı bir melek. Acı geldi hiç istemeyerek. Bindi de göğsüne üzülerek. Kahrından gözyaşı düştü süzülerek. Zulmü çağırdı bir melek, Zulüm geldi titreyerek. Ezdi de geçti yüreğini üzülerek. Bir nokta al düştü zulmün yanağına, boynunu bükerek. Ve yine bir melek, Bir melek yine gelerek, Hep geldi, katar katar deneyerek, Kapısını çaldı, ama isteyerek!
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 21.08.2016 23:30:02 devamı >
MAİ VE NUR
MAİ VE NUR Ben sendeyim uzun gecelerde, Geceler bende, gerçek olmuş düşlerde, Düşler de gökte mai derinliklerde, Kaybolup gitmiş düşüncelerde. Düşün karanlığın ortasında ışır gibi, Yay dört bir yana ışığın dağılsın. Sakın düşürme göz kapaklarını, Hep parlasın gözlerin mai derinlerde. Parlasın gözlerin zulme inat. Mazlum sana hasret, Bekliyor koca bir vuslat. Bir la çıksın o ıtır dillerden, Zulmün karşısına dikilsin, hey hat!
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 13.08.2016 17:20:18 devamı >
NE DE OLSA VAKİT ÇOK DAR
NE DE OLSA VAKİT ÇOK DAR. 27.07.2016 Duydun mu? O bankın üstündeydin hani! Saçına yıldızlar konmuştu da, Sen daha bir durgun, düşünceliydin. Üzerindeki yükün azda olsa farkına varmıştın aslında. Geriye dönmek isterdi zaman zaman o ürkek bakışların, Ama aldığın nefes, Nefes değil, bir zulümdü sana. Daralırdın, hemen kalkmak ister, Koşa koşa ıhlamurların altından, Köhneleşmiş ahşap evinin kapısını aralayıp, Yatağın üstüne atmak isterdin öylece.
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 31.07.2016 00:14:39 devamı >
VE SEN
VE SEN Kelimelerin yetersiz, Düşlerin sınırsızlığının yetmediği. Sen girdin aklıma. Acizdim, masum ve ürkekti bakışlarım. Korkuyordum öylesine ama, Ama çok seviyordum. Ve sen girdin aklıma. Geceyi gündüze katıp, Yalancı hülyalardan sıyrılıp. Uzun bir ufukta arar oldum seni. Ve sen girdin aklıma. Ezikti cümlelerim, karışık. Fırtınalarda savrulmuştu gemilerim. Yücelttin,
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 23.07.2016 08:50:34 devamı >
O ZAMAN RABBİNİZİN HANGİ NİMETİNİ YALANLARSINIZ?
O ZAMAN RABBİNİZİN HANGİ NİMETİNİ YALANLARSINIZ? Kuran’da nimet kavramı, yüzden fazla ayette geçmiştir. Öncelikle sözlüğe bakacak olursak nimet; “İyilik, lütuf, ihsan. Yaşamak için gerekli şey. Yiyecek, içecek. Yararlanılan imkan” olarak geçmektedir. Klasik yaklaşımla bakıldığında insanın doğal ihtiyaçlarını karşılayan temel gıda maddeleri hemende akla geliyor. Fakat bir insanın evrende var olması için gerekli olan ihtiyaç maddeleri, kapitalizmin dayattığı maddelerin kat ve kat üstündedir. Bunun en somut örneği, Kuranda Rahman suresindeki ayetlerde geçmektedir. Şöyle ki; önce muhteşem bir düzenin meydana getirilişi, bir biri içine girmiş galaksilerin yaratılışı, bu galaksiler içindeki esrarengiz uyumu, ucu bucağı belli olmayan ve sınırlarını sadece kendisinin bileceği bir düzen… Ve bu devasa düzenin içinde küçücük bir mavi küre... Görece küçük diye nitelediğimiz ve içinde milyarlarca insanın yaşayabileceği muhteşem bir düzen… Hani diyor ya; başını döndür bir bak, eksiklik görebilir misin? (mülk 3) Evet, eksiksiz çatlaksız bir atmosfer… Ve bu atmosferin bir eşi benzerini henüz bilim araştırmaları bulamadı. Kainatta tek olan… Yalnız ve yalnız insan için olan. “O zaman Rabbinizin hangi nimetini yalanlarsınız” Bir örnek daha, oksijen ve hidrojenin dünya atmosferinde uyum içinde gezinmesi… Ve bu yanıcı, patlayıcı maddelerin karışıp suyu meydana getirmesi... Ve bu suyun insan hücrelerinde, yüzde doksan düzeyinde olması… Su olmadan hayatın olmaması… Yanıcı maddelerle yaşayan, konuşan, akleden bir ruhun varlığı… İnsanın suya gereksinim duyduğu kadar havadaki oksijene de ihtiyaç duyması. O zaman Rabbinizin hangi nimetini yalanlarsınız. Peki, sadece elle tutulur nimetler mi? Tabi ki hayır. Duyu organlarımızla algıladığımız her şey; tat, koku, ses, görmek, mutluluk hissi, üzüntü, kederli bir duruş ya da evladımızı kucakladığımızda ki o doyumsuz hisler; hepsi insana verilmiş nimetler. O zaman Rabbinizin hangi nimetini yalanlarsınız.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 01.07.2016 12:17:29 devamı >
MAZLUM GÖNÜL
Nasılda büzüşmüş duruyorsun orada, Şurada, tam göğsümün arkasında, Bir şiş alıp, seni delik delik dağlasam da Diner mi feryadın be mazlum gönül. Kirlenmiş bulutlar sarmışsa dünyayı Bir tufan savurmuşsa sancağını Eline alıp ta yüce kitabını, Rahmet, Rahmet yağar mısın mazlum gönül.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 27.06.2016 09:11:48 devamı >
NE FAYDA?
Zaman koçanını sarmış dünyaya, Koşsam ne fayda? Dursam ne fayda? Bir küçük göz yaşı düşerse toprağa, Bağırsam ne fayda? Sussam ne fayda? Saçımın beyazı aynada çiçek olmuşsa, İlaç ne fayda? Merhem ne fayda? Aradım, bakındım, aslında çok küçükmüş dünya, Parsel ne fayda? Tarla ne fayda?
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 13.06.2016 08:06:10 devamı >
YOL VER YA RAB!
YOL VER YA RAB! Eyvah, kanlar düşüyor toprağa, Bu sefer ebabiller değil azapta, İlahi bir helak değil gökten inen toprağa, Ve çığlıklar küfrün değil Ya Rab! Yedisinde ve yetmişinde, her birisinde bir azap, Çocuk anaya, ana çocuğa uzak, Ve bir çığlık boğazlardan fırlayan mızrak. Düşen mi? Düşen bir damla göz yaşı Ya Rab!
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 31.5.2016 20:27:51 devamı >
SENİ GERÇEĞİN KENDİSİNE GÖTÜRECEK
Çarklar var tıkır tıkır işleyen Çarklar var çıplak gözle görünmeyen Bir anda başlayıp bilinmezleri dizginleyen, Seni topraktan alıp Mah’ın arkasına gizleyen. İşte bak Şira, arkanı dön bak işte Dünya, Nasılda nazlı nazlı salınmakta, İşte şurada aç gözlerini kapatma Toprağa yükü ile eziyet olmakta. Her bir adımda yaşam karmaşasında, Büyümüş, devleşmiş çarkların kıskacında, İşte şurada bir insan yaşamakta, Bir sağa, bir sola devri âlem yapmakta…
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 19.5.2016 19:02:36 devamı >
ÜÇ HECE (ŞİİR)
Gözlerim kapalı sustum dinliyorum. Bir fısıltı geliyor kulaklarıma, Çok, çok uzaklardan Ve çılgınca bir çığlığa dönüşüyor kararmış gökyüzü. Hare, hare koyulaşıyor. Sanki gök üzerimize yürüyor. Nedir bu çığlık ve karartı? Sanki ebabiller geliyor Ebreheye. Bir balık yutuyor Yunusumu Ve çığlıklarıyla Sümeyyem Şahadet’e koşuyor...
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 7.5.2016 09:10:31 devamı >
O VAR (ŞİİR)
Neden büktün gözlerini boşluğa? Konuşup ta söyleyemediğin dertlerin mi var? Diyar diyar gezip dolaştın da, Benden gizlediğin bir şeyin mi var? Neden kırışmış kaşın, alnın? İçine atıp da dökemediğin tufanın mı var. Damla damla döktün de incini, Sinene düşmez mi sandın yar?
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 27.4.2016 08:32:36 devamı >
UNUTMA (ŞİİR)
İşte yaşın düşmüş alnına, Aynalar, sana haber veriyor anlasana, Savuruyor zaman sanki küllerini, Toprağın derinindeki o yalnız çukura. Peki, sen veda ettin mi sevdiklerine? Arayıp, sorup, değer verdiklerine. Bu son vedaymış gibi sokul onlara, Son bir helallik alda, Kulak ver onlara.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 15.4.2016 14:35:00 devamı >
DÜŞÜN! (ŞİİR)
Düşün! Seraba dönmüş duygularına susuzlukla koşarken, Umutsuz umutlarının yelkenlerini açarken, Semaya bir göz gezdirip hayale dalarken, Bir düşün, yokluğunun girdabında varoluşlarını. Düşün! Anne rahminde bir nefessiz sabrederken, İlk çığlığını yorgun düşmüş anneye atfederken, Bir nefes ile biri sonsuzlara haşrederken, Bir düşün, bak! Aldığın nefesin bir geri sayım olduğunu.
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 8.4.2016 08:31:56 devamı >
MAZLUM YÜREK
Bir kıyamın şarkısıydı toprağında filizlenen, Hakkın kelamıydı, bütün dillerde söylenen, Yalnız seni bir ile birleyen, Tertemiz bir duaydı o mazlum yürek. Sus pustu kudretinden korkmuştu, Mazlumun yanında merhametle dolmuştu. Zulme karşı hep dik duran olmuştu, Bir kıyamın başkaldırışıydı o mazlum yürek.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 2.4.2016 13:02:54 devamı >
SANA DİYEMEM!
Ve şimdi karanlıklardasın, Kendinden ve gerçeklerden çok ötede, Hep gitmek istediğin yerdesin, Küfrün ve cahiliyenin içinde. Sana Ebu Zer ol diyemem, Yalnızken dik durmayı ondan öğrendim. Binlerce süslü yol varken, Hakkın huzurunda durmayı da Resulden öğrendim.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 19.3.2016 10:23:48 devamı >
ÖTELERDE Mİ ÖZLEMİNİ DUYDUĞUMUZ DİYAR? (ŞİİR)
Ötelerde mi özlemini duyduğumuz diyar? Sokaklarında koşturan çocuklar, Elinde bastonu sevecen ihtiyar, Ve tüm dillerde selamlar. Ötelerde mi özlemini duyduğumuz diyar? Kıvılcımlar çıkararak koşturan atlar, Güçlü heybetli yiğitler, Ve yoluna baş koymuş şehitler.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 03.03.2016 17:12:20 devamı >
ŞAHADETİN MÜBAREK OLSUN
Sırça köşkleri makam edinenler, Dipsiz kuyudaki cevheri bilemezler. Hak yolundayım diyen cahiller! Kelimeyi tevhitle cennete gidemezler. Okumadan niyaz edenler, Atalarının dininde giderler. Kılıç kuşanıp asalım diyenler, Hakkı görünce yan çizerler.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 23.02.2016 10:12:10 devamı >
YAŞLI ADAM VE ÇOCUK
Basamakların tam ortasında oturmuş, başında bir kasket, elleriyle alnındaki terleri siliyordu. Bugün haziranın yirmi dördü ve günlerden Cuma idi. Mevsimin verdiği şiddetli sıcak basamağı kızgın bir tavaya çevirmişti. Oturduğu yerde nefes nefese kalan yaşlı adam gömleğinin üst düğmesinden birini açtı ve basamağa doğru yaslandı. Karşıdan bakıldığında genişlemiş vücudu öne doğru eğilmiş kamburu ile yaşlı bir çınarı andırıyordu. Zaman aslında ondan çok fazla bir şey götürmüş değildi. Kamburunun akciğerine yapmış olduğu basıya bağlı olarak nefesi daralıyor, buda onun yol yürürken zorlanmasına neden oluyordu. Yaşlı adam bir süre dinlenip kendisini iyi hissettikten sonra yanındaki poşeti alıp basamakları yeniden adımlamaya başladı. Elindeki poşet şeffaftı. İçindeki tüm malzemeler seçilebiliyordu. İki adet ekmek, yarım kilo kadar domates vardı.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 12.02.2016 16:59:34 devamı >
KARANLIK GECE (ÖYKÜ)
Yavaşça araladım gözlerimi, her yer karanlıktı, vücudumda bir soğukluk hissediyordum. Evet üşüyordum. Önce sağıma, sonra soluma bakındım. Hiç ses yok, insan yok, yalnız bendim, karanlık sokağın ortasında. Ne arıyordum? Nasıl geldim buraya? Yavaşça ellerimle destek alarak uzandığım kaldırımın üzerinden ayağa kalktım. Hemen karşımda bir ev vardı. Bir sarı ışık geliyordu penceresinden. Diğer evler karanlıktı; bu nedenle buraya gitmeliyim dedim. Geniş bahçesini ahşaptan yapılmış çitlerle çevirmişlerdi. Kirli beyazdı çitlerin rengi, sanki uzun zamandır boyanmamıştı. Siyaha boyanmış kapısını araladım ve bahçeye adımımı attım. Hemen yerde taştan yapılmış bir patika yol, sağlı sollu döşenmiş pür ağaçları, tertibi ve düzeni anımsatıyordu. Ne kadar hoş dedim kendi kendime ve sağ tarafta duran kiler evine baktım. Evin yarısı kadar büyüklüğünde, sarıya boyalı duvarları ve kahverengi ahşaptan kapısı ve penceresi vardı. Küçük adımlarla yürümeye başladım. Korku ve heyecan her yerimi kaplamış, hatta bütün vücudum titriyordu. Gecenin bir vakti hiç tanımadığın bir ev ve onları rahatsız etmek diye düşündüm. Evdeki ben olsam ne yapardım acaba? Açar mıydım kapıyı hiç tanımadığım bir surata? Karanlık yabancı surata.
Yazar : Necati Ün   Eklenme Zamanı : 01.02.2016 07:34:33 devamı >
YOLCU VE YOL AYRIMI (ÖYKÜ)
Kafasını kaldırdı. Sağını ve solunu kolaçan ettikten sonra, düştüğü yerden yavaşça ayağa kalktı. Parkasındaki tozları silkeledi. Kararsız bir hamle ile arkasını dönüp düştüğü yere baktı. Küçük bir taş parçası ayağının kaymasına neden olmuştu. Yavaşça yere eğilen Mert ayakkabı bağlarını kontrol ettikten sonra tekrar doğruldu. Parkasının yakasını yukarıya kaldıran Mert başını yere doğru eğerek yürümeye başladı. Günün her vaktinde ve tüm yürümelerinde başı hep yere eğik yürürdü. Yanından geçen herkes onun bir sıkıntısı var ya da dalgın ve düşünceli sanırdı. Sokağın köşesine kadar yavaş yavaş yürüdükten sonra tam köşeyi dönecekken, ürkek bakışlarla arkasını süzdü. Sokak boştu. Düştüğü yerde birkaç sayfa gazete parçası, sonbahar rüzgârının etkisi ile daireler çiziyordu. Gazeteleri gören Mert usulca parkasının iç ceplerini yokladı ve tekrar başını yere eğerek köşeyi döndü.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 18.01.2016 14:37:59 devamı >
KEDER
Ayşe yatağından doğruldu. Sandalyenin üzerindeki hırkasını giyindikten sonra duvarda asılı duran saate göz gezdirdi. Küçük adımlarla kapıya doğru yürüdü ve sol eliyle kapının kulpundan tutup yavaşça açtı. Gecenin karanlığı koridoru siyaha kesmişti. Hiçbir tarafı göremeyen Ayşe, ellerinin yardımı ile duvarlardan tutunarak, ay ışığının süzüldüğü demir kapıya doğru yürümeye başladı. Kapıya uzandığında dışarıdan gelen köpek sesleri ile birden irkildi. Birkaç dakika duraksadıktan sonra yavaşça dış kapıyı açtı. Aylardan temmuzdu ve dışarıda ılık bir meltem rüzgârı vardı. Birkaç adımla basamakları bitiren Ayşe, kapının önündeki çardağa doğru yol aldı. Masanın yanına gelince yavaşça sandalyeye oturdu ve gökyüzünü seyre daldı. Muhteşem bir doğa karşısında duruyordu. Yıldızlar bütün parlaklığı ile boy gösteriyor ve ayda onlara nispet yapar gibi pırıl pırıl parlıyordu. Tüm bu mükemmelliğe bülbüllerde şarkıları ile eşlik ediyorlardı.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 11.01.2016 13:29:23 devamı >
UTANIYORUM
Kapattım penceremi doğaya, Neden mi? Güneş eskisi gibi doğmuyor odama, Alev alev yanan sobam ısıtmıyor tenimi. Üşüyorum. Gözlerimde fer yok, eskisi kadar göremiyorum. Neden mi? Ufuklar toz dumana bürümüş diyor haber bültenleri. Korkuyorum. Yoksa kıyametin habercisi mi yaşanan arbede? Nedir bu kargaşa ve dökülen kanım yerlere? Kardeşim kurşun sıkmış şakağıma, Islak ve loş betonda uyuyorum.
Yazar : Necati Ün   Eklenme Zamanı : 29.12.2015 12:54:48 devamı >
CEHENNEM AZABI (ŞİİR)
Sükûtun bedelimiydi, sokakları utanmazlığa bürüyen, Yoksa susmuş, ama küfrü ile gizlemiş, zindandan kaçışımıydı sergilenen, Ne kavramı yerinde doğru bilen, Nede kavramın ahlakıydı gözlerimize serilen, Taşlaşmış put edasıyla kibirlenen, Bir avuç zavallının cehennem şarkısıydı söylenen.
Yazar : Necati Ün   Eklenme Zamanı : 19.12.2015 16:41:10 devamı >
YA RAB! SENİNDİR TÜM ECİRLER…
Umutsuz ve çaresiz bakışlardı, çocukluğumun hikâyesi, Sen yanımdan gideli çok olmuştu. Önce kanıksayamadım, sustum öylece, Zamanla konuştum birkaç cümle, Ama hayata tutundum tüm gücümle. Uykumun en tatlı anıydı saçlarıma dokunuşun, Sen gelince yanağımda şebnemler açardı, Menekşeler kokardı o büyük bahçemde, Bülbüller şakırdı hem gündüz hem de gecemde.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 10.12.2015 16:49:57 devamı >
YÜKÜNÜ SIRTINA VURMUŞ GİDİYOR YOLCU
Elinde bir asa sahra yolunda. Yüzünde aydan düşmüş billur. Ne sağa, nede sola savrulur. Yükünü sırtına vurmuş gidiyor yolcu.
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 29.11.2015 17:58:50 devamı >
SEN BU ÇAĞDA YUSUFSUN
Sen kuyudasın bilinmezler diyarında, Bense modern çağda, medeni insanlarla, Medeni dedimse aldanma, Bizim medeniyetimiz şaştı! Bu çağda. Bizim medeniyetimiz; Öyle bir kavram ki nasıl söylesem, Bir battaniye alıp içine gizlensem, Gömsem de başımı gizlesem, Kızaran yanağımı nasıl gizlesem?
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 20.11.2015 17:25:42 devamı >
BE USTAM
Kapalı düşler üstüne kurulmuş bir yaşam, Ne düşünmüş, ne anlamış insan. Umudumu bir sonraki bahara atmışsam, Senden umduğum bir şey var ustam. Hep oyalamış beni yaşam, Nerede sabahsa, orada akşam, Birazda midemi okşasam, Bana yeter sanmışım be ustam.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 10.11.2015 17:31:57 devamı >
DUVARDAKİ KİTAP (ÖYKÜ)
Henüz dokuz yaşında idim. Yaşadığım şehirden annemlerin yaşadığı şehre doğru gidiyordum. Evet, ben çocukluğumu anne ve babamla geçirmedim. Çok küçükken annem “biz köyde oturuyoruz; burada, bu çocuğu tarlada, sabanda çalıştırırlar oda okuyamaz ve başarılı insan olamaz” diye büyük şehirde yaşayan dedemlere göndermiş… Yine bir yaz tatili ve yaklaşık dokuz aylık bir okul döneminden sonra aileme gitmek için yola çıktık. Uzunca ve meşakkatli bir yolculuk bekliyordu şimdi beni. Tam on yedi saat sallana sallana bir yolculuk. Bazen sıcak bunaltacak, bazen sigara dumanı midemi bulandıracak, ama onlara ulaşacağım işte. Bunu düşünmek bile insanı hafifletiyor. On yedi saat, dokuz aylık hasretin sonunda sanki on yedi sene geliyor insana. Yol uzadıkça uzuyor ve uyuyamamam beni daha solgun ve yorgun bırakıyordu… Sonunda gelmiştik babam annem ve de kız kardeşlerim hepside karşımdaydılar. Sonunda yitik olan yüreğim evini bulmuş, mutlu ve heyecanlıydı. Sarıldım, bastım yüreğime. Harlanmış yüreğim serin sulara girmekteydi…
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 02.11.2015 08:34:58 devamı >
YALNIZ GEZEN ADAM(ÖYKÜ)
Elinde bir asa, beyazlamış sakalına uzun saçları dokundukça, küçük kıvılcımlar çıkıyordu. Yaklaşık elli yaşlarında, nereden geldiği bilinmeyen ve kasaba halkı tarafından tanınmayan bir amca belirmişti. Bir haftadır kasabanın ortasında ki meydanın oraya gelir, kahvenin bahçesine bir seccade koyar ve üzerinde uzun uzun dua ederdi. İlk zamanlar kahvede oturan insanlar onun bu garip davranışlarından etkilenmiş ve kahve sakinleri onun hakkında farklı görüşlere ayrılmış, hatta gurup olmuşlardı. Muhtar Hamdi beyin tarafında olan gurup, bu tuhaf ihtiyarın bir deli olduğunu öne sürmüş ve kendi ailesinden olan kişileri, bu adamdan uzak tutmak için sıkı sıkı tembihlerde bulunmuşlardı. Aslında kamyoncu Yunus ve gurubu da onun yanına yaklaşılmaması hususunda aynı fikirde idiler. Ancak onlar onun bir deli değil de suç işlemiş kanun kaçağı olarak düşünüyorlardı. İmam Yahya ve beraberindeki gurup ise onun Hızır olduğu kanaatindeydi. Fakat onlarda bu garip ihtiyara temkinli yaklaşıyorlardı. Ama hiç kimse nedir, necidir diye sormaya cesaret edemiyordu. Yaşlı ihtiyar tüm gününü burada geçiriyor, ne bir şeyler yiyor, nede içiyordu. Bu davranışları ile imam Yahya efendiyi iştahlandırıyor ve
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 21.10.2015 09:06:38 devamı >
ÜÇ ADIM (ÖYKÜ)
Sıcak bir yaz akşamıydı. Kaldırımın üzerinde yürüyen yaşlı amcanın sağından hızla geçen Hasan, nerede ise adamı yere devirecekti. Ardı arkası kesilmeyen adımlamalar bütün hızıyla devam ederken, bir taraftan da elindeki haritaya bakarak yoluna devam ediyordu. Bir sağ sokağa dönüyor, bir sol sokaktaki merdivenlerden yukarı çıkıyor, durmadan ve hiç geriye bakmadan ilerliyordu. Kalbi çok hızlanmış ve solukları kısık kısıktı. Ayaklarının hiç takati kalmamıştı. Son basamakları da çıktıktan sonra tepenin zirvesine ulaştı. Hasan birkaç adım daha attıktan sonra durdu. Nefesini toplamak için olduğu yere eğildi. Eğildiği yerde elindeki haritayı kontrol etti. Evet, burası olmalı, tıpkı resimdeki ağaç ve ev diye mırıldandı. Başını yavaşça etrafında gezdirdi. Doruğa yaslanmış bir bulut; çepeçevre sarmıştı dağın etrafını. Mistik bir hal almıştı şimdi her yer. Birkaç dakika dinlendikten sonra ağacın yanındaki eve doğru yürümeye başladı. Bir adım bir adım daha derken bitirmişti. Kendisini kapının önünde buldu. Yavaş hareketlerle kapının kolunu tutarak açtı.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 13.10.2015 08:45:16 devamı >
LA SÖYLEMLER (ŞİİR)
Sen vardın ya uzak olduğum kadar yakındın bana, Titrek ellerimde tutamadığım gizli saklı hesaplar, Ve bütün çıplaklığı ile hakka çağıran mesajlar, La söylemler vardı gözlerimi her kaçırma anlarında.
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 30.09.2015 10:48:08 devamı >
SEN HİÇ ÖLDÜN MÜ?
Bir mayıs sabahıydı erkenden açtın gözlerini Bir çığlık, bir bağırış ile geldin dünyaya, Kimsesiz bir çare idin anne kucağında, Büyüdün, büyüdün, büyüdün… Peki ya sen hiç öldün mü? Filistin sokaklarında, taş atarken firavunlara. Afganistan ve Suriye’de can verdin mi? Bir kurşun ile anne kucağında.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 21.09.2015 11:23:26 devamı >
KURBAN
Başını uzatmış yatıyordu yerde. Ne şikâyet ne serzeniş vardı dilde. Omuzunda bir el beklemekte. Sevgiden, şefkatten titremekte. Birisi kararlı bıçağını bilemekte, Diğeri sabır ve sebat ile beklemekte, Sınanan hangisi tam olarak bilinmemekte. Birisi sevdiğine, sevdiğini feda etmekte. Birisi sevdiği için, kendini feda etmekte. Sür bıçağı sür İbrahim, zaman geçmekte. Oğlun İsmail seni beklemekte.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 05.09.2015 15:40:10 devamı >
BİR GECE DÜŞLEYİN...
Bir gece düşleyin; gecenin ilerlediği bir saat. Bir serin rüzgâr semada sayılmayacak kadar yıldızlar. Ve uzunluğunu bilemediğimiz uçsuz bucaksız evren. Ne kadar da huzur veriyor değil mi? Akşama kadar kafamızı gömdüğümüz o evrak karmaşasında, bir o iş bir, bu iş ile kendimize zulüm ederken: Bir gökyüzü ve uçsuz bucaksız sema tamir ediyor bir anda kendi eliyle bizi. Yâda bir tepenin üstünde oturmuşsunuz ve büyük ressamın yaptığı tabloya bakıyorsunuz. Bir küçük tepe üzeri yemyeşil ağaçlarla örülü. Gürgen, çam, meşe hepsininde bir başka kokusu: Mest ediyor burunlarımızı. Ve bir de akarsu tepenin yamacından nazlı nazlı gelmekte. İçinde balıklar dans etmekte ve sessizliği parça parça bölen serçelerin makamı.
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 27.08.2015 13:45:50 devamı >
BU SON PERDE MİDİR EY HAYAT?
Neden susmuş bütün kelimeler. Söylenecek söz mü bitmişte, Sus pus kalmış dostlar. Yoksa sorulmadan söylenmez mi olmuş kifayeler? Yalın saf ve berrak makaleler. Makaleler olmalı gerçekte. Gerçekten çok çokta ötede. Söyleyin bana dostlar hak nerde?
Yazar : NECATİ ÜN   Eklenme Zamanı : 16.08.2015 11:41:11 devamı >
NE YAPMALI İNSAN?
“İnsan anılır bir şey değilken üzerinden uzunca bir zaman geçti. Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan(meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık. Şüphesiz biz onu yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kateder” (İNSAN 1-2-3) Ayetlerden anlaşılacağı üzere bir hiç söz konusu iken mutlak güç, tek otorite kaynağı olan Allah insanı yaratmıştır. Yaratma deyince; Nedir insan? Nasıl yaratılmıştır? Neden yaratılmıştır? gibi bazı sorular akla gelir ilk önce. Şimdi bu sorulara cevaplar aramaya başlayalım:
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 27.07.2015 12:30:20 devamı >
SENİ ANLATMAK
Günaydın karanlığımın ’ŞİRA’sı. Yolumu kaybedip yardım aldığım pusulam. Evet sen kapalı sandığım kapılarımı açan nazlı ışık. Bana bir yol göstersende anlasam. Bölsem düşlerimi tam ortasında korkunun Bir yudum su alsam pencereme koşşam. Dindirirmisin ızdırabımı. Açarmısın perdelerini ağlayan düşlerimin; Bilirmisin neden bukadar korktuğumu. Boğazımda düğümlenen kelimelerimin, Açıklarmısın bana neden sustuğumu. Aynanın karşısına geçipte nerede yok olduğumu..
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 08.07.2015 09:25:20 devamı >
BİR SABAHTI GÖZLERİMİ ARALADIM YENİ DÜNYAYA (ŞİİR)
Bir sabahtı gözlerimi araladım yeni dünyaya sanki önce hiç yokmuşcasına kulağımda bir kelime karanlıktan aydınlığa hasretten vuslata anlamsız sızılardan rahata rahatla birlilikte zorluğa zorlukla birlikte rahata....
Yazar : Necati ÜN   Eklenme Zamanı : 08.06.2015 16:10:34 devamı >

::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet
Ey imanda sebat edenler! Siz Allah’ın (davasına) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. Muhammed Suresi / 7

::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Dan Diner - Mühürlenmiş Zaman



Ziyaret Edilme Sayısı : 002779165

iletişim : editor@kimokur.com